GÜÇLÜ EKONOMİ = GÜÇLÜ SİYASET

Rusya-Ukrayna arasındaki anlaşmazlıklar ve Kırım özerk bölgesinin Rusya yönetimine bağlanması bölgedeki gerilimin kaynağı olmaya devam ediyor. Karadeniz coğrafyasında yaşanan güç savaşı ise küresel güçlerin ulusal çıkarlarının değişmediğini gösteriyor. Bu çerçevede Türkiye, Rusya ve Kırım arasındaki siyasi ilişkilerin temeli, ekonomik işbirliğinin kapsamına ve gücüne bağlı bulunuyor.

Celal ÇETİN

Ukrayna, Türkiye’ye benzer bir şekilde, jeopolitik olarak Avrupa’nın Doğu ile arasında köprü görevindedir. Doğal kaynaklarıyla zengin olan bir coğrafyaya komşu olmanın getirdiği bir takım özellikler gereği Ukrayna, genel olarak hem Batı’nın hem de Rusya’nın ilgi odağı olmaya devam etti. Ukrayna’nın, ekonomi merkezli Avrupa Birliği için öneminin yanında ABD için de vazgeçilmez bir ülke olduğu Turuncu Devrimlerden sonra bir kez daha ortaya çıktı.

Ukrayna’da ortaya çıkan karışıklığın ABD ve Batı menşeili olduğu biliniyor. Ukrayna’nın, özellikle de Kırım’ın Rusya için vazgeçilmez olması nedeniyle Moskova gelişmelere müdahale etti.

Ukrayna, yarattığı gerilimlerle, uzun yıllar sonra yeniden uluslararası bir krizin olması üzerine senaryoların çizilmesine sebep oldu. Karadeniz’de yaşanan güç savaşı ise küresel güçlerin ulusal çıkarlarının değişmediğini de gösteriyor. Rusya ve Türkiye’nin gerek anlaşmalardan gelen sorumlulukları, gerekse ekonomik ve siyasi ilişkileri küresel güçlerin “güvenlik ve barış” gibi gerekçelerle uyguladıkları politikaların üzerinde bulunuyor.

Özellikle Ortadoğu, Kafkaslar, Hazar Bölgesi gibi küresel güçlerin hedefi haline gelen bölgelerde Türkiye ile Rusya’nın ulusal menfaatleri birleşmiş durumda. Bölgenin asli unsurları ve sahipleri olan Türkiye ve Rusya’nın işbirliğini güçlendirmesi, gerçek anlamda güvenliğin ve barışın sağlanması için yaşamsal önem taşıyor.

Bu çerçevede Kırım’ın Rusya için stratejik öneminin Türkiye tarafından, Türkiye ile olan tarihsel ve kültürel bağlarının da Rusya tarafından dikkate alınması iki ülkenin güçlü ilişkilerinin temeli olacak. Bu çerçevede Türkiye’nin Kırım’da 14 Eylül’de yapılan seçimleri tanımama kararı tartışılıyor. Siyasi gözlemcile göre Türkiye, Kırım Türkleri ile olan bağları nedeniyle böyle bir açıklama yapmak zorunda kaldığını belirterek, “bu açıklama Türkiye-Rusya ilişkilerini fazla etkilememeli. İki ülke arasındaki ekonomik ve stratejik işbirliği Kırım konusunda da anlayışı gerektiyor” değerlendirmesinde bulunuyorlar.

KIRIM, YATIRIM MERKEZİ OLUYOR

Türkiye’nin Kırım Türkleri’ne sahip çıkması Rusya açısından anlayışla karşılanıyor. Bu durumu bir tehdit olarak görmeyen Moskova yönetimi, geçmiş dönemde yaşanan acıların tekrarlanmaması için gerekli tedbirleri aldıklarını açıkladı.

Türkiye’nin Kırım’a sahip çıkmasının yolu, ekonomik yatırımlardan ve işbirliğinden geçiyor. Rusya, bu bölgede turizm ve ulaştırma alanlarında altyapı ve üstyapı yatırımları yapmayı planlıyor. Başlangıç yatırımlarının toplam değerinin 7-8 milyar doları bulması bekleniyor.  Bu yatırımlar içinde en önemlisini ise, Azak Denizi’ndeki Berç Boğazı üzerinde yapımına başlanan köprü oluşturuyor. Kırım yarımadasını Kerç Boğazı üzerinden Rusya'ya bağlayacak 8.5 milyar dolarlık köprünün inşaatına başlandı.  Kırım için hazırlanan kalkınma planlarına Çin, Türk, israil ve Avusturya firmaları büyük ilgi gösteriyor.

