TRT’NİN ALGI OPERASYONUNA 2 ÖRNEK

2010’da yazılmış bir yazı. AKP’nin merkezın sağında bir parti olma çabalanın başarıya ulaşması için bir meşruiyete ihtiyacı vardı. Bunun için merkez sağın asıl sahipleri ve önemli isimleri ile kendileri arasına bir şekilde benzerlik/ortaklık kurmaları gerekiyordu. Yıl 2010. TRT’de iki belgesel yayımlanır. Her ikisinde de satır arasında TSK hedeftedir.

Celal ÇETİN/2010

ÖRNEK- 1:

TRT’de Adnan Menderes’in hayatını anlatan, “Ali Adnan Başvekil” belgeseli yayınlanıyor. İlk bölümlerinde iktidara gelişi, kişiliği işlenirken ilerleyen bölümlerinde 60 darbesini yapan askerin, Menderes’e ve DP’ye layık gördüğü muameleyi, “ülkesini düşünmekten başka bir suçu olmayan bir iktidarın ve başbakanın nasıl mağdur edildiğini” izleyeceksiniz.

Önceki yazılarımızda belirtmiştik, merhum Adnan Menderes bu ülkenin yetiştirdiği en büyük devlet adamlarından biridir ve ipe giderken bile memleket meselelerini düşünen bir yapıya sahiptir.

Doğrudur. Türkiye ve TSK’nın içindeki bir cunta Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı asarak kapanması zor bir yara açtı.

Bugün asker, ki darbe aslında bir cuntanın işidir o günlerin yaşanmaması gerektiğini çok net bir şekilde ifade etmiş, bir anlamda milletinden özür dilemiştir. Ancak belgeselin dönem belgeseli olmasının ötesinde bir anlamı bulunuyor. DP, merkez sağı temsil eden tek partidir. Milli Görüş gömleğini çıkardığını açıklayarak merkezde olduğunu iddia eden AKP, bu iddiasını güçlendirmek ve kalıcı olabilmek için merkez sağın asıl sahiplerine, yani DP tabanına yönelmek zorunda.

Cindoruk başkanlığındaki bugünkü DP, Celal Bayar’ın kurduğu ve demokrasi mücadelesinin simgesi DP’nin mirasını taşıyor. 1946-60 döneminin üstü ne kadar örtülse de Anadolu insanı için DP “yeter, söz milletin” haykırışı ile iktidarı devralan bir partidir. DP “Atatürk’ü sevmek, milli bir ibadettir” diyebilecek kadar Atatürk hayranı bir Celal Bayar’ın bu millete mirasıdır.

Böylesine büyük bir kitle tarafından kabul görmenin tek yolu, “partinize ve başbakanınıza yapılanlar bizlere de yapılmak isteniyor. O gün sizi mağdur edenler bugün bizleri mağdur etmeye çalışıyor. Sizi en iyi biz anlarız. Biz sizin de intikamınızı alıyoruz” mesajı vermektir. Bir başka ifadeyle, artık kapanması gereken bir yarayı yeniden kanatarak, asker-DP nefreti oluşturarak merkez sağın üzerine oturmaktır. Belgeseli izleyenlerin bilinçaltında şöyle bir izlenim oluştu: “Asker Menderes, Zorlu ve Polatkan gibi çok değerli devlet adamlarını darbe ile devirdi ve astı. Bu asker artık çok olmaya başladı…”

ÖRNEK- 2:

Yine TRT’de “Büyük Takip” adlı bir başka belgesel yayınlanıyor. Belgeselde Türkiye’nin kaderini ilgilendiren yakın tarihin önemli olayları ele alınıyor. 17 Nisan 2010 tarihindeki bölümü merhum Turgut Özal’a ayrılmış. Çok ilginç saptamalar yer alıyordu Özal bölümünde.

Özal’ın Kürt sorununa radikal çözüm bulduğu belirtildikten sonra suikaste sıra gelmişti. Özal’a suikast düzenleyen Kartal Demirağ’ın kontrgerillaya bağlı olduğu, arkasında generallerin, bir medya patronunun ve bazı işadamlarının bulunduğu iddiası en ilginç bölümü oluşturuyordu.

İlerleyin dakikalarda Özal’ın suikastin izini sürdüğü, azmettiricileri öğrendiği ve “memleketin selameti açısından” açıklamadığı dile getirildi.

Belgeselin en vurucu cümlesi, “eğer suikast aydınlatılsa Balyoz fasa fiso kalırdı. Ergenekon soruşturmaları suikasti aydınlatabilir” tespitiydi. Belgesel, Özal’ın ölümüne ve sonrasına ilişkin kuşkularla sona erdi. Belgeseli izleyenlerin bilinçaltında şöyle bir soru oluştu: “Özal’ı da mı Ergenekoncular öldürttü?”

Her iki belgeselde de hedef tahtasına Türk Silahlı Kuvvetleri oturtulmuş gibi bir izlenim ortaya çıkıyor. Yakın tarihte vicdanımızı kanatan pek çok olay oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri dahil tüm kurumların yanlışları oldu. Ama ne olursa olsun milleti Türk Silahlı Kuvvetleri’ne düşman etmeye, onun üzerinden siyasi ikbal peşinde koşmaya kimsenin hakkı olmamalıdır ve kimsenin haddi değildir.

Eğer darbe yapmak kabul edilemez siyasi bir cinayetse, ki öyledir askeri darbe kadar sivil darbenin de siyasi bir cinayet olduğunu, bu darbeyi yapanların da bir gün hesap vereceklerini unutmamak gerekir…

13.01.2018