ABD VE BATI İLE TÜRK-RUS HESAPLAŞMASI MI?

Türkiye ile Rusya arasındaki işbirliği ve ortaklık gelişiyor. Her iki ülkeyi birbirine yaklaştıran ortak faktörler bulunuyor. Ankara ve Moskova Batı tarafından hedef tahtasına konulduğunu görüyor. Türk-Rus ortak projesi, Avrupa’ya açılan kapı konumundaki Türkiye’yi küresel bir enerji hub’ı haline getiriyor. Hedef ABD’yi ve AB’yi kendi silahıyla, yani Güney Koridoruyla vurmak ve hesaplaşmak.

Celal ÇETİN

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Aralık başında yaptığı Türkiye ziyaretinde öne çıkan en önemli maddelerden biri, Rus doğal gazının Avrupa’ya Bulgaristan değil, Türkiye üzerinden taşınması projesi oldu. Ocak ayında da Aliyev’in Ankara’ya gelmesi; Türkiye’nin hem Rusya, hem de Azerbaycan ile kurduğu ilişkilerin güçlendiğini gösteriyor. Bu durum aynı zamanda Putin’in Ankara ziyaretinin bölgesel gelişmelere yansımasının da göstergesi.

Putin, Ukrayna’yı by-pass ederek Avrupa piyasalarına ulaşma amacından vazgeçmedi. Sadece güzergahı değiştirdi ve düne kadar rakibi olan Türkiye’yi yanına aldı. Türkiye üzerinden Balkanlara ulaşan bir boru hattı gerçekleşirse, Putin hedeflerine ulaşmış olacak AB, bunu bildiği için yeni projeye de sıcak bakmayacak, zorluklar çıkaracak. Batı ile Rusya arasında Ukrayna konusunda bir uzlaşıya varılmadığı sürece (ufukta böyle bir belirti yok) AB, Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltma ve Ukrayna’yı destekleme çabalarına devam edecek.

Türkiye’nin de Rusya’nın da boru hatlarına ihtiyacı var. Bu nedenle yeni boru hattı her iki ülkenin stratejik hedefleri için yaşamsal önem kazanıyor ve gerçekleşmesi için iki ülke de gerekeni yapacak.

TÜRKİYE VE RUSYA İÇİN ARTILARI-EKSİLERİ

Avrupa Birliği’nin Güney Akım iptal olmayacaksa onların istedikleri bir düzenin geleceği şeklinde beklentileri vardı. Yani Rusya’yı istedikleri kurallara uyduracaklardı. Güney Akım olacaktı ama gene AB şartlarında olacaktı. Güney Akım projesine bakıldığı zaman arasındaki ülkeler AB’nin kontrol edebildiği ülkelerdi. Ancak şimdi proje Türkiye’den geçince Türkiye Avrupa tarafından çok kontrol edilebilir bir ülke değil. Burada Rusya tekrar oyun kuruculuğunu kendi eline alıyor. O yüzden yine Rusya’nın belirlediği kurallar mı geçerli olacak, yoksa Avrupa’nın talep ettiği kurallar mı geçerli olacak? Yani Rusya’nın bu gazı en nihayetinde Avrupa’ya gidecek, ancak Rusya’nın istediği gibi mi, yoksa Avrupa’nın istediği gibi gidecek, bunun savaşı yapılıyor.

Bu arada Rusya sadece Güney Akım projesinden vazgeçmedi, projeye yeni oyuncu yani Türkiye’nin katılmasını sağlamakla resmen projenin yeni şeklini teklif etmiş oldu. Enerji uzmanlarına göre bu, bir yandan Rusya’ya Avrupa Komisyonu ile tartışmasında biraz zaman kazanma, öbür yandan da Türkiye’yi kendi tarafında çekme imkanı tanıdı. AB de Türkiye’nin tutumunu etkilemeye çalışacak ve Türkiye ile Rusya arasındaki işbiliğini önlemeye çalışacak. Ancak AB’nin Türkiye’yi etkileme ihtimali çok düşük görünüyor. Özellikle Charlie Hebdo dergisinde yayınlanan karikatürler ve 12 kişinin ölümü ile sonuçlanan terörist saldırı, Türkiye-AB ilişkilerini onarılamaz bir noktaya getirdi.

