AKP YENİ DÜZENE UYUM SAĞLAMAYA ÇALIŞIYOR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İran ziyareti tartışılıyor. İran’da istenmeyen adam ilan edilmesine karşın ısrarla gitmesi eleştiriliyor. Ancak bu ziyareti AKP’nin değişen dış politikasının yansıması olarak ele almak gerekiyor. "AKP hükümeti ve Erdoğan yeni döneme uyumlanmanın yollarını arıyor" denebilir.

Celal ÇETİN

ABD ve Avrupa’nın birlikte uyguladığı “Ortadoğu’da Sünni ağırlıklı yeniden yapılanma” projesinin radikal Sünni terörü, Rusya, İran ve Çin’in direnişi sonucu çökmesi ile yeni bir süreç başladı.

Özellikle Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin başını çektiği mezhep temelli politikalarda Mısır merkez ülke seçildi. Erdoğan’ın ve AKP’nin tüm gücüyle desteklediği Müslüman Kardeşler’in adayı Mursi ABD’nin de onayı ile cumhurbaşkanı seçildi. Bu, yine ABD menşeili Ara Baharı’nın ilk somut sonucuydu.

Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Cezayir, Ürdün ve Yemen'de büyük çapta; Moritanya, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fas'ta küçük çapta olmak üzere tüm Arap dünyasında başgösteren mitingler, protestolar, halk ayaklanmaları ve silahlı çatışmalarla yayılan Arap Baharı, bir süre sonra ters tepti. Yaşanan ayaklanmalar ve çatışmalar sonucu yönetimler devrildi, otorite boşluğu doğdu. Bu boşluğu ise radikal Sünni terör grupları doldurmakta gecikmedi. Yeni durum ABD ve Batı için Arap Baharı öncesinden çok daha büyük riskleri de beraberinde getirdi.

Buna Suriye’de etkili bir direniş sergileyen Rusya ve İran’ı da ekleyince bölgede içinden çıkılmaz bir kaos ortaya çıktı.

Arap Baharı’nın o heyecanlı günlerinde AKP bölgenin Sünni liderliğine soyundu. Projenin mimarlarını bile geride bırakacak şekilde sorunların içine girdi. Suriye’de Esad rejimini devirebilmek için muhalif görünümlü terör gruplarına her türlü desteği sağladı.

DEVRAN DÖNDÜ

AKP kendisini olayların akışına öylesine kaptırmıştı ki, değişen şartları göremedi. ABD ve Batı taktik ve stratejik değişikliğe gitmiş, Arap baharı’nda işbirliği yaptığı yönetimleri yüzüstü bırakmıştı. Mısır bu anlamda da ibretlik örnek oluşturdu. Desteklediği ve iktidara getirdiği Mursi’yi harcayan ABD, bir zamanlar karşı olduğu Sisi’yi yeniden cumhurbaşkanı yaptı.

Bu arada Suriye’de Esad rejimi ile gizli bir işbirliği başladı. “Esad’ı gönderme planları, yerini Esad’la birlikte radikal Sünni terörle mücadele iradesine” dönüştü.

İran’la da anlaşmanın yolları aranıyordu. İran’ın İsrail’e ve ABD’ye teslim olmaması, tüm baskılara Rusya ile birlikte direnmesi, daha önemlisi Yemen’de karşı atağa kalkması dengeleri değiştirdi.

ABD ve Batı Ortadoğu’da Rusya, İran, Çin ittifakı ile mücadelenin ekonomik, askeri ve siyasi zorluğunu görerek anlaşma yoluna gitti. Yani devran dönmüştü.

Türkiye’de ise AKP hükümeti ve Erdoğan yeni döneme uyumlanmanın yollarını aramaya başladılar. Artık politikalarının geçerliliğini yitirdiğini görüyorlardı.

Bir zamanlar destekledikleri Sünni kesimlerden uzaklaşıp karşı oldukları tarafa geçme zamanı gelmişti. İran ziyareti ile saf değiştirmenin adımları atılıyor.

Bu ziyaretle bir taşla birkaç kuş vurulabilir. Seçimler öncesi ihtiyaç duyulan Körfez sermayesi artık gelmiyor. Belki İran sermayesi çekilebilir.

ABD ve Batı nezdinde yalnızlıktan kurtulabilirler.

Bölgede kontrolü sağlayan yeni ittifakta yer alarak “belki” kayıplarını telafi edebilirler.

Sonuç itibariyle güç nereye geçiyorsa oraya yönelen bir politika izleniyor.

07.04.2015