ATATÜRK YAPICI, SİZ YIKICISINIZ

Cumhuriyet rejimine ve Atatürk’e alternatif bir rejim kurmaya çalışanlar, kendilerini “Yeni Türkiye”nin yeni Atatürk modeli olarak ortaya sürenler, doğaldır ki Atatük rejimine saldıracaklardır, itibarsızlaştırmak, önemsizleştirmek için her şeyi yapacaklardır. Gerçekten öyle mi? Rakamlar “Yeni Türkiye”cileri yalanlamakla kalmıyor, kurmak istedikleri talan rejimini gözler önüne seriyor. Atatürk yabancılardan geri aldı, bunlar yabancılara geri verdi. Fark budur.

Celal ÇETİN

Dünya askeri ve siyasi tarihinde ilk ve son örnek bir varoluş savaşı yaşadı Türk Milleti. Osmanlı İmparatorluğu’na yıkan küresel konsorsiyum, Türk’ün elinde kalan son vatan toprağı Anadolu’ya göz dikti. 1915’te Çanakkale’den Anadolu’ya girmek istedi. Bu işgal girişimi, Mustafa Kemal’i tarih sahnesine çıkarmanın yanısıra Milli istiklal savaşı’nın da kıvılcımıydı. Çanakkale’den giremedikleri Anadolu’ya Sevr ile giren küresel emperyalizm, “Çanakkale geçilemez” cümlesinde hayat bulan  kıvılcımın alev olup dalga dalga yayılmasına yol açtı. “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafa vardır. O satıh bütün vatandır” emri ile ateş olan Türk orduları İzmir’e akmaya başladı. Tarihte bir eşi daha olmayan Türk istiklal Savaşı sonunda emperyalizm “geldiği gibi gitmek zorunda kaldı.”

Askeri istiklal Savaşı’nın ekonomik ve siyasi İstiklal Savaşı ile taçlandırılmadıkça eksik kalacağının farkında olan Mustafa Kemal, Türkiye’yi “Muassır medeniyet düzeyine çıkarmak” amacıyla yeni bir savaşa başladı. Bu savaşı beş başlık altında toplamak mümkün:

1- Siyasal Devrimler:

Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)

Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)

Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

2- Toplumsal Devrimler

Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)

Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)

Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)

Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)

Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)

Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)

3- Hukuk Devrimi :

Mecellenin kaldırılması (1924-1937)

Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)

4- Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:

Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)

Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)

Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)

Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)

Güzel sanatlarda yenilikler

5- Ekonomi Alanında Devrimler:

Aşarın kaldırılması

Çiftçinin özendirilmesi

Örnek çiftliklerin kurulması

Sanayiyi Teşvik Kanunu’nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması

Birinci ve İkinci Kalkınma Planları’nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması

KÜLLERİNDEN DOĞAN DEVLET-MİLLET

1923’te Cumhuriyeti ilan eden Türkiye ne paraya, ne ulaşım yollarına, ne sanayiye ne de doğru dürüst tarıma sahiptir. Osmanlı’dan kalan borçlar ve Balkan Savaşları’ndan bu yana 10 yıldır cepheden cepheye koşup yorgun düşmüş yoksul bir ulus vardır.

Atatürk, işte bu Osmanlı’dan arta kalan borç, sefalet ve gelir gider dengesizliğinden; üreten, kendi kendine yeten ve hatta ihracat yapan bir Türkiye’yi çok kısa bir sürede kurdu.

KİŞİ BAŞINA DÜŞEN GELİR 4 LİRADIR

Osmanlı’dan genç Cumhuriyet’e kalan 13 milyon nüfus, ilkel bir tarım ve sıfıra yakın sanayidir. Madenlerin büyük bir çoğunluğu, limanlar ve demiryolları yabancıların elindedir. Ülkede 153 ortaokul ve lise, yalnızca 1 üniversite vardır. Ortaokullarda 543, liselerde ise 230 kız öğrenci okumaktadır. Kişi başına düşen gelir 4 liradır.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e devreden sadece 4 önemli fabrika vardır: ‘Hereke İpek Dokuma’, ‘Feshane Yün İplik’, ‘Bakırköy Bez’ ve ‘Beykoz Deri’ fabrikaları. 1915 istatistiklerine göre Osmanlı Devleti’nde 10 işçiden daha fazla işçi çalıştıran iş yeri sayısı sadece 282’dir ve bunların yüzde 85’i yabancılara aittir.

