KÖNİ: ABD, RUSYA, ÇİN 3. DÜNYA SAVAŞI

Devletler Hukuku uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni, küresel kalkışmaların Doğu ve Batı blokları arasındaki enerji savaşlarından kaynaklandığını söylüyor. Bugün küresel dünyada oynanan büyük oyunda devletler hukuku değil, kaba kuvvet hukukunun geçerli olduğunu vurguluyor.

Leyla TAVŞANOĞLU – Cumhuriyet

- Aylar sonra ABD Başkanı Obama’yla Başbakan Erdoğan arasında ilk kez telefon görüşmesi yapılması ne anlama geliyor? 

H. K. - Dış politika açısından Kıbrıs, İsrail, çok az bile olsa Türkiye’deki durumdan da söz edilmiş olabilir, nedir durum gibilerden... Çünkü Obama da sıkışık durumda. Beklenmedik, heyecanlı günler geçiyor.

- Obama sıkışık durumda dediniz. Neden?

H. K. - Birçok alanda, ABD ile Rusya ve Çin arasında soğuk savaşa yakın bir mücadele olduğunu görüyoruz. Çatışma küresel düzeyde. Son günlerde kutuplardaki çekişmeleri izliyoruz. Kuzey yolu açıldı. Böylece Asya ülkelerinin Avrupa’ya Süveyş Kanalı’ndan geçme yolu kısaldı. Kuzey Buz Denizi üzerinden artık Avrupa’ya, Kanada’ya mal sevk edebiliyorlar. ABD orada elçilik açtı. Orada bir Nordik Konsey var. Toplanma yeri İsveç ve Norveç. Rusya, İsveç, Norveç, Kanada, Alaska nedeniyle ABD kıta sahanlığında 40 milyon metreküp doğalgaz ve milyonlarca varil petrol olduğu biliniyor. Ama esas miktar Rus kıta sahanlığında. ABD açık denizlere Kanada’yla birlikte deniz kuvvetlerini yığdı. Deniz hukuku davaları sürüyor.

- Süveyş Kanalı yolunun önem kaybetmeye mi başladığı anlaşılıyor? Ukrayna’daki isyanlar da bundan mı kaynaklanıyor?

H. K. - Kuzey yolu kullanıma açıldığı için yavaş yavaş çatışmalar da yukarıya kayıyor. Bu sefer Ukrayna meselesi ortaya çıktı. Dörtbeş yıldır kaşıyorlardı. Bir kere ABD beş milyar dolarlık yatırım yapmıştı. 1991’den itibaren Rusya’nın Ukrayna’da bir üstün yapılanması var. Güney’de de Şanghay İşbirliği Örgütü var. Askeri bir tarafı da var.

- Yani iki blok kuzeyden başlayıp güneye uzanan bir hat üzerinde çatışıyorlar mı?

H. K. - Bu çatışma boyutlarında indirekt olarak kullanılacak aktörler çok önemli. Çünkü ABD 2008’de, Ortadoğu’da yaptığı müdahalelerden ekonomik krize girdi. Avrupa’yı da krize soktu. 2003’ten 2013’e kadar askeri gider olarak 6 trilyon 200 milyar dolar harcamışlar. Obama çekilip harcamayı kalkınmaya yapmak istedi, ancak neo-con lobisini ortadan kaldıramadı. Onlara göre İran ve Suriye’nin ekarte edilmesi, Rusya’nın da onlara göre bir yerde sıkışması lazımdı.

- Ukrayna’da mı?

H. K. - Evet. ABD’nin Avrupa ve Avrasya Bölgesi Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland, ünlü neo-con tarihçi Robert Kagan’ın karısı. Avrupa, Ukrayna’yı daha fazla sıkıştırmak istemiyor. Çünkü Ukrayna’ya para vermesi lazım. Gestapo’dan kalan Alman istihbaratı işin içinde, Almanya ileri gidilmesini istemiyor. Bütün bunlar olurken Nuland’ın, madem Avrupa yapamıyor, onları boş verin, diyen sözleri dinlemeye takıldı. Dolayısıyla Obama bu neo-con lobisiyle başa çıkamadı. Başa çıkabilseydi Ortadoğu’da ne Arap Baharı olurdu ne bir şey. Arap Baharı’yla Ortadoğu istikrarsızlaştı, dinci gruplar kafayı kaldırdı.

- Yani neo-con’lar bu olacakları hesap edemediler mi?

H. K. - Sandılar ki demokrasi kültürü olmayan bu ülkelerde seçim olunca demokrasi gelecek. Böyle bir şey yok. Bu ABD’nin kaçıncı yanılgısı.

KABA KUVVET HUKUKU GEÇERLİ

ABD, Libya’ya, oraya buraya müdahale ederken Rusya’nın da bu hakkı doğuyor. Böylece bir teamül hukuku oluşmak üzere. Biz birtakım kılıflar altında devletler hukuku var sanıyorduk

- Zaten Şahghay İşbirliği Örgütü NATO’yu denetlemek üzere kurulmamış mıydı?

H. K. - Batı’ya karşı kuruldu ama bir yanıyla da ekonomik bir örgüt. Bunun da sebebi aslında şu: ABD’nin Dünya Ticaret Örgütü’nde (WTO) çok taraflı ekonomik ilişki anlaşmaları yürümediği için Avrupa’yla ekonomik serbest bölge anlaşması imzalamak üzere yürüttüğü görüşmeler var ki bunlar Türkiye için de korkutucu bir durum.

