AKP’NİN DIŞ POLİTİKA KAVRAMLARI VE GERÇEKLER!

AKP, iktidara geldiği andan itibaren geleneksel dış politika tamamen reddederek kendi politikalarını uygulamaya başladı. Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu imzasını taşıyan “yeni dış politika” konsepti, havalı kavramları içeriyor. Ancak kavramlara bakıldığında birbirleri ile çelişkiler taşıdığı görülüyor. Bugünkü Türkiye tablosu ise, “yeni Türkiye-yeni dış politika” konseptinin çöktüğünü gösteriyor.

Celal ÇETİN

Mısır ve Tunus’ta Müslüman Kardeşler’in iktidara gelmesi ile başlayan Arap Baharı, AKP’nin bu felsefeyi politikasının temeli haline getirmesine yol açtı. Türkiye’nin o ülkelere göre daha oturmuş, yapısal dönüşümlerini tamamlamış ülke olmasının getirdiği avantajları kullanan AKP iktidarı, bölgede “oyun kurucu” olmaya heveslendi. Bu, “kendi başına iş yapma” açılımının ilk adımlarıydı. BOP’a uyumlu hareket etmeyi kabul etmiş bir iradenin BOP’a aykırı olarak kendi başına hareket etme isteği kabul edilemezdi. 11 Eylül 2001 sonrası Başkan Bush’un, “ya bizdensiniz ya karşımızda” yaklaşımı, burada da geçerliydi. ABD ve Batı’dan, “BOP’u kabul ettiysen, kendi başına hareket edemezsin. Kendi başına hareket ediyorsan BOP’a uyumlu değilsin. Tercihini yapacaksın” cevabı gelmekte gecikmedi. Bununla birlikte ABD ve Batı’nın AKP iktidarına bakışı da değişmeye başladı.

Erdoğan’ın Suriye’de Esat rejimini değiştirebileceği zannına kapılması, AKP’nin ABD’den çok ABD’ci kesilmesi, bölgedeki Sünniler’in hamisi rolüne soyunması, gerek bölgesel, gerekse küresel dengeleri gözardı ederek kendi ajandasını uygulama isteği AKP yönetimindeki Türkiye’yi yeni sorunlara sürükledi.

“Derin strateji” adı verilen yeni konsept pek çok eksiği içinde barındırıyordu. Bunların başında ise “AKP’nin derin Ortadoğu’yu, Osmanlı’yı, Türkiye Cumhuriyeti’nin bölge felsefesini bilmemesi, geçmiş dönemleri ve politikaları saplantılı önyargılarla reddetmesi” gibi yaşamsal yanılgılar peşpeşe hataları getirdi.

AKP’nin en büyük hatası, bölge sorunlarına mezhep zaviyesinden bakması oldu. Osmanlı İmparatorluğu ve devamı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti bölgenin mezhep bataklığına girmedi. İzlediği denge politikaları ile tüm kesimlere eşit mesafede durmayı başardı. Ancak AKP iktidarı Sünni ağırlıklı politikaları ile bölge bataklığına girdi.

Bugün gelinen noktada AKP’nin kavramlarının teker teker çöktüğü görülüyor. “Stratejik derinlik” kavramı üzerine oturtulan Türkiye’nin “Merkez Ülke” olmadığı biliniyor. “Güvenlik-Özgürlük Dengesi” gerekçesi Suriye’de kaosa yol açan terör örgütlerinin desteklenmesi olarak geri döndü. “Proaktif Diplomasi” gerekçesi ile Suriye’nin içişlerine karışıldı. “Kazan-kazan Stratejisi ve Komşularla Sıfır Sorun Politikası” ters tepti, tüm komşularla sorun yaşandığı gibi, “Arabulucu Ülke” kavramına aykırı olarak Mısır, Irak, Suriye, hatta Filistin bile Türkiye’nin arabuluculuğunu istemediklerini açıkladılar.

“Küresel Güçlerle Uyumlu İlişki”ler, “Yeni Diplomatik Üslup” nedeniyle krize dönüştü. ABD, Almanya ve AB Türkiye’yi çok sert sözlerle eleştirmeye başladı.

Türkiye, izlediğini iddia ettiği “Aksiyoner Dış Politika ve Uluslararası Düzeyde Aktif Katılım” sonucu bırakın “Düzen Kurucu Aktör” olmayı, Ortadoğu başta olmak üzere uluslararası toplantılara davet edilmez oldu. Son olarak 2008’de 150 oy alarak seçildiği BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği’ni 2014’te 60 oyla kaybetti.