Memleketin tümü padişahın mülkü sayıldığından, çiftçi ürettiğinin yüzde 10’unu Aşar Vergisi adı altında yıllarca devlete vermiştir. 1925 yılında bu vergi kaldırılır. O yıl bütçenin tamamı 124 milyon ve bunun da 27.5 milyonu Aşar Vergisi’nden elde edilen gelir olmasına karşın genç Cumhuriyet vatandaşının sırtından bu yükü almıştır. Toprak artık padişahın değil milletindir.

Osmanlı döneminde 1888’den 1920’ye, 32 yılda köylüye verilen kredi 22 milyon lira iken, Cumhuriyet döneminin ilk 10 yılında (1923-1933) bu sayı 121 milyon lirayı buldu.

1934-1938 yılları arasını kapsayan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı’nın yapılması ile batılı ülkeler arasında belirli süreli ekonomik plan yapan ilk ülke Türkiye oldu.

TL- DOLAR EŞİTLENDİ

1929-1938 yılları arasında ağır sanayi üretimi yüzde 152, toplam sanayi üretimi ise yüzde 80 artış gösterdi. Kömürde yüzde 100, kromda yüzde 600, diğer madenlerde yüzde 200 artış olurken, demir üretimi sıfırdan 180 bin tona çıktı, şeker üretimi 200 misli arttı. Öyle ki, Türkiye dünyada krom üreticisi ve ihracatçısı ülkeler arasında ikinci sıraya yükseldi.

1938 yılına gelindiğinde 17 milyon nüfuslu Türkiye’de bütçe artık açık değil, gelir fazlası vermektedir. Şeker, çimento ve kerestede ülke ihtiyacının tamamı, yünlü dokumada ülke ihtiyacının yüzde 83’ü, pamuklu dokumada yüzde 43’ü, kağıtta yüzde 32’si, cam ve cam eşyada yüzde 63’ü ulusal tarım ve sanayi ile karşılanmaktadır.

1930’da 1 dolar 2.12 lira iken, Türk Lirası dolar karşısında değer kazandı ve 1939’da 1 dolar 1.28 liraya geriledi.

1924’te 15’i yabancılara ait 19 ulusal banka varken, 1938’de banka sayısı sadece 9’u yabancılara ait olmak üzere 39’a yükseldi. Bu dönemde bankalarda mevduat 58 kat arttı, ulusal bankaların toplam mevduattaki payı yüzde 32’den yüzde 81’e çıkarken, yabancı bankaların payı yüzde 68’den yüzde 19’a düştü.

2013 Haziran verilerine göre ise Türkiye’de faaliyette bulunan 49 bankanın 18’inin sermayelerinde yabancı egemenliği yüzde 99’dan fazladır. Daha düşük oranlarda olmakla birlikte 11 bankada mutlak, 6 bankada da etkin yönetim egemenliği yabancı sermayededir. (Toplamda 35 banka) Geriye kalan 14 bankanın 5’inde yüzde 100 devlet sermayesi egemenken, 9’unda ise yabancı sermaye azınlıktadır.

Atatürk döneminde; hastanesi, okulu, lojmanı, kütüphanesi, tiyatro ve sinema salonları, spor tesisi, araştırma geliştirme bölümü olan sosyal fabrikalar kuruldu.

Bu sosyal fabrikaların en güzel örneği Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’dır. 12 bin nüfusu olan Nazilli’deki bu fabrikada 700 kişilik sinema ve tiyatro salonu yapıldı. Baloların düzenlendiği, haftada 6 kez film gösteriminin yapıldığı fabrikada, hem fabrika işçilerinin kurduğu tiyatro kulübü, hem de dışarıdan gelen tiyatro grupları oyunlar sahneledi. Yine fabrika çalışanlarının oluşturduğu müzik grubu yemek aralarında dünya klasiklerini çaldı, çevre il ve ilçelere turnelere çıkarak da konserler verdi. Resim, heykel sergileri düzenlenen fabrikada, işçiler bir çok spor branşında da faaliyet gösterdi.

