IŞİD, ARMAGEDDON SAVAŞÇISI MI?

IŞİD terör örgütünün destek olduğu bir diğer kesim de Hıristiyan-Yahudi ittifakıdır. IŞİD, radikal İslamcı bir örgüt kimliği taşıyor ve “İslam devleti kurma hedefi peşinde olduğunu” söylüyor. Müslüman bir örgütün kafa kesme, tecavüz gibi İslam’la bağdaşmayan yöntemleri, Hıristiyan ve Yahudiler arasında İslam algısını yeniden şekillendiriyor.

Celal ÇETİN

Dış Politika Enstitüsü Uluslararası Programlar Başkanı (E) Büyükelçi Oktay Aksoy, IŞİD’in ABD’nin siparişle kurdurduğu bir örgüt olduğunu söyledi.

Aksoy şöyle devam etti:

“Şimdi ABD’nin bölgedeki amacı, bölgedeki petrol kaynaklarına ulaşmaktır. Bölgedeki petrol kaynaklarına ulaşmak için maalesef ABD her türlü terörizmi bölgeye getirmekte. Kendi eliyle kurduğu bir terör örgütü olan IŞİD’i, bölgeye tekrar girmek amacıyla, bölgeyi kontrol altına almak amacıyla ve bölgedeki uluslararası meşruiyet kazanmak amacıyla IŞİD’e karşı Barzani’yi, IŞİD’e karşı Özgür Suriye Ordusu gibi örgütleri tekrar desteklemek amacıyla elinden gelen her şey yapmaktadır. ABD, Suriye’ye müdahaleyi, her zaman uluslararası arenada itirazın olmayacağı bir aşamaya getirmek istiyordu. O yüzden sipariş usulü IŞİD terör örgütünü kurdu. IŞİD terör örgütünün komutanlarının hepsi Guantanamo’da özel olarak yetiştirilmiş kişilerdir. Bunlar Amerika ne derse onu yapıyorlar. Ve Amerika’nın çizdiği rotada ilerliyorlar. Burada kesinlikle bir oyunun olduğunu düşünüyorum. IŞİD bir senaryo çerçevesinde hareket etmektedir. Ve asıl hedefin Suriye ve Esad’ın olduğunu düşünüyorum.”

IŞİD kime hizmet ediyor?

Aksoy’un açıklamalarından hareketle, “IŞİD kime hizmet ediyor, amaçları ve hedefleri nedir, arkasında kimler var?” sorusu gündeme geliyor.

IŞİD stratejik akılla hareket ediyor. Hedefleri, uyguladığı yöntemler ve teknik-askeri teçhizatı arkasında büyük bir devletin/devletlerin organizasyonun varlığını gösteriyor. Irak ve Suriye’deki saldırı hedefleri, güzergahı, saldırdığı bölgelerin özellikleri gözönüne alındığında belli bir plan dahilinde hareket ettikleri gözleniyor.

IRAK:

Türkmen petrolleri Kürtler’in oldu

Irak’ta Kuzey Irak Kürt yönetimi dışındaki bölgeler IŞİD’in hedefi konumunda. Özellikle Şii yönetimin hakim olduğu Bağdat büyük tehdit altında bulunuyor. IŞİD, bir diğer hedefi olan Türkmen bölgesine saldırdı. Türkmenler bölgeyi boşaltırken Kuzey Irak Kürt yönetimi, Türkmenler’e yardım gerekçesiyle Peşmergeleri o bölgeye gönderdi. Bir süre sonra sözde çatışmaya giren Peşmerge güçleri IŞİD’i geri püskürttü ve bölgeye hakim oldu. Kuzey Irak yönetimi işgal ettikleri bölgeden çekilmeyeceklerini açıkça ilan etti. Böylece Kuzey Irak Kürt yönetimi hem sınırlarını genişletti, hem Türkmen petrollerini işgal etti.

İran etkisi sınırlandırıldı

IŞİD saldırıları sonucu Bağdat’taki Irak merkezi hükümetinde de değişim oldu. Şii Nuri el Maliki’nin yeniden başbakan olması beklenirken, yine Şii olan Haydar el Abadi başbakan oldu. Abadi’nin Maliki’nin tersine ılımlı bir kişiliğe sahip olduğu ifade ediliyor. Yani İran yanlısı Maliki yerine ılımlı Abadi başbakan yapıldı. Bir anlamda İran’ın Bağdat üzerindeki etkisi sınırlandırıldı.

Ayrıca Peşmerge’nin “hem Türkmenler’e hem de Irak Ordusu’na yardım eden organize güç” imajı yaygınlaştı. Kuzey Irak Kürt yönetimi bölgede Kürtleri temsil edebilecek tek merkez olma özelliği tescillendi.

SURİYE:

PYD rakip olmaktan çıkarıldı

IŞİD’in Suriye saldırıları da Kuzey Irak’ın işine geliyor. Ortadoğu’da kurulması planlanan Büyük Kürdistan’ın meşru başkenti Erbil, meşru yönetimi de Kuzey Irak Kürt yönetimi olarak kabul ediliyor. Büyük Kürdistan; Erbil merkez olmak üzere Türkiye (Güneydoğu), Suriye (Kobani, Efrin, Hasakah) ve İran’dan (İlam, Kirmanşah, Qesrişirin, Huremabad, Senendej, Mahabat ve Urumiye) koparılacak üç kantondan oluşacak.

