ANKARA-MOSKOVA-WASHINGTON SATRANCI

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye ziyaretinde öne çıkan en önemli maddelerden biri, Rus doğal gazının Avrupa’ya Bulgaristan değil, Türkiye üzerinden taşınması projesi oldu. Boru hatlarının Türkiye ve Rusya’yı birbirine bağladığını kabul eden uzmanlar, aynı zamanda hem Türkiye’nin hem de Rusya’nın boru hatlarını ABD ve Avrupa’ya karşı koz olarak kullandığını belirtiyorlar. Her iki ülke de kendi ellerini güçlendirmek için hem birbirlerini hem enerji silahını kullanıyor.

Celal ÇETİN

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye ziyaretinde öne çıkan en önemli maddelerden biri, Rus doğal gazının Avrupa’ya Bulgaristan değil, Türkiye üzerinden taşınması projesi oldu.

Rusya’ya ait doğalgaz şirketi Gazprom da, Bulgaristan’dan geçmesi tasarlanan Güney Akım projesinin iptalini açıkladı. Şirket, Türkiye’ye, 14 milyar metreküpü Ukrayna’dan transit gazın yerine geçmek üzere, 63 milyar metreküp kapasitede yeni bir boru hattı inşa edileceğini duyurdu.

Gazprom’un açıklamasında, “Türkiye’ye gidecek yeni boru hattı Yunanistan sınırında oluşturulacak ticaret merkezine yaklaşık 50 milyar metreküp doğalgaz getirilmesine olanak sağlayacak" ifadeleri kullanıldı.

Rusya, Türkiye’ye inşa edeceği yeni doğalgaz boru hattıyla ilgili hızlı bir hamle yaptı. Rusya’nın devlet enerji şirketi Gazprom, Türkiye'de inşa edeceği yeni doğalgaz boru hattı projesi için bir şirket kuruyor.

OLABİLİR Mİ, OLAMAZ MI?

Putin, Ukrayna’yı by-pass ederek Avrupa piyasalarına ulaşma amacından vazgeçmedi. Sadece güzergahı değiştirdi ve düne kadar rakibi olan Türkiye’yi yanına aldı. Türkiye üzerinden Balkanlara ulaşan bir boru hattı gerçekleşirse, Putin hedeflerine ulaşmış olacak AB, bunu bildiği için yeni projeye de sıcak bakmayacak, zorluklar çıkaracak. Batı ile Rusya arasında Ukrayna konusunda bir uzlaşıya varılmadığı sürece (ufukta böyle bir belirti yok) AB, Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltma ve Ukrayna’yı destekleme çabalarına devam edecek.

Türkiye’nin de Rusya’nın da boru hatlarına ihtiyacı var. Bu nedenle yeni boru hattı her iki ülkenin stratejik hedefleri için yaşamsal önem kazanıyor ve gerçekleşmesi için iki ülke de gerekeni yapacak.

TÜRKİYE VE RUSYA İÇİN ARTILARI-EKSİLERİ

Avrupa Birliği’nin Güney Akım iptal olmayacaksa onların istedikleri bir düzenin gelecegi şeklinde beklentileri vardı. Yani Rusya’yı istedikleri kurallara uyduracaklardı. Güney Akım olacaktı ama gene AB şartlarında olacaktı. Güney Akım projesine bakıldığı zaman arasındaki ülkeler AB’nin kontrol edebildiği ülkelerdi. Ancak şimdi proje Türkiye’den geçince Türkiye Avrupa tarafından çok kontrol edilebilir bir ülke değil. Burada Rusya tekrar oyun kuruculuğunu kendi eline alıyor. O yüzden yine Rusya’nın belirlediği kurallar mı geçerli olacak, yoksa Avrupa’nın talep ettiği kurallar mı geçerli olacak? Yani Rusya’nın bu gazı en nihayetinde Avrupa’ya gidecek, ancak Rusya’nın istediği gibi mi, yoksa Avrupa’nın istediği gibi gidecek, bunun savaşı yapılıyor.

