VATAN PARTİSİ’NİN (İP) “DEĞİŞEN GÖREV TANIMI”

Doğu Perinçek’in genel başkanlığını yaptığı İşçi Partisi, kurultayla ismisin değiştirerek Vatan Partisi adını aldı. Fikri altyapısı aynı kalmakla birlikte “görev tanımı değişen” Vatan Partisi’nin vitrin değişikliği üzerindeki tartışmalar ve yöneldiği kesimlerin niteliği devam ediyor. Özellikle alacağı oy oranlarını etkilemeyeceği bilindiği halde merkez sağ, merkez sol ve MHP kökenli isimleri neden bünyesine kattığı sorgulanıyor.

Celal ÇETİN

İşçi Partisi (İP), 10 Temmuz 1992 tarihinde kapatılan Sosyalist Parti’nin yerine Doğu Perinçek tarafından kuruldu. Parti, temel akımı olarak Proleter Devrimci Aydınlık görülse de 1978’deki THKP-C’den ayrılan Halkın Yolu ve THKO hareketinin ardılı olan Türkiye Devrimci Komünist Partisi’nin inşa örgütünden katılımlar gerçekleşti. Bu katılan iki hareketin de kökleri Dev-Genç ve Türkiye İşçi Partisi’nin içindeki Aydınlık gurubu temelli guruplardır. Ayrıca 70’li yılların ikinci yarısında, milliyet temelinde örgütlenme üzerine yapılan bir dizi tartışma sonucunda üç dünya teorisini benimsediğini ifade eden Denge Kawa Örgütü’nün de pek çok üye ve kadrosu TİKP’ye katıldı.

Parti, AKP’ye kapatılma davası sürecinde Anayasa Mahkemesi’ne, 31 ayrı yer ve zamanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) Eşbaşkanı olduğu” itiraflarının bulunduğu bir dosya sundu.

İşçi Partisi genel başkanı Doğu Perinçek, Ergenekon Operasyonu soruşturması kapsamında gözaltına alınarak “hükümeti devirmeye yönelik silahlı terör örgütü kurmak” suçuyla tutuklu olarak yargılandı. Perinçek, 10 Mart 2014’te uzun tutukluluk süresi göz önünde bulundurularak tahliye edildi.

NEREDEN NEREYE

İşçi Partisi, milletvekili genel seçimlerinde 1995’de yüzde 0.22, 1999’da yüzde 0.18, 2002’de yüzde 0.51, 2007’de yüzde 0.36 oranında oy alabildi.

Yerel seçimlerde ise 1994’te yüzde 0.28, 1999’da yüzde 0.21, 2004’te yüzde 0.25, 2009’da yüzde 0.29 ve 2014’te yüzde 0.25 oy oranını aşamadı.

Seçim sonuçlarından da anlaşılacağı gibi İşçi Partisi ideolojik altyapısı gereği Türk halkının yapısı ile uyum sorunu yaşıyor. Doğu Perinçek’in PKK’nın kurucusu, terörist Abdullah Öcalan’la Kandil’deki görüşmesi, partinin milli/muhafazakar toplum yapısına uymayan bir felsefi altyapıya sahip olması gibi gerekçeler Türk halkının İP’ye güvenmesini ve yönelmesini önledi.

Bugün gelinen noktada adını değiştirerek Vatan Partisi adını alan partinin yönetim (vitrin) yapısı ile felsefi altyapısı arasında büyük fark bulunuyor. Doğu Perinçek ve İP, sadece Türk halkının ezici çoğunluğunu oluşturan merkez sağın milli/muhafazakar yapısına değil, merkez sola da aykırı politikalar ve söylemler geliştirdi. Bugün gelinen noktada aykırı olduğu merkez sağ ve merkez solun önemli isimlerini yeni parti çatısı altında toplamasının iki anlamı olabilir.

REDDİ MİRAS MI YAPTI?

Doğu Perinçek Vatan Partisi adını alarak İP’nin tüm mirasını reddetmiş olabilir. Küresel anlamda siyasi, ekonomik ve sosyal yapılardaki değişim ve dönüşüme paralel kendisini sorgulayan Perinçek ve parti tüzel kişiliği, “yeni dünya düzenine göre” kendisini güncellemiş olabilir.

Ancak doğu Perinçek gibi bir ismin böylesine radikal bir güncellemeye girmeyeceği belirtiliyor. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı başbakanlığı döneminde BOP eşbaşkanlığı ile suçlayan, bu suçlamayı dosya halinde kapatma davasında Anayasa Mahkemesi’ne sunan bir Perinçek’in böylesine radikal bir dönüş yapması beklenmiyor. O günden bugüne küresel planlarda değişiklik olmadığına göre Perinçek'in görüşlerinde de değişiklik olmaması gerekiyor. Yani bir reddi miras sözkonusu olamaz.

ERDOĞAN’LA BİRLİKTE Mİ ÇALIŞIYOR?

