ABD-RUSYA SAVAŞI KAPIDA

ABD’nin Rusya’yı çevreleyerek etkisizleştirme stratejisi Ukrayna krizi ile sıcak savaşa doğru hızla ilerliyor. Kırım’ın Rusya’ya bağlanması ile başlayan diplomatik ve ekonomik savaşın niteliği değişmeye başladı. Özellikle ABD’nin NATO’yu devreye sokması Ukrayna üzerinden yeni bir dünya savaşı ihtimalini güçlendiriyor.

Celal ÇETİN

ABD’nin Rusya stratejisi birkaç amacı gerçekleştirmeye yönelik olarak hazırlandı.

NATO bir takım kararlar alıyor. ABD yayınladığı yeni Güvenlik Stratejisi’nde Rusya’yı saldırgan güç olarak tanımladı. Bu tanımlama NATO’nun yeni konseptini de belirlemiş oldu. Sözkonusu konsepte göre Ukrayna, Gürcistan gibi ülkeler NATO şemsiyesine alınırken güçlendirilmiş NATO Mukavemet Gücü kapsamında yaklaşık 30 bin kişilik bir güç ve ve yaklaşık 5 bin kişilik öncü güç kurulmasına ve yeni komuta kontrol merkezlerinin oluşturulmasına karar verildi. Bu, Rusya’nın NATO, dolayısı ile ABD tarafından tamamen kuşatılması anlamına geliyor.

Öte yandan ABD Rus tehdidi gerekçesiyle Avrupa’yı kendisine yaklaştırdı. Düne kadar Rusya’nın Almanya üzerinden Avrupa ile ilişkileri vardı ve bu ilişkiler ABD ile AB arasında zemin kaymasına yol açıyordu, yani ABD Avrupa’yı kaybediyordu.

Ayrıca bu kriz üzerinden ABD NATO içindeki etkinliğini artırdı. NATO’yu koruyucu kalkan olarak ön plana çıkardı. Bu durum özellikle Doğu Bloku üyeleri açısından ABD’yi ön plana çıkarırken Kıta Avrupa’sında Almanya’nın ve ve Fransa’nın daha temkinli olmasına yol açtı. Avrupa’da ekonomik ve siyasi anlamda başı çeken bu iki ülke, küresel politikalarda ABD’nin kontrolüne girmeyi kabul etmiyor. Özellikle 2008’deki Bükreş Zirvesi’nde Almanya ve Fransa Gürcistan ve Ukrayna’nın NATO üyeliklerine sıcak bakmadıklarını açık açık açık dile getirmişlerdi. O zirvede ABD müttefiklerinden ciddi anlamda muhalefetle karşılamıştı.

ABD FRANSA VE ALMANYA’YI “TERBİYE EDİYOR”

ABD’nin “çizgiden çıkan” Almanya ve Fransa’yı terbiye etme yöntemi yabancı değil. Örneğin Almanya’da birden bire Pegida hareketi ortaya çıktı. Alman iç ve dış politikası ile hiçbir şekilde örtüşmeyen bu hareket Almanya’nın dış politikalarına zarar verici bir özellik taşıyor. Ukrayna krizi üzerinden Batı kendi içinde yeni bir düzen kurmaya çalışırken Almanya’nın ABD’ye direnişi ve yeni düzenin mimarlığını üstlenmesi çabaları Pegida hareketi ile cezalandırılıyor.

Ayrıca Paris’teki saldırılar da Paris’in izlediği politikalara ve menfaatlerine hiç uygun değil. Fransa’nın Ukrayna’nın NATO üyeliğine sıcak bakmadığı ve Filistin devletini tanıdığı biliniyor.

Özetle ABD Ukrayna ve Kırım krizi üzerinden Batı, Avrupa ve NATO ile olan ilişkilerini yeni bir zemine oturtmaya ve Rusya’yı burada tehdit unsuru olarak kullanmaya devam ediyor.

