WASHINGTON POST: ABD ESAD’IN ZAFERİNİ GİZLİYOR

ABD’nin etkili gazetelerinden Washington Post ABD yönetimini, “Esad ile müttefiklerinin askeri zafer kazandığı” gerçeğinin üstünü örtmeye çalışmakla suçadı. Gazete, yetkililerin gazetecilere iflasın eşiğindeki Şam’ın askeri zafer kazanmasının mümkün olmadığı” algısına yol açacak bir tablo çizdiğini yazdı. Suriye'deki savaşta 2011 yılından bu yana en az 320 bin kişi hayatını kaybetti. Ülke nüfusunun yarıdan fazlası Suriye'den ayrıldı. Ülke geniş ölçüde tahrip oldu.

Celal ÇETİN

Washington Post gazetesi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Soçi'de Esad'ı ağırlayıp İran ve Türkiye liderleriyle zirve toplaması sonrası, Esad'la müttefiklerinin askeri zafer ilan etmesinin an meselesi olduğuna dikkat çekti. ABD'li yetkililerin ise verdikleri brifinglerde”'insangücünden yoksun, müttefiklerine muhtaç ve iflasın eşiğindeki Esad hükümetinin askeri zafer kazanmasının mümkün olmadığı” tablosu çizmeye çalıştığını yazdı.

Buna göre üst düzey ABD'li yetkililere göre Suriye devleti “çok zayıf düşmüş, petrol gelirini kaybetmiş, altyapısı yıkılmış, nakit para, gıda ve savaşçı için dışgüçlere muhtaç” durumda, Suriye ordusu da “çok sayıda silahlı grupla başa çıkmakta zorlanan” bir ordu görünümünde. ABD'li yetkililer, Şam'ın elinde yeterli kaynak olmadığından bu krizden zaferle çıkamayacağını savunuyor. 

ESAT REJİMİNİN GÖLGESİ KALDI

Trump yönetiminin koyduğu kurallar uyarınca adının açıklanmaması kaydıyla gazetecilere brifing veren bir ABD yetkilisi, "Herhangi bir ülkede muzaffer tarafın barışı kalıcı kılması için gerekenler bellidir. Suriye rejiminde bunlar yok. Varlıklı değil, insan gücü az, başka kaynaklar bakımından da zengin değil. Ayrıca memnuniyetsizlik de krizin başında olduğundan fazla" iddialarını sıraladı. Yetkili, "Suriye hükümetinin yalnızca gölgesi kaldı" ifadesini kullandı.

YÜZDE 80'İ SURİYELİ DEĞİL

Trump yönetiminin Suriye savaşıyla ilgili değerlendirmelerini aktaran yetkililer, son olarak Irak sınırındaki Elbu Kemal'in IŞİD'den alınmasında Suriye hükümetinden birliklerin çok az rol alması, asıl işi Irak ve İran güçlerinin yapması örneğini verdi. Buna göre Trump yönetimi, Suriye hükümeti safında savaşanların yüzde 80'inin Hizbullah, Iraklı milisler ve İran Devrim Muhafızları'ndan oluştuğuna inanıyor. Suriye hükümet güçlerinin, Kürtler ve muhaliflerin elindeki bölgeleri geri alsa bile, bu bölgeler üzerinde kontrolü sağlayamayacağını düşünüyor. Suriye'de IŞİD yenilir, Kaide kolu Nusra İdlib vilayetine hapsedilir, diğer gruplar büyük oranda tasfiye edilirken geriye SDG'nin kontrol ettiği bölgelerle fırat Kalkanı bölgesi kalıyor. 

IRAK-SURİYE ORTAK OPERASYONU

Kasım ayı içinde Suriye’nin Irak sınırındaki Ebu Kemal kasabasını IŞİD’den kurtarmak üzere Suriye ve Irak güçleri ortak operasyon yapmıştı. Operasyon sırasında İran destekli Iraklı Şii milis gücü Haşdi Şabi, Irak topraklarından ateş desteği sağlayarak IŞİD militanlarının Suriye-Irak sınırını geçmesine engel olmuştu.