Vatan Partisi’nin yeni vitrini, adıyla birlikte görev tanımını da değiştirmiş olabileceği iddialarına yol açtı. Bu iddiaların temeli ise, Partinin yönetimine Eski Bakan ve milletvekillerinden, bürokratlara, emekli komutanlara kadar önemli isimlerin girmesi, Merkez Karar Kurulu’nda CHP ve MHP'de uzun yıllar görev almış siyasetçilerin öne çıkması.

Örneğin Hasan Korkmazcan, Tayfun İçli, Enis Öksüz, Yaşar Okuyan gibi merkez sağ, merkez sol ve MHP kökenli isimler dikkat çekiyor. Bununla birlikte Genelkurmay İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz gibi isimler de dikkat çekici bulunuyor.

Siyasi gözlemcilere, toplum bilimcilere, siyaset bilimcilere göre İP adını da değiştirse gerek kendi geçmişinden, mirasından ve gerekse Doğu Perinçek’in etiketinden kurtulamayacak. Ve bu geçmiş/miras/etiket Türk halkının uzak durmaya çalıştığı ideolojik yapıyı oluşturuyor. Bu nedenle oy oranı üzerinde olumlu bir etkisi olmayacak.

Oy oranlarında önemli bir etki olmayacaksa, merkez sağ, merkez sol ve MHP kökenlileri neden bünyesine kattı?

Bu sorunun cevabını verebilmek için AKP felsefesine, hitap ettiği kitleye ve politikalarına bakmak gerekiyor.

AKP Türk halkının milliyetçi/muhafazakar yapısına dayanan, oradan güç alan kurumsal bir yapı kurmaya çalışıyor. Ancak 14 Ağustos 2001’de kurulan AKP, aradan geçen 14 yıl içinde kendisine sağlam bir felsefi ve ideolojik bir temel oluşturamadı. Felsefi ve ideolojik anlamda bir kimlik yerine etnik ve mezhepsel temelli yapıyı tercih etti. Bununla birlikte merkez sağa hakim olma talebinden hiç vazgeçmedi. Merkez sağ ise hem milli hem muhafazakar özelliğe sahip; memleketine, bayrağına, Atatürk’e sahip çıkarken inançlarını da yaşayabilen, hoşgörü, anlayış ikliminde yetişmiş bir yapıdır.

AKP’nin 13 yılına bakıldığı zaman sözkonusu yapının millilik  vasfının ortadan kaldırıldığı, muhafazakar vasfının ise Anadolu Müslümanlığı’ndan uzaklaştırılarak vahabilik-selefilik eksenine sokulduğu görülebiliyor. Bir anlamda Atatürk’ün sağı vahabi-selefi akımlara teslim edildi.

Bu arada Atatürk’ün solu CHP’de de kimlik karmaşası yaşanıyor. “Yeni Türkiye”ye uyumlu bir “yeni CHP” inşaası süreci yaşanıyor.

Ancak her şeye rağmen Atatürk’ün sağı ve solu direniyor. Tüzel kimliklerini korumaya, varlığını sürdürmeye çalışıyor. Bu direnişe MHP’nin de destek verdiği biliniyor. Yani Atatürk ve MHP AKP için hala bir tehdit konumunu sürdürüyor.

Bu noktada eski İP, yeni Vatan Partisi’nin “yeni görev tanımı” anlam kazanıyor.

Yeni görev tanımı: AKP için tehdit konumunu sürdüren Atatürk’ün sağının ve solu ile MHP’nin içinin boşaltılması...

Doğu Perinçek’in, bir zamanlar BOP eşbaşkanı olmakla suçladığı Erdoğan'la paralel yapının kökünü kazımak için birlikte hareket edeceğini açıklamasının inandırıcılığının tartışılmaya muhtaç olduğunu unutmayın.

BOP’un mimarlarının paralel yapının da mimarı olduğunu unutmayın. BOP’a eşbaşkan olan birinin paralel yapıyla nasıl mücadele edeceğini düşünün. 17/25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarına kadar AKP ile müttefiklik ilişkisini sürdüren paralel yapının, bu tarihten sonra darbecilikle suçlanmasının muhasebesini yapmayı unutmayın.

Oy oranı yüzde 1’i bile bulamayacak bir partinin Atatürk’ün sağından, solundan ve MHP’den önemli isimleri neden transfer ettiğini sorgulamayı unutmayın.

Ve unutmayın; BOP'un, paralel yapının mimarları, Atatürk'ün bir zamanlar "geldikleri gibi geri gönderdiği" küresel emperyalizmin 2015 versiyonlarıdır. BOP ve paralel yapı, değişen aktörlere karşın devam eden işgal planlarının güncelleştirilmiş halidir. Vahabilik-selefilik de BOP'un, paralel yapının mimarları tarafından bu topraklara ekilen tohumlardır...

29.04.2015