Bu arada Rusya sadece Güney Akım projesinden vazgeçmedi, projeye yeni oyuncu yani Türkiye’nin katılmasını sağlamakla resmen projenin yeni şeklini teklif etmiş oldu. Enerji uzmanlarına göre bu, bir yandan Rusya’ya Avrupa Komisyonu ile tartışmasında biraz zaman kazanma, öbür yandan da Türkiye’yi kendi tarafında çekme imkanı tanıdı. AB de Türkiye’nin tutumunu etkilemeye çalışacak ve Türkiye ile Rusya arasındaki işbiliğini önlemeye çalışacak. Ancak AB’nin Türkiye’yi etkileme ihtimali çok düşük görünüyor.

Çünkü şu anda butün müzakereler dondurulmuş durumunda. Özellikle Doğu Akdeniz’de İsrail ve Güney Kıbrıs ile yaşanan gerginlikler sonucunda Güney Kıbrıs birçok müzakereyi veto ediyor. Dolayısıyla şu anda zaten Türkiye’nin yakın zaman içerisinde Avrupa ile ortak gerçekleştirebileceği proje yok. Ayrıca Türkiye, AB üyesi değil. Enerji Topluluğu’nda da gözlemci statüsüne sahip. Yani üçüncü Enerji Paketi’ni uygulamak zorunda değil. Ukrayna ise AB üyesi olmamasına rağmen Enerji Topluluğu üyesi olduğu için 1 Ocak 2015’ten itibaren Üçüncü Enerji Paketi normlarını uygulamak zorunda.

Dolayısıyla bu gerçekleri bilen Türkiye de farklı alternatiflere yönelecek. Yeni doğalgaz boru hattı da farklı alternatifler arasında en cazip gibi görünüyor. Ama önümüzdeki zamanlarda ne olabileceği belli değil. Belki Avrupa veya Batı ittifakı başka yöntemleri kullanacak. NATO üzerinden belki Türkiye’yi yaptırımlarda bulunabilir veya bu politikasını gözden geçirmesini isteyebilir. Ama AB bağlamında konuşacak olursak şu an zaten işler durma noktasında. Dolayısıyla Türkiye’nin atabileceği adımlardan bir tanesi Rusya ile işbirliği yapmak gibi görünüyor.

Bu arada projenin Türkiye’ye yönlendirilmesi Türkiye’nin de şöyle işine geldi. Neticede Türkiye Güney bölgesinde bir doğal gaz koridoru olma çabasında. Yani bir taraftan Azerbaycan’dan, bir taraftan Türkmenistan’dan, bir taraftan Rusya’dan gidecek gazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya iletilmesi konusunda Türkiye adımlar attı. Hatta dış politikadaki çoğu stratejisini bunun üzerinde kurdu. Aynı şekilde yine Irak’tan gelecek olan, Doğu Akdeniz’de keşfedilmiş yeni gaz rezervlerinin de Türkiye üzerinden Avrupa’ya iletilmesi konusunda Türkiye’nin çalışmaları devam ediyor. Enerji koridoru olma yolunda bu kadar çok adım atan hükümet için bu son yapılan teklif önemli durumda. Türkiye için bu anlaşma pozitif sonuçlar içeriyor. Enerji arz güvenliği yükseliyor ve maliyet düşüyor.

Bu gelişmeden Türkiye’nin kazançlı çıktığı kabul ediliyor. Uzmanlar Rusya’nın Batı ile giriştiği mücadelede Türkiye’yi yanına almaya çalıştığını belirtiyor. Türkiye, Batı ile Rusya arasında manevra yaparak (Osmanlı’nın Rusya ve Avrupa arasındaki rekabetten yararlanması gibi) kazanç elde etme fırsatı elde ediyor.

Fakat Türkiye için riskler de bulunuyor. Güney Akım Projesi, özünde Avrupa destekli Nabucco Projesi’ne karşı tasarlanmıştı, ama başarısızlığa sebep oldu. Bu yeni boru hattı, Nabucco'nun varisi TANAP ile yarış halinde olacak. Bu iki boru hattının Türkiye'ye arzının yanında, ikisi de Güney Avrupa'yı hedefliyor.

