KKTC İLE GERİLİMİN KODLARI

KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki gerilimin perde arkası hala aralanamadı. “Anavatan-yavruvatan” tartışması ile başlayan tartışmanın Türkiye, KKTC, AB arasındaki ilişkileri nasıl etkileyeceği bilinmiyor. Tartışmaya ilişkin üç varsayım ağırlık kazanıyor.

Celal ÇETİN

KKTC’nin çiçeği burnunda Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Yavru vatan değil kardeş ülkeyiz” dedi. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Akıncı’nın ağzından çıkanı kulağının duyması lazım. KKTC’ye yavru vatan olarak bakmaya devam edeceğiz, mücadeleyi tek başına sürdüreceklerini mi sanıyorlar” karşılığını verdi. Erdoğan’ın bu sözlerine Akıncı cevap vermekte gecikmedi: “Kıbrıs Türk halkı anavatan sevgisini kalbinde tutmaya devam edecektir, ancak yavruluktan kurtulup emeklemenin zamanı gelmiştir.”

İki cumhurbaşkanı arasındaki tartışmayı birkaç açıdan analiz etmekte fayda var.

ANLAŞMALI KAVGA MI?

Türkiye ve KKTC’nin stratejik aklı, barış müzakerelerinde KKTC hükümetinin elini güçlendirmek için böyle bir anlaşmalı kavga stratejisi izliyor olabilir. Müzakerelerde KKTC hem Rum Kesimi’ne hem Batı’ya, “biz Türkiye’nin gölgesinde kalmış yavruvatan değiliz, bağımsız devletiz” diyebilecektir. Böylece Ankara baskılardan kurtulurken Lefkoşe daha rahat hareket edebilecektir.

“VER-KURTUL”UN YENİ VERSİYONU MU?

Türkiye özellikle tartışma çıkartarak KKTC’yi sırtından atmak istiyor. “Ver-kurtul” formülünün başka bir versiyonu olan “sorumluluğu karşıya yıkarak problemden kurtulma” formülü devreye alınmış olabilir.

Böylece Ankara dünya ve Türkiye kamuoyuna, “bakın, biz KKTC’yi yavruvatan olarak koruyup gözetmeye devam ediyoruz ama KKTC artık bunu kabul etmiyor. Müzakerelerden istemediğimiz bir sonuç çıkarsa sorumlusu biz olmayacağız” diyebilecektir.

AKINCI’NIN TUZAĞINA MI DÜŞÜLDÜ?

Sol görüşlü olmakla tanınan, KKTC’de Türkiye’nin etkisini zaman zaman eleştiren Mustafa Akıncı Türkiye’ye karşı rüştünü ispat etmek için böyle bir çıkış yapmış olabilir.

Akıncı’nın çıkışını Sputnik Haber Ajansı’na değerlendiren Yunanistan’ın en popüler günlük gazetesi Kathimerini’nin Türkiye ve Kıbrıs Bölümü Baş Editörü Nikolaos Stelya’nın tespitleri dikkat çekici bulunuyor:

“Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türk toplumuna yeni bir dinamik getirdi. Bu dinamik, Kıbrıs Türk toplumunun kendi ayakları üzerinde durabilmesine yönelik bir bakış açısını da gündeme taşıdı. Geçtiğimiz dönemde 5 yıl boyunca Türkiye’nin Kıbrıs Türk toplumuna empoze etmiş olduğu ekonomik paketin sıkıntılarının da tavana vurması ile beraber Kıbrıs Türk toplumunun genelinde, ne Rumlara, ne de Ankara hükümetine gereksinim duymaksızın özgürce yaşayabilir miyiz şeklinde bazı sorular sorulmaya başlanmıştı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sert çıkışı müthiş bir fırtına kopardı Kıbrıs Türk tarafında. Erdoğan bu çıkışı niye yaptı? Esas sorulması gereken sual bu bence. Türkiye Kıbrıs konusunda çok duyarlı. Haziran’da Türkiye’de çok önemli seçim süreci var. Son yıllarda olduğu gibi merkezdeki tüm partiler milliyetçi ve muhafazakar çevrelerden elden geldiğince daha fazla oy kapmak istiyorlar. Bu tip durumlarda da Kürt meselesi olsun, Kıbrıs meselesi olsun, ulusal meseleler seçim malzemesi olarak çıkabiliyor. Erdoğan’ın yaptığı çıkışın bu durum ile özdeşleştirilmesi en akıllıcası olacaktır. Erdoğan'ın daha çok kendi tabanına mesaj verdi. Erdoğan’ın ‘Benim için Kıbrıs vatan toprağıdır, yavru vatandır’ şeklindeki sözlerinin Orta Anadolu’nun birçok kasabasında, kentinde, milliyetçi ve muhafazakar seçmen tarafından kabul görüleceğini aklımızda tutmak gerek.”

Mustafa Akıncı, editör Stelya’nın dediği gibi Türkiye’ye yönelik yeni bir bakış açısı getirmek istiyorsa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kameralar karşısındaki gerek refleks, gerekse siyaseten olsun böylesi tepkisinin bir devlet adamı tepkisiyle bağdaşmadığını kabul etmek gerekiyor.

Erdoğan’ın bu tepkisi belki kendi tabanında olumlu yankılanabilir ama, KKTC Türkleri arasında tepkilere yolaçma tehlikesi büyük. Batı’nın ekonomik, siyasi ve psikolojik baskıları altında kimliğini unutma noktasına gelen KKTC Türkleri’ni Batı’nın kucağına atmanın anlamı yok.

Devlet adamı kameralar karşısında tepki vermez. Ayağına çağırır ve istediğini söyler. Yapılmazsa büyük devlet olmanın gücünü kullanır ve yapılmasını sağlar. Kimse ne olup bittiğini bilmez.

Sonuç itibariyle; 2010’daki referandumda KKTC’nin Annan Planı’na ‘evet’ demesi için kampanya yürüten, KKTC’nin kurucusu, Türk Milleti’nin yetiştirdiği en büyük liderlerden ve Türklük aşığı rahmetli Rauf Denktaş’la kavga eden Erdoğan’ın birinci varsayımı uygulaması beklenmiyor.

Geriye ikinci ve üçüncü varsayım kalıyor. Muhtemeler üçüncü varsayım geçerli. Ancak bu varsayımın ikinci varsayımı güçlendirdiğini unutmamak gerekiyor.

03.05.2015