TÜRKİYE İÇİN DÖRT "FELAKET SENARYOSU"

Ortadoğu bataklığına girilmesi ve PKK ile yapılan pazarlıklar Türkiye’yi tehlikeli ve ölümcül dört yol kavşağına getirdi. Yollardan hangisine girerse girsin Türkiye geleceği belirsiz bir yolculuğa çıkacak. Ya siyasi temelde bölünmeye gidecek, ya askeri anlamda PKK ile kanlı bir mücadeleye girecek veya kanlı bir hesaplaşmayla yüzleşecek.

Celal ÇETİN

21. Yüzyıl Enstitüsü Başkanı Prof. Ümit Özdağ’a göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan zaman kazanmaya çalışıyor ve önünde dört seçenek bulunuyor.

Özdağ, “birinci seçenek seçimden sonra askeri güçleri ülkenin güneydoğusuna gönderip PKK’yı yenmeye çalışacak. İkinci senaryo. PKK’nın özerkliğini kabul edecek ve yeni bir anayasa yapacak. Türkiye özerk Kürdistan’la mutlu bir ülke olacak! Üçüncü seçenek, bundan sonra Türkler ve Kürtler arasında çatışmalar olacak. Türkiye iç savaş içine düşecek. Erdoğan yönetimi bu iç savaşı aşırı askeri güçle bastırmaya çalışacak. Dördüncü senaryo ise  Erdoğan yönetiminin bu çatışmayı önleyememesi durumunda askerlerin yönetimi devralması gündeme gelecek” dedi.

Özdağ’ın altını çizdiği dört seçeneğin sonuçlarını biz açıklayalım.

Her seçeneğin sonu karanlık gibi görünüyor.

Birinci seçenekte PKK ile çatışmaya girilmesi, Türkiye’yi terör batağına sokacağı gibi Güneydoğu’da kanlı bir savaşa yol açacak.

2002’de teslim olmayı konuşur hale gelecek kadar etkisizleştirilen PKK terör örgütü, AKP iktidarı ile birlikte kendisini toparladı ve tarihinde olmadık ölçüde güçlendi. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi, demokratik açılım gibi isimlerle başlayan ve çözüm süreci adıyla devam eden süreç Türkiye’yi adım adım PKK’nın (Kandil) ve İmralı’nın kontrolüne soktu. Çözüm sürecine halel gelmemesi bahanesi ile Türk devletinin etkisi Güneydoğu’dan silinirken PKK kurumsallaştı ve polis teşkilatından yargı teşkilatına kadar devlet mekanizmalarını kurdu.

Sürecin en tehlikeli sonucu, 2002’ye kadar Kürk kökenli vatandaşlarımızla PKK’yı birbirinden ayıran bu ülkenin insanları, Türk-Kürt olarak ayrıştı. Kürt kökenli vatandaşlar arasında “milli benlik ve ayrı millet” duygusu yerleştirildi. Sonuç itibariyle her ne kadar Türk devleti karşısında hiçbir şansı olmasa da, PKK ile girilecek bir savaş çok zorlu geçecektir.

Öte yandan küresel güç odaklarının kabul etmeyeceği bir savaş, uluslararası müdahaleye zemin hazırlayabilir. BM eliyle NATO’nun ulus devletlere müdahalesi kolaylaştırıldı. Ulus devletlerin kendini savunma hakkı uluslararası kuruluşlar tarafından ya tanınmıyor veya menfaatleri çerçevesinde yorumlanıyor. Türkiye’nin PKK terör örgütü ile gireceği bir mücadeleye BM Güvenlik Konseyi’nin kararı ile NATO veya uluslararası güçler müdahale edebilir. Ki etme ihtimalleri yüksektir. ABD, İsrail gibi ülkelerin taşeron örgütü olan PKK’nın Türk Ordusu tarafından yenilmesi demek, Büyük Kürdistan (Büyük İsrail) projesinin sekteye uğraması demektir.

İkinci seçenek olan Anayasa değişikliği ile özerk Kürdistan’ın kurulması senaryosu Türk milleti tarafından hiçbir zaman kabul edilmeyecek ve artan gerilim bir gün patlayacak. Özerk Kürdistan’ın ABD ve İsrail tarafından koruma altına alınması da durumu değiştirmeyecek. Ortadoğu hızla bir savaşa gidiyor. Böyle bir savaşta ne Güneydoğu’daki özerk Kürdistan ayakta kalabilir, ne Irak’ta kurulacak olan Barzani devleti.

Üçüncü seçenek, ilk iki  seçeneğin doğal sonucu olacaktır. Türkiye’nin içsavaşa sürüklenmesi durumunda uluslararası müdahalenin de kapısı açılmış olacaktır.

Dördüncü seçenek olarak ortaya konan “askerin yönetime el koyması” senaryosunun yol açacağı gelişmeler Türkiye’nin hayrına olmayacaktır. Batı’nın onayı olmaksızın askerin yönetime el koyması  içsavaşı beraberinde getirir. 1980 darbesi gibi toplumun yüzde 100’ünün kabullenmesi beklenmemeli. Güneydoğu’dan başlayacak bir isyan dalga dalga büyük kentlere yayılırken ekonomik yıkım operasyonları da devreye girecektir.

1 Mart tezkeresini kabul etmeyen Türk Ordusu’nun başına gelenler unutulmadı. AKP-Cemaat (Paralel yapı) ittifakının Ergenekon, Balyoz gibi dışarıda hazırlanmış sahte davalarla Türk Ordusu etkisizleştirildi. Gücünü korumakla birlikte itibarsızlaştırılan, emir-komuta zinciri paramparça edilen, milli/ulusal hassasiyetleri zedelenen bir ordunun gerek PKK ve gerekse uluslararası müdahaleye ne derece karşı koyabileceği tartışılır.

Sonuç olarak Türkiye’yi zorlu bir süreç bekliyor. 

21.01.2015