ABD ÇEKİLİYOR, ESKİ TÜRKİYE'YE DÖNÜLÜYOR

Rusya ve Çin arasında kurulan ekonomik ve askeri ittifak ABD’nin tüm planlarını değiştirmesine yol açtı. İlk kez bu kadar güçlü bir ittifakla karşılaşan ABD, dünyanın hemen her köşesinde açtığı cephelerinden ya çekilmeye, ya küçültmeye gidiyor. Bu cephelerden biri olan Ortadoğu, ABD’nin yanısıra Türkiye başta olmak üzere İran, Rusya ve İsrail için yaşamsal önem taşıyor. ABD’nin yeni stratejisi, Türkiye’yi uçurumdan kurtaracak.

Celal ÇETİN

Rusya ve Çin, NATO üzerinden ABD’nin yayılmacı politikasına karşı ekonomik ve askeri silahlarını cepheye sürdü. 100 milyar dolar sermayeli Asya Altyapı Yatırım Bankası’nı kuran Çin, ABD’nin kontrolündeki Dünya Bankası, IMF gibi Batı finans yapılanmalarına ciddi alternatif oluşturdu. 4.5 trilyon dolara yaklaşan rezervi ile küresel sermayenin en önemli aktörleri arasına girdi.

Çin’in ekonomik silahına destek olarak Rusya askeri gücünü cepheye sürdü. Böylece iki ülkenin ekonomik ve askeri gücü ABD’nin karşısına çıktı.

Bu gelişme, küresel dengeleri ve Washington’un tüm planlarını altüst etti. Avrupa’dan Asya’ya, Ortadoğu’dan Kafkasya’ya dünyanın her köşesinde askeri varlık bulunduran ABD, yeni savunma konseptine göre bu güçlerinin büyük kısmını çekerek Pasifik’te konuşlandırmaya hazırlanıyor. Böylece Çin’e karşı “müttefikleri ile Çin Seddi” oluşturmayı planlıyor.

Çin askeri yapısını, teknolojisini modernleştirmiş, kapasitesini arttırırken Japonya ile arasındaki ilişkiler hızla bozuluyor, çevresinde giderek artan bir güvensizlik ortamı oluşuyor. Hindistan, Çin’i dengeleme girişimi olarak Japonya ile ilişkilerini yoğunlaştırıyor.

ABD uzun zamandır Kafkasya coğrafyasında ise NATO eliyle Rusya’yı kuşatmaya çalışıyor. Özellikle Ukrayna, Gürcistan, Azerbaycan gibi Rusya için stratejik önemdeki ülkeleri NATO üyesi yaparak Rusya’yı ateş çemberine alma politikası izliyor.

NATO, Kuzey Deniz’inde 5 bin asker ile "Dinamik Firavun Faresi- Dynamic Mongoose" adlı bir tatbikat yapıyor.

Hakeza Estonya’da 13 bin askerle "Kirpi- Siil" tatbikatında,

Litvanya’da ise 3 bin askerle "Yıldırım Çarpması- Zaibo Kirtis" adlı geniş bir tatbikattadır.

Tatbikatların Kuzey Avrupa ve Baltık ülkelerinin Rusya ile ilişkilerinin askeri anlamda gerildiği döneme denk gelmesi dikkat çekiyor.

Nitekim Avrupa’nın doğusunda Batı ile Rusya arasında genel bir savaşa dönüşme potansiyelleri taşıyan bir gerginlik yaşanıyor.

Washington yönetiminin her iki ülke ile mücadele etmesine ne ekonomisi, ne askeri gücü yeterli geliyor. Bu nedenle Rusya ve Çin ile yapacağı mücadaleyi orta ve uzun vadeye yayması, bunun için de dünyanın geri kalanındaki kuvvetlerini ve operasyon maliyetlerini azaltması gerekiyor.

ABD için Pasifik ve Kafkasya bölgesi birinci tehdit olarak öne çıktı. Diğer bölgelerin önemi ise ikinci, üçüncü dereceye düştü. ABD bu bölgelerden geri çekilecek ama, arkasında istikrarsızlık bırakmak istemiyor.

ORTADOĞU’DA İSTİKRAR ÖNEM KAZANDI

ABD’nin bulaştığı her yerde yıkım ve kaos ortaya çıkıyor.

