KİME GÖRE “ILIMLI MUHALİF?”

İngiliz Times gazetesi, Suriyeli Kürtler’in bölgedeki politik ve askeri anlamda son pozisyonuna ilişkin derleme bir haber yayımladı. Haberin, geçen ay içinde bölgedeki Kürt hareketi içinde etkili olan bir dizi isimle konuşarak derlendiği açıklandı. Habere göre Suriye’deki Kürtler bağımsız devlet istemiyor ve Esad’la uzlaşmak istiyor. Öte yandan Astana mutabakatının ve “ılımlı muhalif” tanımının farklı yorumlanması Türkiye, Rusya ve İran arasında soruna yol açmaya başladı.

Celal ÇETİN

Gazeteye konuşan ve YPG'nin ana gövdesini oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) komutan yardımcısı, Suriye'de "elde ettikleri toprakları sonuna kadar savunacaklarını" açıkladı.

Haberde, SDG güçlerinin ülkenin yüzde 25'lik bir bölümünü elinde tuttuğu ve 50 bin civarında askeri bulunduğu da belirtildi.

Gazeteye demeç veren konuşan Suriye Demokratik Güçleri komutan yardımcısı Abdül Kadir Effedili, "Koalisyonla yan yana savaşarak özgürleştirdiğimiz şehirlerimizi tehdit edebilecek tüm güçlere karşı ordumuzu yeniden kuruyoruz" dedi.

Effedili gazeteye açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Türkler, İranlılar ve rejim elde ettiğimiz her şeyi bizden almaktan mutlu olacaklardır. Yeni bir savaş yaratmaya değil durumu dengelemeye çalışıyoruz ama her şeye de hazırlıklı olmalıyız"

KÜRTLER ESAD İLE UZLAŞI PEŞİNDE

Gazetenin bölgedeki dengelere ilişkin sorularını yanıtlayan araştırmacı Michael Stephens, "Kürtler Esad ile bir uzlaşı peşinde. Ama bunu alamazlarsa savaşmaya da hazırlar. İki tarafın da güçlü dostları olduğu düşünülürse bu anlaşmazlık iki taraf içinde iyi olmayacaktır" dedi.

Haberde İngiltere'nin pozisyonuna ilişkin, analiz de içeren şu ifadeler yer alıyor:

"Kürt ayrılıkçılığına İngiltere'den destek çok az. İngiltere bu durumun Suriye'nin istikrarını tehdit edeceğini düşünüyor.

"Londra'da dün (Salı) yapılan Kürtler konulu bir dış ilişkiler toplantısında, PKK başlığında sert tartışmalar yaşandı. Uluslararası Kalkınma Bakanı Alistair Burt, o toplantıda Suriyeli Kürtlere 'PKK ile olan bağlantılarını koparma çağrısı yaptıklarını' açıkladı.

“ŞAM DEĞİL, ANKARA TEHDİT”

"Geçen ay Şam ve Kürtler arasında giderek soğuyan ilişkiler doğrultusunda, Suriye Devlet Başkanı Esad, Kürtleri "vatan haini" olarak nitelendirdi.

Esad şöyle konuşuyordu: "'Kürtler' olarak tanımlananlardan bahsederken aslında sadece Kürtlerden bahsetmiyoruz. Başta ABD olmak üzere yabancı bir ülkenin çıkarına hizmet edenler, vatan hainidir

"Suriyeli Kürtler ise bağımsız bir devlet istemediklerini, Suriye içinde özerklik talep ettiklerini belirtiyor."

Haberde Suriyeli Kürt özerk yönetiminde önemli bir figür olarak tanıtılan Aldar Halil'in de açıklamalarını yer verildi.

Halil, Suriyeli Kürtlerin Şam'dan daha çok Türkiye'yi tehdit olarak gördüğünü söyleyerek, "Erdoğan'ın karadan bir saldırı başlatması aptallık olur. Ama olursa biz de sonuna kadar direniriz" dedi.

ASTANA MUTABAKATINA FARKLI YORUM

Türkiye, İdlib’te Astana mutabakatına aykırı davranıldığını iddia ederken Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Astana mutabakatına atıfta bulunarak rahatsızlığı Rusya ve İran büyükelçilerine iletti.

Ancak Astana mutabakatının ilgili maddesinin taraflarca farklı yorumlandığı ortaya çıktı.

İlgili maddede"Güvenli bölgelerin içerisi ve dışarısında IŞİD, El Nusra ve El Kaide veya IŞİD ile ve BMGK tarafından terör örgütü olarak kabul edilen tüm örgütlerle bağlantılı her türlü kişi, grup, oluşum ve kuruluşlarla mücadeleyi sürdürmeye yönelik tüm tedbirlerin alınacağı" yönünde bir hüküm var.

Bu hükme göre Astana mutabakatı gereği mücadele edilmesi gereken gruplar ile Türkiye’nin “ılımlı muhalifler” olarak tanımladığı gruplar arasında bir “tanım anlaşmazlığı” yaşandığı görülüyor.

Ankara’nın “ılımlı muhalifler” olarak tanımladığı gruplar, Türkiye’nin Suriye'deki uzantıları, etkinliğini sağlayan gruplar olarak kabul ediliyor. ABD ve Batı’nın Suriye’den “çekilmesi” ile birlikte Türkiye sözkonusu gruplar üzerinden varlığını sürdürmeye çalışıyor. Bu grupları Ankara; hem Rusya ve İran’a karşı, hem PYD/PKK üzerinden ABD’ye karşı, hem de Esad rejimini devirmek için koz olarak kullanmak istiyor.

Suriye Ordusu’nun İdlib’e ele geçirmesi demek, “ılımlı muhaliflerin” ellerindeki stratejik bölgeyi kaybetmesi anlamına geliyor. Şu an Suriye ordusu, Ebu Duhur'a doğru ilerliyor. Bu ilerleme sonrası, geriye İdlib merkezi ve Cisr eş-Şuğur kalacak. Ebu Duhur alındıktan sonra Suriye ordusu bölgeye asker indirme imkanına kavuşacak. Suriye Ordusu’nun bölgeye hakim olmasıyla birlikte örgütler arasındaki çözülme de hızlanacak. Böylece Türkiye'nin “ılımlı muhalifleri” de dağılacak, ki bu durumda Türkiye Suriye’deki en önemli kozunu kaybetmiş olacak.

“ILIMLI MUHALİF” TANIMI

Öte yandan “ılımlı muhalif” tanmı üzerinde henüz mutabakat sağlanabilmiş değil. Gruplar kime göre ılımlı, kime göre radikal? Bu sorunun cevabı verilemiyor.

Esad rejimi, eline silah alıp orduya karşı savaşan ve ABD’nin kontrolündeki grupları “terörist ve hain” olarak tanımlarken, Türkiye İdlib'teki grupların ılımlı muhalif olduğunu ve bunlara yönelik operasyonun Astana'ya aykırı olduğunu savunuyor.

Son olarak Rusya’nın üslerine hedef alan saldırıların İdlib'te Türkiye'nin denetlediği çatışmasızlık bölgesinden kalkan İHA’larla düzenlendiğini açıklaması, “ılımlı muhalifler” tanımını tartışmaya açtı.

Sözkonusu “ılımlı muhalifler” Esad rejiminin elini zayıflatırken PYD/PKK gibi Türkiye’nin “karşı olduğunu açıkladığı” özerk Kürt bölgesinin elini güçlendiriyor. Bu noktada Ankara’nın izlediği politikanın orta-uzun vadede kimin işine yarayacağını, Türkiye için yol açabileceği sonuçları çok iyi analiz etmek gerekiyor.

10.01.2018