Strateji uzmanlarına göre Putin’in beklenmedik hamlesi AB’yi şaşırttı ve konuyu yeniden değerlendirmesine yol açtı. AB içinde bazı ülkeler Rusya’nın Güney Akım projesini yeniden başlatması gerektiğini söylemeye başladı. Brüksel’de düzenlenen AB Zirvesi’nde de AB’nin Güney Akım konusundaki tutumu belirlendi. Zirvenin ardından Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov ülkesinin Güney Akım için gerekli tüm izinleri vermeyi ve o proje üzerindeki hazırlıklara devam etmeyi düşündüğünü açıkladı. Bu gelişmeler Putin’in AB’ye karşı önemli bir kazanım elde ettiğini gösteriyor.

ENERJİDE BAĞIMLILIK ENDİŞESİ

Rusya Türkiye’ye sattığı doğal gazın fiyatını indirdiğini açıkladı. Ancak uzmanlara göre Rusya Türkiye’ye özel fiyat indirimi yapmadı. Rusya’dan alınan gazın fiyatı, içinde petrol ve petrol ürünleri olan bir formülle belirleniyor. Petrol fiyatındaki düşüşü kendi fiyatlarına yansıttılar. Ancak yeni hattın ekonomik olduğu kadar siyasi bir amaçla inşa edilmek istenmesi nedeniyle Rusya’nın, Türkiye’nin taleplerini karşılayacağı ve yeni indirimlere gidebileceği belirtiliyor.

Nükleer enerji alanında işbirliği güçlenecek. Yeni bir boru hattının Türkiye’nin artan doğal gaz ihtiyacını karşılamaya yardımcı olurken, Rusya’ya olan bağımlılığını artırabileceği iddia ediliyor. Örneğin Çin, Rusya ile pazarlığa oturabilen, fiyat dikte ettirebilen bir ülke. Ama Rusya’nın yeni boru hattıyla Türkiye’yi beslemesi, Türkiye’nin Rusya’ya bağımlılığının artması demek. Türkiye, Rusya’nın belirlediği her türlü fiyatı kabul etmek zorunda kalabilir.

Enerji uzmanları Türkiye’nin Rusya’ya enerji bağımlısı olabileceği uyarısını yaparken Litvanya örneğini veriyor. Litvanya’nın, yeni yaptığı LNG terminali ile Rusya’ya olan bağımlılığını kesmeye başladığını belirten uzmanlara göre Rusya, Litvanya’ya hiçbir şekilde uzlaşmayan bir ülkeyken, bir anda Litvanya ile masaya oturan, indirim teklif eden bir ülke haline geldi. Çünkü artık Litvanya, LNG terminali ile doğal gazı Rusya yerine örneğin Norveç’ten alabilecek.

Öte yandan LNG’nin fiyatının gaza göre yüksek olması başka bir sorun oluşturuyor. Avrupa, Rusya’dan aldığı gaz ile karşılaştırıldığında, sıvılaştırılmış doğalgaza yüzde 30-40 daha fazla ücret ödemek zorunda kalacak. Türkiye de daha fazla ödeme yapmak zorunda kalabilir. Bu da maliyetleri artırır.

Akkuyu nükleer santralinin de Rusya’ya teslim edilmesi Ankara’nın Moskova’ya bağımlılığının arttığının bir diğer göstergesi. Santralın inşası, işletimi ve üretilecek elektriğin satışı Rusya’da olacak.

Nükleer santralın mühendislik biriminde Rus uzmanlar çalışacak, yanmayı sağlayacak çubuklar Rusya’dan alınacak. Bu nedeniyle, yerli enerji üretimi de yapılamayacak.