SONUÇ : “Ben-İdraki, Tarihsel Miras, Tarihsel Sorumluluk, Yeni Osmanlıcılık” hayallerine dayanan maceracılık, Kemalist dış politikaya alternatif olarak hazırlanan “Stratejik derinlik” çöktü. “Barış Havzası”, yerini Ortadoğu bataklığına bıraktı. AKP’nin yeni Türkiyesi şimdi kendi bataklığında boğulmamaya çalışıyor. Daha vahimi, Türkiye’nin üniter yapısı tehlikeye girdi. İçsavaş beklentisi artıyor. PKK’nın tehditlerine IŞİD, Hizbullah, Suriye’den gelen 2 milyon sığınmacı eklendi.

2002’de AKP iktidarı ile izlenmeye başlanan “derin strateji” günümüzde “derin başarısızlığa” dönüştü. Binlerce yıllık devlet aklının dışlanması, bölgesel ve uluslararası gelişmeleri yeteri kadar tanımamak, romantik hayalcilik Türkiye’yi bugünlere getirdi…

AKP’NİN DIŞ POLİTİKASINA TEMEL OLUŞTURDUĞU KAVRAMLAR:

Ben-İdraki (Self -Perception): Hem Cumhuriyet Türkiye’sinin özellikle Soğuk Savaş boyunca benimsemiş olduğu “dar” mekan ve coğrafya algısını eleştiren, hem deTürkiye’nin yakın çevresine yönelik “yeni” perspektifini ortaya koyan merkezi kavramlarından biridir.

Stratejik Derinlik (Strategic Depth): Kemalist dış politikanın Türkiye’nin zengin tarihsel ve coğrafi derinliğinin sunduğu avantajları kullanamadığından hareketle Türkiye’nin tarihsel,coğrafi ve kültürel olarak hem bölgesel hem de küresel ölçekte uluslararasısistemin “merkez” ülkesi olduğu anlamında kullanılıyor.

Merkez Ülke (Center State): Türkiye jeo-politik, jeo-kültürel ve jeo-ekonomik olarak Doğu ile Batı arasında bir “aktarım nesnesi” değil aksine çok taraflımanevra kabiliyeti sayesinde kurucu, yapıcı ve düzen kurucu bir ülke olacaktır.

Vizyon Odaklılık (Vision-Oriented): Geleneksel dış politikanın gerek bölgesel gerekse küresel ölçekli krizlere yönelik “bekle-gör” siyaseti anlayışına karşı Türkiye’nin bu krizlerin ortaya çıkışındaki süreçlerde ve özellikle çözümünde etkin bir rol almasını öngörüyor.

Yumuşak Güç (Soft Power): Sert gücü (hard power) bütünüyle göz ardı etmeyen ve daha çok bir “denge” üzerinekurulan bu yaklaşım, ağırlıklı olarak Türkiye’nin Ortadoğu ve yakın coğrafyasındaki politikaların şekillenmesinde kullanılmak istendi. Dış politikanın diplomasi, kültür, diyalog,işbirliği, karşılıklı ekonomik bağımlılık ve tarihsel birikim gibi unsurlar üzerine dayandığı bir anlayışa işaret ediyor.

Güvenlik-Özgürlük Dengesi (Security - Freedom Balance): Türkiye’nin güvenliğinin özgürlüklerin hem içerde hem de dışarıda genişletilmesi ile mümkün olabileceğini savunan anlayış. Temel olarak, 11 Eylül sonrasında ABD tarafından izlenen anti-terör politikalarının küresel ölçekte ortaya çıkarmış olduğu özgürlük-güvenlik ikileminin özgürlüğü kısıtlayan, güvenliği ise artıran anlayış karşısında Türkiye’nin özgürlük temelli politikalar uygulayarak güvenlik odaklı perspektiften ayrılmasına yol açtı.

Proaktif Diplomasi (Proactive Diplomacy): Türkiye’nin yakın çevresinde yaşanan her türlü kriz çözümünde ve diğer ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesinde öncülük etmesini amaçlıyor.

Ritmik Diplomasi (Rythmic Diplomacy): Soğuk Savaş döneminden farklı olarak sürekli gündemi değişen bir uluslararası ortam varsayımı üzerine inşaedilmiş ve “statik diplomasi anlayışından dinamik şartlara intibak etmeyisağlayacak” bir dış politika aracı olarak kullanılmak istendi.

Çok Boyutlu –Çok Kulvarlı Dış Politika (Multi-dimensional ForeignPolicy): Uluslararası ilişkilerde var olan dinamik şartlar çerçevesinde Türkiye’nin statik, tek boyutlu ve tek parametreye dayanandış politika yürütemeyeceği fikrinden hareketle dış politika alanında değişik kulvarlarda farklılaşan aktörlerle “eşzamanlı” bir ilişki kurmayı öngörüyor.

Uluslararası Düzeyde Aktif Katılım (Active Involvement in Global Level): Uluslararası örgütlere aktif bir şekilde katılmayı ve uluslararası an-laşmaların bir parçası olmayı öngörüyor.

Komşularla Sıfır Problem (Zero-problem with Neighbours): Temelolarak komşu ülkelerle var olan sorunları minimuma indirmek üzerine kurulu yaklaşımdır.

