İNGİLTERE, ÇİN-RUSYA İTTİFAKINA SALDIRIYOR

ABD’de siyasi hesaplaşma devam ederken, oluşan uluslararası boşluğu doldurmaya çalşan İngiltere, bir yandan Çin’le ekonomik/finansal anlaşmalar yaparken, diğer yandan NATO ile Rusya’yı karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Öte yandan ABD Başkanı Doland Trump, Pazartesi günü “ilk kez Ulusal Güvenlik Stratejisi”ni açıklamaya hazırlanırken, Trump’ın seçim ekibinin yazışmalarının ele geçiriliş şekli tartışmaya yol açtı.

Celal ÇETİN

AB ile yollarını ayırmaya hazırlanan İngiltere, Trump’ın yeni “Ulusal Güvenlik Stratejisi’ne” ve Beyaz Saray’ın Uluslal Güvenlik Danışmanı McMaster’in, “Rusya ve Çin’i ABD için tehdit” açıklamasına stratejik karşı hamlelerle cevap veriyor. Bir yandan Çin’le ekonomik-finans ilişkilerini güçlendirici anlaşmalar imzalayan Londra, diğer yandan NATO’yu Rusya’ya karşı kışkırtmaya çalışıyor.

İki ülke, Londra'nın Çin para biriminin offshore kullanımı için bir merkez haline gelmesi, temiz enerji araştırmalarında işbirliği yapılması ve karşılıklı ticaretin güçlendirilip teşvik edilmesi için anlaşmaya vardı.

Anlaşmalar, İngiltere Maliye Bakanı Philip Hammond ve Çin'in ekonomiden sorumlu üst düzey yetkilisi Ma Kai arasındaki ekonomi odaklı görüşmeler sonrasında açıklandı. Toplantılara İngiltere'deki iş çevrelerinin önde gelen liderleri ve ekonomiden sorumlu yetkilileri de katıldı.

Londra ve Pekin, Çin'in sıkı kontrol altında tutulan para birimi Yuan'ın uluslararası kullanıma açılmasını teşvik etme ve Londra'da Yuan bazlı iş alanları kurulmasını sağlama konusunda anlaştı. Bu anlaşma, İngiltere'nin başkenti Londra'nın Avrupa Birliği dışında küresel finans merkezi olma statüsünü sürdürmeyi sağlayabilir.

Çinli yetkili Ma Kai, düzenlenen ortak basın toplantısında, "İki taraf, gelecekte yapılacak ticaret anlaşmaları üzerinde görüşmeler yürütecek ve Çin-AB yatırım anlaşmasının sonuca ulaşması için çabalayacak" dedi.

Ekonomik diyalog toplantıları her yıl düzenlense de bu yılki toplantılar ayrı bir öneme sahip. Pekin'deki görüşmeler, İngiltere'nin 2016'da AB'den çıkma kararı almasıyla farklı bir havaya büründü. Toplantılarda İngiltere Maliye Bakanı Philip Hammond'a İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mark Carney ve başka üst düzey İngiliz yetkililer eşlik etti. İngiltere bu nedenle bu yılki görüşmelere olağandışı kalabalık bir heyetle katıldı.

Bakan Hammond, Londra'nın, Avrupa Birliği'yle "geleceğe yönelik sürdürülebilir anlaşmalar" yapma arayışı içinde olduğunu kaydetti. Hammond ayrıca bu anlaşmaların, Kanada ya da Avrupa Ekonomik Bölgesi üyeleriyle yapılan anlaşmalardan çok daha karmaşık olmasının beklendiği öngörüsünde bulundu.

Bakan, şirketlerin başka Avrupa ülkeleriyle ticaret yapması ve mali hizmet paylaşımında bulunması için şu anki mevcut durumu etkili bir biçimde yansıtacak şartların oluştutulmasını istediklerini kaydetti.

Çin'in ekonomiden sorumlu üst yetkililerinden Li Keqiang ise İngiliz bakanla yaptıkları görüşmelerden sonra güven verici bir ortam doğduğunu ifade etti ve Londra ile AB arasında ne olursa olsun, Çin-İngiltere ilişkilerinin bundan bağımsız olarak kararlı ve sağlam bir şekilde büyüyeceğini söyledi.
Çin Maliye Bakanı Yardımcısı Shi Yaobin ise "İngiltere ve AB umarız Brexit müzakerelerini her iki taraf için de karşılıklı fayda sağlayacak şekilde sonuçlandırır" ifadelerini kullandı.

