ABD’NİN BİR SONRAKİ HAMLESİ S-400’LER Mİ?

Reza Zarrab, Eski Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn davası, Trump’un Rusya ile ilişkileri Washington’daki güç savaşlarının küresel boyutlara ulaştığını gösteriyor. Davaların ve tartışmaların odak noktasını Türkiye ve Rusya oluşturuyor. Gelişmeler iki ülkenin cezalandırılmak istendiği izlenimini güçlendiriyor. İngiliz Economist gazetesinin S-400, Rusya ve CUmhurbaşkanı Erdoğan’a ilişkin analiz yazısı, “mesaj mı içeriyor?” sorusuna yol açıyor.

Celal ÇETİN

Türkiye ile Rusya arasında imzalanan S-400 hava savunma sistemleri anlaşması, NATO ve ABD’de ciddi rahatsızlık yarattı.

Suriye’de ve Ortadoğu’da mevzi kaybettiği artık kabul edilen ABD’nin, bundan Türkiye, Rusya, İran ititfakını sorumlu tuttuğu, “tek küresel güç” konumun koruyabilmek için kendisine karşı kurulan ittifakları cezalandırmak istediği biliniyor.

Bu çerçevede önümüzdeki süreçte S-400 füze anlaşmasını gündeme getirebileceği belirtiliyor.

TÜRKİYE’YE S-400 YAPTIRIMI

Konuya ilişkin ilk ipuçlarını geçtiğimiz ay Amerikan Washington Post gazetesi verdi. Gazete, NATO üyesi Türkiye'nin Rusya'dan S-400 füze savunma sistemi satın aldığı açıklamasının üzerine, ABD'nin yasal süreç gereği Türkiye'ye yaptırım uygulayıp uygulamayacağı sorusunu mercek altına almıştı.

Josh Rogin imzalı "Trump yasaları uygulayıp Türkiye'ye yaptırım uygulayacak mı?" başlıklı bir haber yayımlayan gazete, "Kongre'den geçen, ABD Başkanı Trump'ın da imzaladığı Rusya'ya yönelik son yaptırımlar yasası uyarınca, yönetimin Türkiye'ye yaptırım uygulaması ve yasaklı Rus şirketiyle ticaret yaptığı için bu ülkeye tüm ABD silah satışını kesmesi lazım" demişti.

Yazar, bu soruyu ABD'nin NATO Büyükelçisi Kay Bailey Hutchison'a sorduğunu, Hutchison'ın da 'belki' yanıtı verdiğini belirtiyor:

"(Hutchison), Trump yönetiminin, Türkiye'yi Rus savunma sanayiiyle anlaşmaya varması durumunda 'sonuçlarının farkında olması' uyarısında bulunduğunu söyledi, ama yönetim bununla ilgili henüz ne yapacağına karar vermedi."

Hutchison, "Bu zor meseleyi ikili ele alacağız, bu konuyla ilgili bir karar alınıp alınmadığını bilmiyorum. Cevabın ne olacağını bilmiyorum" diyor.

Haber şöyle devam ediyor:

"Hutchison'a göre, Türk hükümeti Trump yönetimine hızlı sonuç alma ihtiyacında oldukları için S-400 sistemini satın aldıklarını söyledi. Türkler Washington'a S-400 sistemini NATO savunma şemsiyesi altına sokmayacakları sözü verdi.

Hutchison'a, ‘Rus ordusuna giderek yaklaşan ve NATO'nun kabiliyetlerini doğrudan tehdit eden bir sisteme sahip olan Türkiye güvenilir bir NATO üyesi olur mu?’ diye sordum.

Hutchinson, 'Açıkça büyük bir endişe var, bunla ilgili bir şüphe yok. Ama diğer yandan, Türkiye çok değerli bir NATO müttefiki. NATO'nun her çağrısına karşılık verdiler' yanıtını verdi.”

İNGİLİZ ECONOMİST’TEN İLGİNÇ S-400 ANALİZİ

Öte yandan, İngiltere’de yayımlanan haftalık Economist dergisindeki makalede, Türkiye’nin Rus yapımı S-400 füze savunma sistemi almak üzere Moskova ile yaptığı 2 milyar dolarlık anlaşmanın, Türkiye’nin NATO üyesi olmasından ötürü engellerle ve yaptırımlarla karşılaşabileceği iddia edildi.

