ŞİÖ ZİRVESİ'NİN ARDINDAN: TEHDİDİN YENİ ADI IŞİD

Duşanbe Zirvesi için en önemli konulardan biri IŞİD oldu. Şanghay üyeleri, Suriye ve Irak istikrarsızlığından daha çok, kendi ülkelerinden giden militanların dönüşünden endişe ediyor. Bölgede dini temelli radikal bir hareketin ortaya çıkması Orta Asya Cumhuriyetleri açısından kritik bir güvenlik tehdidi olarak algılanıyor.

Gökçen OĞAN

Ukrayna-Rusya arasında yaşanan süreç, Suriye’dekiiç savaş ve Irak’tan yayılan IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) tehdidinin baskısı altında toplanan NATO Zirvesi’nin hemen ardından Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) üye devletlerin liderleri Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’de bir araya geldi.

Küresel sisteme iki farklı kutuptan bakan, siyasi ve askeri yönü kuvvetli bu iki uluslararası örgütün gündemi büyük ölçüde birbiri ile örtüşüyor. 14. Zirve sonrası ortaya çıkan tablo aslında Şanghay İşbirliği Örgütü ülkelerinin “ortak genetik kodları” ile küresel sistemi meşgul eden sorunlara bakışlarının birebir örtüştüğü net olarak ortaya kondu. Bu bağlamda bizlere örgütü, amaçlarını, kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini analiz etme fırsatı verdi.

11 Eylül terör olayları, küresel sistemde pek çok değişikliği beraberinde getirdi, bu değişikliklerin en köklüsü Orta Asya bölgesinde yaşandı. “Uluslararası terörizmle mücadele” kapsamında son derece meşru bir gerekçeyle Afganistan’da başlatılan operasyon, Orta Asya Cumhuriyetleri ve ABD arasında yeni bir dönemin de kapılarını açtı. Operasyon kapsamında Özbekistan ve Kırgızistan’da askeri üslere yerleşen ABD, Orta Asya’da “yeni” bir aktör olarak Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin bölge çıkarları açısından birincil tehdit olarak algılanmaya başladı. Afganistan operasyonunun askeri kısmının uluslararası kamuoyu gündeminden düşmesi ile birlikle Çin-Rusya ve Orta Asyalı ortaklarının yeni ve etkin işbirliği platformu olan Şanghay İşbirliği Örgütü faaliyetlerini artırdı. Örgüt’ün aldığı kararların bölge coğrafyasında hissedilir değişikliklere yol açması, hem dünya hem de Türkiye gündeminde sıklıkla tartışılır hale gelmesine neden oldu.

RUSYA VE ÇİN BAŞI ÇEKİYOR

Şanghay İşbirliği Örgütü’nün temelleri Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan arasında sınır güvenliğinin sağlanması amacıyla 1996’da yapılan Şanghay toplantısında atıldı. 1996 yılından beri gözlemci sıfatıyla örgütte bulunan Özbekistan’ın tam üye olarak katılımı ile “Şanghay Beşlisi” büyük bir değişim geçirdi ve bölgesel güvenliği ve ekonomik işbirliğini amaçlayan Şanghay İşbirliği Örgütü haline dönüştü. Zamanla kuruluş amaçlarını genişleten ve bölgede faaliyetlerini artıran örgüt, bugün Avrasya coğrafyasında en etkin uluslararası organizasyon olarak varlığını sürdürüyor.

ŞİÖ, kuruluş tarihi olan 2001 yılından itibaren istikrarlı bir gelişme süreci izledi. Örgüt, 2004 yılında yapılan Astana Zirvesi’nde İran, Pakistan, Moğolistan ve Hindistan’ı gözlemci statüsünde kabul etti. Aslında örgütün genişleme coğrafyası bizlere önemli ipuçları verdi. Öncelikle gözlemci ülkeler ile birlikte 37 milyon kilometrekarelik bir alanı ve 2.7 milyar nüfusu kapsayan örgüt bu özelliği ile rakiplerini tedirgin ediyor. Söz konusu coğrafya dünya enerji kaynaklarının önemli bir bölümünü içine alıyor. Örgütün ayırt edici diğer özelliği üye ve gözlemci devletlerden bazılarının nükleer silaha sahip olmaları. Yukarıda ifade edilen unsurlar nedeniyle örgüt hakkında “bombalı bir OPEC” tanımlaması yapılıyor.

Kuruluşundan bugüne bakıldığında Şanghay İşbirliği Örgütü, “devletlerarası bir kulübe” dönüşmeyeceğini ispat etti. Örgütün etkinliğinin en önemli sebebi üye ve gözlemci devletler arasında “ortak tehdit tanımlamalarının ve ihtiyaçların” paralellik göstermesi. Moskova ve Pekin, 11 Eylül saldırısı sonrasında meşru bir sebebe dayanarak bölgede hareket kabiliyeti sağlayan ABD’ye karşı nispeten sessiz kalmıştı. Ancak ABD’nin Özbekistan ve Kırgızistan’da askerî üsler elde etmesi, bölge ülkeleri ile ilişkilerini stratejik ortaklık noktasına kadar taşıması ve hatta sivil devrimlerin arkasında durarak yönetim değişikliklerini tetiklemesi bu sessizliğin sürdürülebilir olmadığını göstermişti. Bu ortaklıklar Moskova ve Pekin’in örgüt şemsiyesi altında en azından kısa vadede “kader birliği yapmalarına” neden oldu.

