ABD DOST MU, DÜŞMAN MI?

“Stratejik ortak, dost ve müttefik” ABD ile olan geleneksel işbirliğinin bugün nitelik değiştirdiği görülüyor. ABD’nin Ortadoğu politikasından en fazla zarar gören ülke, Türkiye oluyor. Ortadoğu, küresel savaşın laboratuvarı niteliği taşıyor. Küresel gücünü korumak isteyen ABD ve müttefikleri ile yeniden sahneye çıkan Rusya ve müttefikleri arasında kirli bir savaş yaşanıyor.

Celal ÇETİN

Bu savaşın kaybedenleri bölge ülkeleri ve halkları. “Yeni Dünya Düzeni” çerçevesinde bölge ülkelerinin sınırları kan ve şiddetle çizilmeye çalışılıyor. Bu noktada en büyük zararı, ABD’nin dost müttefik olarak ilan ettiği Türkiye görüyor.

Bölgenin yeniden dizaynı kapsamında ABD eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın 7 Ağustos 2003 tarihinde Washington Post gazetesindeki yazısını bilmek gerekiyor. “Transforming The Middle East – Ortadoğu’yu Dönüştürmek” başlıklı yazısında Rice Fas’tan Basra körfezine kadar Ortadoğu’da bulunan 22 devletin rejiminin, sınır ve haritalarının değiştirileceğini, Türkiye’nin de bunların içinde olduğunu açıkladı.

Sınırların değiştirilmesi operasyonu çerçevesinde yeni Kürt devleti oluşturuluyor. Kuzey Irak Kürt Bölgesi, yeni devlet olarak ortaya çıkıyor. Sözkonusu Kürt devleti; Türkiye, Suriye, Irak ve İran’a ait topraklar üzerinde kuruluyor. Böylece bu dört ülkenin sınırları değişiyor.

Irak’ta Türkiye’nin aleyhine oluşumları destekleyen ABD, aynı politikayı Suriye’de de uyguluyor. Kuzey Irak Kürt Devleti’nin sınırlarını genişletme planı çerçevesinde IŞİD devreye sokuldu. Irak ve Suriye’de IŞİD’in saldırı stratejilerine ve güzergahlarına bakıldığı zaman iki nokta dikkat çekiyor; Türkmen bölgeleri ve Kobani.

Türkmen bölgeleri petrol açısından Irak’ın en zengin alanlarını oluşturuyor. IŞİD’in saldırısı sonucu Peşmerge Türkmenlere yardım ve IŞİD’le savaş gerekçesiyle Türkmen topraklarını işgal etti ve çıkmayacağını açıkları.

IŞİD’in hede faldığı Kobani ise, Barzani yönetimine rakip olabilecek şekilde özerk bir Kürt bölgesi kurmak istedi. ABD’nin tüm baskılarına karşın PYD Lideri Salih Müslim kararında ısrarlı oldu. Ve IŞİD ortaya çıktı. Kobani’ye başlattığı saldırılara direnemeyen Müslim, Barzani’nin ve ABD’nin yardım teklifini kabul etmek zorunda kaldı. Rudaw haber kanalı, ABD yönetimi ile PYD arasında yapılan ilk görüşmenin Barzani’nin devreye girmesi ile gerçekleştiğini açıkladı. Sonuçta Peşmerge Kobani’ye girdi. Böylece Kuzey Irak Kürt yönetiminin sınırları Suriye içlerine kadar genişlemiş oldu.

ABD ELİYLE BÖLÜNÜYORUZ

Kobani, Türkiye için yeni bir tehdit unsuru haline geldi. İster PYD ister Peşmerge, hangisi olursa olsun Türkiye Suriye cephesinden de kuşatılmış oldu. Türkiye’yi tehdit eden bu yapılanmanın en büyük destekçisinin ise ABD olduğu biliniyor.

PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in Barzani’nin baskısı ile ABD Milli Güvenlik Danışman Yardımcısı Tony Blinken ile görüşmesi, PYD Sözcüsü Newaf Xelil’in, “ABD’nin Kürtler’e silah vermeyi kabul ettiğini ama bunun türkiye’den saklandığını” açıklaması, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Kobani’ye silah yardımı yapıldığını ilan etmesi gibi gelişmeler Türkiye’nin güvenliğini tehdit edici boyutlara ulaştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “PYD bizim için PKK ile eştir. O da bir terör örgütüdür. Yani bir terör örgütüne kalkıp da bize dost olan, NATO’da beraber olan Amerika’nın böyle bir desteği, bizden ‘evet’ beklemesi yanlış olur” uyarısında bulunmuştu. Buna karşılık ABD’nin Kürtler’e yardım etmesi, “ABD dost mu, düşman mı?” sorusunun sorulmasına yol açtı.

TAMPON BÖLGE ÇATIŞMASI

Öte yandan ABD’nin yol açtığı içsavaşıntan kaçan 2 milyon Suriye’li için Suriye’de tampon bölge oluşturulması önerisi de yine ABD tarafından reddedildi. Ekonomik, siyasi ve sosyal açıdan sorunlara yol açan sığınmacılar Türkiye’nin imkanlarını zorluyor, ancak ABD tarafından hiçbir destek sağlanmıyor. Bir anlamda ABD Türkiye’yi kendi menfaatleri için kullanmaya çalışırken zorluklarını paylaşmayı kabul etmiyor.

ABD’nin Türkiye için kullandığı bir diğer örgüt, IŞİD. Suriye’de Esad rejimine karşı terör hareketlerine girişen muhalif örgütlerin yetersiz kalması, bir kısmının Esad’ın safına geçmesi üzerine kurulan taşeron örgüt IŞİD, hem Türkiye’yi hem Esad’ı tehdit ediyor.

Sonuç itibariyle Türkiye-ABD ilişkileri yeniden sorgulanmayı gerektiriyor. NATO’da ve Batı blokunda ABD ile müttefiklik ilişkisini sürdüren Türkiye’ye karşın Washington’un ittifakın ruhuna aykırı hareket etmesi rahatsızlık yaratıyor. Ankara’nın da mütekabiliyet ve eşitlik ilkesi çerçevesinde bağımsız, çok kutuplu politikalar izlemesi gerekiyor. 

13.02.2015