Yatırım pastasından Türkiye’nin esas payı alma ihtimali büyük görünüyor. Kış Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapan Soçi’de Türk inşaat şirketlerinin kısa zamanda başardıkları büyük taahhütler, Rusya’da takdirle karşılandı. Rusya Devlet Başkanı Putin, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti. Soçi’ye göre coğrafi büyüklüğü ve yatırımların hacmi düşünüldüğü zaman Kırım Türk şirketleri için “yatırım üssü” haline gelmiş durumda. Ayrıca turizmin gelişmesi, 3 milyon Rus vatandaşının tatil için yarımadayı tercih etmesi Kırım’ı turizm yatırımcıları için de cazip hale getiriyor.

Rusya'dan Türkiye'ye 2013'te 4,2 milyon turist giderken, Kırım'a 2 milyon turist gitmişti. Yıllık 6 milyon turist kabul eden Kırım'ın turizm sektörü ülkeye 6 milyar dolar gelir getiriyor.

YAPTIRIMLAR TÜRKİYE’NİN FIRSATI OLABİLİR

ABD ve Batı’nın Rusya’ya yönelik yaptırımları Türk şirketlerine yeni yatırım olanakları sunuyor. Moskova yönetimi ABD ve Batı’nın yaptırımlarına karşı yaptırımlarla cevap veriyor. Bu nedenle Kırım gibi bölgelerde hazırlanan büyük ölçekli yatırım projelerinde Türkiye gibi coğrafi ve stratejik komşularına öncelik veriyor.

Özellikle Türk inşaat şirketleri Rusya’da uzun yıllardır başarılı projeleri başarıyla gerçekleştiriyor. Hem Batı’nın yaptırımları, hem küresel planlar Türkiye ile Rusya arasındaki işbirliğini zorunlu kılıyor. Türkiye, gelişmiş sanayi, inşaat, turizm, hizmet sektörleri ile Rus pazarlarındaki payını büyük oranlarda artırabilecek noktada bulunuyor.

KIRIM’A YATIRIMLA SAHİP ÇIKILMALI

Türkiye, Rusya ve Kırım arasındaki siyasi ilişkilerin temeli, ekonomik işbirliğinin kapsamına ve gücüne bağlı bulunuyor. Türkiye hem tarihi ve kültürel bağları, hem de Türkiye’deki Kırım derneklerinin baskısı nedeniyle Kırım Türkleri’ne sahip çıkıyor.

Ancak küresel gelişmelere ve değişen şartlara bakıldığı zaman siyasi anlamda sahip çıkmanın yolu, güçlü ekonomik ilişkilerden geçiyor. Ekonomik işbirliği ve ilişkiler güçlendikçe siyasi ilişkiler de güçleniyor. Çünkü ülkelerin yönetimlerinde etkili olan şirketler, yatırımlarının tehlikeye girmemesi için hükümetlerin siyasi politikalarında etkili olabiliyor.

Bu çerçevede Türkiye’nin, Rusya’nın egemenlik alanında bulunan Kırım Türkleri’ne sahip çıkmasının yolu Kırım’daki yatırımlarını artırmasından geçiyor. Kırım’da Türk şirketlerinin yapacağı her yatırım, Kırım Türkleri’nin ekonomik refahına katkı sağlayacak. Kırım’daki Türk yatırımları arttıkça bölge Rusya için potansiyel tehdit olmaktan çıkacak. Bu nedenle Türk özel sektörünün Kırım’daki yatırımları Rusya’nın ulusal menfaatlerine de uygun bulunuyor.

TÜRKİYE REALİTEYİ DEĞİŞTİREMEZ

Öte yandan Türkiye her ne kadar Kırım seçimlerini tanımadığını açıklasa da, mevcut durumu değiştirme gücüne sahip değil. Kırım Türkleri’ne sahip çıkmak amacıyla etkisiz açıklamaların Kırım Türkleri’ne hiçbir faydası olmayacağı gibi, Türkiye-Rusya ilişkilerine zarar verme ihtimali bulunuyor. Böyle bir durumda hem Türkiye, hem Kırım Türkleri zararlı çıkabilir.

