TEZKERE, TÜRKİYE’YE NE GETİRECEK?

Türkiye- Suriye sınırında gerilimli günler yaşanırken beklenen tezkerenin içeriği açıklandı. Ümit Zileli, yeni tartışmalara gebe olan tezkere bağlamında, Türk hükümetinin operasyonlara nasıl dahil olabileceğini ve Kobani bölgesindeki durumun Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlarını nasıl etkilediğini değerlendirdi.

Türkiye - Suriye sınırında olağanüstü günler yaşanmaya devam ediyor. Bu sırada Irak ve Suriye tezkereleri birleştirilerek tek tezkere olarak TBMM Başkanlığı'na sunuldu. TBMM Genel Kurulu'nda 2 Ekim Perşembe günü görüşülecek olan tezkere ile Hükümet, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerektiği takdirde sınır ötesi harekât ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması için de Meclis'ten yetki alacak.

Türkiye’nin operasyonlara nasıl dâhil olabileceğini, tezkerelerin süreçte nasıl bir anlam taşıdığını ve Kobani’de yaşananların Türkiye Kürtleri’ni nasıl etkilediğini gazeteci yazar Ümit Zileli, Rusyanın Sesi Radyosu’na değerlendirdi. Zileli, olası bir kara harekâtı için evlere ‘sefer görev emri’ gönderildiğini iddia etti.

“EVLERE SEFER GÖREV EMRİ GÖNDERİLİYOR”

Öncelikle yaşanan son iki gelişmeye değinen Zileli, “Eğer bir balon değilse, evlere sefer görev emri gönderilmeye başlanmış. Bu, askerliğini yapmış olup da yine de herhangi bir olağanüstü durumda emir göndererek silâhaltına alınacak olan askerler anlamına gelir. İkincisi de; bu tezkere meselesi. Burada yabancı askerlerin Türkiye’de bulundurulabilmesi maddesi var. Bundan 11 yıl önce, ikinci Irak seferinde Amerika reddedilmişti ve bugün yeniden yabancı askerlerin Türkiye’den hem geçiş hem kalma hakkı var. Bu ikisi yan yana koyulduğunda, bir de bunun üzerine Türkiye – Suriye sınırında bu yaşananlara bakıldığında, Türkiye sınırlarının delik deşik olduğu görülüyor. İkincisi de Suriye’de yenilen Amerika Birleşik Devletleri’nin IŞİD vasıtasıyla hem Suriye’ye hem Irak’a tekrar geri dönüşü. Çünkü bu ABD ve NATO için çok önemli. Çünkü Ortadoğu, Avrasya’ya geçiş kapısıdır aynı zamanda. Siz Ortadoğu ve Ortadoğu petrollerini tam olarak kontrol altında bulundurmazsanız, Avrasya kapısı size kapanır ve Amerika 21’inci yüzyıla çok büyük kayıplarla başladı. Atlantik Paktı kayıplara uğrarken Pasifik yükseliyor. Tüm bunlar yükselirken Amerika’nın gerilediğini görüyoruz. Bunu tekrar kazanabilmek için çok kan dökülmesine göz yumdular ve hâlâ da bunu yapıyorlar.”

“OPERASYONLAR NOKTASINDA RUSYA VE ÇİN’İN TAVRI ÖNEMLİ”

Zileli, Türkiye’nin operasyonlara dâhil olması noktasında ise şunları söyledi: “Türkiye burada maalesef bir piyon görevi görüyor. Kara harekâtını Türkiye’ye mi yaptıracaklar, bu çok önemli. İkincisi de; Suriye, Irak, Libya ve tabi ki İsrail’in istemediği büyüklükte olan ülkelerin küçültülmesine yönelik bu operasyonlarda Türkiye nereye kadar kullanılacak? Ve buna Rus yönetimiyle Çin yönetimi ne diyecekler? Artık bunu da söylemek lazım; Üçüncü Dünya Savaşı’nın içindeyiz, Üçüncü Dünya Savaşı’nı yaşıyoruz. Ama artık bölgesel olarak yaşıyoruz. Burada Amerika bir kez daha kayba uğrarsa doğal müttefikleriyle birlikte geri çekilmeye zorlanacağını çok iyi biliyor. Burada önemli olan iki büyük ülkenin Rusya ve Çin’in nasıl hareket edeceği…”

