NATO ÜZERİNDEN AVRUPA-ABD SAVAŞI

Washington Post’un haberine göre ABD yönetimi, asker konuşlandırıp üsler kurduğu Suriye’nin kuzeyinde kalmayı ve Şam’dan ayrı, kendi kontrolünde yönetim kurdurmayı öngörüyor. NATO’dan ise Türkiye’ye ılımlı mesajlar gelmeye başladı. Öte yandan Avrupa ile ABD arasındaki rekabet devam ediyor.

Celal ÇETİN

Suriye'de IŞİD yenilgiye uğrar, İslamcılar zemin kaybetmeye devam ederken Washington Post gazetesine göre Amerikan yönetimi, askerlerini konuşlandırıp üsler kurduğu kuzey bölgesinin Suriye hükümetinin eline geçmesinden korkuyor. ''ABD, IŞİD ortadan kalktıktan sonra, Suriye'deki varlığının ucu açık olmasına çalışıyor'' başlıklı haberde, ABD'nin, Suriye'deki varlığını, bugüne dek IŞİD'le savaşla gerekçelendirdiği, şimdi IŞİD'in sonuna gelinirken askeri varlığı devam ettirmeyi, Cenevre görüşmelerinde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'a ödün verdirmek için baskı aracı olarak sunduğu kaydedildi. Suriye hükümeti ile muhaliflerin katıldığı BM gözetimindeki Cenevre görüşmelerinin 8. turu, 28 Kasım'da başlayacak. 

YEREL HALKLARIN İSTİKRARI İÇİN'

Ancak asıl amacın, Amerikan güçlerinin çekilmesiyle Suriye'nin tamamının Esad'ın kontrolüne geçmesi ve bunun İran adına yeni kazanım oluşturmasını engellemek için Suriye'nin kuzeyinde Kürtlerin hakim olduğu bölgede ayrı bir yönetim kurmak olduğu belirtildi. Haberi kaleme alan Karen DeYoung ile Liz Sly, ABD'li yetkililerin şu sözlerini aktardı: ABD yönetimi, (YPG'nin omurgasını oluşturduğu) Demokratik Suriye Güçleri'ni (DSG) eğitip desteklediği kuzey bölgesinde Amerikan askeri varlığını korumayı ve Esad hükümetinden ayrı, yeni bir yerel yönetim kurmayı planlıyor. Gazeteye konuşan ABD'li yetkililere göre, ucu açık Amerikan askeri varlığı, burada yaşayan toplulukların, yerel bir hükümetin şemsiyesi altında istikrara kavuşmasına yardımcı olacak. 

EDELMAN: ABD’NİN STRATEJİSİ YOK

ABD'nin eski Ankara Büyükeçisi Eric Edelman, İsrail'in ve Basra Körfezi'ndeki Sünni ülkelerin koruyucusu durumundaki ABD'nin Suriye'de uygulamak üzere bir “karşı stratejisi” bulunmadığını, bu durumda Rusya ve İran'ın hiçbir engelle karşılaşmadan Suriye'de kendi düzenlerini kurabileceklerini söylemişti. WP’nin haberi ile Edelman’ın öngörüsü arasındaki fark, ABD’nin bölgede güvenebileceği tek unsurun PYD olduğu gerçeğini ortaya koyuyor. Washington, karşı strateji olarak Suriye’deki Kürtleri kullanıyor.

NATO’DAN ILIMLI MESAJLAR

ABD ile Türkiye arasındaki gerilim kopma noktasına gelirken NATO’dan gelen mesajlar nitelik değiştirmeye başladı.

NATO’nun, ABD Hava Kuvvetleri Komutanı Tod Walters, “Türk yetkililere NATO sistemlerine entegre olabilen sistemler satın almaları konusunda baskı yapmaya devam ettiklerini” açıklamş, NATO Askeri Komitesi Başkanı Orgeneral Petr Pavel da, S-400'lerin satın alınmasının ardından Türkiye'nin “kaçınılmaz sonuçlarla” karşı karşıya kalacağını söylemişti. Pavel, her bir ülkenin kendi savunma kararlarını vermekte serbest olduğunu, ancak Türkiye'nin planlanan S-400 füzelerini almasının “Ankara'nın NATO müttefikleriyle herhangi bir hava savunma sisteminin parçası olmasını engelleyeceğini belirterek “egemenlik ilkesi, savunma teçhizatının ediniminde açıkça görülüyor ancak ülkeler bu kararları vermede bağımsız oldukları gibi, kararlarının sonuçlarıyla yüzleşmede de bağımsızlar” sözleriyle üstü kapalı tehdit etmişti. Pavel, başka teknik kısıtlamaların da ortaya çıkabileceğini ileri sürmüştü.

Ancak NATO Askeri Komitesi Başkanı Çek General Petr Pavel, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 füze savunma sistemleri satın alma kararını kabul etmekten başka seçenekleri olmadığını söyleyerek farklı bir yaklaşım sergiledi.

U.S. News'a konuşan Pavel, "Bu duruma çok pragmatik bir şekilde yaklaşmalıyız. Alternatifimiz nedir? Türkiye'nin bu konuları istişare etmeye hazır olduğunu bilirken bazı sorunlar nedeniyle Türkiye ile ilişkileri bozmalı mıyız? Bu çok mantıksız olurdu" ifadelerini kullandı.

Hem Türkiye'nin hem de İttifak'ın mevcut sorunların tamamını masaya yatırmak istediğine dikkat çeken Pavel, S-400 konusunu çözüme kavuşturacaklarını vurguladı.

Öte yandan Pavel, Türkiye'nin gerek coğrafi konumu gerekse İttifak'ın ikinci büyük ordusu olarak sunduğu kaynaklar bakımından NATO için çok önemli partner olduğunu sözlerine ekledi.

İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore da, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri alma kararıyla ilgili olarak “Bu, tamamen Türkiye’nin kendi kararıdır. S-400’lerin alınması ile Türkiye’nin NATO’dan uzaklaştığı görüşü tamamen absürd. Türkiye, NATO’nun vazgeçilmez bir üyesidir” demişti.

AVRUPA-ABD REKABETİ Mİ?

NATO’dan gelen ılımlı mesajların ABD dışı ülkelerden gelmesi, ABD ile NATO’nun diğer ülkeleri arasında gizli bir rikabetin olduğunu gösteriyor.

ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, ABD’nin başta Rusya ve Çin olmak üzere rakipleri üzerindeki askeri üstünlüğü kaybettiğini belirtti.

Massachusetts’teki Tufts Üniversitesi’nde konuşan Dunford, Rusya, Çin ve diğer ülkelerinin ABD’nin savaş yöntemlerini inceleyerek kendi imkan ve stratejilerini Washington’un üstünlüğünü minimuma indirgeyecek biçimde geliştirdiğini vurguladı.

Dunford, “Örnek olarak Avrupa’daki deniz kuvvetleri ittifakını alırsak Rusya, Transatlantik bağların bizim için NATO kapsamındaki yükümlülüklerimizi yerine getirme açısından çok önemli olduğunu anlıyor” dedi.

Dunford, “Son 10-15 yılda üstünlüğümüz daha muğlak hale geldi. Üstünlüğümüz artık eskisi kadar büyük değil” diye ekledi.

Öte yandan Avrupa, geleceğini şekillendirmeye yönelik planlamalara hız verdi. Almanya Savunma Bakanlığı'na ait bir raporda AB'nin 2040'a kadar çökmüş olabileceği tahmini yer aldı.

Raporda Alman ordusu, Alman hükümeti Avrupa'da gerçekleşebilecek ciddi olasılıkları değerlendiriyor. Rapordaki altı senaryodan üçü, nötr ve olumlu nitelikte. Ancak diğer üçü Avrupa'nın belirsizliğinden söz ediyor. Bunlardan birinde Birlik'in doğusundaki üyelerin Rusya bloğuna katılabileceği, belki de Avrasya Ekonomik Birliği'nin genişleyebileceği söyleniyor. Bir diğerinde Avrupa ülkelerinde iç aşırıcılığın baş gösterebileceği, bir diğerinde de Avrupa'nın bölünmesinden bahsediliyor.

Ancak diğer Avrupa ülkelerinin Almanya kadar geleceğe yönelik projeksiyonlarda ne derece gerçekçi olabileceği tartışılıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dışında Avrupa'da herhangi bir siyasi ve askeri bir birleşme çağrısı duyulmuyor. Bu nedenle Macron ve Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker'in birleşik bir Avrupa ordusu planlarının gerçekleşme olasılığı da tartışılıyor. Gelecekteki askeri senaryolarla üye ülkeler ya da NATO tarafından ayrı ayrı baş edilecek, ki ABD Başkanı Donald Trump'ın öngörülemez politika öncelikleri nedeniyle NATO gelecekteki herhangi bir krizde ABD'nin ne kadar destek vereceğini kestiremiyor.

Özellikle ABD Başkanı Trump’ın AB’yi NATO’da külfet paylaşımı konusunda eleştirmesi Birlik’te güvensizlik oluşturdu. ABD Savunma Bakanı James Mattis ile ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in “müttefiklerin savunma harcamalarını artırarak kendi güvenlikleri konusunda adım atmamaları halinde ABD'nin de gerekli sonuçları çıkaracağını” söylemesi, güvensizliği artırdı.

NATO üyesi ülkeler 2014 yılında itibaren önce savunma harcamalarındaki kesintileri durdurmayı, ardından savunma harcamalarını artırmayı ve on yıl zarfında her üye ülkenin savunma harcamalarını kendi gayri safi milli hasılalarının yüzde 2'sine tekabül edecek şekilde yükseltmesini kararlaştırdı.

2015'te uzun yıllardan beri ilk kez NATO üyesi ülkelerin savunma harcamalarında kesinti yapılmadı. 2016 yılında ise yüzde 3,8'lik bir artış sağlandı. Bu da on milyar doları buluyor.

İNGİLTERE VE ALMANYA FAKTÖRÜ

Avrupa ile ABD arasındaki rekabete İngiltere ve Almanya iki ayrı cephede liderlik yapıyor. İngiltere, ABD’nin azalan gücü/etkinliği sonucu oluşacak boşluğu doldurma planları yapıyor. Eski sömürgesi olarak kabul ettiği Ortadoğu’yu “Büyük Britanya/üzerinde güneş batmayan imparatorluk” hayallerinin çıkış noktası olarak belirleyen Londra, politik girişimlerine hız verdi.

Almanya ise, Avrupa liderliği hayallerinden vazgeçmiş değil. Fransa ile birlikte Avrupa Ordusu kurulmasına çalışan, AB’yi yeniden birleştirerek kendi liderliğinde güç haline getirmek isteyen Berlin de, Washington’dan boşalan boşluğu değerlendirmeyi planlıyor.

NATO’dan Türkiye’ye gelen ılımlı mesajların adreslerinin ABD dışı ülkeler olması, ABD-Avrupa rekabetinin yansıması olarak kabul edilebilir.

İngiltere’nin ABD’nin Ortadoğu’daki gizli anlaşmalarını açıklamasının, Almanya’nın diplomatik şekilde ABD’den farklı politikalar izlemesinin sonuçları dikkatle izlenmeli.

28.11.2017