SADECE KAYSERİ’DEKİ FABRİKADA 176 UÇAK ÜRETİLDİ

Cumhuriyet’in ilk 15 yılında birçok ulusal savunma sanayi kurum ve kuruluşu hayata geçirilmiştir. Bunların belli başlıcaları şunlardır: (16)

1)   Ankara Fişek Fabrikası (1924)

2)   Ankara Hafif Silah ve Top Tamir Atölyeleri (1924)

3)   Gölcük Tersanesi (1924)

4)   Şakir Zümre Fabrikası (1925)

5)   Eskişehir Uçak Tamirhanesi/Fabrikası

6)   Tayyare, Otomobil ve Motor Türk AŞ (TOMTAŞ, 1926)

7)   Kayseri Uçak Fabrikası (1928)

8)   Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1927)

9)   Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1928)

10) Kayaş Kapsül Fabrikası (1930)

11) Nuri Kıllıgil Tabanca, Havan ve Mühimmat Üretim Tesisleri (1930)

12) Barut, Tüfek ve Top Fabrikaları (1936)

13) Nuri Demirağ Uçak Fabrikası (1936)

İkisi devlete, biri özel girişime ait üç uçak fabrikası kuruldu. Sadece Kayseri’deki fabrikada 1938’e kadar 176 uçak üretildi.

İlk Türk deniz altısı yine bu dönemde imal edildi. Atatürk zamanında Türkiye, dünyada uçak sanayisi olan 10 ülkeden biridir. Türkiye ilk yolcu uçağını da 1944 yılında üretti ve Danimarka ve Hollanda gibi ülkelere de ihraç etti. Bugün dünya ekonomisinin devlerinden Çin’in ilk yolcu uçağını 2007’de üretebildiği düşünüldüğünde, Atatürk’ün dehası bir kez daha açıkça ortaya çıkmaktadır.

1924-1936 yılları arasındaki 13 mali yıl bütçesi kesin hesaplarının 2 yılı denktir , 9’u bütçe fazlası verirken sadece ikisi (Aşar vergisinin kaldırıldığı 1925 ve 1931) bütçe açığı verdi.

1938’e gelindiğinde, devletin Osmanlı borçlarından başka borcu kalmamıştı.

Atatürk döneminde dış desteksiz ve enflasyonsuz Türk ekonomisi yılda ortalama yüzde 6 büyüdü. Atatürk sonrası ise dış destek ve enflasyonlu geçen yıllarda büyüme hızı yılda ortalama yüzde 4’ün altındadır.

Cumhuriyet tarihinde ekonomide 13 kez çift haneli büyüme oranı yakalanırken, bunun 7’si Atatürk döneminde gerçekleşti.

Üretime dayalı Kemalist Ekonomi Modeli’nin terk edilmesi sonrası Türk ekonomisi son 60 yılda 21 kez tıkanma noktasına geldi ve yabancıların ya da uluslararası kuruluşların desteği ile kurtarıldı.

DEMİR AĞLAR

Haziran 2014’te Viyana’da yaptığı konuşmada Erdoğan: “Hani Gazi Mustafa Kemal, demir ağlara çok düşkün. Bunlar da onuncu yıl marşı yazmışlar. Orada ne diyor? Demir ağlarla ördük dört bir yanı. Nereye ördün yav? Ördüğün bir şey yok. Biz ördük biz. Bak, şu anda, o hani, raylarını bile on metreden fazla yapamayan bir Türkiye vardı. Biz şimdi yetmiş metre uzunluğunda ray imal ediyoruz. Onlar perçinle yapıyordu, biz şimdi kaynak sistemiyle yapıyoruz. Neden? İnsanımızın trenle yolculuk esnasında rahatsız olsun istemiyoruz. Tangır tungur gitmeyeceğiz. Böyle hiç gürültü yapmadan gideceğiz” demişti.

Önce demir ağ tanımı nerden geliyor, ona bakalım. Atatürk 10. Yıl Marşı hazırlanıp kendisine sunulduğunda, marşı çok beğenmesine karşın tek mısrasını değiştirdi. “Yurdun her bir tepesinde dumanlar tütüyor” sözlerini çıkartarak, yerine “Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan” mısrasını ekledi.

Erdoğan, anlaşılan o ki o mısranın Atatürk’ün kaleminden çıktığını da bilmiyor.

İşte o mısranın yazarı, demir ağları ören kişidir. Erdoğan’ın yazanı da öreni de bilmediği ortaya çıkıyor.

TCDD’nin verilerine göre Atatürk döneminde yapılmış olan ana hat demiryolu 3.186 kilometredir. Ayrıca yine bu dönemde yabancı işletmelerin elinde olan bir o kadar uzunluktaki demiryolu da satın alınarak millileştirildi. 2012 yılı itibari ile AKP hükümeti döneminde yapılan ana hat demiryolu ise 1.085 kilometredir.