Çinli ve İngiliz yetkililer ayrıca Pekin'in ulaşım alanındaki altyapı projelerini hayata geçirerek Asya ve Avrupa arasında ticareti güçlendirmeyi amaçlayan Bir Kuşak Bir Yol Girişimi'nde (İpek Yolu Ekonomik Kuşağı) İngiltere'nin oynayacağı rolün kapsamını genişletmenin yollarını da aradı.

Maliye Bakanı Hammond, İngiliz İhracat Finansmanı Dairesi'nin Asya'daki Bir Kuşak, Bir Yol Girişimi bünyesinde yeni iş alanları kurulması için 33 milyar dolara kadar destek sağlayacağını açıkladı.

Çinli yetkili Ma, bu konuda, "Çin ve İngiltere bu projenin doğal ortaklarıdır" yorumunda bulundu.
İki ülke, temiz enerji araştırmaları, ileri imalat ve hızlı tren projesi gibi konularda da daha yakın şekilde işbirliği yapma üzerinde anlaştı.

Bakan Hammond ise "Tüm bunlar, İngiltere'de daha güçlü, daha adil ve daha dengeli bir ekonomi oluşturma yönündeki vizyonumuza katkıda bulunan ve Çin'in de kendi ekonomisi için geleceğe yönelik olarak oluşturduğu planlarını destekleyen, memnuniyetle karşılanan adımlardır" dedi.

LONDRA’DAN MOSKOVA’YA TEHDİT

Çin’le finans ve ekonomi alanında anlaşmalar imzalayan Londra, diğer yandan Moskova’yı tehdit ediyor.

İngiltere Genelkurmay Başkanı Orgeneral Stuart William Peach, Rusya'nın, ABD ile Avrupa'yı birbirine bağlayan ve internetin temini için gerekli olan denizaltı kablolarının güvenliğini tehdit edebileceğini ileri sürdü.

Londra merkezli Kraliyet Birleşik Servisler Enstitüsü'nde (RUSI) konuşan Genelkurmay Başkanı Peach, İngiltere ve NATO'daki müttefiklerinin, denizin derinliklerindeki iletişim hatlarını Rusya'dan gelecek muhtemel saldırıya karşı korumaya öncelik vermesini istedi.

Policy Exchange isimli düşünce kuruluşunun raporuna göre küresel iletişimin yüzde 97'si ve günlük mali işlemlerin 10 trilyon dolarlık tutarı denizaltı kablolarıyla iletiliyor.

Peach ayrıca, Rusya'nın denizaltılar dahil hem nükleer hem konvansiyonel filosu ile geleneksel olmayan muharebe araçlarını modernize etmeyi ve enformasyon savaşını sürdürdüğünü belirterek, “İngiltere ile müttefikleri Rus filosunun modernizasyonunu anlamalı ve karşılık vermeli” dedi.

Bu nedenle NATO'nun, Rusya'nın gerisinde kalmamak için askeri-deniz kuvvetlerini geliştirmesi gerektiğini savunan Peach, “Rusya, ‘askeri pazularını’ gösterdiği için ‘NATO'da öncü role sahip’ İngiltere’nin muharebe imkan ve kabiliyetlerini yenilemesi ve geliştirmesi gerekiyor. Zira Rusya'nın ulusal çıkarlarını gözetme arzusu, ciddi bir tehdit oluşturuyor. İngiltere'nin bunları yıllar içinde değil, aylar içinde yapması gerekiyor” yorumunda bulundu.

BÖL, PARÇALA, YÖNET SİYASETİ

İngiltere’nin Çin’le finans ve ekonomik anlaşmalar yaparken “yeraltı internet kablolarına saldırabileceği” gerekçesiyle NATO’yu Rusya’ya karşı tahrik etmesi, ünlü “böl-parçala-yönet” politikasının tezahürüdür.

ingiltere bu politikası ile bir yandan Çin ile Rusya arasındaki ekonomik, siyasi ve askeri işbirliğini zayflatmaya çalışırken diğer yandan Genelkurmay Başkanı Peach’in “NATO’da öncü role sahip İngiltere” vurgusu dikkat çekiyor. Gerek Çin’le anlaşma, gerekse Peaceh’in vurgusu, İngiltere’nin açtığı ekonomik (finans) ve askeri savaşın en açık göstergesidir.

İngiltere ABD’ye karşı açmış, Ortadoğu’da ABD/IŞİD/PYD ortaklığını deşifre ederek, ABD’nin Rakka operasyonu öncesi IŞİD’li komutanları kaçırdığını açıklayarak ABD üzerinden siyasi savaşı başlatmıştı.

İngiltere, küresel kaosu ve başıboşluğun “maksimum kar realizasyonu” açısından en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyor.

Bir yandan Washington’u zayfılatmaya çalışırken diğer yandan Çin ve Rusya arasındaki ititfakı çözmeye yönelik adımlar atıyor.