Suriye’de iç savaş sürüyor, Suriye ve Irak toprakları üzerinde radikal İslamcılar cirit atıyor.

Gazze’de kanlı, yıkıcı bir savaş yaşanmıştır ama statüko değişmeden kalmış, şu saatte İsrail-Filistin arasında bir barışın nasıl sağlanacağı bilinmiyor.

Nijerya’da, Somali’de, Mali’de, Yemen’de Boko Haram, El Şebab, Kuzey Afrika ve Magrib El Kaidesi grupları terör estiriyor.

Libya kanlı çatışmalarla dağılmış durumda.

Afganistan’da göstermelik parlamenter sistem ayakta duramıyor.

Bu noktada Ortadoğu özel önem kazanıyor. ABD her ne kadar bölgeden elini çekse de istikrarsızlık peşini bırakmayacak. İsrail’in güvenliğini sağlamak zorunda. Ilımlı İslam, BOP gibi projelerle bölgeyi terörist bataklığı haline çeviren ABD, bu yanlış politikaları ile İsrail’i de tehlikeye atmış durumda.

ABD’nin ters tepen Sünni Ilımlı İslam ve BOP Projeleri Irak, Suriye ve Türkiye gibi bölgenin en önemli ülkelerini ya içsavaşa sürükledi veya bölünmenin eşiğine getirdi. Ortaya çıkan kaos Sünni İslamcı terörist gruplarının bölgede kökleşmesine yol açtı. Ki bu grupların İsrail’le tarihi düşmanlığı bulunuyor.

Yaptığı ölümcül yanlışın farkına varan ABD yönetimi, şimdi hatasından dönmenin yollarını arıyor.

Tek çaresi ise, Sünni İslamcılık politikasını terkederek ülkelerin üniter yapılarının korunması, İslam referanslı yönetimlerin tasfiyesi ve demokrasinin yeniden hakim kılınması.

Bu yeni strateji İsrail’in de işine geliyor. Kontrolsüz radikal terör gruplarının tehditi altında yaşamaktansa üniter devletlerin hükümetleri ile karşılıklılık ilkesi çerçevesinde ilişki kurmayı tercih ediyor.

Bu nedenle bölgede İsrail, İran, Irak, Suriye gibi ülkelerin aralarındaki sorunları en alt düzeye indirmeleri zorunlu hale geldi. İlişkilerin yeniden düzene girmesi ise, her ülkenin iç istikrarının sağlanmasına bağlı bulunuyor.

İç istikrar ise ülkeleri tehdit eden ayrılıkçı hareketlerin önlenmesinden geçiyor.

SINIRLAR DEĞİŞMEYECEK

Bu çerçevede BOP da uygulamadan kaldırılıyor. 22 ülkenin sınırlarının değişmesini öngören BOP’un en önemli maddelerinden biri, Ortadoğu’da Kürdistan’ın kurulmasıydı. Türkiye, Suriye, Irak ve İran’dan koparılacak topraklarda kurulacak bir Kürdistan, İsrail’in savunma kalkanı görevi üstlenecekti.

Ancak kurulacak Kürdistan’ın Sünniler ve Şiiler kadar diğer ülkeler için sürekli bir tehdit/istikrarsızlık unsuru olacağı gerçeğinin ortaya çıkması ile bu projeden vazgeçildi.

ABD’nin Şii İran’la yakınlaşması, Esad gitse de Şii ağırlıklı rejimin Suriye’deki hakimiyetinin kabul edilmesi, Irak’da Şii merkezi hükümetin güçlendirilme kararı yeni dönemin niteliğini gösteriyor.

Sünni radikalizmin yol açtığı yıkım, kaos ve terör Şiilerin bölgede yeni aktör olarak ortaya çıkmasını sağladı.

Sonuç olarak “Yeni Ortadoğu” şekilleniyor. Yeni Ortadoğu’da Sünni yönetim sistemlere yer olmayacak. Bir başka ifadeyle “Yeni Türkiye”, “Yeni Ortadoğu” için tehdit haline geldi ve yeniden “eski Türkiye”ye dönülmesi gerekiyor.

12.05.2015