AKP’li eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da Atatürk’ün bu konudaki rekorunu itiraf etmek zorunda kaldı: “1923-1946 arasında bir yılda yapılan demiryolu uzunluğu 128 kilometreydi. 1946-2003 arasında bu oran yılda 11 kilometreye kadar düştü. 2003’ten sonra, şu anda yılbaşına düşen demiryolu yapımı 107 kilometreye ulaştı. Hala Atatürk döneminin rakamlarına ulaşamadık.”

AKP HÜKÜMETİNİN EKONOMİ YALANI

ABD’den buğday, Kanada’dan mercimek, Arjantin’den mısır, Sudan’dan susam, Ukrayna’dan arpa, İtalya’dan bakla, Çin’den sarımsak, Yunanistan’dan pamuk, Şili’den elma, Brezilya’dan portakal, Panama’dan muz, Almanya’dan vişne, İran’dan fasulye, Meksika’dan nohut, Avustralya’dan pirinç ithal etmeye başladık.

Türkiye’de 1980 yılında 16 milyon büyükbaş, 50 milyon küçükbaş hayvan varken 2010 yılında büyükbaş hayvan sayısı 10 milyon 500 bine, küçükbaş hayvan sayısı ise 23 milyona geriledi.

2002'de ailelerin her yüz liralık gelirine karşı 4.7 lira borcu varken, bugün 55 lira borcu var. 2002 yılında kişi başına düşen dış borç 1.963 dolarken bu sayı 2014 yılında 4.900 dolar. 1975-2002 arasında devlet toplam 251 milyar dolar (yılda ortalama 9,29 milyar dolar) faiz öderken , 2002-2013 arasında 367 milyar dolar (yılda ortalama 33,36 milyar dolar) faiz ödedi.

2002’de, yani Cumhuriyet’in 80 yılının sonunda, Türkiye’nin 129 milyar dolar dış borcu vardı. 10 sene sonrasında, 2012’de, bu borç 337 milyar dolara çıktı. 2002’de kamunun 64 milyar dolar olan dış borcu 2012’de 103 milyar dolara, yine 2002’de 43 milyar dolar olan özel kesimin borcu 2012’de 226 milyar dolara çıktı.

NE BANKA BIRAKACAĞIZ, NE FABRİKA…

2002’de iktidara gelen AKP hükümetinin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan o Sümerbank için, ‘Sümerbank tarihten siliniyor. Elinde bir şey kalmadığı için ismini de kaldırıyoruz’ diyecektir.

 “Ne banka bırakacağız, ne fabrika… Liman da bırakmayacağız. Hepsini satacağız” yine onun sözleridir.

İç ve dış borç bu kadar artarken, 1986-2014 yılları arasında gerçekleşen yaklaşık 70 milyar dolarlık özelleştirmenin 62 milyar dolarlık kısmı, 2003-2014 yılları arasındaydı.

Telsim, İngiliz Vodafone’a, Yarımca limanı Araplara satıldı.

Finansbank ve Tekfenbank Yunan bankasına; Denizbank, Belçika bankasına; Şekerbank, Kazak bankasına satıldı. Tekel’in içki bölümünü Amerikalı şirket aldı.

Cumhuriyet tarihinde ilk kez, devlet tahvili ve hazine bonosundaki vergi stopajı, Türkler için devam ederken, yabancılar için kaldırıldı.

Boğaza nazır 57 bin metrekarelik Sevda Tepesi Suudi Kral’a satıldı.

İzmir limanı, Mersin limanı, Erdemir satıldı.

Petkim satıldı

Tekel’in sigara bölümü, British American Tobacco’ya satıldı.

Atatürk’ün Samsun’a hareket edişinin 89. yıl dönümünde, 16 Mayıs 2008’de, Bandırma limanı ve Samsun limanı satıldı.

