3 KASIM 2002’DEN 3 GÜN ÖNCEKİ ABD KRİPTOSU

ABD eski Ankara Büyükelçisi Robert Pearson, Washington hükümetine gönderdiği gizli kripto ile bugünlerin fotoğrafını o günlerden çekmiş. Mesajında AKP yerine yalnız AK kullanılmış. ABD, AKP ve Recep Tayyip Erdoğan adını tanımak için bu mesaj bundan bir sonraki ile birlikte okunduğu zaman bugünlerin temellerinin o günlerde atıldığı ortaya çıkıyor.

Celal ÇETİN

Bu kripto 2002 seçim günü olan 3 Kasım tarihinden iki gün önce gönderilmiş. ABD Ankara Büyükelçisi Robert Pearson, AKP iktidarından yüzdede yüz emin ve en önemli beklentisi de “Kemalist Anayasa”nın değiştirilmesi. Mesajın hiçbir yerinde AK Parti ve Adalet ve Kalkınma Partisi sözcükleri yok; AKP yerine yalnız AK kullanılmış. ABD, AKP ve Recep Tayyip Erdoğan adını tanımak için bu mesaj bundan bir sonraki ile birlikte okunduğu zaman bugünlerin temellerinin o günlerde atıldığı ortaya çıkıyor.

KONU: TÜRKİYE SEÇİMLERİ: ANALİZİMİZ VE TAHMİNLERİMİZ

Özet: R. Tayyip Erdoğan’ın İslam eğilimli AKP (Adalet ve Kalkınma) 3 Kasım seçimlerinin galibi olacağı kesin ve parlamentoda çoğunluğu tutturma şansı çok yüksek. Deniz Baykal’ın, ortanın-solu yerleşik düzenci Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), arkasından gelenlerle arasında fazla bir fark olmadan ikinci olabilir. Diğer partiler alacakları sonuç – Parlamentoya girebilmek için gerekli yüzde 10 barajı aşmaları – Türkiye’nin yakın siyasi geleceğini belirleyecek etken olabilir.

AKP BURADA

AK büyük ekseriyetle kazanacak. Partinin kendi anketleri en azından yüzde 30 gösteriyor. Bize göre bu uzun süredir gidegelen emin, alt sınır. Biz, AK’ın 30 ile 40 arasında, hatta daha da fazlasını almasını mantıklı görüyoruz.

Geriye kalan soru, AKP’nin oyların çoğunu alıp almayacağı değil, zaferinin parlamentoda Türkiye’nin Kemalist anayasasını değiştirmeye yetecek (550’nin 367’si) olup olmadığı.

Derin Devletin partiyi zayıflatma ve oy sayısını azaltma yolunda devam eden çabalarının sonuç olarak toplumsal bir tepki yaratarak AKP’nin oylarını azaltmak değil artıracağı konusunda görüş ayrılığı var. Devletin AKP’yi zayıflatmak için hoyrat girişimleri içinde:

1) Yargıtay ve Yüksek Seçim Kurulu’nun Erdoğan’ın seçimlere katılamayacağı kararı

2) Son zamanda AKP aleyhine açılan kapatma davası

3) Cumhurbaşkanı Sezer’in konuşmasında seçimi kazanan AKP’ye hükümet kurma çağrısı yapmayacağı manasının çıkarılması

4) Oy pusulalarında Erdoğan’ın isminin Parti Başkanı olarak görünmesini son anda bir kılıfına uydurup seçim sonrası AKP oylarını geçersiz sayılması var.

İslamcı Saadet Partisi’nin değişmez lideri Başbakan Necmettin Erbakan ve taraftarları da AKP zaferini hissediyorlar ve Erdoğan’a yanaşıyorlar; böylece 3 Kasım’dan sonra Saadet kenara itilmiş olacak.

