TÜRKİYE, İSRAİL VE ORTADOĞU ÇIKMAZI

Türkiye-İsrail ilişkileri; 1- kendi içinde devam eden krizler, 2- bölgesel boyutta özellikle Filistin meselesinde her an gerilimi artıracak konular itibariyle, 3- bu bağlamda Türk-ABD ilişkilerine bağlı olarak bugünkü gibi devam edecek. Ortadoğu krizinden iki ülke kazançlı çıkacak gibi görünüyor.

Celal ÇETİN

Türkiye-İsrail ilişkilerinde gözle görülür bir gerilim veya iyileşme beklenmiyor. AKP hükümetinin ortaya koyduğu bazı talepler yerine getirilmediği sürece ilişkiler düzelmeyecek. Ama şu anki mevcut durum, ilişkileri daha derin krize sokmadan devam edecek gibi görünüyor. Adı konulmamış bir ateşkes durumu var ve her iki ülkenin de mevcut durumdan rahatsız olduğu söylenemez.

Doğu Akdeniz konusu ileride iki ülke arasında büyük krizlere yol açabileceği gibi yine iki ülke için fırsatlara da yol açabilir. Türkiye’nin elinde İsrail’e karşı kullanabileceği kozlar da var. İran’ın bölgede artan etkisi bu kozun başında geliyor.

Ortadoğu’daki krizlerden en fazla karlı çıkan iki ülke var.

Bunlardan biri İsrail. İsrail’in etrafında tehdit olabilecek ülke ve örgüt kalmadı. Diğer taraftan İran İsrail için tek tehdit unsuru olarak kaldı. İran’a karşı Türkiye ile işbirliği yapmak isteyebilir. Bu nedenle krizleri dondurmak için yeni bir durum değerlendirmesi yapabilir. Öte yandan hem Türkiye’de hem israil’deki seçim süreçleri buna şimdilik izin vermeyecek gibi görünüyor.

İkinci ülke ise, Türkiye. Eğer akılcı ve stratejik politikalar üretebilir ve bağımsız hareket edebilirse Türkiye bölgenin denge unsuru haline gelebilir.

İSRAİL-FİLİSTİN ÇATIŞMASI ABD’NİN ESERİ

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin inisiyatifinde Filistin ve İsrail arasında sürdürülen barış görüşmelerinin sekteye uğraması, ABD'nin Orta Doğu'daki etkisini de azalttı. German Marshall Fund Temsilcisi Hassan Mneimneh bu durumdan ABD Başkanı Obama'nın izlediği Ortadoğu politikasını sorumlu tutuyor.

Türkiye-İsrail ilişkilerinden önce ABD’nin durumuna bakmak gerekiyor. ABD’nin bir karar vermesi lazım. Filistinlilerin hepsini öldürecek misiniz veya bütün Filistinlileri topraklarından sürecek misiniz?

İsrail’in nüfusu 8.5 milyon olmuş. İsrail’in Ortadoğu’daki varlığını sorgulayan Arap devleti kalmamış. İsrail’den artık Filistin devletinin kurulmasına izin vermesi bekleniyor. İsrail’de Likud gibi sağ iktidarlar Filistin devletine izin vermemek konusunda kararlı görünüyor. Bunların isteği şu: Ortada bir Filistin devleti olabilir ama, bu devletten başka her şeye benzeyecek. Böyle bir şey olmaz. Filistinnilerin bir devleti olması lazım.

İsrail güvenlik içinde yaşasın diye bütün Ortadoğu’yu kana bulayamazsınız. ABD’nin İsrail üzerindeki gücünü ciddi şekilde kullanması lazım. “İsrail lobisi çok güçlü, fazla bir şey yapamıyoruz” gerekçesi inandırıcı değil. ABD yönetimleri isterlerse İsrail üzerinde baskı kurarlar. 1956 yılında İsrail İngiltere ve Fransa ile anlaşıp Sina Yarım Adası’nı işgal ettiğinde ABD Başkanı Eisenhower kendilerine sorulmadığı için İsrail üzerinde baskı kurdu. İsrail işgal ettiği topraklardan çıkmak zorunda kaldı. ABD isterse İsrail’i durdurabilir.

ABD bunu yapamıyorsa demek ki eskisi gibi güçlü değil. O zaman Ortadoğu’daki konuları ABD ile konuşmaya gerek yok.

ABD ve Batı dünyası 10 yıldır Türkiye’de Batılı hayat tarzını benimsemiş, Batı dünyası ile iyi ilişkiler kurmak isteyen tüm kesimleri karşısına aldı. Türkiye’nin bölünmesine karşı çıkan çok büyük bir kitleyi de karşısına aldı. AKP’ye oy veren İslami taban zaten ABD ve İsrail karşıtıdır. Özellikle ABD yaptığı hataların hala farkında değil.

AKP FİLİSTİN SORUNUNA SAHİP ÇIKMAK ZORUNDA

İsrail-Filistin olayında AKP Filistin’e yeteri kadar destek diye sadece Hamas’a destek veriyor. Ayrıca AKP’nin Filistin sorununa vereceği desteğin sınırları var. Filistin Türkiye’nin öncelikli sorunları arasında değil, ama AKP’nin önceliği arasında bulunuyor. AKP’nin bugüne kadar savunduğu eylem ve söylemleri Filistin’le ilişkinin devamını kaçınılmaz kılıyor.

Hamas AKP’nin en güçlü ilişkiye sahip olduğu tek örgüt veya birkaç örgütten biri. Dolayısıyla şu an AKP böyle bir durumdan kolay kolay vazgeçmek istemez. Ayrıca Filistin meselesinde hami güçlerden biri AKP’dir. Bugüne kadar Filistin’i desteklemiş olan AKP’nin desteğini kesmesi hem AKP’ye ve Türkiye’ye yönelik güven kaybına yol açar. Bu nedenle AKP Filistin sorununa ve Hamas’a sahip çıkmaya devam edecektir.