FAYDA-ZARAR ANALİZİ İÇİN ERKEN

Türkiye, Rusya’nın Ukrayan politikalarını benimsemiyor. Ama Ukrayna’yı dışlayacak boru hattının kendi topraklarından geçmesine izin vererek Rusya’ya yardım etmiş oluyor. Öte yandan böylesi bir boru hattının Balkanlara ulaşması, Türkiye’nin bu bölgedeki nufuzunu güçlendirebilir. Rusya boru hattının Azerbaycan, Türkmenistan gibi ülkelerin Türkiye üzerinden Avrupa’ya enerji ihraç etmelerini nasıl etkileyeceği önem kazanıyor. Türkiye’den Yunanistan’a geçerek Avrupa’ya ulaşacak bir boru hattı, Türk-Yunan ilişkileri ve Doğu Akdeniz’deki enerji oyununu da etkileyebilir.

son gelişmelerin ve Gazprom’la Botaş arasında imzalanan mutabakat zaptının sonuçlarını görebilmek için henüz çok erken. Üstelik taraflar arasında daha öncelikli sorunlar ortada duruyor. Batı Hattı’ndan günlük girişlerin yarı yarıya azalarak 22 milyon metre küpe inmesi, kapasite tahsisinde yaşanan sorunların giderilememesi, Botaş’ın yüzde 15’lik fiyat revizyon talebinin yüzde 6’yla karşılık bulması gibi sorunlar çözülemedi. Ayrıca Türkiye’nin isteyemedikleri var. Avrupa piyasasında gaz fiyatları petrol ürünleri endeksinden kurtulurken Türk tarafının bu durumu gündeme getirememesi, Almanya’dan sonra Gazprom’un en büyük ikinci müşteri olmasına rağmen bu durumdan yeterince yararlanamaması, Rusya’nın doğalgazı Almanya’ya ucuza satarken Türkiye’ye pahayı fiyata satması gibi konular da çözüm bekliyor.

Uzmanlar ayrıca Türkiye’nin Rusya’yla olan bazı anlaşmalarında yeniden satış hakkı olmadığına dikkat çekiyor. Bu durumda Türkiye’nin satış yaparak kar elde etmesi mümkün değil. Bu nedenle Rusya’yla inşa edilecek boru hattının şartlarını bilmek çok önemli. Enerji merkezi olmak, transit ülke olmanın ötesine geçmek anlamına geliyor.

Bunula beraber, planlanan yeni boru hattının uzun vadede Ukrayna geçişi nedeniyle sıkıntılı olan 14 bcm büyüklüğündeki Batı Hattı’ndan gelen gaz miktarını ikame edeceği düşünülebilir. Uzmanlar, Gazprom CEO’su A. Miller’ın “geri kalan yaklaşık 50 bcm’i de Avrupa’ya satacağız” açıklamasına şüpheyle yaklaşmak gerektiğini söylüyor. Gazprom’un Balkan ülkelerine sattığı gazın 10 bcm olduğu düşünüldüğünde Türkiye-Yunanistan sınırından kurulacak ‘hub’dan Güney Avrupa pazarına büyük satışlar beklemek mümkün değil. Söylenen 63 bcm kapasitenin yarısı kadar bir boru hattının Türkiye ve Balkan ülkeleri için yeterli olacağı belirtiliyor. Asıl belirsizlik, proje gerçekleşirse inşa edilecek boru hattının Türkiye’nin Karadeniz kıyısından Yunanistan’a kadar nasıl yapılacağı. Burada bir ortaklık söz konusu olacak mı, eğer öyleyse hattın kontrolü kimde olacak, buna yönelik bir çalışma yapıldı mı? Rusların hiçbir projeye yüzde 50’den az bir payla ortak olmadığı düşünülürse, bu soruların cevapları önemli.

Açıklamanın en önemli yanı ise ortak bir gaz hub kurma girişimi. Haritaya bakıldığı zaman Avrupa’da gaz hub’ları çoğalır ve ticaret hacmi olarak derinleşirken, Türkiye sınırlarına en yakın hub Avusturya’da bulunuyor. Yani Türkiye dahil Güney Doğu Avrupa’da gaz hub’ı yok. Böylesine bir boşluğu değerlendirmek Ruslar açısından çok önemli stratejik bir hamle olarak kabul edilmeli. Çünkü Yunanistan sınırına uzanacak TANAP ve ileride bunlara eklenebilecek İran, Kuzey Irak gazı düşünüldüğünde Ruslar fiyatlandırmayı bunlara göre yapıp ürünlerini oluşan rekabete göre pazarlayabilecek. AB sınırları içerisinde yeni bir boru hattı inşa etmeyecekleri için AB mevzuatına da tabi olunmayacak, Yunanistan ve Bulgaristan şebekelerine doğrudan makul miktarlarda bağlanılıp piyasa dengelenebilecek. Zaten uzun zamandır Yunanistan’da da benzeri bir çalışma var, ‘hub’ olmak için çok çaba gösteriyorlar ve önemli ilerleme sağlıyorlar.

