TERÖR ALGISI TAMAM. SIRADA “İSLAM’DA REFORM” VAR…

Küresel bir kaos ve çılgınlık süreci tüm hızıyla devam ediyor. Öyle ki; ABD, Rusya, Çin, İran, İsrail gibi kaosun hem planlayıcıları ve hem hedefleri konumunda bulunan ülkelerdeki sağduyulu insanlardan, “3. Dünya Savaşı” uyarısı gelmeye başladı. “Kaos projesi” hedef ülkeleri istikrarsızlaştırmayı öngörürken din temelli bir yapıya büründüğü ve İslam dinini “hedef tahtasına” koyduğu görülüyor.

Celal ÇETİN

Artık kabul gören bir gerçek var. 21’inci yüzyılın Haçlı Savaşları yaşanıyor. Ortaçağ dönemindeki Haçlı Savaşları’ndan farkı; bugünkü savaşın plan yapıcıları enerji kaynaklarını elde tutmanın yanısıra küresel “tek devlet kurmak, tek din oluşturmak” hedefine ulaşmaya çalışıyor. Bu savaşın aktörlerine “küresel sermaye” adı veriliyor.

Küresel sermayenin en büyük düşmanı adı ne olursa olsun ulus devletlerdir. Bu amaçla birkaç yüzyıla yayılmış ve aşamalardan oluşan bir savaş yürütülüyor. En önemli aşama İslam dinini etkisizleştirmek, itibarsızlaştırmak ve gerçek İslam’ın öğrenilerek yaşanmasının önüne geçmek.

Ortaçağ’da yaşanan Haçlı Savaşları’nın taraflarından biri İslamiyet, diğeri Hıristiyanlık’tı. 1095-1272 yılları arasında, Avrupalı Katolik Hristiyanların, Papa'nın talebi ve çeşitli vaatleri üzerine, genellikle Müslümanların elindeki Ortadoğu toprakları (Kutsal Topraklar) üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenledikleri akınlara Haçlı Savaşları adı verilir. Hıristiyanlık tüm akınlarına karşın bariz bir üstünlük sağlayamadı. İki din arasındaki rekabet ve savaş günümüze kadar değişik şekillerde devam etti. Bu arada Siyonizm ile Hırsitiyanlık arasındaki anlaşmazlıklar göderildi, birlik sağlandı. Zaman içinde Siyonizm ve Yahudi dini “küresel sermayenin ve uluslararası siyasetin üst aklı” olarak ortaya çıktı.

2015 KAOS SENARYOSU

İsrail askeri birimlerinin hazırladığı 2015 Ortadoğu Raporu’na göre bölge daha da alt üst olacak. Türkiye adının hiç geçmediği rapordaki istihbarat değerlendirmesinde Suriye, Irak, Yemen ve Libya gibi ülkelerdeki iç savaş ve parçalanmanın diğer ülkelere de yayılacağı öngörülüyor. Riyad petroldeki düşüşün İran ise anarşinin kurbanı olacak.

Uluslararası strateji uzmanlarına göre “2015 Kaos senaryosunun” ilk adımı Paris’te atıldı. Charlie Hebdo dergisine yapılan şaibeli saldırı ile Fransa’nın Ortadoğu’daki planlarına büyük darbe vuruldu. Fransa, Filistin’i tanıyan Avrupa’nın önemli ülkelerinden biridir. Fransa’nın bu adımı Avrupa içinde bir kapının açılması anlamına geliyor. Ortadoğu’da barışın Filistin’i tanımaktan geçtiğinin farkında olan Avrupa ülkelerinin bu doğrultuda adımlar atması bekleniyordu.

Bu adımlar Filistin için ne kadar olumlu ise, İsrail için o kadar olumsuz sonuçlar doğuracaktı. Filistin’in tanınması demek, İsrail’in genişlemesi önündeki engellerin artması demektir. Buna izin verilemezdi. 7 Ocak 2015 Paris saldırısı ile verilmedi.

Paris’in Avrupa’da en fazla Müslüman ve Yahudi nüfusunun yaşadığı kent olduğu düşünülürse, saldırının perde arkası da görülebilir. Sözde İslamcı teröristler, yayınladığı karikatürlerle İslam’a hakaret etmekle suçlanan bir yayınevine saldırı düzenliyor. Onlarca insanı katlediyor, silahsız, yaralı ve savunmasız bir polisi başına kurşun sıkarak öldürüyor. Bu arada kimse müdahale etmiyor. Ellerini kollarını sallayarak araçlarına biniyor ve kaçıyorlar. Sonra araç terkediliyor ve içinde teröristlerin kimlikleri bulunuyor.

Böylesine komplike bir eylemi planlayacak kadar zeki olan teröristler, araçta kimliklerini unutacak kadar salaklık yapabiliyorlar. İlginç!

O teröristler bu kez Yahudi bir markette ortaya çıkıyorlar. İnsanları rehin alıyorlar. Operasyonda kendileri ile birlikte 4 masum insan ölüyor.

Bir taşla birkaç kuş vurmak diye buna denir.