Dolayısıyla bu gerçekleri bilen Türkiye de farklı alternatiflere yönelecek. Yeni doğalgaz boru hattı da farklı alternatifler arasında en cazip gibi görünüyor. Ama önümüzdeki zamanlarda ne olabileceği belli değil. Belki Avrupa veya Batı ittifakı başka yöntemleri kullanacak. NATO üzerinden belki Türkiye’yi yaptırımlarda bulunabilir veya bu politikasını gözden geçirmesini isteyebilir. Ama AB bağlamında konuşacak olursak şu an zaten işler durma noktasında. Dolayısıyla Türkiye’nin atabileceği adımlardan bir tanesi Rusya ile işbirliği yapmak gibi görünüyor.

Bu arada projenin Türkiye’ye yönlendirilmesi Türkiye’nin de şöyle işine geldi. Neticede Türkiye Güney bölgesinde bir doğal gaz koridoru olma çabasında. Yani bir taraftan Azerbaycan’dan, bir taraftan Türkmenistan’dan, bir taraftan Rusya’dan gidecek gazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya iletilmesi konusunda Türkiye adımlar attı. Hatta dış politikadaki çoğu stratejisini bunun üzerinde kurdu. Aynı şekilde yine Irak’tan gelecek olan, Doğu Akdeniz’de keşfedilmiş yeni gaz rezervlerinin de Türkiye üzerinden Avrupa’ya iletilmesi konusunda Türkiye’nin çalışmaları devam ediyor. Enerji koridoru olma yolunda bu kadar çok adım atan hükümet için bu son yapılan teklif önemli durumda. Türkiye için bu anlaşma pozitif sonuçlar içeriyor. Enerji arz güvenliği yükseliyor ve maliyet düşüyor.

Bu gelişmeden Türkiye’nin kazançlı çıktığı kabul ediliyor. Uzmanlar Rusya’nın Batı ile giriştiği mücadelede Türkiye’yi yanına almaya çalıştığını belirtiyor. Türkiye, Batı ile Rusya arasında manevra yaparak (Osmanlı’nın Rusya ve Avrupa arasındaki rekabetten yararlanması gibi) kazanç elde etme fırsatı elde ediyor.

Yeni proje, Rusya’nın Türkiye ile birlikte Avrupa’yı kendisine bağlama projesi olarak kabul ediliyor. ABD’den ve Avrupa’dan dışlandığını hisseden Türkiye, Rusya’nın bu projesine sıcak bakıyor. Bir anlamda her iki ülke de Batı’ya karşı doğalgaz silahını kullanmak üzere ortaklık kurmuş gibi görünüyor. Doğalgaz ve enerji projeleri iki ülkenin güçlerini birleştirmeleri olarak da kabul edilebilir.

OYUN BÜYÜK

Putin Türkiye’ye, Karadeniz geçişiyle ülkemize bağlanacak ve oradan da Yunanistan sınırına kadar uzanacak yeni bir boru hattıyla Türkiye-Yunanistan sınırında doğal gaz ‘hub’ı (ticaret/dağıtım merkezi) kurma isteği, yeni projenin temelini oluşturuyor.

Türkiye dahil Güney Doğu Avrupa’da gaz hub’ı yok. Böylesine bir boşluğu değerlendirmek Ruslar açısından çok önemli stratejik bir hamle olarak kabul ediliyor. Çünkü Yunanistan sınırına uzanacak TANAP ve ileride bunlara eklenebilecek İran, Kuzey Irak gazı düşünüldüğünde Ruslar fiyatlandırmayı bunlara göre yapıp ürünlerini oluşan rekabete göre pazarlayabilecek. AB sınırları içerisinde yeni bir boru hattı inşa etmeyecekleri için AB mevzuatına da tabi olunmayacak, Yunanistan ve Bulgaristan şebekelerine doğrudan makul miktarlarda bağlanılıp piyasa dengelenebilecek. Zaten uzun zamandır Yunanistan’da da benzeri bir çalışma var, ‘hub’ olmak için çok çaba gösteriyorlar ve önemli ilerleme sağlıyorlar.

