ABD ORDUSU GÜCÜNÜ YİTİRİYOR MU?

ABD’nin dünyanın süper gücü olduğu, askeri ve ekonomik gücü ile istediğini yapabilme imkanına sahip olduğu düşünülür. Gerçek böyle mi? ABD Savunma Bakanı Yardımcısı Ashton B. Carter ile ABD Genelkurmay Başkanı Yardımcısı Oramiral James A. Winnefeld’in Amerikan Senatosu’nun Silahlı Kuvvetler Komitesi’ne 2013’de verdikleri ifadeler ABD Ordusu’nun gerçek durumunu ortaya koyuyor.

Celal ÇETİN

Bu ifadelerde yer alan resmi rakamlara göre halen muhtemel harekat alanlarında yani ön cephelerde konuşlu ABD Hava Kuvvetlerine ait savaş uçaklarının yarısından çoğu harekata hazır değil. 12 muharip uçak filosu yerde, yani uçuş yapamıyor. Savaş eğitim merkezlerinde rotasyonlar iptal edildi, yani eğitimler yapılamıyor. Birçok denizaşırı savaş gemisi görevleri (USS Truman uçak gemisi filosu gemileri dahil) iptal edildi. Savunma Bakanlığı bünyesindeki 650 bin sivil çalışanın mecburi azaltılmış ücretle izne (izinde geçen her hafta ücretler belli oranda azalıyor) gönderilmesi uygulaması devam ediyor. Yani bu kişilerin daha önce yaptığı işler, üretimler, bakımlar yapılamıyor.

PANETTA: ORDUMUZ KAĞITTAN ORDUYA DÖNÜŞEBİLİR

Bu konudaki en sert uyarı da bir önceki Savunma Bakanı Leon Panetta'dan geldi. Obama'nın açıklamaları ve onay için Kongre'ye başvuracağını açıklamasından sonra Washington Post'a konuşan Panetta, yukarıda belirtilen kaygı verici rakamların ortaya çıkmasının ana sebebinin ABD'nin de derinden hissettiği küresel mali krizin etkilerini ortadan kaldırmak için uygulamaya konulan bütçe kısıtlamaları çerçevesinde savunma harcamalarının azaltılması olduğunu itiraf etti.

Panetta, gazeteye verdiği demeçte, görevden ayrılmadan önce hazırladığı raporda “savunma bütçe kısıtlamalarının Amerikan Ordusu’nu kağıttan bir orduya dönüştürme riski olduğunu” ve savunma alanında bunun uygulanmaması gerektiğini açıkladığını belirtti.

Panetta şöyle devam etti: “Bütçe kısıtlamaları gündeme geldiğinden bu yana Beyaz Saray'a, Kongre'ye ve konunun içindeki herkese Savunma Bakanlığı bütçesinden önümüzdeki on yıl için beş yüz milyar dolarlık yeni bir kesinti yapılmasının tam bir çılgınlık olduğunu, bu durumun en başta ABD'nin ulusal çıkarlarını tehlikeye düşüreceğini çünkü kısıtlamalar nedeniyle birçok savunma projesinin ve programının iptal edileceğini, bunun da ordunun harbe hazırlığını düşüreceğini söyledim. Harcama hızımızı kesmemiz gerektiğini ama özellikle Afganistan ve Ortadoğu gibi savaş bölgelerinde bulunan birliklerimizin harbe hazırlık seviyesini düşürecek kısıtlamaları uygulamaya sokmamamız gerektiğini belirttim. Herkes hak verdi ama kimse bunu durdurmak için bir şey yapmadı ve yasa çıktı. İşte Kongre'ye sunulan ifadeler aylarca önce yapılan bu tespitlerin ve uyarıların ne kadar isabetli olduğunu göstermektedir.

ABD Savunma Bakanlığı’nca Amerikan Ordusu’nun harbe hazırlığıyla ilgili olarak Kongre'ye verilen bilgiler harbe hazırlıkla ilgili ciddi sıkıntılar yaşandığını göstermektedir. Gerçek şu ki bütçe kısıtlamalarının etkisiyle Amerikan Ordusu’nun denizaşırı büyük krizlere etkin bir şekilde cevap verme yeteneği zayıflamıştır.