IŞİD adı verilen sözde İslami terör örgütü ile İslam dinine yönelik algı operasyonu önemli aşama katetmişti. Kafa kesen, vahşetin her türlüsünü uygulayan bir terör örgütünün kendisine Müslüman demesi planın parçlarından biridir.

“İslamiyet = vahşet, terör” algısı yerleştirildi. Ne kadar, “İslamiyet ile terör bağdaştırılamaz” deseniz de, adamların algı operasyonu başarıya ulaştı. İslam’ı koruduğunu iddia edenlerin sabıkalarına bakınca da bu söylemin hiçbir etkisinin olmayacağı zaten biliniyor.

Arap Baharı ile iktidara getirilen İslami iktidarların karıştığı “yolsuzluklar, hırsızlıklar, hukuksuzluklar, demokrasi dışı uygulamalar ve diktatöryal yönetim anlayışı” kendi ülkelerinde bile “İslami iktidarların” sorgulanmasına yol açtı.

Sonuç olarak İslamiyet’in üzerinde ölümcül bir baskı oluşturuldu. Neredeyse Müslümanlar dinlerini gizleme noktasına getirildi. Mütedeyyin, sağduyulu Müslümanlar, bugünün islam anlayışını reddetmeye başladı. Ancak çok geç kalındı. Gerçek Müslümanlar’ın kendini aklaması çok uzun yıllar alacak.

SIRADA İSLAM’IN İÇİNİ BOŞALTMAK VAR

Modern zamanların Haçlı Savaşları’nın stratejistleri operasyonun ilk aşamasını başarıyla tamamladı. Şimdi sıra ikinci aşamada. Yani “İslam dinini terör algısından kurtarmak için İslam’da reform yapmak gerekiyor” algısının oluşturulmasında.

Zaten kafası karışmış İslam coğrafyası yeni algı için hazır hale getirildi. Batı laboratuvarlarında hazırlanan ve “günümüz dünya şartlarına uyumlu yeni İslam anlayışı” reform adıyla piyasaya sunulacak. Müslümanların en büyük zaafı olan bölünmüşlüğü, dağınıklığı, yöneticilerinin birçoğunun Batı emperyalizminin uşağı olması ve yüzyıllardır hüküm süren cehalet uygun ortamı sağlıyor.

ILIMLI İSLAMLIK, ARMAGEDON’UN TEMELİDİR

Dinlerarası diyalog, Ilımlı islam gibi projelerle belli oranlarda mesafe alınmış, temeller atılmıştı. “Yeni İslamiyet’in” inşa edileceği temel hazırlandı yani.

Zaten uzun süredir “Yeni Türkiye”deki camilerde okunan hutbeler “Yeni İslam”ın ruhuna uygundu. “Kelime-i şehadet’in yarısını kabul ederken diğer yarısını kabul etme zorunluluğunun olmadığı” söylemleri gelişti. Yani “Eşhedu en la ilahe illellah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resulü (Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka İlah yoktur. Yine şahitlik ederim ki Hazreti Muhammed (s.a.s.) Allah’ın kulu ve Peygamberidir.”

Kelime-i şehadetin ikinci bölümünü bırakıp sadece ilk bölümünü kabul ederseniz, bu ne anlama geliyor biliyor musunuz? Dünyada peygamberler olmayacak, sadece ortak bir din olacak. Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Yahudiler bu ortak dine inanacaklar. Peygamberler olmayınca tüm dinler kardeş olacak, rekabet, savaş olmayacak, dinler arasındaki yorum farkı ortadan kalkacak ve tüm insanlar geçinip gidecek…

Bunun adına dünya dini deniyor. Bu dini oluşturmak isteyenler ise, dünya devletini kurmak isteyen küresel sermayedir. İslam’da reform projesi gerçekleşmezse artık kaçınılmaz hesaplaşma başlayacak. 3. Dünya Savaşı. Bu savaş, Armagedon olarak adlandırılabilir.

“Armageddon” sözcüğü, İbranice’de “Megiddo Dağı” anlamına gelen Har-Magedone sözcüğünden gelir ve Kutsal Kitap peygamberliğinde bildirildiği üzere Tanrı’nın duruma el atıp Mesih-karşıtı’nın ordularını yok edeceği gelecekteki savaşla eşanlamlı bir hale gelmiştir (Vahiy 16:16; 20:1-3, 7-10). Bütün uluslar Mesih’e karşı savaşmak için bir araya geleceklerinden Armageddon Savaşı’na çok büyük bir kalabalık katılacaktır. Güncelleştirilmiş Hıristiyan ve Yahudi inancına göre Armagedon Savaşı’nda Hıristiyanlar ve Yahudiler (üst akıl) bir safta, Müslümanlar karşı safta yer alacak.

SON SÖZ: Müslüman coğrafyası aklını başına almazsa helak olacak kavimler sınıfına girecek. Allah, müslümanlar eliyle İslam’a bu kadar zarar verilmesine sessiz kalmayacaktır…

Ayrıca Türkiye'de yürütülen sözde çözüm sürecine bu zaviyeden bakmakta fayda var...

12.01.2015