AFP: SURİYELİ KÜRTLER, ABD’NİN TERKETMESİNDEN KORKUYOR

Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan Kürt kökenli Suriye vatandaşları, Türkiye ve Şam rejimi karşısında yalnız bırakılmaktan korktuklarını söyledi. Ajansa göre ABD’nin bölgeden çekileceğine yönelik endişeler Kürt kökenli Suriye vatandaşlarını Rusya’ya yakınlaştırabilir. Kürt devleti ve Büyük İsrail hayalleri bölge adına planlanan yeni döneme uygun görülmediği için “şimdilik” rafa kaldırılıyor.

Celal ÇETİN

Haber AFP'nin Kamışlı'daki muhabiri Delil Suleyman'ın imzasını taşıyor. Haberde, IŞİD örgütünün büyük darbe aldığı Suriye'nin kuzeyinde, Kürt grupların en büyük destekçileri ABD'nin onları “yüzüstü bırakacağından” endişe ettikleri belirtiliyor.

AFP'deki haberde, Suriye’nin Kürt kökenli vatandaşların IŞİD'e karşı yürütülen mücadelenin önemli aktörlerinden olduklarına dikkat çekiliyor.

ABD'nin Türkiye'nin sert tepkisine rağmen PYD’nin silahlı kanadı YPG’ye silah desteğini sürdürdüğü hatırlatılıyor. Suriye'de Kürt yetkililerin son 4 yılda kurumsal yapılar oluşturduklarını kaydeden AFP'ye göre bölgede IŞİD'in zayıflatılması ile dengeler değişecek.

KÜRTLER KAZANIMLARINI KAYBETMEKTEN KORKUYOR

Yıllar süren zorlu operasyonlar sonucu IŞİD şimdi Suriye topraklarının ancak yüzde 5'inde tutunabiliyor.

YPG'nin omurgasını oluşturduğu SDG’nin ABD'nin desteğiyle IŞİD'in "fiili başkenti" Rakka'yı geri alması, AFP'ye göre Suriye'de Kürtlerin en büyük zaferi.

Rakka'nın geri alınmasından haftalar sonra ise ABD Suriye'de yaklaşık 2000 kişiden oluşan askeri gücünün bir bölümünü geri çekmişti.

AFP'ye göre Suriye Kürtleri şimdi ABD'nin bu ortaklıktan uzaklaşması sonucu siyasi kazanımlarını kaybetmekten kaygı duyuyor.

ABD İŞİ BİTİNCE BİZİ UNUTACAK

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke iline bağlı Kamışlı ilçesi, bu kazanımlar açısından kilit bölgelerden olarak görülüyor.

Kamışlı, Kürt güçlerin fiili olarak ilan ettiği özerk bölge içerisinde yer alıyor.

AFP'ye konuşan 37 yaşındaki Rafea İsmail, burada arabasından kadın aksesuarları satarak ekmeğini kazanıyor.

İsmail, "Amerika bizi uzun süre piyon gibi kullandı. Şimdi korkuyoruz. İşleri bitince bizi tamamen unutacaklar" diyor.

45 yaşındaki yabancı dil öğretmeni Naval Farzand ise Rakka'yı IŞİD'den Kürtlerin kurtardığını, bu yüzden "ABD'nin onları terk edip Türkiye'ye yaklaşmaması gerektiğini" söylüyor.

YPG'nin kadın birliği YPJ'den (Kadın Savunma Birlikleri) Nesrin Abdullah de cihatçı grupların işinin bitmediğini belirtiyor.

Deyrizor kentinin doğusundaki IŞİD savaşçılarının uyuyan hücrelerden saldırılar düzenlendiğini ifade eden Abdullah, "Koalisyon güçlerinin burada kalarak güvenliği ve istikrarı sağlaması önemli. Çünkü IŞİD tehdidi sürüyor" diyor.

Abdullah'a göre, "Kürt halkına yönelik bir tehdit de, Türkiye."

TÜRKİYE, ESAD’TAN TEHLİKELİ

30 yaşındaki İngilizce öğretmeni Nada Abbas ise "ABD, IŞİD'e karşı savaş bitince Kürtler'e sırtını dönerse, bu Türkiye'ye en büyük hediye olur" yorumunda bulunuyor.

Abbas, "Geçmişte olduğu gibi bize saldırırlar. Türkiye tehdidi hiç bir zaman bitmeyecek" ifadelerini kullanıyor.

Türkiye'nin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'dan daha tehlikeli olduğu görüşünü dile getiren Yeni Amerikan Güvenlik Merkezi isimli düşünce kuruluşundan Nicholas Heras, sözlerini şöyle sürdürüyor: Erdoğan açık açık söyledi: ABD yoldan çekilirse hepsini PKK gibi gördüğü Kürtleri vurmaya niyetli."

