HEDEF ABD’Yİ YIKMAK DEĞİL, SINIRLANDIRMAK

ABD’li askeri yetkililer, ABD’nin Avrupa’daki birliklerinin 2025’e doğru Rusya’ya karşı askeri üstünlüğünü kaybedebileceği uyarısında bulundu. ABD ile rakipleri arasındaki güç gösterisi askeri alanda yoğunlaşırken, rakiplerin aslında ekonomik sebeplerle ABD’yi yıkmayı istemedikleri, sınırlandırmaya çalıştıkları görülüyor.

Celal ÇETİN

ABD ile, ABD’nin geri kalanı arasında gizli/açık bir rekabet yaşandığı sır değil. Bu rekabet askeri alanın yanısıra ekonomik ve siyasi alanda da sürüyor.

Askeri rekabetin ABD’yi zorlamaya başladığı biliniyor.

ABD merkezli internet dergisi Defense One’ın aktardığına göre NATO'nun Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Orgeneral Curtis Scaparrotti, Rus ordusunda devam eden modernizasyonun hızına dikkat çekti. Scaparrotti, “Rus askerlerin gerçekleştirdikleri modernizasyonun hızına bakılırsa biz, silahlı kuvvetlerimizin yenileme temposunu düşürmeyi göze alamayız. Aksi halde onlar 2025’e kadar ordumuzun egemenliğine neredeyse bütün alanlarda meydan okuyacaklar” dedi

Rusya’nın Arktik bölgedeki deniz yollarının üzerinde kontrol sağlamaya yönelik çabalarına da dikkat çeken Scaparrotti, “oskova’nın eğer isterse 2-3 yıl içerisinde Kuzey Deniz Yolu’nun üzerinde kontrol kurabileceğini, oysa ABD’nin bu yönde geride kaldığını”vurguladı.

ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, Kasım 2017’de Massachusetts’teki Tufts Üniversitesi’ndeki konuşmasında Rusya ve Çin olmak üzere rakipleri üzerindeki askeri üstünlüğü kaybettiğini söylemiş, “Son 10-15 yılda üstünlüğümüz daha muğlak hale geldi. Üstünlüğümüz artık eskisi kadar büyük değil” demişti.

PENTAGON, 6.5 MİLYAR DOLAR TALEP ETTİ

Defence One, Pentagon Avrupa Kuvvetler Komutanlığı’nın (EUCOM) Rusya’yı askeri açıdan caydırmaya yönelik ‘Avrupa Caydırıcılık İnisiyatifini’ finanse etmek için geçen yılın 2 kat fazlası olan 6.5 milyar dolar talep ettiğini, bu paraların ‘hava, kara ve deniz kuvvetlerinin savaşa hazır olma düzeyinin’ yükseltilmesi için harcanmasının planlandığını ifade etti.

Analiz merkezi Rand Corporation’ın daha önce yayınladığı raporu hatırlatan dergi, söz konusu belgeye göre Rusya’nın son 10 yıl içerisinde NATO’yla arasında olan teknolojik uçurumu azalttığını, Moskova’nın aynı zamanda Avrupa grubunu büyütmeye devam ettiğini ve Suriye’de askeri deneyimlerini arttırdığını kaydetti.

ABD’DEN RUSYA’YA REST

ABD Stratejik Kuvvetler (STRATCOM) Komutanı Orgeneral John Hyten ise Rusya’ya karşı güç gösterisine devam ediyor. Hyten, Washington’un Rusya tarafından yapılabilecek her saldırıya yanıt verebileceğini belirtti.

“Mevcut tüm tehditlere yanıt vermeye hazırız ve hiç kimse bundan şüphe duymamalı” diyen Hyten, ABD’ye yönelik yoğun bir saldırının dışında Rusya’nın Washington’un cevap veremeyeceği herhangi bir şeyi yapamayacağından emin olduğunu söyledi.

'DENİZALTILARIMIZIN NEREDE BULUNDUKLARINI BİLMİYORLAR'

Orgeneral Hyten, “Bizim denizaltılarımızın nerde bulunduklarını bilmiyorlar, eğer bu yoldan gidecek olursak onlar (denizaltılarımız) onların ülkesini (Rusya’yı) imha edebilecek kabiliyette” ifadelerini kullandı.

Daha önce bir grup senatör, Putin’in Rusya’nın yeni silah sistemlerini tanıttığı Federal Meclis konuşmasının ardından ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’a Rusya ile stratejik denge konusunda diyalog başlatma çağrısı yapmıştı.

