AKP HOLDİNG VE ŞİRKETLEŞEN TÜRKİYE

Türkiye Cumhuriyeti Devleti son 11 yıldır inanılmaz, bir o kadar da tehlikeli bir değişim ve dönüşüm süreci yaşıyor. “Çözüm süreci” ile Türk Devleti ve milleti çözülürken, Türkiye Cumhuriyeti adım atım tasfiye ediliyor. AKP Holding ve şirketleşen Türkiye’nin doğal sonucudur bu yaşananlar.

Celal ÇETİN / Mayıs 2013

Türk tarihinin karşılaştığı en tehlikeli ve kapsamlı operasyonun misak-ı milli sınırları içinde hazırlanmadığını, mutfağın neresi olduğunu herkes biliyor. Çünkü böylesine kapsamlı bir operasyonu planlamak ve uygulamak, son 11 yılın aktörlerinin aklını ve gücünü aşıyor.

Bugün Türkiye öyle bir kıskaca alındı ki, bu kıskacı kırıp atmak büyük bedeller gerektiriyor. Kıskacın en tehlikeli kısmını anlayabilmek için, Türkiye’de bir kesimin dönüştürülmesinin sırrını bilmek gerekiyor.

Türkiye’de 12 yıl önce AKP Holding adıyla bir halka açık şirket kuruldu. Bu şirketin kuruluş senedinde  muhafazakar yapıda olduğu yazıyordu. Şirket bir yıl sonra iktidara geldi.

Toplumun bir kesimi, muhafazakar bir yönetime kavuştukları için mutluydular. Ve şirketin hisselerini hemen satın aldılar.

Şirket işe hızlı başladı. İlk yaptıkları, kendilerine bir burjuva kesimi kurmak oldu. Bunun için ülkenin sermaye yapısını, ekonomik sistemini kurdukları burjuva kesimine aktardılar. Bu kesim, küçük ama etkili bir güce dönüştü. Yani zengin oldu.

Ama daha büyük bir kesim vardı. Bu kesim, “fakir ve dini bütün insanlardı.” Günlük olarak karınlarını doyurmaktan ve aslında tanımadıkları, araştırmadıkları, yani bilgi sahibi olmadıkları dinlerini yaşamaktan başka bir düşünceleri yoktu. Bunların da bir şekilde elde tutulması gerekiyordu.

Müslüman bir iktidar işbaşına gelmiş, bu kesimler dini yönden kontrol altına alınmıştı. Sırada ekonomik kontrol vardı. Bu kesim sosyal yardım adı altında maaşa bağlandı. Günlük iaşeleri sağlandı. Yani karınları doyuruldu.

Böylece muhafazakar AKP Holding’in hisseleri geniş bir kesim tarafından satın alındı.

Hissedarlar, hisselerinin değer kaybetmemesi için şirketini koruyacaktır elbet. Hele ki bu şirket, muhafazakar, dindar bir şirketse korumak “dini bir görev” haline gelmiştir… Şirketin kuruluş sermayesinin nereden geldiği ise umurlarında bile değildir hissedarların. Bu kesim öylesine biat etmiştir ki, ne söylerseniz söyleyin, ne yaparsanız yapın etki etmeyecektir.

NOT: Çözüm süreci ile “altın hisse” PKK’ya ve siyasal Kürtçülere verilirken uluslararası sermayeye de önemli oranda hisse satıldı.

Sonuç olarak AKP Holding ülkeyi (Yeni Türkiye) tam anlamı ile şirketleştirdi…

17.03.2015