LİKUD VE CUMHURİYETÇİ PARTİ İTTİFAKI KORKUTUYOR

ABD, küresel güç özelliğini korumaya yönelik stratejileri gereği siyaset üstü politikalar izlemek zorundadır ve izliyor. Bu açıdan bakılınca kendisi için doğruyu yapıyor denebilir. Ancak son yıllarda ABD halkının yaşam refahındaki düşüş ve askeri harcamalardaki artışın yanısıra İsrail korumacılığı da sorgulanır oldu. Öte yandan 2016’daki seçimlerden Cumhuriyetçiler’in galip çıkması durumunda İsrail’deki Likud Partisi ile ititfak yapma olasılığı korkutuyor.

Celal ÇETİN

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), dünyada belki de “asker ve polis devleti özelliği taşıyan” tek devlettir. ABD’nin felsefesi, “dünyada süper güç olma özelliğini ve ABD devletinin gücünü koruma üzerine” kuruludur. Bu felsefe, ABD gibi bir ülke için geçerli ve haklı temellere dayanıyor. Çünkü süper güç olmak kadar, bu özelliği korumak da büyük fedakarlıklar ve stratejik akıl gerektiriyor.

ABD, yönetimlerin siyasi, ekonomik ve sosyal politikalarına bağlı olmaksızın “siyaset üstü devlet aklıyla” yönetilir. Bu akıl, Demokratlar ve Cumhuriyetçiler tarafından da benimsenmiştir ve taviz verilmeksizin uygulanır.

Demokratlar ve Cumhuriyetçiler “iyi polis-kötü polis” rolünü üstlenmiş durumdadır. Yazılı olmayan ama gelenek hale gelmiş şekilde ABD, iki dönem Demokratlar, iki dönem cumhuriyetçiler tarafından yönetilir. Demokratlar, demokrasi, insan hakları, barış gibi argümanları kullanırken Cumhuriyetçiler “şahin” yapısıyla tanınır ve askeri güç kullanmaya daha çok meyillidir.

Cumhuriyetçilerin iktidarı döneminde ABD askeri yöntemlerle hedeflerine ulaşır. Cumhuriyetçiler döneminde hedef ülkelerde akla gelebilecek tüm demokrasi dışı araçlar kullanılır, dünya kan gölün döner. Buna bağlı olarak dünyada ABD karşıtlığının yanısıra ülkenin askeri harcamaları da artar.

İki dönemin ardından iktidara gelen Demokratlar, “Cumhuriyetçiler çok ayıp etmiş. Biz onlar adına özür diliyoruz” yaklaşımı ile Cumhuriyetçiler döneminde askeri güçle elde edilen kazanımları demokratik yollarla kalıcı hale getirirler. Tabii ABD karşıtlığı yumuşar ve yeniden iyi ilişkiler kurulmaya başlanır. Demokratların dönemi ABD için ber restorasyon dönemidir. Cumhuriyetçiler dönemindeki yıpranmışlık ve ekonomik kayıplar telafi edilir. Bir anlamda Cumhuriyetçi iktidara hazırlık yapılır.

Son 4 başkana baktığımız zaman bayrak yarışı ortaya çıkıyor.

4. Başkan: Baba Bush (George Herbert Walker Bush/Cumhuriyetçi) – 1989-1993 dönemi

5. Başkan: Bill Clinton (William Jefferson Clinton/Demokrat) – 1993-2001 dönemi

6. Başkan: Oğul Bush (George Walker Bush/Cumhuriyetçi) – 2001-2009 dönemi

7. Başkan: Barack Hussein Obama Jr. (Demokrat) – 2009 – devam ediyor.

“YENİ DÜNYA DÜZENİ” PAHALIYA PATLADI

ABD’nin özellikle oğul Bush döneminde yaşanan 11 Eyplül 2001 saldırıları ile dünyayı yeniden dizayn politikaları uygulaya sokuldu. 14 yıl içinde Ortadoğu, Kafkaslar ve diğer coğrafyada yaşananlar ortada. BOP, Ilımlı İslam, Yeşil Kuşak gibi projeler Ortadoğu gibi bölgelerdeki ülkeleri demokrasi gerekçesiyle altüst etti. Afganistan’la başlayan süreç; Irak, Suriye, Mısır, Türkiye gibi ülkelerde sınırların değişmesi sürecine dönüştü. ABD, bir yandan Ortadoğu’da, Kafkasya’da Rusya ile, diğer yandan Asya’da Çin’le ilan edilmemiş bir savaşa girdi. Neredeyse yerkürenin hemen her yerinde askeri güç bulunduruyor, operasyonlara yapıyor. Bu operasyonların maliyeti ise yıldan yıla artıyor.

Dünyada askeri harcamalar sıralamasında birinci sırada yer alan ABD’nin 2013 yılındaki savunma harcaması 600 milyar 400 milyon doları buldu. 2013 yılı savunma bütçesi ise 582 milyar 424 milyon dolar oldu. Yani bütçeyi aşan bir harcama yaptı.