Anadolu Ajansı’nın palaştığı bir grafiğe atıfta bulunan makale şöyle devam ediyor:

"Bu, NATO yetkililerine kötü bir şaka gibi görünmüş olmalı. Türkiye'nin resmi haber ajansı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hükümetinin Rusya'dan alacağı S-400 füze savunma sistemiyle ilgili bir infografik yayınladı. Yaklaşık 400 km menzile sahip sistemin düşman jetlerini ve füzelerini vurma maharetleri öven grafikte, S-400'ün düşürebileceği uçaklar gösteriliyordu ve grafikteki her bir uçak Amerikan uçağıydı.

Türkiye'nin müttefikleri, hükümet yanlısı basında çıkan buna benzer iğnelemelere alışkın. Ancak füze anlaşmasını giderek artan bir huzursuzlukla takip ediyorlar."

Economist, NATO yetkililerinin Türkiye'nin istediği yerden askeri donanım alma özgürlüğü olduğunu söylemesine rağmen, Rusya'dan füze savunma sistemi almasına sıcak yaklaşmadığına dikkat çekerek şöyle devam ediyor:

"NATO Askeri Komite Başkanı Petr Pavel, Türkiye'nin satın almayı gerçekleştirmesi durumunda bunun 'bazı sonuçları' olacağı uyarısında bulundu. 25 Ekim'de yaptığı açıklamada, Rus füzelerinin Türkiye topraklarında bulunmasının, o ülke topraklarında olması muhtemel NATO uçakları için zorluk yaratacağını söyledi. Buna rağmen Türkiye Savunma Bakanı 11 Kasım'daki açıklamasında satın alma işleminin tamamlandığını duyurdu."

ABD’NİN RUSYA YAPTIRIMLARINA TERS
Economist, Türkiye'nin satın alma anlaşmasının ABD'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlarına ters düştüğüne dikkat çekiyor. Ekim Ayında ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Rusya'dan askeri ekipman alan ülkelerin cezalandırılabileceğini açıkladığı hatırlatılan makalede şu tespitlere yer veriliyor:

"ABD Dışişleri Bakanlığı'nın kara listesine S-400'ü yapan firma da eklendi. Ülkeler bu yaptırımlardan muaf tutulma başvurusunda bulunabiliyor. Ancak kötü insan hakları karnesi ve ABD ile arasındaki tansiyonun eşi benzeri görülmemiş şekilde artmış olması, Türkiye'ye bu konuda pek de yardımcı olmuyor."

ERDOĞAN’IN WASHİNGTON’DAKİ ŞÖHRETİ KÖTÜ

"Amerikalı yetkililer uzun zamandır Türkiye'ye, hava sahasını korumanın en iyi yolunun ABD yapımı Patriot füzeleri olduğunu söylüyor. Aslında Türk yetkililer de Patriot'un daha iyi bir seçenek olduğunu düşünüyor. Ama fiyat konusunda tereddütleri var ve Amerika'nın füze teknolojisi hakkında Türkiye'ye Rusya'dan daha az bilgi vermesinden endişe ediyorlar.

Ayrıca Erdoğan'ın Washington'daki şöhreti çok kötü. Olası bir (Partiot) satış anlaşmasının ABD Kongresi tarafından baltalanma ihtimalı var."

ERDOĞAN, FÜZELERİ SARAYI KORUMAK İÇİN Mİ ALIYOR?

Türkiye'nin S-400 sistemini NATO savunma şemsiyesi altına sokma izni olmadığını hatırlatan Economist, bazı uzmanların Erdoğan'ın anlaşma hakkında bu kadar hevesli olmasını ulusal güvenlikten öte, geçen yılki gibi bir darbe girişimine bağladıklarını yazıyor. Economist, Atlantic Council düşünce kuruluşundan Aaron Stein’in “Türkiye S-400 füzeleri alıyorsa, bir bataryanın Ankara'ya konuşlandırılması anlamlı olur. Bu bataryanın ana görevi sarayı korumak olur” iddiasına da yer veriyor.

