VATAN PARTİSİ’NİN MERKEZ SAĞ PLANI NEDİR?

İşçi Partisi’nin (İP) bir süredir “Milli Merkez” adıyla başlattığı siyasi yapılanma girişimi soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Değişik siyasi görüşlerin temsilcilerini biraraya getirdiğini iddia eden Milli Merkez yapılanmasının temelinde İşçi Partisi’nin olması dikkat çekici.

Celal ÇETİN

Milli Merkez Yapılanması 21 Aralık 2014 tarihinde bir bildiri yayınladı.

"Cumhuriyet İçin Çağrı" başlıklı bildiride "Atatürk’ün temellerini bilim ve aklın ışığında attığı Cumhuriyet’in temel dayanakları" olduğu belirtiliyor ve “ülkenin halkçı, milliyetçi ve devrimci birikiminden gelen siyasi partileri, sendikaları, kitle örgütleri, meslek kuruluşları ve tüm yurttaşlar Cumhuriyet'i yeniden kurmak için birlikte mücadele etmeye davet ediliyor.”

Prof. Dr. Birgül Ayman Güler (CHP İzmir Milletvekili), Prof. Dr. Süheyl Batum (Eskişehir Milletvekili), Ufuk Söylemez (Devlet Eski Bakanı), Şahin Mengü (Manisa E. Milletvekili) ve E. Albay Hasan Atilla Uğur (İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı) tarafından hazırlanan cağrıya 103 siyasetçi, bilim insanı, sanatçı ve çeşitli kesimlerden kişiler imza koymuş.

SAĞ İSİMLERİN AMACI NE?

Gerek Milli Merkez’de yer alan, gerekse bildiriye imza koyanların kendi doğruları, ilkeleri, inandıkları değerler çerçevesinde hareket ettiklerine dair kuşkumuz yok. Ancak anlayamadığımız; İP’nin siyasi felsefesi ile bir zamanlar merkez sağda, özellikle DP felsefesinde yer almış isimlerin biraraya gelebilmeleridir.

Atatürk-Bayar çizgisinin devamı olarak kabul edilen siyasi mücadelede Demirel’in en yakın “siyasi silah arkadaşı” ve partiyi emanet ettiği Hüsamettin Cindoruk’un, DYP ve DP’de bakanlık yapmış İsmet Sezgin’in, Ufuk Söylemez’in, DP Genel Başkanlığı yapmış Namık Kemal Zeybek’in, yine merkez sağda yeralmış Hasan korkmazcan’ın İP’nin şemsiyesi altına girmelerini anlamamız mümkün değil. Bu isimlerin İP’ye muhtaç olmalarını da anlamamız mümkün değil.

Merkez sağda yer alan isimleri niye anlamadığımıçı açıklamadan önce önce; MHP saflarında bakanlık yapmış Prof. Dr. Abdülhaluk Çay’ı, Enis Öksüz’ü, Ülkü Ocakları eski Başkanı Azmi Karamahmutoğlu’nu, İstanbul Ülkü Ocakları eski Başkanı Levent Temiz’i ve emperyalizmin şifrelerini okuyabilen, deşifre edebilen birkaç isimden biri olan araştırmacı-yazar Sinan Meyda’ın da anlamadığımızı söylemek zorundayız.

AKP’nin misyonunun ne olduğunu artık herkes biliyor. 2001’de İkiz Kuleler’e ve Pentagon’a yapılan saldırı ile ABD’nin başlattığı küresel savaş, AKP vasıtayısla Türkiye’ye yansıtıldı. Bugün gelinen noktada AKP sadece yolsuzluklarla değil; sözde açılım özde ihanet süreci, uygulanan antidemokratik baskı yöntemleri ve cumhuriyetin kuruluş felsefesine açtığı savaşla gerçek yüzünü ortaya çıkardı.

Bilindiği gibi ABD’nin uygulamaya koyuduğu Büyük Ortadoğu Projesi, Türkiye dahil 22 ülkenin sınırlarını değşitirmeyi amaçlıyor. BOP, bir anlamda “Sevr’in güncelleştirilmiş hali” olarak da kabul edilebilir. BOP’un Türkiye ve Ortadoğu  için uyguladığı stratejinin temelini Ilımlı İslam, Yeşil Kuşak, Arap Baharı gibi siyasi dönüşümler oluşturdu. Bu çerçevede özellikle Türkiye’de siyasi sistemin, toplum yapısının ve devletin temel kuruluş felesefesinin değiştirilmesine ve devletin savunma reflekslerinin yok edilmesine yönelik operasyonlar başladı.

Dikkat edilirse bu operasyonlarda kullanılan özne; milli-muhafazakar kesimler oldu. Dini inançları kadar milli duygularını da koruyan bu kesimler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk Milleti’nin bekası için sigorta konumundadır. Bunu bilen emperyalizm, bu kesimlerin değer yargılarını hedef aldı ve ne yazık ki başarılı oldu.

Günümüzde milli- muhafazakar kesimlerin “millilik” vasfı törpülenirken muhafazakarlık vasfı, İngiliz üretimi olan Vahabilikle değiştirildi.

Bugün Türk halkının büyük kısmının İslamiyet’i birleştirici unsur olara kabul etmesi sağlanmaya çalışılıyor.

Ama hangi İslam? Bu sorunun cevabı verilmiyor.

Bugün türk halkının büyük kısmının milli duyguları, “demokrasi, insan hakları, hümanizm, halklara eşitlik” gibi emperyalizmin en güçlü silahları ile yok ediliyor. Ulus devletler ortadan kaldırılıyor.

Ama hangi insan hakları, hümanizm? Bu sorunun da cevabı verilmiyor.

Bu gerçekler ışığında doğru ve isabetli tespitler, ulusal/milli mücadelenin geleceğini belirleyecektir. 

29.04.2015