Ancak bir sorun vardı. Kürtler kendi aralarında birlik sağlayamıyorlardı. Kuzey Irak’ta Barzani ve Talabani arasındaki rekabet bir yana, Türkiye’de PKK, Suriye’de ise PKK’nın uzantısı PYD ileride Erbil’e rakip olabilirdi. Ve IŞİD Suriye’de PYD’nin merkezi Kobani’ye saldırdı. Uzun kuşatma sürecinde ABD uçakları sözde IŞİD’i vurdu ama saldırıların şiddeti azalmadı. PYD’nin silahlı güce YPG güçleri çok zor durumda kaldı. Kobani düşmek üzereyken IŞİD’in geri çekildiği haberleri gelmeye başladı. Eş zamanlı olarak PYD’nin Barzani yönetimi ve Washington ile görüşmeler yaptığı ortaya çıktı.

PYD mesajı almıştı; “Erbil’e rakip olmayacaksınız. Olursanız IŞİD’le yine karşı karşıya gelirsiniz…”

Bu arada PKK da ağır bir itibar kaybına uğradı. Kandil’de oturan ve sayılarının 3-5 bini bulduğu belirtilen PKK’lı teröristlerin PYD’nin yardımına gitmemesi, “PKK’nın Türkiye’deki Kürtlerin temsilcisi olduğu” iddiasına çok ağır darbe vurdu.

Bu arada IŞİD eliyle ABD emperyalizminin rakibi olması beklenen Rusya, Çin, İran ittifakının da zayıflatılmaya çalışıldığını unutmamak gerekiyor. Suriye’de Esad rejimi düşerse Rusya’nın Akdeniz’deki çıkış kapısı olan Tartus limanı da düşmüş olacak.

IŞİD = İSLAMİYET ALGISI

Armageddon Savaşı mı?

IŞİD’in destek olduğu bir diğer kesim de Hıristiyan-Yahudi ittifakıdır. IŞİD, radikal İslamcı bir örgüt kimliği taşıyor ve “İslam devleti kurma hedefi peşinde olduğunu” söylüyor. Müslüman bir örgütün kafa kesme, tecavüz gibi İslam’la bağdaşmayan yöntemleri, Hıristiyan ve Yahudiler arasında İslam algısını yeniden şekillendiriyor. “IŞİD = İslamiyet” algısı oluşturuluyor. Böyle bir algı, Haçlı Savaşı’nın 2014 versiyonu olarak kabul ediliyor.

Haçlı Seferlerinin sonu kabul edilen, Armageddon Savaşının, Haçlı seferleri içerisinde ise özel bir yeri var. Batı dünyası, günümüzde bu savaşın başladığına inanıyor. ABD başkanları, 1980’li yıllardan itibaren, Armageddon Savaşı için şartların olgunlaştığı inancındadırlar. Eski başkanlardan Ronald Reagan’ın 1981 yılında; “Dünya tarihinde ilk kez Armageddon Savaşının başlaması ve Mesih’in ikinci gelişi için her şey yerinde. Eski Ahit’teki antik peygamberlere ve Armageddon işaretlerine dönüp baktığımda, savaşın gerçekleştiğini görecek kuşağın biz olup olmadığımızı merak etmekten kendimi alamıyorum” demişti.

Armageddon Savaşı, Yahudilerin de dünya egemenliğine ulaşmak için yapacaklarına inandıkları son kutsal savaştır. Bir başka deyişle, Hıristiyan ve Yahudiler, Armageddon Savaşında ortak bir inanca sahiptirler. Yahudilere göre, bu savaşta Müslümanlar yok edilecek, Yahudiler Arz-ı Mev’ud’a sahip olacaklardır.  Hıristiyanlara göre de, Mesih’in yeryüzüne gelmesi için şu günlerde Armageddon adı verilen nihai savaşı, Müslümanlara karşı Yahudilerin kazanması gerekir. Bundan dolayı Müslümanlara karşı Yahudilerin desteklenmesi, Hıristiyanlar için dini bir emirdir. Jerry Falwel, bu emri şöyle ifade eder: “Teolojik açıdan her Hıristiyan, İsrail’i desteklemek zorundadır. Şayet İsrail’i koruyamazsak, Tanrı nezdinde itibarımızı kaybederiz.”

Tek Dünya Devleti

İddialara göre Haçlı Savaşları’nın amacı, dünyada tek devlet kurmak. CFR üyesi James Wanburg, Tek Dünya Devleti konusunda; “Hoşunuza gitse de, gitmese de tüm dünyayı yönetecek Tek Dünya Devleti’ni kuracağız” derken, Anthur Schlesinger de, “…Tek Dünya Devleti’ni gerek yayınlarla bilinçlere işleyerek, gerek para harcayarak, gerekse kan dökerek kuracağız, başka seçenek yok” iddiasını dile getiriyor.

Sonuç: IŞİD üzerinden küresel bir savaş yaşanıyor. Bu savaşın ekonomik (petrol) ve dini boyutu bulunuyor. Bir yandan dünya enerji yatakları kontrol altına alınmaya çalışılırken, diğer yandan Haçlı Savaşları devam ediyor. 

18.10.2014