Bu açıdan Rusya’nın yeni boru hattı hamlesi, Güney koridorunda Rusya’yı dışlayan boru hatları projelerine karşı koymak için izlediği stratejilerin bir devamı olma özelliğini taşıyor. Türkiye’nin Azerbaycan’a yakınlığı, gergin Rusya-Azerbaycan ilişkileri ve Ermenistan göz önünde bulundurulduğunda yeni hamleler gelecekteki enerji ve ötesi meselelerde stratejik mücadelelere yol açabilir. Bu nedenle Türkiye ve Rusya ayrı ayrı kendi sorunlarını bir şekilde çözmek veya bu sorunların ikili ilişkileri etkilemesini önlemek zorunda. Nabucco, TANAP ve yeni boru hattının birbirleri ile rekabet etmek yerine Türkiye ve Rusya’nın gücünü artıracak projelere dönüştürülmesi gerekiyor.

Oyun planları büyük ve asıl en önemli hedef AB’yi kendi silahıyla, yani Güney Koridoruyla vurmak. Şöyle ki, TAP projesi ilk 10 bcm kapasite için Avrupa Komisyonu’ndan üçüncü taraf erişimi için muafiyet almışken hattın ikinci 10 bcm kapasitesi Türkiye-Yunanistan sınırında üçüncü taraf erişimine açık olacak. Stratejileri başarılı olurlarsa Rusya bu boru hattını kullanmayı hedefliyor olabilir.

Amerikalı yorumcu Rick Staggenborg, OpEd News sitesinde yayınlanan makalesinde, Rusya’nın Güney Akım doğalgaz boru hattından vazgeçerek NATO’nun kilit üyesi Türkiye ile anlaşmasının, “İngiliz-Amerikan imparatorluğuna meydan okuyacak ve sonuçta yıkacak” hamlelerin ilki olabileceğini yazdı.

Avrupa’nın yeni ilave kaynaklar olmadığı sürece doğal gaz tedariğinde Rusya’ya muhtaç olduğu biliniyor. Doğalgaz ihtiyacı azalmak yerine artacak ve yeni hatlar kaçınılmaz olacak.

Batı’yı en zayıf yerinden hedef alan bu birlikteliğin temelini çok boyutlu “enerji güvenliği” oluşturuyor. Putin’in Güney Akım noktasındaki son hamlesi, aslında Batı’nın kendisine karşı kullanmaya çalıştığı en büyük kozu kendi safına çekme girişiminden başka bir şey değil. Açıkçası Rusya, Batı’yı alternatifsiz hale getirmek istiyor.

Rusya, bu son dakika manevrası ile hem Türkiye’yi kazanıyor hem de enerji tekeli olma özelliğini Türkiye üzerinden korumaya devam ediyor. Bunun bir de Türk-İslam dünyası eksenli bir çarpan etkisi var. Bu etki sürece entegre edildiğinde dünyadaki tüm denklemler ve dengeleri bir anda alt üst edebilecek bir kapasiteye sahip.

Türkiye’siz bir Batı, enerji güvenliği politikaları olmak üzere Kafkaslar, Ortadoğu, Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Balkanlar başta olmak üzere tüm bölgelerde kaybetmek zorunda kalacaktır . Biraz daha ötesinde ise İran, Afganistan, Orta Asya ve Güney Asya yer alıyor.

Buna karşılık Rusya Afrika, Asya, Latin Amerika ve Orta Doğu'da eski Sovyet bağlantılarını canlandıracak stratejik anlamda adımlar atıyor. Öte yandan Çin ile işbirliğini geliştiren Moskova, ayrıca ABD'ye karşı antipatik duygular besleyen BRICS ülkelerini de (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) kendi yanına çekiyor. BRICS’in tüm Avrupa-Atlantik sisteminin (NATO) dışında bulunması Moskova’nın en güçlü avantajı. Türkiye BRICS üyesi değil ama NATO üyesi. Bu nedenle NATO üyesi bir Türkiye Moskova için düşman kampına içinde “güçlü müttefik” konumunda bulunuyor. AB ile ilişkiler ise malum.

Sonuç olarak boru hatlarının Türkiye ve Rusya’yı birbirine bağladığını kabul eden uzmanlar, aynı zamanda hem Türkiye’nin hem de Rusya’nın boru hatları üzerinden ABD ve Avrupa ile bir hesaplaşma sürecine girdiğini belirtiyorlar. Her iki ülke de kendi ellerini güçlendirmek için hem birbirlerini hem enerji silahını kullanıyor.

26.01.2015