Aslında iki tarihi jeopolitik rakip olan Çin ile Rusya’yı birbirine yaklaştıran ve ortak politikalar geliştirmeye iten ana unsur, “ortak düşman ABD” algısıdır. Amerikan gücü zayıflama sürecine girdiği takdirde ya da ortak düşman algısının ortadan kalktığı bir durumda, Çin-Rus stratejik ortaklığının sürdürülebilirliği tartışmaya açılır. Pekin ile Moskova yönetimleri arasındaki stratejik birlikteliğin, ortak eylem ve tutumların arka planında, “düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığının yer aldığı söylenebilir.

Çin-Rusya ilişkilerinin birçok noktada uyum içinde olmasının yanında, ciddi ihtilaf noktaları da bulunuyor. Bunların başında Çin’in Rusya’nın uzak doğusuna yönelik politikası ve Moskova’nın endişeleri geliyor. Yükselen Çin’in gelecekte stratejik müdahalelerini Doğu ve Orta Asya’da genişletmesi ihtimali Moskova’da sürekli gündemde bulunuyor. Bu da Rusya’nın uzak doğu bölgesi ile stratejik menfaat bölgesi olan Orta Asya’nın, Çin’in ekonomik ve siyasi etki alanına dönüşebileceği anlamına geliyor.

Çok kutuplu dünya düzeninde ABD’nin güç kaybetmesine bağlı olarak, Çin-Rus stratejik işbirliğinin değer kaybetmesi ihtimal dahilinde. Çin-Rusya ilişkileri uluslararası konjonktür gereği güçlendi. ABD’nin uluslararası konumu Rusya-Çin ilişkilerinin niteliğini belirleyen kilit bir unsur olmaya devam edecek. ABD’nin gücünün zayıflamasıyla oluşabilecek ve Hindistan’ın da önemli bir yerde bulunacağı çok kutuplu uluslararası sistemde, Rusya-Çin güç dengesi hızla Çin lehine dönebilir.

İngiltere, Çin ve Rusya’nın yakınlaşma sebeplerinin çok iyi farkında ve çok iyi analiz etmiş. Bu nedenle ABD’nin tehdit olmaktan çıkması durumunda iki ülke arasındaki yakınlaşmanın sona erebileceğinin, rekabet konularının yeniden gündeme gelebileceğinin hesabını yapıyor.

İngiltere’nin ittifaklarla rekabet etmesi mümkün değil. Ancak ittifaklar parçalanır ve her ülke bağımsız hareket etmeye başlarsa bir şansı olabilir.

İNGİLTERE, ABD’DEKİ KAOSU KULLANIYOR

İngiltere’nin “üzerinde güneş batmayan imparatorluk ve Büyük Britanya” hayallerini depreştiren en önemli faktör, ABD’de yaşanan iç hesaplaşmadan kaynaklanan küresel boşluk.

Başkan Donald Trump, “Rusya’nın seçimlere müdahalesi” iddiaları ile köşeye sıkıştırılırken, neoconlar yargı üzerinden Trump yönetimine ayar vermeye çalışırken Başkan da karşı hamlelerle saldırıları savuşturmaşa çalışıyor. Turmp’ın yeni hamlesi, ilk kez açıklayacağı “Ulusal Güvenlik Stratejisi.”

Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı H.R. McMaster, Salı günü başkent Washington’da, Londra merkezli Policy Exchange adlı düşünce kuruluşunda yaptığı konuşmada başkanın stratejisi hakkında ipuçları verdi.

McMaster, Trump’ın ulusal güvenlik stratejisinin dört temel önceliğe dayandığını belirterek bunları, “ülke savunması, Amerika’nın refahının korunup güçlendirilmesi, güç kullanarak barışı sürdürmek ve Amerika’nın nüfuzunu arttırmak” olarak sıraladı.

McMaster, konuşmasında Amerika için en büyük tehlikeyi, “küresel düzen ve istikrarı bozmaya çalışan Rusya ve Çin ile uluslararası hukuku hiçe sayan İran ve Kuzey Kore’nin oluşturduğunu” söyledi.

McMaster, Rusya’nın, “kutuplaşma oluşturacak sofistike propaganda kampanyaları” gibi yeni dönem savaş teknikleriyle Amerika için tehdit oluşturduğunu iddia etti. Ancak, McMaster, bu noktada, Rusya’nın Amerikan seçimlerine müdahale etmesine değinmedi.

McMaster, Çin’in “ekonomik saldırganlığının” da yüz milyonlarca insanın yoksulluktan çıkmasını sağlayan iktisadi düzeni tehdit ettiğini söyledi ve bu iki ülkeye karşı “rekabetçi angajmanla” mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı. McMaster, ticaret anlaşmalarının yeniden müzakereye açılmasının da Amerika’nın yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin parçası olabileceğini vurguladı.

