İRAN ORTADOĞU’DA OYUN KURUCU OLDU

Irak Başbakanı Haydar El Ebadi’nin çağrısı üzerine Ramadi’ye doğru harekete geçen milisler kenti IŞİD militanlarından geri almak üzere Ramadi kentinin girişinde mevzileniyor. Ramadi geri alınarak, IŞİD’in batı istikametinden başkente ilerlemesi engellenmek isteniyor. Şii milisler üzerinden İran’ın bölgedeki etkisi artıyor. Türkiye bölgede dışlanırken İran oyun kurucu oldu.

Celal ÇETİN

Şii milislerin Irak’ta etkin hale gelmesi, İran ile ABD’nin gizli anlaşmasına dayandığı belirtiliyor.

Obama her ne kadar, “IŞİD konusunda İran ile işbirliği yapmıyoruz” iddiasında bulunsa da Beyaz Saray sözcüleri yaptıkları açıklamalarda aslında bu iddaları pekiştirir tarzda yalnızca “İran politikasının değişmediği” yönünde oluyor.

Bu açıklamalar Wall Street Journal gazetesinde yer alan bir haberle yalanlandı. Gazetenin haberine göre, Başkan Obama, İran dini lideri Hamaney’e yazdığı gizli bir mektupla IŞID’a karşı işbirliği çağrısı yapıyordu. Bununla birlikte yapılan açıklamalarda, IŞID’a karşı işbirliğinin, nükleer görüşmeleri kapsamadığı ve bunun ayrı bir konu olduğu ısrarla bir kez daha vurgulanıyordu.

Bu yalanlamalarla birlikte ABD-İran-Suriye ittifakı haberleri gündemi yine işgal etti. IŞİD’e karşı ittifak kuran ABD ve İran cephesinde önemli bir gelişme yaşandığı öne sürüldü. ABD’li istihbarat yetkililerinin İranlı komutan Kasım Süleymani ile 4 saatlik bir görüşme yaptığı ortaya çıktı. ABD’lilerin aynı zamanda Esad yönetimi ve Kürt muhalefetiyle kritik görüşmelerde bulunduğu da kamuoyuna yansıdı.

ALMANYA İSRAİL’İ KONTROL EDECEK

İran’ı kazanma konusunda çaba sarfeden yalnızca Amerika değil. Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, yaptığı bir açıklamada, “IŞİD’le ortak mücadele için Arap ülkeleri ve Türkiye’nin yanı sıra İran’ı da ikna etmeye çalıştıklarını” söyledi. Bu açıklama, Almanya’nın Ortadoğu’da öne çıktığının göstergesi olarak kabul ediliyor.

Ancak Almanya’nın Ortadoğu’da ön alması, İsrail-İran gerginliğinden kaynaklanıyor. Bilindiği gibi ABD-İran yakınlaşması İsrail’i rahatsız ediyor. ABD’nin İran’la IŞİD’a karşı “terörizmle mücadele” gerekçesiyle geliştirdiği ilişkileri İsrail başta olmak üzere bölgesel müttefiklerine bildirmediği, onları bu gizli denklemin dışında tuttuğu ortaya çıktı. Netanyahu’nun, “İran’la nükleer görüşmeleri sürdüren ülkeleri ‘tehlikeli bir anlaşma’ konusunda uyararak, ‘İran’ın IŞİD’dan daha tehlikeli olduğunu” söylemesinin temelinde bu rahatsızlık yatıyor.

Konvansiyonel askeri gücünü artıran, bölgesel siyasi yapılanmalarda başat güç olan İran’ın ileride İsrail’in korkulu rüya olabileceği ihtimali Tel Aviv yönetiminin birinci gündem maddesini oluşturuyor. Nükleer silahlara sahip olmayan bir İran’a karşı nükleer gücünü kullanamayacağını bilen israil, konvansiyonel bir savaşta İran’la başa çıkamayacağını biliyor. Bu nedenle “dişine göre bir rakip” halindeyken İran’ı askeri operasyonla etkisizleştirmeyi düşünebilir. Bu ihtimal bölgesel bir savaş anlamına gelir ve ABD’den Rusya’ya kadar hiçbir ülke bunu istemiyor.

Almanya bu nokdara devreye giriyor. Rusya’nın İran üzerindeki kontrolünün benzeri Almanya-İsrail arasında yaşanıyor. Almanya’ya bu görevi verenin de Washington yönetimi olduğu söylenebilir. Almanya’nın bölgesel çıkarları, ABD’nin verdiği görevi kabul etmesinde etkili oldu.