Buna rağmen Amerikan Silahlı Kuvvetleri’nin büyüklüğü düşünüldüğünde elbette halihazırda kamuoyuna yansıyan şekliyle ABD'nin Suriye'ye sınırlı bir harekat düzenleyecek yeterli ve uygun birlik görevlendirilmesinde sorun olmayacaktır. Ancak esas sorun herkesin üzerinde mutabık olduğu şekliyle sınırlı bir harekatın büyük ve yaygın çatışmalara ve hatta bölgesel bir savaşa yol açtığında yaşanacaktır. Çünkü sınırlı bir harekatla Suriye iç savaşına müdahil olan ABD'nin müdahale sonrası ortaya çıkacak bir bölgesel savaştan kendisini izole etmesi de mümkün olmayacak ve içinde yer alacaktır.

İşte asıl sorun o zaman başlayacak ve son on yıldır süren savaşlardan yorulmuş, bütçe kısıtlamalarıyla uğraşan bir ülke ve onun ordusu, yukarıda sözü geçen raporlardaki tespitler ve ifadelerde belirtilen düşük harbe hazırlık seviyeleriyle yeni bir savaşı sürdürmek zorunda kalacaktır. Eldeki verilere göre harbe hazırlık seviyesi çok düşük Amerikan Ordusu’nun Suriye'de yeni bir savaşı yapıp yapamayacağı, sürdürüp sürdüremeyeceği soru işaretleri içermektedir.”

Komutanların komiteye verdikleri rapor ana başlıkları ile şöyle:

"Ordu meşgul"

"Rusya'nın Ukrayna müdahalesiyle Doğu Avrupa'ya güç yerleştirdik"

"Ebola virüsünün yayılmasına karşı yürütülen çalışmalara destek için Batı Afrika'ya güç konuşlandırdık"

"Irak'ta peşmergeye destek operasyonları yürütüyoruz"

"Pasifik ülkelerine destek için ordu kuvvetlerini bölgeye yönlendirdik"

"Afganistan'da halen güç bulunduruyoruz"

"Avrupa, Afrika, Ortadoğu ve Pasifik'te ortaya çıkan krizler öngörmediğimiz biçimde gelişti"

"10 Tümen karargahından 9'u Dünya çapındaki Muharip Komutanlıklar'a destek görevinde"

"143 bini aşkın asker dünya çapında görevde"

"Orta ve Güney Amerika'da uyuşturucu ticareti ve organize suçlarla mücadele için de önemli bir güç bulundurmak zorundayız"

"Muharip komutanlıklarımızın Patriot ve THAAD füze savunma taleplerini karşılayamıyoruz"

"Bütçe kısıtı nedeniyle yapacağımız kuvvet azaltımı ile ordu mevcudu 2001 yılının bile altına düşecek."

"Ordu kuvvetimiz 980 binin altına inerse ülkemizin savunma gereksinimlerini karşılayamayız"

"Hava kuvvetlerimiz hiçbir zaman bugünkü kadar küçük ve yaşlı değildi"

"1991'deki Çöl Fırtınası operasyonundan bugüne 8.600 olan hava aracı envanterini 5.452'ye düşürdük. Personel mevcudumuz da 946 binden 662 bine düşürdük"

"Dünyanın herhangi bir yerinde bir görev çıkması durumunda ancak başka yerden kuvvet çekerek bu operasyonu sürdürebiliyoruz"

"2014 arifesinde Hava Kuvvetlerimiz daha sakin bir yıl için plan yapmıştı, ancak tam tersi oldu"

"Zor koşullar ve yoğun tempo nedeniyle hava kuvvetlerimiz yetiştirdiğinden daha fazla pilot kaybediyor"

"En yeni B-52 uçağımız 53 yaşında"

"Aynı uçakla neredeyse üç kuşak pilot uçtu"

"20 ay uçuşları durdurduğumuzda ancak bu yılki bütçe kesintisini telafi etmiş olabiliyoruz"

"2013 yılında dünyanın en iyi taktik ve operasyonel pilotlarını yetiştiren programı iptal etmek zorunda kaldık"

"ABD hava kuvveti ulusu. Son 70 yıldır bu alanda rakipsiz olmamızın avantajını yaşıyoruz"

"Böyle giderse ABD nüfuzunu kaybedecek ve ülke tehlikeye girecektir."

24.03.2015