ABD KONTROL ALTINA ALINMALI

Öte yandan ABD’nin gücünü koruması kadar yıkılması da dünya için tehdit özelliği taşıyor. ABD’nin “rakipsit dünya hakimiyeti dönemi” sona erdi. ABD hem müttefiklerine söz geçirmekte zorlanıyor, hem de Rusya, Çin, Hindistan gibi yükselen yeni güçler karşısında göreli olarak geriliyor. Ayrıca giderek artan dış ticaret ve bütçe açığının toplam 17.7 trilyon dolarla, ulusal gelirin yüzde 104’ünü aşması, orta sınıfın yaşam standartlarının iyileştirilememesi, sanayide verimlilik artışının sağlanamaması gibi ciddi ekonomik sorunları var.

Bunlara karşın ABD hala dünyanın en büyük ekonomisi, tartışmasız en büyük askeri gücü. ABD 1980’lerden itibaren neoliberal küreselleşme süreciyle birlikte kendisini dünya ekonomisi içine daha derinden yerleştirdi. 2016 verilerine göre ABD 2.7 trilyon dolarlık ithalat ve 2.2 trilyon dolarlık ihracat yapıyor. Bu da ABD’yi dünyanın en büyük ithalatçısı ve ikinci en büyük ihracatçısı haline getirdi. Yine, ABD 2015’te 380 milyar dolarlık doğrudan yatırım çekerek, dünyada birinci sırayı aldı. Daha önemli olanı, ABD’nin kamu borcu, rakip olarak gösterilen diğer ülkeler tarafından kısmen kapatılıyor. Çin 1.2 trilyon dolarlık ABD hazine bonosu ile ilk sırada yer alırken, onu Japonya, İrlanda, Brezilya gibi ülkeler izliyor. Yabancıların ABD içinde gayrimenkul dahil tüm varlıklarının toplamı 27 trilyon doları buluyor.

Bu verilere göre ABD ekonomisinin karşı karşıya kaldığı/kalacağı ekonomik kirizin faturası, rakip ülkelere çıkacak.

Örneğin Çin, 2008’e ABD’de başgösteren krizden en çok etkilenen ekonomi oldu, kısa süre içinde 10 ila 20 milyon kişi işsiz kaldı. Tam kriz anında da Çin 123 milyar dolarlık Hazine bonosu alarak, krizin etkilerini hafifletmesine yardımcı oldu.Bir başka ifadeyli sponsor olarak ABD ekonomisini kurtardı. Çin, elindeki bonolarla aslında ABD’nin savunma ve kamu bütçesini finanse etmiş oluyor. Bir ABD’li yetkilinin, “bir gün ABD Tayvan yüzünden Çin ile askeri bir çatışmaya girse, bunun maliyetini dolaylı olarak Çin ödemiş olacak” demesi, ironik bir gerçeği dile getiriyor.

Rusya, Hindistan, Avrupa ve dünyanın geri kalan ülkeleri de, ABD ekonomisinin çökmesini ve gücünü yitirmesini istemiyor. Dünya buna hazır değil.

Oysa Çin, Rusya, Hindistan gibi ülkeler ellerindeki ABD hazine bonolarını ellerinden çıkarsalar ve ABD bankalarındaki paralarını çekseler, ABD ekonomisi hızla çöker

Rakiplerin ABD ile savaşı veya kavgası, bu ülkeyi toptan yok etme amaçlı değil. ABD’yi sınırlandırarak “dünya jandarmalığı” rolünden vazgeçirerek ekonomik partner konumuna getirmeye, “dolaylı dengeleme” politikası izlemeye çalışıyorlar.

ÇİFT-TEK-ÇOK KUTUPLU DÜNYA

Dünya kutuplaşmada üç evreden geçti. ABD ve Sovyetler Birliği döneminde “iki kutuplu” dünya. Sovyetler’in yıkılması ile rakipsiz kalan ABD ile “tek kutuplu” dünya. Rusya’nın yeniden güçlenmesi, Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore, İran, Türkiye ve İngiltere (Kuzey kore de sayılabilir)gibi ülkelerin yeniden küresel arenaya çıkması ve her bölgenin kendi lider ülkesinin ortaya çıkması ile “çok kutuplu” dünya.

Suriye örneğinde çok kutuplu dünya gerçeği kabullenildi. ABD, askeri, ekonomik ve diplomatik tüm çabalarına karşın Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de ve diğer bölgelerde başarılı olamadı. Rusya, İran ve Türkiye açıkça, İngiltere, Almanya, Fransa, Çin gibi ülkeler perde arkasında güçlü direniş gösterdi.

ABD’nin bir çıkmazı, rakipleri ile arasında askeri dengenin sağlanması sonucu ABD ordusunun operasyonal yeteneğini sorgulamak zorunda kalması.

Bir diğer çıkmazı ise, her ne kadar rakipleri ekonomisini çökertmeyi istemese de, böyle bir imkana sahip olmaları. Bu nedenle süreç, ABD içinde bir süredir tartışılan ve güçlenen, “ABD yine dünyanın en büyük gücü olsun, ama dünya jandarmalığını bırakalım. İşbirliği zorunluluğunu kabullenelim” görüşüne doğru ilerleyecek.

10.03.2018