CHP HÜKMEN İKİNCİ

Seçim günü CHP açık farkla ikinci durumda olacak; belki 10 ile 20 arası, en çok 20 ile. CHP kendini Kemalist Kesim’in koruyucusu ve AKP’ye karşı tek alternatif olarak tanıtmaya çalışıyor. Ancak CHP seçmenlerin ilgisini çekecek çok az şey yaptı, aksine merkezdeki seçmenleri düşman etti kendine. AKP’nin desteği geniş bir sosyoekonomik yelpazeyi kapsarken CHP’nin cazibesi ortanın solu şehirli seçmenlerle sınırlı. Üstelik CHP, bir sürü stratejik ve taktik hatalar yüzünden solun alışılmış yaklaşık yüzde 30 oyunu alabilecek durumunu kaybetti. Kemal Derviş’in bize anlattığına göre, CHP’den aday gösterilmesi Laik Kesim’in umduğundan çok daha fazla tartışma yarattı; CHP beklediği kazancı elde edemedi. Bir defa daha, İsmail Cem’in Yeni Türkiye Partisi’ni (YT) terk ettiğinden yakındı.

- CHP taraftarları Baykal ve parti için, AKP’nin kuralı olan coşkuyu göstermiyorlar. Karadeniz’de işçi seçmenlerin hâkimiyetinde olan Zonguldak’tan bir CHP taraftarı bölücü Baykal için, “eğer başbakan olursa ülkenin sonunu getirir” diyerek endişesini belirtti. Kemalist Cumhuriyet gazetesinde çalışan bir gazeteci bize, “ondan nefret ediyorum” ama oyumu Baykal’a vereceğim dedi.

- CHP, 1999’da Bülent Ecevit’in Demokratik Sol Partisi’nin (DSP) zaferinde kritik bir yeri olan Ege bölgesini de garantileyemedi.

- Özellikle, eskiden beri ortanın-solu ve CHP’yi desteklemiş olan Alevi toplumunun önde gelen sözcülerinden İzzettin Doğan, mezhepdaşlarına CHP’ye bir borçları olmadığını ve CHP’ye oy vermek zorunluluğu hissetmemeleri gerektiğini açıkça söylüyor.

ŞİMDİKİ HÜKÜMETİN PARTİLERİ İÇİN PERDE KAPANIYOR

Belki CHP rahatsız edecek kadar oy alabilir fakat kaygılı seçmenlerin laiklik ve milliyetçilik endişelerini bütün gücüyle ateşlemeye çalışan Ecevit’in DSP’si %10 barajı geçemeyerek parlamento dışında kalacak. Aynı şekilde, başbakan yardımcısı Mesut Yılmaz’ın ANAP’ı (Ana Vatan Partisi) AB (Avrupa Birliği) demokratikleşme önerilerine desteği ile partiye ve adayları itibar sağlama yolunda. Ne olursa olsun ANAP’ın toplumda Yılmaz’a karşı güvensizliği aşabilmesi ve barajı geçebilmesi için bir mucizeye ihtiyacı var. Seçmeler, aynı zamanda Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli’nin partisi Milliyetçi Hareket Partisi’ni de (MHP) cezalandırmak için parlamento dışında bırakmaya kararlı görünüyor. MHP’nin tabandan gelen militanları, Bahçeli’nin seçim kampanyalarında verdiği aşırı milliyetçi vaatlerini tutmadığı görüşünde. Buna rağmen körlemesine sadakatı ile bilinen MHP seçmeni seçim günü yine aile ocağına dönebilir.