Bu açıdan Rusya’nın yeni boru hattı hamlesi, Güney koridorunda Rusya’yı dışlayan boru hatları projelerine karşı koymak için izlediği stratejilerin bir devamı olma özelliğini taşıyor. Türkiye’nin Azerbaycan’a yakınlığı, gergin Rusya-Azerbaycan ilişkileri ve Ermenistan göz önünde bulundurulduğunda yeni hamleler gelecekteki enerji ve ötesi meselelerde stratejik mücadelelere yol açabilir. Bu nedenle Türkiye ve Rusya ayrı ayrı kendi sorunlarını bir şekilde çözmek veya bu sorunların ikili ilişkileri etkilemesini önlemek zorunda. Nabucco, TANAP ve yeni boru hattının birbirleri ile rekabet etmek yerine Türkiye ve Rusya’nın gücünü artıracak projelere dönüştürülmesi gerekiyor.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır’ın "ülkelerin güçlü olarak nitelendirilebilmesi için ülkeler demografi, ekonomi, ordu ve enerji güvenliği konularını sağlamış olmalı" sözünü hatırlatan uzmanlar, hem Türkiye’nin hem de Rusya’nın güçlü olabilmesi için bu 4 şartın gerçekleşmesi gerektiğini söylüyor.

İHTİYAÇ MI, SİYASİ KOZ MU?

Rus Enerji şirketi Gazprom Üstyöneticisi Aleksey Miller, Türkiye’ye gelecek yeni boru hattının Yunanistan sınırında oluşturulacak hub’a yaklaşık 50 milyar metreküp doğalgaz getirilmesine olanak sağlayacağını belirtti.

Enerji Bakanı Taner Yıldız, Mavi Akım’ın başlangıç noktasının Rusya, bitiş noktasının ise Türkiye olduğunu, Güney Akım’la ilgili yeni projenin de böyle bir hedef içerdiğini ifade etti.

Güney Akım boru hattı yerine, Rusya şimdi Türkiye'ye aynı miktarda gaz getirecek alternatif bir proje öngörüyor. Putin doğrudan, “Avrupa bu birimleri almayacak” dedi. Peki o zaman kim alacak? Öngörülen miktarın gerçekleştirileceği varsayıldığında, karşılayabilecek piyasayı nerede bulacak? Türkiye Avrupa’daki en büyük doğal gaz piyasalarından biri olmasına rağmen, iç talep yalnızca 45 milyar metreküp civarında. Yeni boru hattından gelecek doğalgaz miktarı, Türkiye’nin ihtiyacından fazla. Boru hatları uzun dönemli projelerdir ve Türkiye piyasasının hızla büyüyeceği öngörülüyor. Yine de, gelecekte bile 63 milyar metreküp Türkiye’nin ihtiyacından fazla görünüyor. Önümüzdeki sürecte talebe ilişkin tahminler belirsiz olmasına rağmen, Türkiye piyasasının 70 hatta 80 milyar metreküpe ancak 2030’da ulaşabileceği söyleniyor.

Bu öngörüler, Rusya’nın Türkiye ile birlikte Avrupa’yı kendisine bağlama projesi olarak kabul ediliyor. ABD’den ve Avrupa’dan dışlandığını hisseden Türkiye, Rusya’nın bu projesine sıcak bakıyor. Bir anlamda her iki ülke de Batı’ya karşı doğalgaz silahını kullanmak üzere ortaklık kurmuş gibi görünüyor. Doğalgaz ve enerji projeleri iki ülkenin güçlerini birleştirmeleri olarak da kabul edilebilir.

