1,6 MİLYAR, 14 MİLYONUN OYUNCAĞI OLDU

Paris Charlie Hebdo dergisine yapılan saldırı, yeni ve tehlikeli bir dinler savaşının önemli bir aşamasını oluşturuyor. Saldırının yol açtığı algının temelleri, 11 Eylül İkiz kuleler saldırısında atılmış durumda. 2001-2014 sürecinde yaşananlara bakınca emperyalizmin hedefine ulaşmak üzere kararlı adımlar attığı, İslam coğrafyasının da bu adımlara destek verdiği görülüyor.

Celal ÇETİN

Önce 11 Eylül 2001’e gidelim.

ABD 11 Eylül 2001 tarihinde, tarihinin en büyük saldırılarından biriyle ile sarsıldı. 11 Eylül günü kaçırıldığı iddia edilen sivil uçaklar ile askeri üs Pentagon’a ve Dünya Ticaret Merkezi binaları olan ikiz kulelere saldırıları düzenlendi. İkiz kuleler yıkıldı. 11 Eylül saldırıları sonucu, başta ABD olmak üzere batılı devletlerde Müslümanlar’a karşı işlenen nefret suçlarında büyük artış görüldü.

Sözkonusu şüpheli saldırıda 3 bin kişi öldü; ancak savaş bahanesiyle başlatılan işgallerde ölen her Amerikalıya karşılık 75 Müslüman’ın kanı akıtıldı.

20 akademisyenin ortak hazırladığı raporda 11 Eylül saldırıları ile ABD savaşlarının bilançosu kıyaslandı. 11 Eylül saldırılarında ölen 2 bin 995 kişiye karşılık, 2001-2011 arasında 225 bin kişinin ölmesi, raporda “11 Eylül'de ölen her bir kişiye karşılık 75 kişi öldürüldü” şeklinde yorumlandı. ABD’nin savaşları, 125 bin Iraklı, 35 bin Pakistanlı ve 12 bin Afgan’ın hayatına mal oldu. Buna karşılık 6 bin ABD askeri, bin 200 müttefik güç askeri, 9 bin 900 Irak askeri, 8 bin 800 Afgan askeri, 3 bin 500 Pakistan askeri ve 2 bin 300 özel güvenlik askerleri öldü.

Özellikle, enerji kaynakları üzerinde öteden beri devam eden savaşta ABD’nin kazandığı avantajlara bakınca 11 Eylül saldırısına yönelik kuşkular güç kazanıyor. David Rockefeller’ın, 1994 Eylül ayında Birleşmiş Milletlere yaptığı bir konuşmada “Küresel bir dönüşümün eşiğindeyiz. Tek ihtiyacımız doğru büyük krizi yakalamak, böylece ülkeler Yeni Dünya Düzenini kabul edeceklerdir” sözleri, “ABD 11 Eylül ile doğru büyük krizi yakaladı mı?” sorusuna yol açıyor. Yani “bu saldırının arkasında ABD’nin kendisi var” tezi destekleniyor.

ADIM ADIM UYGULANAN BİR PLAN

11 Eylül 2001’in 11 yıl öncesine baktığımız zaman “büyük savaşın” ipuçlarını görüyoruz.

1990'da yapılan NATO zirvesinde İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher düşmanın yeni renginin “yeşil” olduğunu açıklamıştı.

Bernard Lewis, The Atlantic Monthly dergisinin 1990 Eylül sayısında yayımlanan “Müslüman Öfkesinin Kökleri” başlıklı uzun makalesinde, “İslam'ın sadece Hıristiyanlıkla değil, Hıristiyanlık Dünyası (Christendom) da denilebilecek bütün bir Batı ile kavgalı olduğu” tezini ortaya atmıştı.

11 Eylül 2001 tarihinde İkiz Kuleler ve Pentagon’a karşı gerçekleştirilen terörist saldırıların ardından ABD Başkanı George Bush şunları söylemişti: “Terörizme karşı yürütülen haçlı seferi olacak. Bu savaş zaman alacaktır.”

ALGI SAVAŞI BAŞARIYA ULAŞTI

Bir yandan kanlı savaş yürürken diğer yandan bölge ülkelerinin yeniden dizayn edilmesi süreci sürüyordu. Ilımlı İslam, Yeşilm Kuşak Projesi, Dinlerarası Diyalog ve Arap Baharı gibi BOP’un bölümleri aşamaları ile devreye sokulmuştu.

Ancak Batı emperyalizminin kan ve gözyaşı politikası ters tepmeye başladı. Bu noktada B planları devreye sokuldu. Ancak İslam’a yönelik algı operasyonları başarıya ulaştı.

Sonuç, Ortadoğu’dan Afrika’ya kadar yayılan kanlı bir savaş, ölüm ve gözyaşı oldu. Bu savaş alanında ölenler Müslüman, öldürenler ise Hıristiyan’dı. Ölen Müslüman olmasına karşın terörist ve tehdit olarak algılanan da İslamiyet oldu. Bu, Batı’nın algı savaşında ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor.

Aradan geçen 14 yılın ardından Avrupa’daki tehlikeli gelişmelere baktığımız zaman sözkonusu algı savaşının ulaştığı boyutu görebiliyoruz.

Almanya’da ‘Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar’ adı altında haftalardır İslam ve yabancı karşıtı gösteriler düzenleniyor.

