13 YILIN BİLANÇOSU: KURUMSALLAŞAN YOLSUZLUK

Şeffaflık Derneği’nin yaptığı bir araştırma, Türkiye’de yolsuzluğun boyutlarını gözler önüne seriyor. Araştırma sonuçlarına göre halkın yarıdan fazlası AKP hükümetinin yolsuzluklarla mücadele ettiğine inanmıyor. Yolsuzluğun bu boyutlara ulaşmasında AKP’nin verdiği sözlerin tersine uygulamaları görülüyor.

Celal ÇETİN

Katılımcıların yüzde 67’si yolsuzluğun arttığını, yüzde 18’i azaldığına inanıyor. Katılımcıların yüzde 54’ü yolsuzluğun artacağını, yüzde 25’i azalacağını düşünüyor. Katılımcıların yarısından fazlası hükümetin yolsuzlukla mücadele çabalarını etkisiz buluyor.

Yolsuzluğun nedenlerinde ilk sırada yer alan başlık dokunulmazlık ve cezasızlık iken, halkın yüzde 55’i hükümetin yolsuzlukla mücadele çabalarını etkisiz buluyor. Dokunulmazlıklar ve cezasızlığın yolsuzlukla mücadeleyi etkisiz hale getirdiği ortaya çıkıyor.

2013 Aralık ayında başlayan yolsuzluk soruşturması Türkiye tarihinde en büyük çaplı yolsuzluk iddialarını içeriyor. Bu iddiaların hükümet tarafından ciddiyetle ele alınmadığı, bunun yerine bir darbe girişimi olarak nitelendirildiği, soruşturmaların ardından yargı ve emniyette yoğun bir şekilde görevden alma ve görev yeri değişiklikleri, iddialarda adı geçen eski bakanların Yüce Divan’da yargılanmadığı ve dokunulmazlıklarının korunduğu göz önünde bulundurulduğunda yolsuzlukla mücadelenin etkisiz olduğu, dokunulmazlık ve cezasızlığın yolsuzluk riskini artırdığı ve tüm bunların etkisi ile yolsuzluğun artmış olabileceği algısı haksız sayılmaz.

Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk iddialarını içeren yolsuzluk soruşturmasında, dört eski bakanın AKP’li milletvekillerinin oyları ile kurtarılması, dokunulmazlık ve cezasızlık kültürünün yaygınlaşmasına katkıda bulunduğunu bir gerçek. Eski bakanların Yüce Divan’da yargılanmalarının önlenmesi, yolsuzluk iddialarının tam bir şeffaflık içinde gerektiği şekilde soruşturulmasını imkansız kılarak hukuk devleti ilkesini zedelemiş olmasının yanısıra, toplumda cezasızlığın normalleşmesine katkıda da bulundu.

KAMU İHALELERİ YOLSUZLUĞUN KAYNAĞI

Yolsuzlukların büyük kısmı kamu ihalelerinde yaşanıyor. Kamu ihalelerini düzenleyen mevzuatta son yıllarda AKP tarafından yapılan onlarca değişiklik ile yeni istisna alanları yaratıldı, kamu ihale mevzuatının kapsamı daraltıldı. Bu yasal değişiklikler ile kamu ihalelerinin denetimini sağlayacak olan kurallar zayıflatıldı. 2013 yılının ilk 6 ayında kamu ihalelerinde istisnalar kapsamında yapılan alımların oranı yüzde 24’ü buldu. Bir başka ifadeyle kamu ihalelerinin yüzde 24’lük kısmı denetim dışına çıkarıldı. Sözkonusu istisna kapsamındaki ihalelerin boyutları ise yüzmilyarlarca doları buluyor. Dolayısıyla yolsuzluk oranları da büyüyor.

Oysa AKP 2002 Seçim Bildirgesi’nde; siyasetçi ve kamu yöneticilerinin mal varlığının şeffaf hale getirileceği, görevden ayrılmayı takiben yapılamayacak işler hakkında mevzuatın geliştirileceği, siyasetin finansmanında şeffaflığın sağlanacağı, kamu ihale sisteminin AB normlarına uygun hale getirileceği, yolsuzluk konusunda cezaların ağırlaştırılacağı, yolsuzlukla mücadelede gelişmelerin açıkça izleneceği mekanizmalar oluşturulacağı, kamuda atamalarda liyakat sisteminin tam anlamı ile sağlanacağı, yolsuzluk olaylarının ortaya çıkarılması ve suçluların cezalandırılması için idari ve hukuki önlemler alınacağı gibi yolsuzlukla mücadele açısından oldukça önemli ve somut adımlar sıralanıyordu.

Bugünkü Türkiye tablosuna bakılınca AKP hükümetinin taahhütlerinin tam tersini yaptığı görülüyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yolsuzluk hiç bu kadar kurumsallaşmamıştı… 

29.04.2015