İRAN OLMADAN BÖLGEDE “YAPRAK KIMILDAMAZ”

İran’ın, Irak işgali sonrasında bu ülke üzerindeki üzerindeki hakimiyetinin artması, bu ülkeyi tüm denklemlerde öne çıkardı. İran’ın olmadığı bir senaryo bugün gerçekleşmesi nerdeyse imkansız olarak görülüyor. Bu etkinlik Irak’ın yanısıra Irak Kürdistanı açısından aynen geçerlidir. İran görüldüğü kadarıyla bölgedeki kaotik ortamı, her bir kıpırdanmayı, en verimli biçimde kullanarak etkisini arttırmaya çalışmaktadır.

İran’ın etkisinden söz edilirken, Irak’tan başka Yemen, Filistin, Lübnan ve Suriye’deki olaylara müdahil olduğu ve bu ülkelerdeki iktidar kavgalarında birincil dereceden rol oynadığı bilinmektedir. İran’ın artan ağırlığına karşı İsrail ve Arap Birliği dengeleyici rol oynamaktan uzak kaldılar.

Bu nedenle ABD’nin İran’a karşı tutumunda bu nedenle bir çok faktör rol oynamakta ve bu ülkeyi daha fazla “terörize” edemeyeceği kanaatiyle “işbirliklerine” yönelmek zorunda bırakmaktadır. Bu anlamda İran’ın pazarlık masasına oturması dahi “bağımsız” davranışlar geliştirmesini önleyici olduğu müddetçe tercih edilir bir durum olarak öne çıkmaktadır.

ABD’nin özellikle Türkiye’nin ısrarına karşı, Suriye’de Esat yönetimini hedef tahtasına oturtamamasının bir ucunda İran’ın tutumuyla birlikte, ABD’nin İran’la işbirliğini geliştirme ihtiyacı ve yaklaşımı bulunmaktadır.

Sonuç olarak; 5+1 görüşmelerinde kazanılan ek süre İran’a nefes aldırmışken, IŞID tehdidi İran’ı bölgenin vazgeçilmezi” haline dönüştürdü. Gelişen işbirliği sürecinde İran büyük ihtimalle bu süreyi değerlendirip, “nükleer eşiği geçme” konusunda daha kararlı adımlara yönelebilir. İran’a dönük Amerikan tutumunun dayandığı tüm parametreler bugün bütünüyle çökmüş durumda. İran her koşulda bölgedeki gelişmelerde etkisini çarpan olarak artıracak bir konjonktür yakaladı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu 2010’da, “Ortadoğu’da artık bizden habersiz yaprak kımıldamıyor. Bölgenin en güçlü siyasî aktörü artık Türkiye oldu” demişti. Ancak Davutoğlu’nun tüm tespitleri ve öngörüleri gibi bu tespiti de yanlış çıktı. Türkiye Ortadoğu’da “etkisiz eleman” konumuna düşerken İran’dan habersiz yaprak kımıldamıyor.

OBAMA’NIN IŞİD STRATEJİSİ ELEŞTİRİLİYOR

Öte yandan hem siyasiler hem de siyaset uzmanları tarafından Obama’nın IŞİD stratejisi ağır şekilde eleştiriliyor. Obama IŞİD’in zayıflatılacağı ve ortadan kaldırılacağı sözü vermesine karşın Ramadi’nin IŞİD’in eline geçmesi,  Amerika’nın Irak’ta yoğun bir varlık göstermemesinin sonucu olarak yorumlanıyor. Washington Post gazetesinde yer alan makalede Ramadi kuşatmasının hava saldırılarının ne kadar zayıf ve yetersiz kaldığının kanıtı olduğu yazıyor. Şii milislerin Irak’ı koruyamayacağının altı çiziliyor ve evet Obama yönetimi bir kez daha kara birlikleriyle ucu sonu belli olmayan bir savaşa girmek istemiyor. Ama “Sünni müttefikleri kesin bir Suriye politikası olmadan Washington yönetiminin yanında yer almayacaklardır” deniyor. Özetle makalede, Ramadi’nin düşüşü Obama’nın IŞİD’le mücadele konusundaki güçsüz stratejisini ortaya çıkardığı vurgulanıyor.

George Bush dönemi savunma bakanlarından Robert Gates de Amerika’nın IŞİD’le mücadele konusunda asla bir stratejiye sahip olmadığını ve atılan günlük adımlarla bu terörün üstesinde gelinmeye çalışıldığını savundu. Hatta daha da öteye taşıyarak “Irak’ın Yugoslavya’ya dönüşeceğini, hatta Ortadoğu’nun çok uzun bir süre daha sorunlara ev sahipliği yapacağını söyledi.

20.05.2015