Fransa Cumhurbaşkanı F.Hollande, France Inter radyosunda Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la işbirliği yapıp yapmayacağına ilişkin soruya verdiği cevapta, “Bu tür ilişkilerden kaçınmak daha iyi olur. Şeytanla birlikte gittiğinizde, Tanrı’nın yardımınıza koşması nadirdir. Suriye’ye 2013’te kimyasal silah kullanılırken müdahale etmediğimiz için pişmanım. Müdahale gerçekleşmedi ve şimdi karşımızda IŞİD var. IŞİD’in ise Esad’la ilişkisi olması gerektiğini sorguluyoruz” dedi.

Paris saldırısının; ABD’nin bir zaman İslamın demokrasiye aykırı olmadığı öngörüsüyle kendini aldattığı, Türkiye ve Ortadoğu’da yol verdiği İslamcı ideoloji ve pratiğinin ne denli bir küresel tehdit haline geldiğinin kayıtsız-şartsız anlaşıldığı bir dönemde yapılması da dikkatlerden kaçmıyor. Özellikle Ilımlı İslam, Arap Baharı gibi projelerin başarısızlığa uğraması ile Ortadoğu’daki küresel çaplı kaos ile birlikte ABD’nin U dönüşünü iyi analiz etmek gerekiyor.

Bugün ABD’nin başarısızlıktan menfaat sağlama çabalarına şahit oluyoruz. ABD, Başkan Obama’nın “Ülkemizi de tehdit eden İslamcı ideoloji ve teröristlerle mücadele stratejimiz, ön cephedeki ortaklarımızı destekleyerek bizi tehdit eden teröristleri yok etmeye dayanıyor” ifadesinde vücut bulan strateji uygulanıyor.

Obama’nın “İslamcı ideoloji ve teröristlerle mücadele stratejisi”, aslında Haçlı Savaşları’nın 21’inci Yüzyıl versiyonundan başka bir şey değil. AB-D, Arap Baharı gibi projelerle ulaşamadığı hedefe “İslamcı terör algısı” ile ulaşmaya çalışıyor.

Paris saldırısı, sözkonusu algının Avrupa’nın kalbine kazınması ve harekete geçmesi amacıyla kurgulanmış bir plan.

İSLAMİYET VE RUSYA ORTAK HEDEF

Paris saldırısının Suriye krizine çözüm bulabilmek için ay sonunda Moskova’da gerçekleşecek olan görüşmeler öncesinde yaşanması dikkat çekici.

Bu saldırı ile ABD’nin Beşar Esad’ın gitmesi üzerine kurulu olan siyasetinden vazgeçmemesini birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Bu durumda ABD’nin Moskova görüşmeleri sırasında, kendi önderliğinde küresel ve bölgesel oyuncularla rejime karşı bir araya getirdiği Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu ve Recep Tayyip Erdoğan’ın desteklediği “geçiş yönetimi kurulduğunda Esad ve arkadaşları yönetimde olmamalıdır, muhalefetin temsilini Ulusal Koalisyon yapmalı, seçimi geçiş yönetimi ve uluslararası gözlemcilerce yapmalıdır” tezi yanında yer alacağı bellidir.

ABD’nin, Moskova görüşmelerini bulunmaz bir fırsat olarak değerlendirdiği ve Türkiye’nin önerdiği ve Fransa’nın desteklediği “güvenli bölge, uçuşa yasak bölge, eğit-donat” başlıklarını içeren üç aşamalı bir plana destek sağlamak yönünde tavır geliştireceği anlaşılıyor.

MÜSLÜMANLAR KENDİLERİNİ SORGULAMALI

Batı emperyalizmini yöneten “üst akıl”ın 21’inci Yüzyıl Haçlı Savaşları planlarına İslam coğrafyası da destek veriyor. Paris saldırısında 12 kişinin ölümüne sebep olan silahların tetiklerinde İslam coğrafyasının da parmakları bulunuyor.

Kendi aralarındaki sorunları çözemeyen, demokrasi. İnsan hakları, bilim gibi gelişmişlik şartlarını ısrarla reddeden, etnik ve mezhep ayrımcılığını politikalarının temeli yapan İslam coğrafyası, bu durumu ile emperyalizmin İslam’a yönelik saldırılarını desteklemiş oluyor.

ABD'deki Pew Araştırma Merkezi'nin Din ve Kamu Yaşamı Forumu, “2010 Dünyanın En Önemli Dini Gruplarının Büyüklüğü ve Coğrafi Dağılımı” adlı raporuna göre 6,9 milyar olan dünya nüfusunun 2,2 milyarı Hristiyan (yüzde 32), 1,6 milyarı Müslüman (yüzde 23), 1 milyarı Hindu (yüzde 15), 500 milyonu Budist (yüzde 7) ve 14 milyonu Yahudi (yüzde 0,2).

Yüzde 0,2’lik 14 milyon Yahudi’nin “stratejik akıl hizmeti” verdiği yüzde 32’lik 2,2 milyar Hıristiyanlık, yüzde 23’lük 1.6 milyarlık islam coğrafyasını parmağında oynatıyorsa, bu coğrafyada bir sorun var demektir. 1,6 milyar 14 milyonla başa çıkamıyorsa, kendisini sorgulamasının zamanı gelmiş demektir.

Ortadoğu’da mezhep temelli ayrımcı politikalar izleyerek, kişisel Esad düşmanlığı yaparak, “Yeni Türkiye” hayalleri ile “Büyük Osmanlı hayallerini” birbirine karıştırarak, “kampüs yerine külliye” diyerek, hukuku, demokrasiyi ayaklar altına alarak, yolsuzluk iddialarının üstünü örterek, BOP eşbaşkanlığını üstlenerek 14 milyonluk üst akla ve 2,2 milyarlık savaş gücüne karşı konamaz. Bu politikalar olsa olsa “üst aklın planlarına destek olmak” anlamına gelir…

09.01.2015