Oyun planları büyük ve asıl en önemli hedef AB’yi kendi silahıyla, yani Güney Koridoruyla vurmak. Şöyle ki, TAP projesi ilk 10 bcm kapasite için Avrupa Komisyonu’ndan üçüncü taraf erişimi için muafiyet almışken hattın ikinci 10 bcm kapasitesi Türkiye-Yunanistan sınırında üçüncü taraf erişimine açık olacak. Stratejileri başarılı olurlarsa Rusya bu boru hattını kullanmayı hedefliyor olabilir.

Amerikalı yorumcu Rick Staggenborg, OpEd News sitesi için kaleme aldığı makalesinde, Rusya’nın Güney Akım doğalgaz boru hattından vazgeçerek NATO’nun kilit üyesi Türkiye ile anlaşmasının, “İngiliz-Amerikan imparatorluğuna meydan okuyacak ve sonuçta yıkacak” hamlelerin ilki olabileceğini yazdı.

Uluslararası ilişkiler uzmanları, Fransa’nın teslim etmediği Mistral helikopter gemileri ile yeni boru hattı arasında bir ilişki olabileceğini belirtiyor. Uzmanlara göre Fransa, 4 yıl önce Almanya’nın Kuzey Akım taktiğine karşılık Güney Akım’a girebilmek için Rusya ile pazarlık yaptı. Pazarlığın sonunda Fransa iki adet helikopter gemisi yapmayı, buna karşılık Rusya da Fransa’yı Güney Akım’a  dahil etti. Fransa’ya 4 milyar dolarlık iki adet gemi sipariş edildi. Gemilerden birinin teslim süresi 27 Kasım’da doldu, ancak ABD’den ve bazı Avrupa ülkelerinden gelen baskılarla Fransa gemiyi teslim etmedi.

Bu noktada uzmanlar sorular soruyor. Gemiler Rusya’ya teslim edilseydi Putin’in kararı ne olurdu? Rusya Türkiye'yi Batıya karşı maşa olarak mı kullanıyor? Helikopter savaş gemisi yaptırımlara rağmen Rusya'ya teslim edilirse, Güney Akım Projesi eskiden planlandığı gibi Karadeniz üzerinden Bulgaristan’dan Sırbistan, Hırvatistan, Macaristan ve Slovenya’dan geçerek İtalya’nın kuzeyine kadar uzanacak mı? Helikopter savaş gemilerini Rusya hangi bölgelerde kullanacaktı? AB, Türkiye’den gelen gazı talep etmek yerine farklı enerji kaynaklarına yönelirse, Türkiye'nin işlevi o ne olacak? Halen AB üyeliği sürecini sürdüren, NATO üyesi olan Türkiye müttefiki olduğu bu oluşumlara kendisini nasıl açıklabilecek? NATO üyesi olan Türkiye’ye müttefikleri niye baskı ugulamıyor? Türkiye NATO’yu desteklemiyorsa neden NATO’dan çıkmıyor? Türkiye AB’ye karşı ABD’nin çıkarlarını mı destekliyor?

İKİ PROJE Mİ, TEK PROJE Mİ?

Uzmanlara göre yeni boru hattı ile Güney Akıp hattı arasındaki tek farkın güzergah olduğunu belirtiyor. Hedefler değişmedi. ABD ve Avrupa’nın Rusya gazına alternatif olarak düşündüğü seçeneklerin hemen hepsinin maliyeti, Rus doğalgazına göre daha fazla.

Ayrıca Avrupa’nın doğalgaz ihtiyacının orta ve uzun vadede artabileceğini öngören uzmanlar, zaman içinde her iki projenin de gerçekleşebileceğini söylüyor.

Atlantik Konseyi Enerji ve Ekonomi Zirvesi’nde konuşan, Columbia Üniveritesi Küresel Enerji Politikaları Merkezi direktörü Jason Bordoff’un, “ABD tarafından ihraç edilen doğalgazın büyük kısmı, Avrupa piyasalarından ziyade fiyatın daha yüksek olduğu Asya piyasalarına gidecek” açıklamasını değerlendiren enerji uzmanları, Avrupa’nın, enerji güvenliğini sağlamak için Rusya’dan doğalgaz almaya devam edeceğini ve ABD dışında başka seçeneklere yönelmek zorunda kalacağını söylüyorlar.

