FRANSA-ALMANYA İTTİFAKINA DİKKAT

Filistin Devleti’ni tanıyarak Ortadoğu’da ABD/İsrail politikalarına aykırı tavır sergilemeye devam eden Fransa, uluslararası açılımlarına devam ediyor. Almanya ile birlikte Rusya-Ukrayna krizinde etkin rol alan Paris, bu kez Suriye rejimi ile ilişkilerini güçlendiriyor. Almanya ve Fransa arasında işbölümü yapıldığı görülüyor.

Celal ÇETİN

Avrapa ile ABD arasındaki görüş ayrılıkları ve rekabet net olarak ortaya çıkmaya başladı. Almanya-Fransa ortaklığı uluslararası krizlerdeki etkinliğini artırıcı adımlar atmaya devam ediyor.

2012 yılının Mayıs ayında cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan François Hollande yönetimindeki Fransa, 2013’ün hemen başında Mali'de aşırılık yanlısı militanların ülkeyi ele geçirmesini önlemek için bu ülkeye askeri müdahalede bulundu. Daha sonra ise aynı yılın Aralık ayında iç karışıklığın hakim olduğu Orta Afrika Cumhuriyeti’ne BM kararıyla askeri çıkarma yaptı.

Fransa’nın dünya siyasetindeki rolü Afrika ile de sınırlı kalmadı. Irak’taki IŞİD hedeflerini Amerika’dan sonra bombalayan ikinci ülke oldu. Suriye’de ılımlı muhalif güçlere de Türkiye ile birlikte en büyük desteği veren ülke konumunda. Son olarak Kuzey Irak ve Kobani’deki Kürt güçlerine de askeri yardımda bulundu. Fransa yurtdışında görevlendirdiği asker sayısıyla da dikkat çekiyor. Amerika'dan sonra ikinci sırada yer alan Fransa'nın, sadece Afrika'da 10 bin askeri bulunuyor.

Kaddafi’nin devrilmesi ile sonuçlanan operasyonda Fransa’nın etkin olarak rol aldığı biliniyor. Fransa, eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy yönetiminde de Libya’da Kaddafi yönetiminin devrilmesinde belirleyici rolü üstlenmişti. Başlangıçta, Kaddafi rejimine karşı isyancı halkı koruma inisiyatifinin öncülüğünü Fransa ve İngiltere aldı. Bu öncülüğün, ABD’nin çekimser kalması sebebiyle iki ülke tarafından zoraki olarak üstlenildiği şeklinde yorumlansa da, Fransa’nın Kuzey Afrika’daki menfaatlerini koruması ve Libya petrol ve doğal gaz kaynaklarını kontrol altında tutması yaşamsal önem taşıdığı için Paris en baştan itibaren gelişmeleri kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye çalıştı. İngiltere ise, ABD’nin en yakın ortağı olarak Fransa’yı kontrol altında tutabilmek için müdahalede rol almak zorunda kaldı.

FİLİSTİN’İ TANIMASI İSRAİL’İ RAHATSIZ ETTİ

Fransa Avrupa’da Filistin Devleti’ni devletler arasında yer alıyor. Tanıma işlemi her ne kadar sembolik olsa da Filistin’in uluslararası arenada geniş bir şekilde tanınması, Filistin Devleti’nin varlığının sağlamlaşması bakımından önemli kabul ediliyor. Filistin’in Batılı devletler tarafından tanınması ile İsrail-Filistin sorununda Filistin’in eli güçlendiriyor. Fransa’nın önemi, BM Güvenlik konseyi üyesi olmasından kaynaklanıyor. Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius’un dediği gibi Filistin'in tanınması BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde değerlendirecek. BM Güvenlik konseyi’nde Filistin’in haklarını savunacak ülkelerin artması İsrail’i rahatsız ediyor. Paris’teki Charlie Hebdo saldırılarının bu anlamda bir uyarı olabileceğine dair iddialar hala cevap bekliyor.

RUSYA-UKRAYNA KRİZİNE MÜDAHALE

Paris en önemli adımlarından birini Rusya-Ukrayna krizinde attı. Almanya ile birlikte ateşkes görüşmelerini düzenledi ve Minsk anlaşmasının temelleri de bu görüşmeler sonunda atıldı.

Almanya’nın yanı sıra AB’nin ağır topları Fransa ve İtalya’nın da Gazprom ile geliştirdikleri stratejik ortaklıklar bulunuyor. Rusya ile geliştirilen bu ilişkiler ağı ise Almanya, Fransa ve İtalya’yla anılan yaşlı Avrupa’nın, Rusya’dan ürken ve daha çok Doğu Avrupa ve Baltık ülkeleriyle özdeşleşen Yeni Avrupa’ya göre tavrının farklılaşmasının önemli bir nedeni olarak öne çıkıyor. Doğu Avrupa ve Baltık ülkeleri, ABD’nin Rusya’yı çevrelemek için kullandığı yeni müttefikleri olarak ortaya çıkıyor.

Kırım üzerinden ortaya çıkan bu görüş farklılıklarının ve karşılıklı bağımlılık oranlarının, Ukrayna meselesinde ve yaptırımlar konusunda  AB’nin Rusya’ya karşı elini zayıflatan en önemli unsur olduğu söylenebilir. Bir anlamda Almanya ve Fransa’nın temsil ettiği Avrupa ile ABD’nin kontrolündeki avrupa arasında görüş ayrılığı devam ediyor. Bu görüş ayrılığı, ABD’nin Rusya’ya yönelik planlarını da zora sokuyor.

Avrupa, her ne kadar ABD ile hareket etme refleksine sahip olsa da, Rusya ile olan stratejik ekonomik işbirliğinin zarar görmesini istemiyor. Bu nedenle ABD ile Rusya arasındaki krizde taraf olmamak için barışçı yöntemler arıyor.

ALMANYA-FRANSA İŞBİRLİĞİ

Bu arada Almanya ile Fransa’nın bir işbirliği halinde çalıştıkları görülüyor. Avrupa’nın ekonomik açıdan en güçlü ülkesi ve kasası konumundaki Almanya, Avrupa’nın içine düştüğü finans krizi ile uğraşırken fransa da uluslararası gelişmelerde ön almaya çalışıyor.

İki ülkenin de etkinlik sahaları, ABD’nin bayrak gösterdiği coğrafyalarda yer alıyor. Afiraka’dan Asya’ya, Ortadoğu’dan Avrupa’ya kadar ABD’nin bulunduğu her yerde bu iki ülke de bulunuyor.

Avrupa’nın Almanya’nın ekonomik krizden çıkması ABD’ye olan bağımlılığını da azaltacak. Öte yandan Fransa eliyle kriz bölgelerine müdahale sonucu Avrupa’nın çıkarları korunmuş oluyor.

25.02.2015