Ancak Kırım üzerinde ekonomik hakimiyet ve etki alanı oluşturulması, Türkiye ile Kırım türkleri arasındaki ilişkileri somut temellere oturtacaktır.

Türk yatırımlarının Kırım Türkleri açısından önemi kadar, Türk özel sektörü açısından getirisi de büyük rakamlara ulaşıyor.

2013 yılının ilk yarısında Kırım’dan Türkiye’ye 28 milyon dolar tutarında ihracat yapıldı. İhracatın önemli kısmını kimyasal maddeler ve tahıl oluşturdu. Türkiye’den ise Kırım’a 59 milyon dolarlık ihracat oldu, en önemli ihraç kalemlerini ise sebze ve kuruyemişler oluşturdu. Her iki ülkenin potansiyeli düşünüldüğü zaman bu rakamlar çok küçük kalıyor. Özellikle Rusya’nın yeni yatırım programı milyar dolarları buluyor.

Rusya Bölgesel Kalkınma Bakanı İgor Slyunyayev, Rusya'nın 2020 yılına kadar Kırım ekonomisine 620 milyar ruble (yaklaşık 18 milyar dolar) yatırım yapacağını belirtti.

Rusya Bölgesel Gelişim Bakanlığı'nın hazırladığı yakın dönemi kapsayan Kırım'ın tam gelişim programını açıklayan Slyunyayev, "Program, farklı paketleri kapsıyor. Bunlardan en önemlisi ekonomik geçiş programı. Rusya, 2020 yılına kadar Kırım ekonomisine 620 milyar ruble (yaklaşık 18 milyar dolar) yatırım yapacak" diye konuştu.

Söz konusu yatırım rakamı, ülkedeki medya organlarında Rusya'nın, Batılı kaynakların Ukrayna'ya açtığı toplam kredi tutarını geçtiği şeklinde yorumlanıyor.

ÇAĞDAŞ OFFSHORE BÖLGESİ

Kırım’a potansiyel yatırımcılardan bir milyar doların üzerinde yatırım teklifi geldigi ve bu tekliflerin Kırım’ın mevcut bütçesin yaklaşık iki katı tutarında olduğu açıklandı. Örneğin Tataristan Cumhuriyeti tamirat tesisi ve montaj tesisi kurmayı planlıyor. Ulyanovsk Bölgesi ise TU-204 uçağı üretmek üzere ortak bir şirket kurmayı öneriyor.

Rusya hükümeti, Kırım ekonomisinin gelişimini tetiklemek için yarımadayı “uygar bir offshore bölgesine” çevirmek istiyor. Bu amaçla Rusya hükümetinin hazırladığı Kırım ve Sivastopol’ün kalkınmasına ilişkin kanun, yarımadada 25 yıl süreyle özel yatırım rejiminin uygulanmasını öngörüyor. Kanun tasarısı, yatırımcılar için vergi indirimleri ve uygun koşulları öngörüyor. Aralarında, 5 yıl süreyle gelir vergisi, 10 yıl süreyle emlak vergisi ve tesis açılıncaya kadar arazi vergisi muafiyetleri yer alıyor.

Gündeme gelen konular, limanlar ve en az 5 yıldızlı büyük oteller. Çin, büyük tesislere yatırım yapmak istiyor. Örneğin otel inşaatı sözkonusuysa, 30 kattan az olmayacak. Çin, Kırım’ın her köşesinde büyük yatırımlar inşa etmeye ve geliştirmeye hazır olduğunu açıkladı.

Türk yatırımcılar sanayi bölgeleri, enerji alanı, doğalgaz nakliye sistemleri, konut inşaatı ve otelcilik alanlarına ilgi gösterirken, Fransa eğlence, İsrail ise tarım sektörüne (koyunculuk, kümes hayvancılığı, süt ürünleri üretimi) yatırım yapmayı planlıyor.

Rusya, Kırım’da ilerleyen dönemde havalaanı ve demir yollarının modernleştirilmesi, limanların genişletilmesi gibi birçok projeye imza atmaya hazırlanıyor. Moskova, referandum öncesi yarımadaya 5 milyar dolar yatırım sözü vermişti.

Kırım’ın bel kemiğini oluşturan turizmin de Rusya’nın devreye girmesiyle canlanması bekleniyor. Yeni dinlenme tesisleri, otellerin ve eğlence merkezlerinin inşa edilmesi, çok sayıda yeni istihdam alanı yaratılması planlanıyor.

02.10.2014