AKP, YIKTIĞI TÜRBENİN ALTINDA KALDI…

Süleyman Şah Türbesi’nin geceyarısı operasyonu ile boşaltılması Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti için kara leke olarak tarihe geçti. Irak’ta Türk askerinin başına çuval geçirilmesi ile başlayan utanç süreci, Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu “Türk toprağının terkedilmesi” ile kabul edilemez boyutlara ulaştı.

Celal ÇETİN

Süleyman Şah, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu Osman Gazi’nin dedesi, Ertuğrul Gazi’nin babasıdır. Yani Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucu lideridir. Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu 10 dönümlük alan, 1921 yılında yapılan Ankara Anlaşması ile Türk toprağı olmuştur. Bir başka ifadeyle Edirne, Diyarbakır ne ise, Süleyman Şah Türbesi de aynı anlam ve öneme sahiptir.

Kim ne derse desin türbenin yerinin değiştirilmesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti için “zillet” olarak tarihe kaydedildi.

Evet zillettir. Çünkü;

AKP hükümetinin her fırsattta dile getirdiği “güçlü ülke, dünya devleti” gibi kavramlara, “bizden habersiz Ortadoğu’da yaprak kımıldamaz” söylemine uymayan bir geri çekilme, toprak terketmektir.

Süleyman Şah türbesinin Türkiye’ye uzaklığı 37 kilometredir. Türkiye’nin ve Türk Ordusu’nun elinin-kolunun uzanabileceği bir mefasedir. ABD’nin 8 bin kilometreden gelip Irak’ı işgal ettiği düşünülürse, 37 kilometre Türkiye’nin burnunun dibindeki bir alandır.

“Süleyman Şah Türbesi kullanılarak Türkiye’nin bir çatışmanın içine çekilmemesi için, Türk askerinin hayatını tehlikeye atmamak için türbenin yeri değiştirildi” iddialarının hiçbir geçerliliği yoktur.

ABD ve İsrail niye güçlü devlettir bilir misiniz? “Benim toprağıma, askerimin, vatandaşımın kılına zarar verirseniz bunun bedelini çok ağır ödetirim” mesajını her fırsatta verir ve bu mesajı sözde bırakmaz. Gerçekten ödetir. Bu dirayet, kararlılık ABD/israil düşmanları için caydırıcı, vatandaşları için güven unsurudur.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2014 yılında Süleyman Şah Saygı Karakolu’nda vazife yapan askerlerin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamış ve şöyle demişti;

“Yine bugün bir kez daha hatırlatmak isterim ki, vatan toprağımıza, Ayyıldızlı bayrağımıza, Mehmetçiğimize ve Süleyman Şah’ın aziz hatırasına yönelik her türlü saldırı karşısında, Türkiye Cumhuriyeti, bütün gücüyle yanınızda olmaya devam edecektir. Biliniz ki, aziz milletimizin hayır duaları sizlerle birliktedir. Yine biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, güçlü devleti ve milletiyle her an yanı başınızdadır.”

4 ay önce olası bir saldırı karşısında Türkiye’nin tüm gücü ile mehmetçiğin ve Süleyman Şah’ın aziz hatırasının yanında olacağı söylenirken bugün “askerin ve aziz hatıranın” geri çekilmesi sorgulanmaya muhtaçtır.

Türk Ordusu’nun dünyanın sayılı orduları arasında olduğu söyleniyor ve doğrudur. Güçlü ordu, devlet toprağını boşaltmaz, bulunduğu yerde korur. Ki, Türk Ordusu bu güç ve kaabileyete sahiptir. Uluslararası anlaşmalara göre de buna hakkımız var.

Büyük ve güçlü devletin yapması gereken bellidir; 37 kilometre uzaktaki 10 dönümlük Türk toprağının çevresini çelikten bir koruma kalkanı ile çevirmek, IŞİD dahil bölgedeki tüm örgütlere ve arkasındaki küresel güçlere de, “sizin savaşınız beni ilgilendirmiyor. Ben toprağımı koruyorum. Bana bulaşmadığınız sürece ben de sizin savaşınıza bulaşmam. Ama benim toprağımı tehdit ederseniz dünyayı başınıza yıkarım” mesajı iletmektir.

PKK-PYD’YE TESLİM EDİLEN ‘AZİZ HATIRA’

Geceyarısı operasyonunun Kobani üzerinden yürütüldüğü biliniyor. Türbenin yeni yeri olan Suriye Eşmesi de Kobani sınırları içindedir. Kobani ise Kuzey Irak Kürk yönetiminin kontrolüne giren, PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin koruduğu bir bölge.

Bir anlamda “Süleyman Şah’ın aziz hatırası ve Türk askeri PYD’nin korumasına terkedilmiş oldu.” Aksini iddia edenlere şunu s ormak gerekir; PYD’nin korumasına terketmediyseniz, niye siz koruyamadınız?

TOPRAK VERMEK FITRATLARINDA VAR…

AKP’nin başı sıkıştıkça geri adım atma, sessiz kalma veya toprak verme politikası yeni değil.

Tarih 4 Temmuz 2003. Kuzey Irak'ın Süleymaniye kentinde Türk karargahını basan ABD askerleri Türk Özel Kuvvetleri’ne mensup, üçü subay, sekizi astsubay 11 Türk askerini gözaltına aldı; başlarına çuval geçirerek Bağdat’a götürdü. 60 saat hücrede tutulan Türk askerleri, sorgu ve işkenceye maruz bırakıldı.

