BARZANİ, “SURİYE KÜRDİSTANI”NA DA EL KOYUYOR

Suriyeli Kürtler yok olmamak için Peşmerge desteğini kabul etmek zorunda kaldılar. Ödedikleri bedel ise, Barzani yönetiminin Rudaw adlı yayın organı yayınlandı. Rojava için artık ‘kanton’ denmeyecek. Yani özerklik hayali göremeyecekler. Sonuç olarak Barzani istediğini elde etti ve Suriye Kürt bölgesine el koyuyor.

Celal ÇETİN

Türkiye'nin açtığı koridorla Barzani Yönetimi peşmergeleri Kuzey Suriye'ye geçerken Kuzey Suriye'deki Kürt partilerinin anlaşmaya vardığı iddia edildi. Barzani yönetiminin yayın organı Rudaw, anlaşmayı "Rojavalı (Kuzey Suriye) partilerin Kürdistan Bölgesi’nin Duhok (Erbil) kentindeki görüşmeleri sürerken, görüşmelerde ortak yönetim konusunda anlaşmaya varıldığı, 'kanton' isminin de kullanılmayacağı belirtildi" açıklamasında bulundu.

Barzani'ye yakın Suriye Kürt Ulusal Kongresi (ENKS) ve PYD yöneticileri, bir haftadır  Erbil'de toplantı halindeydi. Toplantı, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin çağrısı üzerine gerçekleşmişti.

Ne anlama geliyor?

Bu açıklamanın ne anlama geldiğini görebilmek için Washington, Tel Aviv, Londra gibi merkezlerde hazırlanan Ortadoğu planlarına göz atmak gerekiyor. Ortadoğu’da Büyük Kürdistan’ın inşaası bu planların temelini oluşturuyor. Büyük Kürdistan’ın nüfusu ise Irak, Türkiye, Suriye ve İran’da yaşayan Kürtler’den oluşacak. Bir başka ifadeyle bu 4 ülkenin sınırları yeniden çizilecek, koparılacak parçalar Büyük Kürdistan’ı oluşturacak.

ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, 7 Ağustos 2003 tarihinde Washington Post gazetesinde yayınlanan yazısında plan açıklanmıştı.

Rice şöyle yazmıştı “Transforming The Middle East-Ortadoğu’yu Dönüştürmek” başlıklı yazısında: “Fas’tan Basra Körfezi’ne kadar Ortadoğu’da bulunan 22 devletin rejimi, sınırları ve haritaları değiştirilecektir. Türkiye de bunların içindedir.”

Ortadoğu uzmanı Robin Wright, bir makalesinde, “5 ülkenin 14 ülkeye dönüşebileceğini” yazmıştı. Buna göre Libya, kabile farkları temelinde Tripolitanya, Sirenayka ve Fizan olarak üçe; Suudi Arabistan, kuzey, güney, doğu, batı Arabistan ve Vehhabistan olmak üzere beşe bölünebilir. Yemen, önceki kuzey ve güney diye parçalanabilir. Irak ve Suriye’den ise Şiistan (Irak’ın güney Şii bölgesi), Sünnistan (İki ülkedeki Sünni Arapları bir araya getiren, bugün IŞİD kontrolündeki bölge), Kürdistan (ağırlıklı olarak Türkiye, Suriye ve Irak’taki Kürtleri bir araya getiren yapı), Alevistan (Lazkiye ve Batı Suriye bölgesi) ve Dürzistan diye 5 devlet doğabilir.

22 ülkenin sınırlarının değiştirilmesi projesinin en önemli ayağını Büyük Kürdistan oluşturuyor.

Bölge ülkelerindeki Kürtlerin nüfusları:

Türkiye: CIA, 2013’teki yeni ve güncelleştirilmiş verilerinde, Türkiye’nin nüfusunun 80 milyon 694 bin 485 olduğunu açıkladı. CIA’e göre Türkiye’de nüfusun yüzde 70-75’ini Türkler, yüzde 18’ini Kürtler oluşturuyor. Buna göre Türkiye’de 14.4 milyon Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı yaşıyor.

Suriye: Suriye’deki Kürtlerin nüfusu, birçok farklı kurum ve uzmanın tahminine göre 1 ila 2 milyon arasındadır. Suriye’deki Kürtler’in büyük kısmı Suriye’nin yerlisi değil, Türkiye’den gidenlerden oluşuyor.

İran: Amerikan istihbarat kurumu CIA tarafından İran'da Kürt nüfusunun toplam nüfusun yüzde 7'sini bulduğu iddia ediliyor. Aynı kuruma göre İran nüfusunun 66 milyon 429 bin 284 olduğu göz önünde bulundurulursa bu oran 4 milyon 650 bin civarı bir sayı veriyor. Bazı tahminlerse 8 milyon civarındadır.