GENÇ VE DİĞERLERİ

Motorola’nın beleşçisi Cem Uzan’ın Genç Partisi 2002 seçimlerinin sürprizi olarak ortaya çıkabilir. Genç’in yükselişini bazı gözlemciler 1999 seçimlerinde politikanın kıyısından gelip yüzde 18 oy alan MHP ile karşılaştırıyorlar. Genç ve MHP aynı yabancı düşmanı ve popülist ideolojileri taşıyorlar ve aynı seçmen tabanını ele geçirmek için yarışıyorlar – MHP’nin içinden tanıdıklarımız Genç Parti’nin onların seçmen tabanından parça kopardıklarını itiraf ediyorlar. Fakat aralarında önemli farklar var. Uzan’ın elinde, MHP’de olmayan büyük bir medya ve finansman kaynakları var. Diğer yandan Geç’in aksine MHP’nin onlarca yıllık bilinen geçmişi, 1999’da hoşnutsuz seçmenler tarafından “protesto” aracı olarak kullanılmışlığı var. Kontaklarımızdan bazıları Genç’in %10 barajını geçme şansı olmadığını söylerken bazıları da seçim günü yüzde 12-14 oy alabileceğini, CHP’nin ikinci olma durumunu tehlikeye atabileceği görüşünde.

- Diğer bir olası sürpriz de baraja çok yakın yerde olan Kürt yanlısı DEHAP (Demokratik Halk Partisi.) Daha önceki Kürt yanlısı partiler gibi Kürt güneydoğuda üstün durumda olacak (AKP ikinci olabilir.) Öncekilerden farklı olarak DEHAP, batı şehirlerine, orta Anadolu’ya ve hatta Karadeniz bölgesine göçmüş, -eskiden Erbakan ve onun İslamcı partilerine oy veren- Kürtlerin de desteğini almış görünüyor.

- Tansu Çiller’in Doğru Yol Partisi (DYP) sallantıda fakat bazı kontaklarımıza göre Anadolu’nun kır kesimlerinde son zamanlardaki kazancıyla barajı geçebilir.

HAZIR OLUN

Ne yüzde 10 yarışının sonucu, ne de seçim sonrası içinde en azından iki, en fazla altı parti olacak parlamentonun oluşumu henüz tamamıyla belirlenmiş değil. Seçim sonuçları, olası bir AK çoğunluğu veya liderlerin koalisyon hesapları bakımından meclis sandalyelerinin dağılımını da önemli bir şekilde etkileyecek. Sonuç olarak: kati hesap nereye çıkarsa çıksın Türkiye’de önemli değişiklikler beklemeliyiz.

Pearson

***

BUGÜNÜN TEMELİ O GÜNLERDE ATILMIŞ

Pearson’ın son paragrafta yer alan, “Türkiye’de önemli değişiklikler beklemeliyiz” öngörüsünün gerçekleştiği görülüyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün kurum ve kuralları değişti. Kemalist rejimle bir kavgaya girildi. Ilımlı İslam, BOP projeleri adım adım gerçekleştirildi. Çözüm süreci adıyla BOP’un en önemli ayağı olan Büyük Kürdistan’ın kuruluyor. İlk kez ABD’li stratejistler tarafından dile getirilen “Yeni Osmanlıcılık” kavramı uygulamaya kondu. Hedef, Ahmet Davutoğlu’nun 2011’de dile getirdiği, “Bizden koparılan dünya, bizimle tekrar bütünleşsin. Türkiye önümüzdeki 12 yıl içinde cihan devleti olacaktır” yaklaşımıdır. ABD güdümündeki Yeni Osmanlıcılık hayallerinin kime hizmet edeceği ise belli.

Pearson’ın beklediği değişiklikler “Yeni Türkiye” adıyla hayata geçiriliyor. Yeni Türkiye’de laik, demokratik devlet ilkesine, hukukun üstünlüğü, “geçmişten gelen değerlerle çağdaş muassır medeniyet bileşkesi” gibi kavramlara yer yok.

Türk Ordusu, kolu kanadı kırılarak küresel sermayenin jandarması haline dönüştürülüyor.

Sonuç olarak; sınırlarımız dışında hazırlanan küresel bir proje, sınırlarımız içindeki aktörler tarafından adım adım uygulanıyor…

09.01.2015