Wikileaks belgeleri arasında çuval olayı, ABD Ankara Büyükelçisi Robert Pearson'ın Washington’a ilettiği kripto da şöyle yer alıyor:

4Temmuz 2003’te ‘GİZLİ’ ibareli, “Türkiye, Kuzey Irak’taki Özel Kuvvetler Personeli’nin Derhal Serbest Bırakılmasını Talep Ediyor” başlıklı, Büyükelçi W. Robert Pearson’ın onayıyla gönderilen telgrafı, ABD Büyükelçiliği Başmüsteşarı Robert Deutsch kaleme almış.

Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Vekili Baki İlkin, aktarıldığı üzere, Türk Özel Kuvvetleri’nin Irak’ın Süleymaniye şehrinde ABD güçlerince gözaltına alınmasını (telgrafın bu cümlesinde “reported” –aktarılan– ifadesi kullanılarak, gözaltı olayının bir olgu değil, bir iddia olduğu ima ediliyor) resmen protesto etmek için, 4 temmuz akşamı Başmüsteşar’ı (Robert Deutsch) davet etti.

150 ABD ASKERİ TÜRK KARARGAHINDA

İlkin’e göre, 4 temmuz günü saat 14:30 civarında, 150 ABD askeri, tesiste arama yapmak üzere Süleymaniye’deki Türk Özel Kuvvetler Karargâhı’na geldi. Bu noktadan itibaren, Türk Özel Kuvvetleri’nin kendi üstleriyle iletişimleri engellendi. Tesisin dışındaki bir görgü tanığının, binanın arandığını, hatta altının üstüne getirildiğini, Özel Kuvvetler birim komutanının ofisindeki Türk bayrağının yırtılarak indirildiğini ve 18 Türk Özel Kuvvet mensubunun prangalanarak götürüldüğünü Özel Kuvvetler’e anlattığı anlaşılıyor. Bundan kısa bir süre sonra, ABD askerleri, Süleymaniye’deki Irak Türkmen Cephesi ofisine de gitmişler ve Türkmenler gözaltına alınmış. Başlarına çuval geçirilerek, prangalanarak ve kelepçelenerek götürülmüşler. Bu noktada, dışarıdaki görgü tanığıyla iletişim de kesilmiş. Dahası, Süleymaniye’deki Türkmen radyo istasyonunun yayını durdurulmuş.

SADDAM’IN FEDAİSİ GİBİ DAVRANDILAR

İlkin, her iki grubun da Kerkük’te bir cezaevine götürüldüklerini aktardı. Irak’taki Türk Özel Kuvvetleri’ne karşı başka hareketler de yapıldığına ilişkin teyit edilmemiş haberler olduğunu ilave etti ve bu haberlerin doğru olmadığını umduğunu söyledi. İlkin, Türklere davranılma biçiminin acınası olduğunu, Saddam’ın Fedaileri’ne de aynı böyle davranıldığını ve kuşkusuz bir müttefiğe davranma biçiminin bu olmaması gerektiğini söyledi.

MÜZİK NOTASI MI VERİYORSUN?

Bu olay üzerine ülke çapında o dönemde birçok protesto gösterileri yapıldı. TBMM’de dönemin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a “Amerika'ya nota vermeyecek misiniz”sorusu yöneltildi: Erdoğan’ın verdiği cevap tarihe not düşüldü: "Nota öyle her kafa estiğinde verilen birşey değildir. Ne veriyorsun, müzik notası mı?"

Çuval olayı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin iradesinin, milli devlet reflekslerinin çökertilmesi sürecinin başlangıcı oldu. Çuval olayından kısa süre önce gerçekleşen 1 Mart direnişi ise, milli devlet refleksinin belki de son örneği olarak tarihe geçti.

ABD askerlerinin Türk topraklarını kullanarak Irak’ı işgal planlarına yol açacak olan tezkere, 25 Şubat 2003’de TBMM’de yapılan oturumda reddedildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “Türkiye’nin milli mefaatlerine aykırı olduna” yönelik görüş belirtmesi sonucu Türk toprakları ABD işgal güçlerine açılmadı.

5 ay sonra ise Türk askerinin başına çuval geçirildi. Bunun ABD’nin intikamı olduğu biliniyor ve Türk Milleti’nın hafızası unutmadı.

2003’ten sonra toprak verme politikaları sürdü.

AKP hükümeti Kıbrıs referandumunda Annan Planı gereği toprak vermeyi kabul etti.

ABD ve Batı’nın baskıları ile Türk toprağı, Türk malı olan pek çok taşınmaz azınlık vakıflarına verildi.

Ege Denizi’ndaki Türk adaları Yunanistan’a terkedildi.

Yeraltı-yer üstü kaynaklar uzun vadeli yabancılara terkedildi.

Sonuç: Şah Fırat operasyonu bir zafer, başarı değil hezimettir. AKP hükümeti Türk toprağını terketmiştir. Suriye Eşme Köyü’ndeki toprak Türk toprağı olmayacaktır. AKP kendi toprağını terkedip başkasına ait toprağı işgal etmiştir.

AKP, IŞİD ve PYD karşısında Türk Devleti’nin, Türk Milleti’nin boynunu eğmiştir…

"Geride değerli emanet bırakılmamıştır" diyenler, geride bıraktığınız vatan toprağıdır. Ötesi yok…

23.02.2015