Irak: Özerk bölgeyle beraber Irak genelinde Kürt nüfusu Amerikan istihbaratı CIA'ye göre toplam nüfusun yüzde 15-20'lik bir kısmını oluşturur, ki bu da, aynı kaynağın 2009 yılı için verdiği toplam Irak nüfusu (28 milyon 945 bin 657) ile karşılaştırıldığında 4 milyon 341 bin 848 - 5 milyon 789 bin 131 arası bir Kürt nüfusa işaret eder. Bazı tahminlerse yaklaşık 5,2 milyon civarındadır.

Ortadoğu’ya Kürt hançeri

Her dört ülkedeki Kürtler’in toplam nüfusu en abartılı rakamlarla 25-26 milyonu buluyor. Bölgede devlet niteliği taşıyan tek Kürt yapılanması Kuzey Irak’ta bulunuyor. ABD’nin 2002’de Irak’ı işgali ile birlikte Kuzey Irak’taki Kürtler, devletleşme yolunda çok önemli adımlar attı. Gerek ekonomisi, gerek yönetim sistemi ile Kuzey Irak Kürt yönetimi, bölgedeki Kürtler’in temsilcisi konumunda bulunuyor.

Kuzey Irak’a bu misyonu yükleyen ise, ABD ve İsrail ikilisidir. Ortadoğu’nun tam ortasına Kürdistan’ın kurulması demek, bir yandan Ortadoğu petrollerinin ABD ve Batı adına korunması, diğer yandan İsrail’in güvenliğinin sağlanması demektir. Çünkü Çevresi düşman ülkelerle çevrili Ortadoğu ülkesi İsrail, kurdurulan uydu Kürdistan ile bölgeyi her an istikrarsızlaştırabilecek imkana sahip olacak.

Kuzey Irak’ı bölgedeki Kürtlerin’in temsilciliğine atayan ABD ve İsrail, olası rakiplerini de tasfiye etmeye çalışıyor. Rudaw’da yayınlanan makeleyi bu açıdan okumakta fayda var. Rojava’nın ileride Kuzey Irak’a rakip olma ihtimali gözardı edilmiyordu. Suriye’ye Kürtlerin lideri konumundaki Salih Müslim, bunun işaretlerini bir yıl önceden vermişti, ki o zaman IŞİD henüz yoktu. Rojava’ya ‘kanton’ adı verilmesi, ilerideki özerkliğin ilk adımı olarak algılandı.

Ayrıca Kobani’ye destek için Türkiye üzerinden Peşmergeye koridor açılması karşısında Salih Müslim’in, “Kobani’ye koridor açılması için bizimle temasa geçilmesi gerekiyor” şeklindeki açıklaması, Rojava’nın Kuzey Irak’tan bağımsız hareket etme arzusunun sürdüğünü ortaya koyuyor.

ABD ve İsrail’in, Rojava’nın özerk hareket etmesi düşünülemezdi. Ve IŞİD ortaya çıktı. Kobani’ye saldırtılarak Suriyeli Kürtler’in Peşmerge desteğine muhtaç olması sağlandı.

Barzani’nin de istediği buydu.

Suriyeli Kürtler yok olmamak için Peşmerge’nin desteğini kabul etmek zorunda kaldılar. Ödedikleri bedel ise, Barzani yönetiminin yayın organı Rudaw’da yayınlandı. Rojava’ya artık ‘kanton’ denmeyecek. Yani özerklik hayali göremeyecekler.

PKK’yı gelince. Suriyeli Kürtler’in siyasi yapısı PYD’nin ve askeri kolu YPG’nin aslında PKK’nın uzantısı olduğu biliniyor. ABD ve İsrail, “PYD’nin Suriye’deki Kürtler’in temsilcisi olduğu” iddiasını ortadan kaldırıyorsa, “PKK’nın da Türkiye’deki Kürtler’in temsilcisi olduğu” iddiasını ortadan kaldıracak demektir. Zaten “çözüm süreci” adı verilen anlaşmanın temeli, PKK’nın silahlarını bırakarak siyasete atılması oluşturuyor. Tüm dünya biliyor ki, PKK silahını bırakırsa ortadan kalkacaktır. Türkiye’deki Kürtler’in temsilcisi sıfatıyla siyasete girmesi durumunda, karşısında Barzani olacaktır. Çünkü Barzani yönetimindeki Kuzey Irak, Türkiye’deki Kürtler için de bir çekim merkezi, Erbil de başkentleri haline dönüştürülüyor.

Sonuç olarak Barzani’nin Kuzey Irak’ı, Türkmen bölgesine el koymasının ardından şimdi de Suriye’deki Kürt bölgesine el koyuyor.

Büyük Kürdistan’ın aslında Büyük İsrail’in bir diğer adı olduğunu, Barzani’nin Yahudi asıllı olduğunu, kendisi de bir Kürt Yahudisi olan UCLA öğretim üyesi Prof. Yona Sabar’ın da bu gerçeği doğruladığını unutmamak gerekiyor…

22.10.2014