Almanya ve Rusya’nın diplomatik hamleleri son fırsat olarak değerlendiriliyor. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın “diplomasinin de sınırları vardır ve biz şu anda diplomasinin son hamlelerini yapıyoruz” demesi dikkate alınmalıdır. Bunun anlamı şudur, “Bizi dikkate al, yoksa bizi de kaybedeceksin.”

Hollande’ın bu açıklamayı Rusya kadar ABD’ye de uyarı niteliği taşıyor. Washington kendi planlarını dayatmaya devam ederse Fransa ve Almanya’nın direnişi de artacaktır. Öte yandan Rusya’nın barış arayışlarına olabildiğince katkı sağlamaması durumunda ortaya çıkabilecek sıcak savaşta Fransa ve Almanya’nın klasik müttefiki ABD’nin safında yer almaktan başka çaresi bulunmuyor. Bu nedenle Ukrayna barışı tüm kesimler için “savaştan önceki son çıkış” anlamına geliyor.

MOSKOVA GORBAÇOV ÜZERİNDEN UYARDI

Rusya’nın bu reste Gorbaçov üzerinden cevap vermesi de dikkate alınması gereken bir başka hamle olarak kabul edilmeli. Bilindiği gibi Gorbaçov, Sovyetler Birliği’ni dağıtan ama soğuk savaşı bitiren sembol isimdir.

Gorbaçov’un 10 ve 30 Ocak’ta yaptığı iki açıklamasının satır araları, Rusya’nın neden Gorbaçov üzerinden cevap verdiğini açıklıyor.

Gorbaçov her iki açıklamasında da “Rusya’ya uygulanan yaptırımların Batı ile Rusya arasında yeni bir savaşa yol açabileceği, soğuk savaşın sıcak savaşa dönüşebileceği” uyarısında bulunuyor. Aslında Rusya Gorbaçov’un ağzından bu uyarıları kendisi yapıyor.

UKRAYNA RUSYA’NIN KIRMIZI ÇİZGİSİDİR

Ukrayna, Azerbaycan ve Özbekistan’ın Rusya için yaşamsal önemi bulunuyor. Bu üç ülke Rusya’nın Transkafkasya’daki varlığını sürdürebilmesinin olmazsa olmazıdır.

ABD, Orta Asya ve Kafkasya’nın kendisi ve Rusya için önemini farkettiği andan itibaren soğuk savaşı yeniden başlattı.  Zbigniew Brzezinski, “Büyük Satranç Tahtası”nda (1997), “Avrasya’ya egemen olan güç, dünyanın üç gelişmiş ve ekonomik olarak üretken bölgelerinden ikisini ele geçirmiş olacaktır” diyordu. Brzezinski, aynı kitapta Rusya’nın üçe bölünmesinin “faydalı” olacağını ima ediyordu: Bir “Avrupa ülkesi” olarak Batı Rusya, Sibirya ve ülkenin geri kalanı... Dick Cheney ise, bir petrol şirketinin yöneticisi olduğu 1998’de verdiği bir demeçte, “Hazar kadar, birdenbire stratejik önemi böylesine artan bir başka bölge olduğunu hatırlamıyorum” demişti.

ABD’nin soğuk savaşı başlatmasıyla birlikte Baltık ülkeleri Estonya, Litvanya ve Letonya, alelacele NATO üyesi yapıldı ve Rusya’ya sınır olan bu ülkeler, fiilen ABD ordusunun denetimine geçti. ABD, Rus sınırlarına dayandı.

Sırada Ukrayna var. Rusya Ukrayna’yı da kaybederse candamarını kaybetmiş olacak. Bir anlamda Rusya ölüm-kalım savaşı veriyor. Gorbaçov üzerinden Moskova’nın verdiği cevap çok açık: “Buraya kadar. Bundan sonra sıcak savaş başlar.”

09.02.2015