McMASTER’IN ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMASI

Rusya ve Çin’i ABD için tehdit olarak değerlendiren McMaster, konuşmasında

dünyada aşırıcı ideolojilerin yayılması faaliyetlerinde şimdi Türkiye’nin de büyük rol oynadığını idida etmiş, birçok İslamcı grubun “Türkiye ve AKP modelini” örnek aldığını savunmuştu.

McMaster, “Aşırıcı ideolojilerin medreseler, camiler ve sözde yardım kuruluşları üzerinden nasıl güçlendirildiğine fazla dikkat göstermedik. Sorun da elbette böyle başladı. 1970’lerde temelde Suudi Arabistan tarafından fonlandı ve sonra da en azından epey bir zaman başta Katar tarafından fonlanan örgütlere dönüştü. Şimdi de Batı Afrika’dan Güneydoğu Asya’ya kadar uzanan bölgelerde Türkiye’nin büyük dahiliyetini görüyoruz. Balkanlar şu anda ciddi bir endişe kaynağı” demişti.
Ancak gelen tepkiler ve uyarılar karşısında McMaster yeni bir açıklama yayınlayarak, “Türkiye ile güçlü ittifaka sağlam şekilde inanıyorum” sözleriyle düzeltme yapmıştı.

TRUMP EKİBİNİN YAZIŞMALARI

Öte yandan, ABD'de Rusya soruşturması için özel savcı olarak görevlendirilen Robert Mueller'ın, Başkan Trump'ın kampanya ekibi olan Amerika için Trump (Trump for America) ait on binlerce elektronik postayı elde ettiği açıklandı.

Donald Trump, 2016'nın Kasım ayında başkan seçildikten yaklaşık üç ay sonraki yemin törenine kadar olan geçiş döneminde faal olan "Trump için Amerika" isimli kuruluş, bu süre içinde devlete ait bir kurumun ofisleri ve elektronik altyapısını kullanmıştı. Özel savcı Mueller'ın soruşturma ekibinin de söz konusu elektronik yazışmaları, bu devlet kurumundan elde ettiği bildiriliyor.

Elektronik postaların yasal olmayan şekilde elde edildiği iddiasıyla Kongre'ye bir mektup yazan Kory Langhofer isimli avukat, söz konusu devlet kurumunun bu kayıtların sahibi olmadığını savundu.

Langhofer, bu yazışmaların, talep edilme olasılıkları nedeniyle önceden ayrıldığını ancak Mueller'in bunları aylar önce elde ettiğinin öğrenildiğini aktardı.

Avukat, gelecekteki başkanların kampanya ekiplerinin özel kayıtlarına, "devlet kurumları tarafından politik amaçlar doğrultusunda uygunsuz şekilde müdahale edilmemesi için de Kongre'nin harekete geçmesi gerektiğini" ifade etti.

Mueller soruşturması adına konuşan sözcü Peter Carr ise, elektronik yazışmaların elde edilişi sırasında, adli sürece uygun hareket edildiğini söyledi.

FBI'ın elde ettiği yazışmalardan bir kısmının, Trump'ın damadı ve danışmanı olan Jared Kushner'in de bulunduğu 12 kampanya ekibi üyesine ait olduğu bildiriliyor.

Aralık ayının başında, Eski Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn, Rusya'nın ABD Büyükelçisi ile olan ilişkisi hakkında FBI'a yalan söylediğini itiraf etmişti.

Amerikan New York Times (NYT) gazetesi, Flynn'in, Mueller ile işbirliği yaptığı ya da bu yönde müzakereler yürüttüğünü yazmıştı.

SONUÇ

Dünya ABD-Sovyetler döneminde “iki kutuplu” oldu.

Sovyetler’in yıkılması ve ABD’nin rakipsiz kalması ile “tek kutuplu” döneme girdi.

Putin’li Rusya’nın kendini toparlaması süreci sonunda Suriye iç savaşına müdahil olarak dengeleri değiştirdi. Buna bağlı olarak Çin, İran, Hindistan, Güney Kore, Türkiye, Güney Afrika gibi ülkeler daha etkin olarak sahneye çıktı ve bölgesel süper güçler/ittifaklar oluştu. Dünya “çok kutuplu” süreci yaşamaya başladı.

“Yeni Dünya Düzeni”ninde küresel süper güç dönemi sona eriyor. Birden fazla süper gücün hakim olduğu bir döneme giriliyor. Süper güçler arasında kurulacak yeni ittifaklar ile bu ittifaklar yanına çekebilenler belirleyici rol üstlenecek.

17.12.2017