Orta Asya Cumhuriyetlerinin örgüt konusunda tavırlarını belirleyen etkenlerin başında ise “dengeleme politikasına” duydukları ihtiyaç geliyor. Bu cumhuriyetlerin neredeyse tamamının dış politikalarını denge unsuru üzerine inşa ettikleri görülüyor. Bu bakımdan iki önemli bölge gücü Rusya ve Çin’in desteği ve bu ülkelerle işbirliği imkânı; Kazakistan, Tacikistan, Kırgızistan ve Özbekistan için önemli bir fırsat.

İRAN YIL SONUNA KADAR ÜYE OLABİLİR

Duşanbe Zirvesi’ne dönem başkanlığının devri damgasını vurdu. Son dönemde yaşanan her türlü küresel gelişmede dolaylı ya da doğrudan etkiye sahip olan Rusya Federasyonu’nun dönem başkanlığı önemli gelişmelere gebe. Putin yönetimindeki Rusya Federsyonu’nun dönem başkanlığını tıpkı diğer dış politika enstrümanlarını kullandığı gibi etkin bir silah olarak kullanmaya çalışacağı konusunda hiçbir şüphe yok.

Önümüzdeki dönemde örgüt gündeminde “genişleme” senaryolarının yer alması muhtemel. Zirvede hâkim olan havaya bakıldığında Hindistan, Pakistan ve İran’ın yıl sonuna kadar örgüte üye olması bekleniyor. Böylesine bir hamle ŞİÖ’yü daha da güçlü kılacak; ancak bu, Moskova ve Pekin’in mevcut pozisyonlarını zayıflatacak bir hamle olarak görülebilir. Ayrıca bu yönde yaşanacak bir genişleme örgütün “Batı karşıtı” imajını güçlendirebilir. Özellikle Tahran’ın üyelik ihtimali, Washington tarafından tedirginlikle takip edilmektedir. Böyle bir ihtimalin, “ABD çıkarlarına zarar verme potansiyeline sahip bir siyasi ve askerî blok olma sürecinin hızlanacağı” şeklinde değerlendirileceği açıktır.

Ukrayna, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün bir diğer önemli başlığı oldu. Beklendiği gibi zirve, Rusya’nın Ukrayna konusunda gövde gösterisine dönüştü. Çin Halk Cumhuriyeti ve diğer üyelerin Rusya’nın Ukrayna konusundaki tavrını Batı ile rekabetin bir parçası olarak gördüğü biliniyor. Bu anlamda zirveden Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarına eleştiri, Rusya-Ukrayna arasında diyaloğun sürdürülmesine destek mesajı çıktı. Ancak Rusya Federasyonu’nun Ukrayna topraklarını işgal ederken öne sürdüğü faktörlerin özellikle Şanghay’ın Orta Asyalı üyelerinde endişe yarattığı da ifade edilebilir.

IŞİD TEHDİDİ

Şanghay Zirvesi’nde masadaki en önemli konulardan bir diğeri ise elbette Irak ve IŞİD tehdidi oldu. Rusya Federasyonu’nu Suriye ve Irak’ta savaşmak üzere kendi topraklarında bulunan silahlı militanların bu bölgeye geçişlerini teşvik ettiğine dair kuvvetli iddialar mevcut. Şanghay üyeleri Suriye ve Irak’ta mevcut istikrarsızlıktan daha çok bu militanların dönüşü ihtimalinden endişe ediyor.

Bölgede dini temelli radikal bir hareketin ortaya çıkması Orta Asya Cumhuriyetleri açısından kritik bir güvenlik tehdidi olarak algılanıyor. Bu durum Uygur Türkleri üzerindeki baskıyı her geçen gün artıran Pekin yönetimi tarafından da suiistimal edilmeye açık bir unsur olarak değerlendirilebilir.

Şanghay İşbirliği Örgütü üyelerinin en önemli motivasyonu tehdit algılamalarıdır. IŞİD tehdidi Şanghay zemininde “ortak tehdit algılamasını” pekiştirici bir etki yaratacaktır. Üye ülkeleri daha sıkı bağlarla birbirine bağlayan bu tür tehditler Şanghay İşbirliği Örgütü’nün önümüzdeki dönemde de Avrasya’da en etkin işbirliği platformlarından biri olacağının garantisi olarak görülebilir.

http://aljazeera.com.tr/gorus/sanghay-isbirligi-orgutu-zirvesinin-ardindan-tehdidin-yeni-adi-isid

03.10.2014