ATATÜRK’ÜN YAPTIKLARI:

Ankara Fişek Fabrikası (1924), Gölcük Tersanesi (1924), Şakir Zümre Fabrikası (1925), Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925), Alpullu Şeker Fabrikası (1926), Uşak Şeker Fabrikası (1926), Kırıkkale Muhimmat Fabrikası (1926), Bünyan Dokuma Fabrikası (1927), Eskişehir Kiremit Fabrikası (1927), Kırıkkale Çelik Fabrikası (1928), Ankara Çimento Fabrikası (1928), Ankara Havagazı Fabrikası (1929), Kayaş Kapsül Fabrikası (1930), Kırıkkale Elektrik Santrali (1931), Eskişehir Şeker Fabrikası (1934), Turhal Şeker Fabrikaları (1934), Konya Ereğli Bez Fabrikası (1934), Bakırköy Bez Fabrikası (1934), Bursa Süt Fabrikası (1934), İzmit Şişe ve Cam Fabrikası (1934), Zonguldak Antrasit Fabrikası (1934), Zonguldak Kömür Yık. Fabrikası (1934), Isparta Gülyağı Fabrikası (1934), İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası (1934), Kayseri Bez Fabrikası (1934), Paşabahçe Cam Fabrikası (1935), Gemlik Suni İpek Fabrikası (1935), Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935), Zonguldak Taş Kömür Fabrikası (1935), Ankara Çubuk Barajı (1936), Barut, Tüfek ve Top Fabrikası (1936), Nuri Demirağ Uçak Fabrikası (1936), Malatya Sigara Fabrikası (1936), Bitlis Sigara Fabrikası (1936), Nazilli Basma Fabrikası (1937), Malatya Bez Fabrikası (1937), Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937), Divriği Demir Ocakları (1938), İzmir Klor Fabrikası (1938), Sivas Çimento Fabrikası (1938), Bursa Merinos Fabrikası (1938).

AKP’NİN SATTIKLARI:

Seka Balıkesir İşletmesi (2003), Taksan Tezgah Sanayi (2003), Pektim Standart Kimya Şirketi (2003), Sümerbank Nazilli Fabrikası (2003), Kuşadası Limanı (2003), TCDD İzmir Limanı (2003), EBK Manisa Et-Tavuk Kombinası (2004), ETİ Bakır İşletmeleri (2004), TEKEL Sekili Tuzlası (2004), Bursa Gaz (2004), ETİ Elektrometalürji (2004), Sümer Holding Bakırköy İşletmesi (2004), Kütahya Şeker Fabrikası (2004), ETİ Gümüş (2004), Sümerbank Diyarbakır İşletmesi (2004), TÜGSAŞ Gemlik Gübre Sanayi (2004), TEKEL Alkollü İçkiler Sanayi (2004), ESGAZ (2004), ETİ Krom (2004), Tümosan Türk Motor Sanayi (2004), İGSAŞ (İstanbul Gübre Sanayi) (2004), Sümerbank Beykoz Deri ve Kundura (2005), SEKA İzmit İşletmeleri (2005), ETİ Seydişehir Alüminyum (2005), Türk Telekom (2005), Adapazarı Şeker Fabrikası (2005), TÜPRAŞ (2006), THY’deki kamu hisselerinin %51’i (2006), ERDEMİR (2006), TCDD Derince Limanı (2007), Araç Muayene İstasyonları (2007), TCDD Mersin Limanı (2007), PETKİM (2008), TEKEL Sigara Sanayi İşletmeleri (2008), TCDD Bandırma ve Samsun Limanları (2008), Başkent Elektrik Dağıtım (2009), 6 Şeker Fabrikası (2009), 6 Bölgenin Elektrik Dağıtım Şirketi (2010), 31 Akarsu Santrali (2011), İskenderun Limanı (2011), 19 Bölgenin Elektrik Dağıtım Şirketi (2013)

SONUÇ: Biri saygın bir devlet kurdu. Devletini kısa sürede ekonomik, sosyal, kültürel alanlarda dünya sıralamasına soktu. Temel değerleri koruyarak muassır medeniyet yolunda emin adımlarla ilerledi. Milletini ortak hedefler etrafından birleştirdi. Birlikte üzüldük, birlikte sevindik. Hoşgörü, anlayış iklimi hakim oldu. Kadınlar saygın birer vatandaş, insan, anne olarak kabul edildi. Dünyada kadına seçme-seçilme hakkı veren ilk sıradaki ülkelerden biri olduk. Dünyada ilk kez çocuklara bayram hediye eden bir ülke olduk. Etnik ve dini farklılıklara saygı duyuldu. Ve bunları Atatürk’e borçluyuz.

Diğeri ise… Bugüne bakın, anlarsınız…

19.02.2015