ABD’nin 2015 savunma bütçesi ise 496 milyar dolar olarak belirlendi. Amerikan savunması son 10 yıl içinde neredeyse 1 trilyon dolarlık küçülmeye gitti. Yetkililer 2015 yılı bütçesinin üç amacı olduğunu söylüyor: iç güvenliği sağlamak, küresel savunma sistemi oluşturmak ve savaşları etkin olarak kazanmak. Pentagon kaynakları, diğer yandan geçen yıl uğradıkları mali krizin yarattığı sıkıntıları gidermeyi hedeflediklerini de açıkladı. Bu çerçevede 2015 bütçesiyle ordu küçültülecek ama daha modern sistemler ordu gücüne entegre edilecek.

ABD’nin küresel çapta her bölgede etkin olmak istemesinin ekonomik bedeli Amerikalılar için ağır gelmeye başladı. Yüksek refah seviyesine alışkın Amerikalılar, son yıllarda Amerikan ekonomisindeki küçülmenin etkisini yoğun biçimde yaşıyor. Küçük evler, küçük arabalar ve günlük harcamalarda kısıntıya yönelmek, Amerikalılar arasındaki hoşnutsuzluğu artırıyor. Savunma bütçesi için ayrılan her bir dolar, Amerikan halkının refah seviyesinden, sağlık, sosyal güvenlik harcamalarından bir dolarlık azalma anlamına geliyor.

İSRAİL YÜK OLMAYA BAŞLADI

ABD’nin askeri ve ekonomik gücünü sarsan bir diğer faktörü, İsrail’in bölgedeki güvenliğini sağlama kaygısı oluşturuyor. ABD’nin “Yakın Şark” politikasının güvenliğini İsrail’in güvenliğine bağlayan etkili bir kesim var. Buna karşılık İsrail’in ABD için katlanılması giderek zorlaşan bir yük olduğunu düşünenlerin etkisi de giderek artıyor. Bölgede “terörist devlet” olarak algılanan ve Filistin’e yönelik acımasızlığı ile tanınan İsrail, güvenliğini ABD’ye bağlamış durumda. ABD’nin askeri harcamalarının önemli bölümünü İsrail’in bölgedeki güvenliği oluşturuyor.

İsrail’in güvenliğini sağlamak amacıyla bölge ülkelerini içten karıştırmak, yönetimleri değşitirmek ve istikrarsızlaştırmak için harcanan para, Amerikan vergi mükelleflerine ek yük getiriyor. Geçen yıl Cumhuriyetçiler, Başkan Obama’nın dar gelirlileri rahatlatacak sağlık reformunu durdurması için bütçe yasasının geçmesini engellediler. Bu yüzden ABD Hükümeti 16 gün resmen “kepenk kapattı.” Öte yandan İsrail’in işlediği her suçun bedeli ABD’ye fatura ediliyor. Sonuç olarak İsrail’i koşulsuz desteklemesi ABD için katlanılması zor bir soruna dönüştü.

İsrail’in yol açtığı sorunlar ABD’de daha güçlü olarak seslendirilmeye başlandı. İsrail’de 17 Mart’ta yapılan seçimleri Netanyahu yeniden kazandı. İsrail’de şahinlik yanlısı politikalarıyla tanınan Netanyahu, uzlaşmaz tavrı ile ABD’de bile tepki çekiyor. Beyaz Saray’ın davet etmemesine karşın Cumhuriyetçi senatörlerin davetlisi olarak ABD Kongresi’nde konuşma yapmak isteyen Netanyahu’ya Başkan Bush ve Demokrat Partili senatörler sert tepki göstermişti. İran’la nükleer müzakerelere devam eden ve uzlaşma umutlarını koruyan Başkan Bush ve ekibi, Netanyahu’nun görüşmelere zarar vermesinden endişe ediyor.

Netanyahu’nun bir önceki konuşması sırasında oturuma başkanlık eden Başkan Yardımcısı Joe Biden, 3 Mart’ttaki oturuma Netanyahu’ya tepki olarak katılmadı. Kongredeki ortak oturumlara başkan yardımcılarının başkanlık etmesi bir gelenek. Ancak sözkonusu oturuma, Netanyahu’yu ABD’ye davet eden Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi Partili başkanı John Boehner ve Senato’nun Geçici Dönem Başkanı Orrin Hatch başkanlık etti.

Netanyahu’nun, Obama yönetiminin eleştirilerine rağmen Kongre’deki konuşmasını iptal etmemesine tepki gösteren 55 demokrat milletvekili ve senatör oturuma katılmadı.

CUMHURİYETÇİ-LİKUD İKİLİSİ BELA OLACAK

ABD 2016’da başkanlık seçimlerine hazırlanıyor. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler yoğun bir çalışma içine girmiş durumda. Hillary Clinton Demokratlar’ın güçlü adayı olarak ortaya çıksa da, geleneğe uygun olarak Demokratlar’ın iktidarı Cumhuriyetçiler’e devretmeleri güçlü ihtimal. Bu noktada İsrail’de yeniden seçilen Netanyahu’nun Likud partisi ile 2016’da iktidara gelecek Cumhuriyetçiler’in ittifak yapması durumunda gerilimlerin çatışmaya, çatışmaların bölgesel savaşlara dönüşme tehlikesi artacak.

30.03.2015