RUSYA TEKNOLOJİYİ PAYLAŞMAYACAK

Economist, teknoloji paylaşımının anlaşmanın önündeki bir diğer engel olduğunu öne sürüyor:

"Erdoğan'ın hükümeti hala Rusya'nın Türkiye'ye S-400 bataryalarının bazı parçalarını yapım izni vermesinde ısrarcı. Ancak Putin'in hassas savunma teknolojisini paylaşmak gibi bir alışkanlığı yok.

Şüphe yok ki Putin füze anlaşmasının Türkiye ile Batı'nın arasındaki yarığı daha da açmasını umuyordur, ama yine de Rus sırlarını bir NATO üyesi ile paylaşmaktan sakınmalı."

İngiliz Economist Gazetesi’nin ABD tezlerine yakın makalesi, “İngiltere bir mesaj mı vermek istiyor?” sorusuna yol açıyor.

ATLANTIC COUNCIL MUAMMASI

Özellikle Atlantic Council düşünce kuruluşu çalışanı Aaron Stein’in yorumuna yer vermesi dikkat çekici.

ABD’li “think-tank” Atlantic Council, geçen yıl yayımladığı “Caydırıcılık için Silahlanma: Polonya ve NATO dirilen Rusya’ya nasıl karşı koymalı?” başlıklı bir raporda, açıkça Rusya’ya yönelik terör saldırıları yapılması çağrısında bulunmuştu.

Raporu hazırlayanlar, NATO’nun nükleer caydırıcılığının azaldığını belirtirken, siber savaş olanaklarının da NATO tarafından reddedildiğini belirtiyor.

Acil harekat planı içerisinde, Polonya’nın Rusya’daki askeri hedeflere, özellikle de Kaliningrad’a konvansiyonel saldırı düzenleme hakkının ilan edilmesi gerektiğini savunun Atlantic Council, bu ülkenin taktik nükleer silah kapasitesinin de artırılmasını istiyor.

Raporda, Polonya’nın “potansiyel hedef listesi” yayımlaması gerektiğini ileri sürülüyor ve bunun içine Kaliningrad’ı da dahil ediliyor.

Rapordaki “şok edici” önerilerden birisi de, Polonya’nın Rusya’daki belirlenmiş hedeflere “siber saldırı” hakkının tanınması. Bu hedefler arasında Moskova metrosu, St. Petersburg elektrik şebekesi ve Russia Today de bulunuyor.

Atlantic Council, Rusya’ya “siber saldırı” tavsiyesinde bulunurken öte yandan Amerika’da ikamet eden Fethullah Gülen’in terör kapsamında değerlendirilmesine sıcak bakıyor ve Suriye’de ABD-Türkiye işbirliğini zehirleyen PYD/YPG koalisyonuna mesafe koyuyor.

Nisan ayında İstanbul’da 8’incisi yapılan Atlantik Konseyi İstanbul 2017 zirvesine  İngiliz petrol şirketi BP, Birleşik Arap Emirlikleri merkezli Dana Gas, İsrail merkezli Delek Drilling, ABD'li Noble Energy ve Cheniere, Ukraynalı Naftogaz ve Hollanda merkezli EWT gibi uluslararası enerji şirketlerinin üst düzey yöneticileri katıldı. Zirvede küresel ve bölgesel enerji görünümü, enerji yönetiminin geleceği, Doğu Akdeniz'de bölgesel iş birliği ve ticareti güçlendirmek, Avrupa doğalgaz tedariğini çeşitlendirmek, bölgesel ve kıtalararası enerji piyasası bağlantıları, Türkiye ve sürdürülebilir enerjinin genişlemesi ve Güney Gaz Koridoru gibi çeşitli konular ele alındı.

 

Atlantik Konseyi bünyesinde Adrienne Arsht Latin Amerika Merkezi, Afrika Merkezi, Brent Scowcroft Uluslararası Güvenlik Merkezi, Refik Hariri Ortadoğu Merkezi, Dinu Patriciu Avrasya Merkezi, Güney Asya Merkezi, Küresel Enerji Merkezi, Küresel İş ve Ekonomi Merkezi, Milenyum Liderlik Programı ve Transatlantik İlişkiler Programı gibi araştırma birimleri görev yapıyor.

01.12.2017