Uzmanlara göre Avrupa Rus gazına bağımlılığını azaltmak için Akdeniz’in ve Afrika’nın doğusundaki doğalgaz kaynaklarına yönelebilir, ancak bu bölgedeki ülkelerin doğalgaz projelerinin maliyetleri Avrupa’nın kaldıramayacağı kadar yüksek.

Avrupa’nın seçenek olarak görebileceği Çin doğalgazının maliyeti de çok yüksek. Çin’den Avrupa’ya doğalgaz boru hattı yapılmasının yaklaşık 50 milyar dolara mal olacağını belirten uzmanlar, böyle bir rakamı Avrupa’nın kabul etmeyeceğini söylüyor.

Doğu Akdeniz’de bulunan doğalgazın Avrupa’ya aktarılması için uzun zaman ve maliyet gerekiyor.

Geriye tek seçenek kalıyor. ABD, çıkardığı ve ürettiği kaya gazını Asya piyasalarına ucuza satmaya başlarsa, belki Katar gibi zengin gaz kaynaklarına sahip ülkeler, gaz satışlarını Asya’dan Avrupa’ya yöneltebilir. Ancak böyle bir durumun garantisi yok. Katar gibi ülkelerin bulunduğu coğrafyadaki istikrarsızlık, enerji güvenliğine uygun değil.

Sonuç olarak Avrupa’nın yeni ilave kaynaklar olmadığı sürece doğal gaz tedariğinde Rusya’ya muhtaç olduğu biliniyor. Doğalgaz ihtiyacı azalmak yerine artacak ve her iki hata olan ihtiyaç da artacak.

Batı’yı en zayıf yerinden hedef alan bu birlikteliğin temelini çok boyutlu “enerji güvenliği” oluşturuyor. Putin’in Güney Akım noktasındaki son hamlesi, aslında Batı’nın kendisine karşı kullanmaya çalıştığı en büyük kozu kendi safına çekme girişiminden başka bir şey değil. Açıkçası Rusya, Batı’yı alternatifsiz hale getirmek istiyor.

Ağırlıklı olarak son hamle, Rusya’nın kazançlı çıktığı bir hamle olarak kabul ediliyor. Rusya, bu son dakika manevrası ile hem Türkiye’yi kazanıyor hem de enerji tekeli olma özelliğini Türkiye üzerinden korumaya devam ediyor. Bunun bir de Türk-İslam dünyası eksenli bir çarpan etkisi var. Sürece entegre edildiğinde dünyadaki tüm denklemler ve dengeleri bir anda alt üst edebilecek bir kapasiteye sahip.

Türkiye’siz bir Batı, enerji güvenliği politikaları olmak üzere Kafkaslar, Ortadoğu, Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Balkanlar başta olmak üzere tüm bölgelerde kaybetmek zorunda kalacaktır . Biraz daha ötesinde ise İran, Afganistan, Orta Asya ve Güney Asya yer alıyor.

Dolayısıyla, Rusya lideri Putin’in AB’nin tutumu nedeniyle; “Güney Akım Projesi’nin devam etmeyeceğini” söylemesi ve “Türkiye’nin enerji taleplerini karşılamaya hazırız. Yeni hat kurulmasında yardımcı olacağız” açıklaması, yukarıda bahsedilen olası etkilerin ya da kayıpların yanında çok mütevazı kalıyor.

Sonuç olarak gerek Mavi Akım projesi, gerekse yeni boru hattı projesi konunda pek çok bilinmezlik var. Boru hatlarının Türkiye ve Rusya’yı birbirine bağladığını kabul eden uzmanlar, aynı zamanda hem Türkiye’nin hem de Rusya’nın boru hatlarını ABD ve Avrupa’ya karşı koz olarak kullandığını belirtiyorlar. Her iki ülke de kendi ellerini güçlendirmek için hem birbirlerini hem enerji silahını kullanıyor.

25.12.2014