RUSYA, ABD’NİN SAVUNMA SİSTEMLERİNİ ÇÖZDÜ

ABD Hava Kuvvetleri’nden Korgeneral VeraLinn Jamieson, Ortadoğu’daki çatışmaların Rusya’ya Amerikan uçaklarının ve özellikle F-22 Raptor avcı uçaklarının sahip olduğu imkanları değerlendirmek için benzersiz bir fırsat sunduğunu belirtti. Öte yandan Rusya, ABD ve Batı’nın askeri, stratejik ve politik taktiklerini analiz ederek Suriye’de başarıyla kullandı.

Celal ÇETİN

Business Insider’in aktardığına göre Jamieson, “Irak ve özellikle Suriye semaları, Ruslar için bizim eylemlerimiz hakkında bilgi sağlayan gerçek bir hazine oldu” ifadelerini kullandı.

Korgeneral Jamieson, Rusya’nın ABD Hava Kuvvetleri’nin eylemleri hakkında elde etmiş olabileceği bilgilerin ‘değer biçilemez’ olduğuna dikkat çekti.

Diğer yandan savunma ile ilgili bir düşünce kuruluşu olan Royal United Services Institute (Kraliyet Ulusal Hizmetler Enstitüsü) uzmanlarından Justin Bronk, Business Insider’a verdiği demeçte, “Rus tarafı, sadece ABD öncülüğündeki koalisyonun taktiklerini ve tekniğini gözlemleyerek birçok bilgi edinebilir” diye konuştu.

Bronk, F-22 Raptor gibi uçakları radarlar vasıtasıyla takip etmenin, Rus Hava-Uzay Kuvvetleri’ne muazzam yarar sağlayabileceğini, böylelikle F-22 gibi ‘hayalet’ uçakların az görünür olma özelliğinin sağladığı avantajın ciddi bir şekilde zarar görebileceğini de sözlerine ekledi.

UÇAKLARIN MUKAYESESİ

The National Interest, Rus savaş uçağı Su-57 ve ABD yapımı F-22 Raptor jetinin teknik özelliklerini karşılaştırdı.

Su-57 ilk örneklerinin her biri 9 bin 500 beygir gücünde iki AL-41F1 jet motor ile donatıldığı belirtilen haberde, N036 Belka radarı sayesinde ‘hayalet' uçakları tespit edebildiği, ayrıca kızılötesi arama ve takip sistemini de kullanabildiği kaydedildi.

Su-57'nin, iki büyük silah deposuna sahip olduğu, her bir deponun 4 adet ‘havadan havaya' sınıfından K-77M füze taşıyabildiği kaydedildi.

ABD yapımı F-22 Raptor'un ise yüksek gizlilik ve manevra yeteneğine sahip olduğu ama Su-57'den farklı olarak kızılötesi arama ve takip sistemine sahip olmadığı belirtildi.

F-22'nin sahip olduğu üç silah deposunun ‘havadan havaya' sınıfından AIM-9 Sidewinder füzesi taşıdığı ifade edilen haberde, uçağın ayrıca 6 adet AIMRA-120 AMRAAM güdümlü füze taşıyabildiği aktarıldı.

İki uçağın karşı karşıya gelmesi durumunda bunun ‘yüzyılın çarpışması' olacağı kaydedilirken hangi uçağın çarpışmadan zaferle ayrılacağını anlamanın zor olduğu belirtilirken, "Çünkü tasarımlarındaki öncelikler çok farklıydı" dendi.

Yazıda, "Su-57'nin hedefi, uzun mesafelerde tehditlerin tespiti ve yok edilmesi. Hızı, çabuk tepki gösterme ve kazanamayacağı çarpışmalardan kaçma fırsatını veriyor. Manevra yeteneği ile kızılötesi arama kombinasyonu Su-57'yi ölümcül düşman yapıyor" ifadelerine yer verildi.

Aynı zamanda F-22'nin kısa mesafelerdeki çarpışmalara uygun olduğunu yazan The National Interest, "F-22 ancak düşman radarından kaçması koşuluyla uzun mesafelerde savaşabilecek" diye kaydetti.

RUSYA BATI’YI KENDİ SİLAHIYLA VURUYOR

ABD’nin savunma sistemlerini çözen Rusya’nın, diplomasi alanında da başarılı olduğu belirtiliyor. BBC’nin Savunma ve Diplomasi Muhabiri Jonathan Marcus yaptığı analizde, Rusya’nın çıkardığı dersleri Suriye’de uyguladığını belirtiyor.

Analize göre Rusya, Esad rejiminin hayatta kalmasını garanti altına alırken Suriye'deki küçük askeri izlerini de büyüttü. Diğer yandan olayın diplomatik boyutunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Bütün bu süreçte ABD değil Rusya yönlendirici oldu. Rusya, Suriye'nin geleceğini belirlemek için İran ve Türkiye ile gevşek bir ittifak kurdu. Suudi Arabistan bile bir yol bulmak için Rusya'nın kapısını çalmak zorunda kaldı.

RUSYA’NIN ÇIKARDIĞI DERSLER

Rusya dersini son 20 yıldır Batı'nın gerçekleştirdiği askeri müdahalelerden aldı. Ortadoğu'da yeni demokrasinin şafağında ABD ve müttefiklerinin Arap Baharı'ndaki isyanları desteklemesini alarm çanları çalarken dikkatle izledi.

Rusya'nın vardığı sonuçlar pragmatik ve olumsuzdu. Sonuçta aldığı dersleri Suriye'de uyguladı.

Rusya burada çıkan popüler isyanı yeni demokratik düzenin olumlu bir müjdecisi olarak görmedi.

Daha çok bölgedeki istikrarsızlığın yükselmesi ve bu istikrarsızlığın Rusya'nın sınırlarına kadar gelmesinin bir işaretçisi olarak görüldü.

Bu yüzden pragmatik bir çıkarımla uzun süredir müttefiki olan Esad'ı desteklemeye karar verdi. Böylece stratejik hedeflerini dar bir şekilde belirledi ve bunları hayata geçirmek için yeterli askeri gücü gönderdi. Bir fırsat gördü ve harekete geçti.

Rusya'nın hava gücü, özel güçleri ve ekipmanı ile insan gücünü sağlayan İran'ın müttefiki Hizbullah ve Şii milisler, Esad'ın yıkılan güçlerine askeri destek verdi.

Beraber Devlet Başkanı Esad'ın muhalif güçleri ve IŞİD'i kısmen yenmesini sağladılar. Suriye'nin büyük nüfuslu yerlerini geri aldılar. Muhalefet tamamen yok olmasa da çok büyük bir moral çöküşe uğradı.

Oklahoma Üniversitesi'nden Prof. Joshua Landis bana bu konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

"Hala vazgeçmeyen ve yabancıların desteğini alan belli sayıda muhalif milisler var ama onlar Türkiye sınırı boyunca konuşlanmış durumda.

"Esad onları ezene ya da Türkiye ile konuşlanmaları hakkında bir anlaşmaya varana kadar Esad'a zorluk çıkarmaya devam edecekler.

"Yoksa muhalefet büyük oranda dağıldı. Gizli hücrelerin hükümet binalarına ya da kalabalık pazarlara saldırması beklenebilir, ancak Esad hükümeti herhangi bir ayaklanma olmadan böylesi terör organizasyonlarının üstesinden gelmek konusunda gözle görülür bir yetenek ve acımasızlık sergiledi."

07.01.2018