Bölgede bu şartlarda Hamas’la ilişkilerin devam edeceği, Filistin’in yeniden inşa edilmesi gibi daha çok insani boyutlara ağırlık verileceği söylenebilir. Böylece hem Filistin davasına sahip çıkıldığı söylenecek, hem İsrail’le yeni çatışmalara girilmemiş olacak.

TÜRKİYE’NİN DENGELEYİCİ ROLÜ SONA ERDİ

Türkiye’nin yapabileceklerine gelince. Bölgede önce Esat’la olan sorunlarını düzeltmek zorundadır. Bunun için diplomaside yöntemler vardır. Mutlaka kameraların önende fotoğraf çektirmek zorunda değil. Kuzey Suriye oluşmasını istemiyorsanız Esat’a, “politikalarımı değiştiriyorum, angajman kurallarımı kaldırıyorum. Senin ordun gelsin suriye’nin Kuzeyindeki topraklara sahip çıksın. O bölgeyi yeniden kontrol altına al” demeli.

Irak merkezi hükümetine destek verebilir. Şii olduğu için Irak merkezi hükümeti ile kavga edip Kuzey Irak’ta Banzani’nin devletleşmesine destek vermek Türkiye’nin aleyhinedir. AKP’nin politika değişikliğine gitmeyi ve bunları yapmayı düşündüğü söylenebilir. İslamcı kesimlerden de AKP’nin bugüne kadar izlediği politikalara yönelik eleştiriler artıyor. Ancak bunu yapabilmesi için Türkiye’nin ideolojik saplantılardan kurtulması gerekiyor.

Türkiye’nin İsrail politikasında ABD büyük rol oynuyor. Türkiye, AKP iktidarına kadar Arap ülkeleri ile başta ABD olmak üzere batı devletleri arasında köprü görevi gördü. Türkiye, uyguladığı denge politikasıyla Arap ülkeleri ve İsrail ile ilişkilerini kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirdi. Türkiye-İsrail ilişkileri bütün Arap ülkelerini etkiledi. Ancak AKP’nin izlediği mezhep temelli politikaları nedeniyle Türkiye’nin dengeleyici, uzlaştırıcı rolü sona erdi.

Uluslararası strateji uzmanı Zbigniew Brzezinski’nin analizi bugünkü durumu özetliyor. Süper güç ABD'nin dünya arenasında çekilmesinin Ortadoğu'da siyasi istikrarın sonu olacak. Ortadoğu'daki tüm ülkeler iç politik çekişmeler, sosyal ayaklanmalar ve dini fundamentalizmin pençesine düşecek. İsrail ve Filistin sorunu çözülmeden ABD gerilemeye başlarsa bu sorun Ortadoğu'daki siyasi atmosferi zehirlemeye devam edecek. Bölgede İsrail düşmanlığı daha hız kazanacak. İran ve İsrail'in Hamas ve Hizbullah aracılığıyla çatışmasından en büyük zararı Lübnan ve Filistinli siviler görecek ve toplu ölümler olacak. Daha kötü senaryo ise İsrail ve İran'ın doğrudan birbirlerini vurması olacak.

TÜRKİYE’NİN FAZLA ARGÜMANI YOK

Günümüzde Türkiye’nin İsrail’e yönelik yapabilecek fazla bir argümanı yok. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Münih Güvenlik zirvesinde İsrail heyeti ile karşılaşmamak için toplantıya katılmaması, Türkiye’nin verebileceği en büyük tepkidir. Daha fazlası yapılamaz.

AKP iktidarı her ne kadar İsrail ile kavgalı olsa da, uluslararası kuruluşlardaki İsrail lobisini karşısına almak istemiyor. Özellikle Ermeni lobisi ile Yahudi lobisinin işbirliği yapması, Türkiye’yi ve AKP hükümetini yalnızlaştıracaktır. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP hükümeti, daha fazla yalnızlaşmak istemiyor.

Bu noktada AKP seçimlerden önce Filistin sorununu iç politika malzemesi olarak kullanacaktır. Hamas’ı destekleyen AKP hükümeti, Filistinlileri bölüyor. Bölünmüş bir filistinin israil karşısında zayıf düştüğü biliniyor. Bu nedenle Hamas ve El Fetih arasındaki sorunlarda arabulucu olmaya çalışıyor.

Öte yandan uzmanlara göre Paris’teki Charlie hebdo saldırısı Türkiye’ye ve AKP’ye karşı bir uyarıydı. Fransa’nın Filistin’i tanımasından kısa bir süre sonra gerçekleştirilen Charlie hebdo saldırısı ile Fransa’nın Ortadoğu politikası, özellikle Filistin’e sağladığı destek önlenmek istendi. Bu saldırının arkasında İsrail’in olduğu iddia ediliyor.

AKP hükümeti, özellikle seçimler öncesinde İsrail’le tehlikeli gerginlik istemiyor. Ancak iç politikada kullanmak amacıyla İsrail’le anlaşarak sanal gerginlik çıkarabilir.

Uzmanlara göre Çözüm süreci, Kobani’de PYD’nin güçlenmesi İsrail’in politikalarına uygun gelişmeler ve Türkiye bu politikaları desteklemek zorunda kalıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan Kobani’de Kürtlerin ikinci bir özerk bölge oluşturmasına karşı çıkmıştı. Ancak Türkiye bu gelişmeyi kabul etmek zorunda kaldı. 

16.02.2015