“RUSYA AKDENİZ’DEKİ GEMİLERİNİ DEVREYE SOKABİLİR”

Peki, geçtiğimiz hafta gerçekleşen Washington-Ankara temaslarının, tezkere konusunda yaşanan gelişmelerde bir etkisi olabilir mi? Ümit Zileli, kesinlikle etkili olduğunu düşünüyor ve “Bu noktada Cumhurbaşkanı’ndan söz etmek lazım. Bu kişinin iktidarda kalabilmesi için yapabileceği tek şey var, ne denirse yerine getirmek. Girilmiş olan nokta onun için budur. Çünkü çok büyük güvensizlik uyandırdı, çok büyük yanlışlıklar yaptı. Onun için Tayyip Erdoğan ve onun kurmayları, söylenen tüm emirleri yerine getirme noktasında sıkışıp kaldılar. Zaten onun için hükümetten gitmeleri, yönetimden ayrılmaları veya ayırtılmaları gerekiyor. Çünkü bu halk bu yönetimle felakete doğru yürüyor. Ama tabi şunu da göremiyorlar; Suriye ile çok uzun zamandır ilişkileri çok iyi durumda olan bir Rusya var ve Rusya’nın sıcak denizlerde sadece Tarsus limanı var. Buradan Rusya’nın gemilerini sokabileceğini hiç kimse düşünmüyor. Rusya Akdeniz’i bu kadar kolaylıkla onların eline bırakıp ayrılır mı?”

“TÜRKİYE İÇ SAVAŞA SÜRÜKLENİYOR”

Kobani’de yaşananları ve Suruç’taki durumu da değerlendiren Zileli, Türkiye Kürtleri’nin Kobani’yle birlikte zihinsel bir kopuş yaşadıkları görüşüne ise katılmıyor. Zileli, “Ben aslında bize yutturulmaya veya yedirilmeye çalışılan, adına “çözüm süreci” denilen sürecin gelip sıkıştığını ve bir duvara tosladığını gösteriyor diyorum. Asıl çözümü de üç şarta bağlıyorum. Birisi; mutlaka Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması. Çünkü İmralı’da dışarıda olduğundan çok daha özgür. İki; mutlaka çok net bir nüfus sayımı yapılmalı. Bu nüfus sayımının arkasından da Kürtler arasında bir referanduma gidilmesi lazım, bu PKK’nın elindeki kozları da alacaktır. Çünkü ezici bir “hayır” çıkacağını düşünüyorum ben. Orada sorulacak soru da çok basit; “Türkiye’den ayrılmak istiyor musunuz, istemiyor musunuz?” Eğer bunun yanıtı, nüfusu belli olmuş Kürtler tarafından verilirse Türkiye çok rahatlayacak ama dediğim gibi o da bu hükümetle yapılabilecek bir şey değil. Bu hükümetin mutlaka demokratik yollardan gitmesi gerekiyor. Ancak o zaman Kürt sorununda büyük adımlar atılır. Şunu da söylüyorum: eğer ayrılık istiyorlarsa bir halkın ayrılığını durduramazsınız ama istemiyorsa o zaman yeniden kurmaya başlanır bazı şeyler. Bu ikisinin arasında sanki PKK, Kürt halkının tamamının temsilcisiymiş gibi bir hava yaratılarak Türkiye’yi kaosa, iç parçalanmaya ve hatta iç savaşa sürüklüyorlar. Ki son yüz yılda eski Sovyet toprakları da dâhil olmak üzere, bu coğrafyada üzere iç savaş geçirmeyen hiçbir ülke yok bir tek Türkiye var ve Türkiye’yi buraya itiyorlar.”

01.10.2014