Bunun amacı da Asya’ya kayan dünya ekonomisinin yönünü biraz daha Batı’ya çevirmek. ABD malları gümrük anlaşmasına tabi olan ülkelere girecek, Avrupa malları da ABD’ye gidecek. Türkiye’ye Gümrük Birliği Anlaşması nedeniyle ABD malları serbestçe girebilecek. Türkiye bu durumda ortada kalmış durumda. Ukrayna ekonomik açıdan da ABD için çok önemli.

Rusya’nın enerji yolu Gürcistan üzerinden Avrupa’ya ulaşıyor. Bir başka önemli enerji hattı da Ukrayna’dan geçiyor.

- Bir anlamda kaba kuvvet hukuku mu?

H. K. - Evet. Dış görünüşte insancıl müdahale. Küresel insan hakları politiğinde müdahale.

- O zaman Rusya’nın Ukrayna’ya da müdahale hakkı doğmuyor mu?

H. K. - Tabii ki yoruma bağlı. ABD Libya’ya oraya buraya müdahale ederken Rusya’nın da bu hakkı doğuyor. Böylece bir teamül hukuku olmak üzere. Biz birtakım kılıflar altında devletler hukuku var sanıyorduk.

- Peki, gerçekte devletler hukuku yok mu?

H. K. - Var. Yumuşak hukuk dedikleri ticaret hukukunda, BM’nin uyarıcı nitelikteki kararlarında, uluslararası örgütlerin hava hukuku gibi düzenlemelerinde var. Ama devletlerin çıkarlarını, ulusal güvenliklerini ilgilendiren durumlarda yorumlanıyor ve hukuk yaratılıyor.

Bu nedenle yukarıdan aşağı bakarsanız kutuplarda çatışma var. Ortadoğu henüz ne olup bittiğinin farkında değil. Ukrayna’da bir Batı-Doğu ya da ABD-Rusya ve arka bölgesi çatışması sürüyor. Güneye indiğinizde aynı çatışma Suriye’de. Hep de enerji alanlarıyla ilgili.

- Peki, durup dururken Kıbrıs’ta müzakerelerin yeniden başlatılmasının istenmesi de bu çatışmanın bir parçası mı?

H. K. - Çatışma Güney Kıbrıs tarafında İsrail’den başlayan, Güney Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesinden devam ederek Meis Adası’nın altına kadar gelen bir doğalgaz alanından çıkıyor. Suriye ve İran’da Rusya’yla başa çıkılamadığı için bu sefer Rusya’nın dışında Kıbrıs-İsrail ve Türkiye üzerinden geçen bir enerji hattına kayıyor.

Bir dönem Suriye üzerinden geçen Suudi ya da Katar hatlarının geçmesi düşünülüyordu. Ama bu olamadı. Bugün hattın Kıbrıs üzerinden geçmesi gerekiyor. O halde de Kıbrıs sorununun çözümü lazım. Türkiye’ye de, hat sizin üzerinizden geçecek, denerek olumlu boyutu gösteriliyor.

Afrika’ya bakıyorsunuz. Çin, Rusya, ABD, Fransa, İngiltere orada. Türkiye de Afrika’dayım diyor ama orada ancak perakende seviyesinde iş yapabiliyor. Ama büyük hammaddelere gelince esas Çin orada. Çin aynı zamanda Ortadoğu’da.

Bu sefer ABD, Çin’i, Güney Çin Denizi’nden, Myanmar’dan sıkıştırıyor. Filipinler’de birtakım olaylar oluyor. Zaten ABD donanması orada. ABD’nin Çin’i sıkıştırdığı bir bölge de korsanlar eliyle Somali ve Süveyş Kanalı.

- Acaba bunca hataya rağmen Amerikalılar bu işi niye öğrenemiyorlar?

H. K. - Demokrasi diyorlar ama kendilerinde de tam demokrasi yok ki. Lobitokrasi (Prof. Köni’nin lobicilikten türettiği bir deyim) var. Geçmişte ABD seçimlerinin sonuçlarını önceden tahmin edebilirdik. Ama bugün iş artık, kim daha çok para topluyora geldi. O zaman hani demokrasi?

- Bütün bu “büyük oyun”da Türkiye’nin rolü nedir?

H. K. - Biliyorsunuz Türkiye’nin sırtını uzun süre sıvazladılar. Ortadoğu’nun kartalı, İslamın yıldızı, şu bu dediler. Türk siyaseti içinde Kürt, Kıbrıs 2015’te Ermeni soykırımı sorununu çözmeyi üstlenecek muhalefet partileri yok. O zaman da bunun yükünü iktidardaki parti üstlenecek. Acaba Ortadoğu’daki gelişmeler, otonom yapıların ortaya çıkmasının analizleri bizim Dışişleri Bakanlığı’nda yapıldı mı?

- Peki, AKP bütün bu baskıları kaldırabilecek mi?

H. K. - O zaman da feda eden siyasi parti olarak ortaya çıkacak. Onların tabiriyle söyleyeyim. Allah kuvvet versin. Şu anda kamikaze durumundalar.

26.10.2014