Düzen Kurucu Aktör (Order-Building Actor): Soğuk Savaş sonrasıuluslararası sistemde prensipleri tanımlanmış ve tüm aktörlerin üzerindeuzlaştığı bir “düzen” kurulamadığı fikrinden hareketle Türkiye’nin kurul-maya çalışılan “yeni uluslararası düzen”in şekillenmesinde güçlü bir aktör olarak yer alması gereği üzerine kurulu yaklaşımdır.

Yeni Diplomatik Üslup (New Diplomatic Style): Temelde “Doğu platformlarında Doğulu kimliğinden gocunmadan, ama o kimlikle yüzleşip yi-ne o kimlik etrafında tezler ve çözümler üretebilen, Batı platformlarında iseBatı’nın nosyonlarını özümsemiş, Avrupalı bir bakışla Avrupa’nın geleceğini tartışabilen bir ülke” olmak fikri üzerine inşa edilen yaklaşım.

Önleyici Diplomasi (Preemptive Diplomacy): Krizlerden önce (ya da bir krizden sonra yeni bir kriz çıkmaması için) sürece diplomatik düzlemde müdahale ederek krizin önüne geçme temeline dayalı yaklaşım.

Mekik Diplomasisi (Shuttle Diplomacy): Genellikle kriz zamanlarındave konularında kendisine uygulama alanı bulan ve taraflar ve konuyla dolaylıilgisi olan aktörlerle kısa süre içerisinde yoğun ve seri diplomatik görüşmeler gerçekleştirerek sonuca ulaşmayı amaçlayan bir diplomasi türü.

Özgüvene Dayalı Dış Politika (Self Confident Foreign Policy): Psiko-lojik arka planı yoğun olan bir kavram olarak dış politikanın öncelikle öz-güven üzerine inşa edilmesi gerektiğini öne süren bir anlayış.

Küresel Güçlerle Uyumlu İlişki (Coherent Relations with GlobalPowers): ABD başta olmak üzere uluslararası sistem için güç dağılımı bakı-mından etkin olan küresel aktörlerle ilişkilerin birbirleriyle uyumlu ve dengeli olması, birbiriyle çatışmaması ve en önemlisi de birbirlerine alternatifmiş gibi gösterilmemesi esasına dayan anlayış.

Kazan-kazan Stratejisi (Win-Win Strategy): Taraflardan birinin kay- bettiği sıfır toplamlı (zero sum) bir ilişkinin aksine tarafların hepsinin ka-zandığı ve bu şeklide uzun dönemli barış ve işbirliğine daha fazla katkıda bulunulacağı fikri üzerine temellendirilmiş anlayış.

Aksiyoner Dış Politika (Active Foreign Policy): Uluslararası düzenin gelişimine göre politika belirlemek yerine, Tür-kiye’nin düzen kurucu bir aktör olduğu fikrinden hareketle kendi politikala-rını geliştirebilme kapasitesini artırma politikası.

Barış Havzası (Peace Basin): Temel olarak Türkiye’nin ya-kın kara havzası olarak belirtilen Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya’da özel-likle Soğuk Savaş sonrası yaşanan etnik, dini ve siyasal çatışmaların sonlan-dırılması ve yapısal bir barışın oluşturulması için kavramsal bir çerçeve ve perspektif içeren yaklaşım.

Maksimum İşbirliği (Maximum Cooperation): Komşu ülkeler baştaolmak üzere bölge ülkeleriyle maksimum düzeyde bir işbirliği geliştirmek.

Ekonomik Karşılıklı Bağımlılık (Economic Interdependence): Ekonomik olarak karşılıklı bağımlı olan ülkelerin sorunlarını daha kolay çözecekleri ve çatışma temelli politikalardan uzaklaşacakları varsayımı üzerine temellenen yaklaşım.

Bunların dışında; Tarihsel Miras (Historical Legacy), Tarihsel Sorumluluk (Historical Responsibility), Herkes için Güvenlik (Security for All), Kamu Diplomasisi (Public Diplomacy), Akil Ülke (Wise Country), Normalleşme (Normalization), Arabuluculuk (Mediation), Kolaylaştırıcı (Facilitator), Dış Borç Bağı (Foreign Debt Tie), Medeniyetler İttifakı (Alliance of Civilizations), Model Ortaklık (Model Partnership), Çok Boyutlu Genişletilmiş Ortaklık (Multi-dimensional Enlarged Partnership), Enerji Terminali ve Koridoru (Energy Hub- Corridor), Medeniyetsel Jeopolitik (Civilizational Geopolitics), Avrupalılaşma (Europeanization), Yeni Osmanlıcılık (Neo-Ottomanism), Ticaret Devleti (Trading State), Model-ülke (Model-country) gibi kavramlar da uygulanamadı.

19.10.2014