FISK: SAVAŞ BİTİYOR, ESAD KAZANDI

ABD’li yetkililerin aksine, The Independent'ın deneyimli Orta Doğu muhabiri Robert Fisk, Suriye'de savaşı 'Beşar Esad yönetiminin kazandığını' savundu. Fisk, The Independent'ta yayımlanan makalesinde, “Batı inanmakta zorlanabilir ama Suriye savaşı bitiyor gibi görünüyor ve kazanan da Esad” ifadesini kullanan Robert Fisk, “Hepimiz Donald Trump ile Kim Jong-un’un üçüncü dünya savaşını çıkarmasını beklerken, Ortadoğu’nun askeri haritasının önemli ölçüde ve kanlı bir biçimde değiştiğini fark etmedik” dedi.

ABD’NİN YOL AÇTIĞI İNSANİ YIKIM

Merkezi Londra'da bulunan Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR), 2016’da hazırladığı raporda Suriye'de beş yıldan fazla süredir devam iç savaş nedeniyle ülke içi ve dışında 13 milyondan fazla Suriyelinin göç etmek zorunda kaldığını bildirdi.

Rapora göre ülkelerindeki iç savaş nedeniyle mülteci konumuna düşen kayıtlı Suriyelilerin yüzde 50'si çocuk, yüzde 35'i kadın, yüzde 15'i ise erkeklerden oluşuyor. Bu rakama, kabul edilmeme endişesiyle yasa dışı yolları kullanan ya da ulaştıkları ülkelerde akrabaları tarafından karşılanan kayıt dışı mülteciler dahil değil.

Ayrıca rapora göre 2 milyon 300 bini Şam kırsalı, 1 milyon 800 bini Halep, 640 bini Deyr ez-Zor, 370 bini Hama, 325 bini Lazkiye, 250 bini Dera, 180 bini İdlib, 160 bini Şam, 120 bini Haseke olmak üzere 7 milyon 475 Suriyeli ülke içinde göç etmek zorunda kaldı.

ABD’NİN YOL AÇTIĞI EKONOMİK YIKIM

Dünya Bankası, 5 ay önce hazırladığı bir raporda Suriye'deki savaşın ekonomik faturasının 226 milyar doları aştığını açıkladı. Araştırmaya göre Suriye’de, bir toplumun olmazsa olmazı konumundaki birçok kurum ve sistemi tahrip edildi.

Dünya Bankası raporunda Suriye ekonomisinin savaştan sonra toparlanmakta zorlanacağı ve savaş bugün sona erdiği takdirde Suriye'nin ekonomik gücünün dört yıl sonra savaş öncesi düzeyin yüzde 41'ine ulaşacağı belirtiliyor.

Dünya Bankası'nın Ortadoğu ve Kuzey Afrika'dan sorumlu başkan yardımcısı Hafez Ghanem "savaşın Suriye'nin sosyal ve ekonomik yapısını çökerttiğini ve korkunç can kaybına yol açtığını” söyledi.

Ghanem savaşın aynı zamanda hiçbir toplumun onlarsız ayakta kalamayacağı "kurum ve sistemleri” de tahrip ettiğini belirtti.

Dünya Bankası'nın tespitlerine göre Suriye'deki binaların en az dörtte biri yıkıldı, sağlık altyapısıyla eğitim kurumları da yarı yarıya tahrip oldu. Yeterli tedavi göremediği için ölenlerin sayısının çarpışmalarda ölenlerden fazla olduğuna da raporda yer verildi.

Raporda belirtildiğine göre 2010-2015 yılları arasında her yıl 538 bin kişi işini kaybetti. Çalışamayan ya da eğitim alamayan 9 milyon Suriyeli nüfusun dörtte üçünü oluşturuyor.

Dünya Bankası işsizlik ve eğitim imkanlarından mahrum kalmanın uzun vadeli etkilerinin "insan kaynaklarının ve mesleki becerilerin kaybedilmesi” olarak ortaya çıkacağına raporda yer verdi.

ESAD BÜYÜK ZAFER KAZANDI

İnsani ve ekonomik anlamda bu kadar yıkıma uğrayan, nüfusunun 1/3’ünü kaybeden, içeride kendi vatandaşlarının, dışarıda Arap/İslam ülkelerinin ihanete uğrayan Suriye’de, Rusya ve İran’ın desteği ile de olsa Beşar Esad’ın iktidarını koruyabilmesi, Suriye ordusunun hala emperyalizme direnebilmesi yüzyılın zaferlerinden biri olarak tarihe geçti.

ABD ne kadar üstünü örtmeye çalışsa da bu zafer, hiçbir dış destek alınmadan zaferle sonuçlanan Türk İstiklal Savaşı’ndan sonraki en büyük istiklal savaşı olarak anılacak.

05.12.2017