KÜRT DEVLETİ, BÖLGESEL KRİZ DEMEKTİR

Trump’tan Putin’e, Avrupası’ndan Asyası’na kadar tüm dünyanın kriz merkezi Ortadoğu olarak kabul ediliyor. Gerek küresel, gerekse bölgesel güçler onlarca yıldır süren savaşlardan yorgun düştüğü gerçeği kabul ediliyor. Öte yandan küresel güçler için orta-uzun vadede Artrika, Afrika ve Asya gibi yeni kriz merkezleri ortaya çıkıyor. Bu nedenle Ortadoğu’da bir şekilde çözüme gidip yeni kriz bölgelerine hazırlanması gerekiyor. Bunun yolu da Ortadoğu’daki sorunları çözerken potansiyel krizleri de önlemeleri gerekiyor.

Bu çerçevede Ortadoğu’nun kronikleşmiş üç krizi bulunuyor. Şii İran-Sünni Arap gerilimi, Arap/Türkmen-Kürt gerilimi, İsrail-Filistin gerilimi. Sözkonusu gerilimler, emperyal güçlerin silah ve petrol paylaşım savaşlarında kullanılan birer argümandır ve Irak/Suriye laboratuvar olarak kullanılıyor.

Ancak Obama döneminde İran’la yapılan 5+1 nükleer anlaşma ile Tahran çözüm isteyenler tarafına dahil edildi. Rusya’nın müdahalesi ile Irak ve Suriye’de denge sağlandı. Trump’ın ilk günlerinde verdiği mesajlar ile Putin’in verdiği mesajlar arasında benzerlikler bulunuyordu. Her iki lider de Suriye’de çözüm zamanı geldiğini söylemeye başlamıştı.

Ancak Trump’ın çözüm yanlısı mesajları, “barış tanrıları” tarafından kabul görmedi ve direniş başladı.

Bölgede çok ilginç gelişmeler yaşanıyor.

Bir yandan Barzani’ye bağımsızlık referandumu yaptırılırken, diğer yandan Kerkük gibi el koyduğu kentleri ve gümrük kapılarını kaybetmesi sağlanıyor, IKBY yalnızlaştırılıyor.

Bir yandan Suriye’de PYD’ye silah desteği sağlanırken, diğer yandan barış görüşmelerine dahil olması bir şekilde engelleniyor, PYD yalnızlaştırılıyor.

Bir yandan Kudüs İsrail’in başkenti olarak kabul edilirken, diğer yandan tüm dünyda bu karar reddediliyor, İsrail yalnızlaştırılıyor.

Bir yandan İsrail ile Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri arasında diplomatik ve askeri ittifak kurdurulurken, diğer yandan Kudüs kararı ile bu ittfaka darbe vuruluyor, Suudi Arabistan yalnızlaştırılıyor.

Tüm bu gelişmelerin tesadüf olmadığı, bir plan dahilinde gerçekleştiği ortaya çıkıyor.

Önce desteklenen sonra yalnızlaştırılanlara bakılınca, bölgedeki kriz aktörleri olduğu görünüyor.

Bölgede ve dünyada yaşanan savaşlar her ne kadar enerji paylaşım savaşları olsa da, din ve mezhep çatışması bu savaşın temelini oluşturuyor.

İran, Şii dünyasını temsil ediyor

Suudi Arabistan/Türkiye, Sünni dünyasını temsil ediyor

İsrail, Yahudi dünyasını temsil ediyor.

Bölgedeki Kürt nüfus ise, her üç temsilci tarafından ya tehdit olarak algılanıyor veya kullanılacak bir meta olarak kabul ediliyor.

Henüz netleşmemekle birlikte bölgede bir uzlaşma/çözüm arayışlarının sürdüğü biliniyor. Şii, Sünni ve Yahudi arasında uzlaşma/çözüm sağlanırsa, bölgede Kürt devleti kurdurmak gibi yeni ve uzun soluklu bir kriz/gerilim sürecine izin verilmez.

Kurulacak bir Kürt devleti, hem Şii İran için, hem Sünni Türkiye için, hem Sünni ve Şii Araplar için uzun vadeli bir çatışma anlamına gelir, ki bunu Trump da istemiyor, Putin de, Avrupa da, Türkiye de.

Kürt devleti üzerinden bölgede yeni çatışmalar planlayan etken güçler kimse; Trump’a direnenler de, Barzani’ye referandum kararı aldıranlar da, PYD’ye silah desteği sağlayanlar da, Kudüs’ü başkent yaptıranlar da, Reza/Flaynn davalarından fırsat kollayanlar da aynı güçlerdir, yani savaş tanrıları.

Barzani’yi, PYD’yi, İsrail’i yalnızlaştıranlar her kimler ise, savaş tanrıları ile savaşanlardır.

Savaş tanrıları ile savaşanları tanımak için uluslararası sermayenin ve yatırımranı nereye gittiğine bakmak gerek. Ortadoğu’da ABD/PYD/IŞİD ortaklığını kimin deşifre ettiğini bilmekte fayda var.

Sonuç: Bölgedeki ülkelerin sınırları “şimdilik” güvenceye alındı gibi görünüyor. Bu güvence, yeni devletlerin kurulmayacağı anlamına geliyor. Büyük Kürdistan ve Büyük İsrail hayalleri/projeleri, bölge için planlanan yeni döneme uygun değil ve “şimdilik” rafa kalkmışa benziyor.

14.12.2017