S. ARABİSTAN-İSRAİL GİZLİ İTTİFAKI

Suudi Arabistan ve İsrail arasındaki “gizli ititfak” günyüzüne çıkıyor. İki ülke arasındaki ittifakın hangi hassas dengeler üzerinde geliştiği ve “ortak düşmanlarının” kimliği ile iki ülkenin ayrı ayrı gizli ajandaları ittifakın amaç ve hedeflerini de gösteriyor.

Celal ÇETİN

İki ülkenin arasındaki gizli ittifak, geçtiğimiz günlerde İsrail Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un, İngiltere merkezli Suudi gazetesi Elaf'a verdiği röportajda İsrail'in İran'a karşı Suudi Arabistan'la istihbarat paylaşımına hazır olduğunu söylemesiyle deşifre oldu. Bu röportaj, İsrail tarihinde bir genelkurmay başkanının ilk kez bir Suudi Arabistan yayın organına verdiği mülakat oldu.

Bundan kısa bir süre sonra, Suudi veliaht prensi Muhammed bin Selman'ın yakın dostu, ülkenin eski Adalet Bakanı Muhammed bin Abdül Karimissa, İsrail gazetesi Maariv'e konuştu.

Karimissa, "Hiçbir ülkede, İslam üzerinden kendini meşrulaştırmaya çalışan terör ve şiddet eylemleri kabul edilemez -buna İsrail de dahil" dedi. Bu açıklama, Suudi Arabistan’ın, belki de Arap coğrafyasında ilk kez İsrail'de gerçekleşen saldırıları eleştirmesi açısından dikkat çekiyor. İsrail’deki saldırıları genellikle Hizbullah ve Hamas üstleniyor.

İki ülke arasındaki balayı, geçtiğimiz günlerde İsrail ordusundan üst düzey bir yetkilinin Londra'da iki Suudi prensle yaptığı görüşmede "Siz artık bizim düşmanımız değilsiniz" demesiyle devam etti.

ORTAK TEHDİT/AMAÇ

İki ülkeyi biraraya getiren ortak tehdidin İran olduğu malum. 2003'te ABD'nin işgaliyle Saddam Hüseyin rejimi yıkıldıktan sonra, Sünni Araplar’ın bölgedeki etkisi Şii İran devletinin eline geçti.

Şiiler, yeni Irak'taki iktidar ilişkilerinde kontrolünü artırdı, Tahran'la bağları güçlendi. Iraklı Şiiler’in Suriye iç savaşında Esad hükümetine destek vermesine bu açıdan bakmak gerekiyor.

Rusya'yla beraber Esad'a verdiği destek, İran için oyunu kendi lehine çevirdi. Sünnilerin itirazına rağmen Tahran'dan Akdeniz'e koridor açması ihtimali güçlendi. Bu gelişmeler, İran'ın Orta Doğu Arap coğrafyasında hakim güç olmasına yol açtı.

Suudi Arabistan ise, uzun yıllardır Ortadoğu’da hem sünnilerin hem bölgenin lideri olma hayalleri kurdu.

Yani Suudi Arabistan ve İran arasındaki rekabet/düşmanlık stratejik ve mezhep çatışmasına dayanıyor.

Lübnan'daki Şii Hizbullah örgütü, Yemen’deki Husiler, Suriye’de Esat rejimi ve Irak’ta merkezi hükümet gibi İran'ın ortakları kazanan taraf konumunda. Bu durum Suudi Arabistan’ın bölgedeki stratejilerine büyük darbe vurmuş durumda.

öte yandan İran’ın nükleer güç olma ihtimali, İsral’in korkulu rüyası.

Sonuç olarak İsrail-Suudi Arabistan ikilisi için İran stratejik baş düşman konumunda.

ORTAK GÜÇ KAYNAKLARI: TRUMP

Hem İsrail ve hem Suudi Arabistan için güç kaynağı görevini ABD Başkanı Trump üstlendi. Trump'ın yönetime gelmesi ve Suriye'deki içsavaş ile Arap Baharı sonrası, Orta Doğu'daki gidişat bu etkenler arasında. Trump iki ülkeyi de ziyaret ederek ilişkilerin stratejik çerçevesini çizdi. İran'la nükleer anlaşmadan rahatsızlığı da bir sır değil.

IŞİD BİLMECESİ

Sünni İslamcı terör örgütü kimliği taşıyan IŞİD’in “görv tanımı” İsrail-Suudi Arabistan’ın ittifakına ayrı bir anlam yüklüyor.

IŞİD, Esat rejimine muhalif olarak ortaya çıktı veya öyle lanse edildi. Bölgede İslam devleti kurma iddiası ile ortaya çıkan, İslam düşmanı olmakla suçladıkları kişi ve kesimleri en vahşi yöntemlerle cezalandıran IŞİD’in bugüne kadar hiçbir İsrail veya İsrail’le ilişkili hedefe saldırmadığı biliniyor.

IŞİD lideri Ebu Bekir el-Bağdadi, Nisan 2015'te yayınlanan konuşmasında militanlarına Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar düzenlemeleri talimatı vermiş, ülkede özellikle Şiiler’i ve güvenlik güçlerini hedef alan saldırılar düzenlenmişti. Ancak 2015’ten sonra ilginç bir şekilde saldırıların sayısında gözle görülür bir azalış oldu.

IŞİD’in ABD ve Batılı ülkeler tarafından kurdurulduğu, Ortadoğu’da yeniden yapılanmanın silahlı gücü olarak kullanıldığı ve Peşmerge/PYD gibi Kürt güçlerinin yolunu temizlemekle görevli olduğu biliniyor.

İNGİLTERE FAKTÖRÜ

İki ülke arasındaki ilişkiler güçlenirken İngiltere’nin hamleleri dikkat çekiyor. İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin ABD/PYD/IŞİD işbirliğini deşifre etmesi, tesadüf değil. Ayrıca İsrail ve Suudi Arabistan’ın Suriye rejimine karşı olması düşünüldüğü zaman, İngiltere’nin bu deşifresi ABD koruması altındaki bu iki ülke için de iyi olmadı.

İngiliz BBC’nin ABD/IŞİD/PYD işbirliğini ortaya çıkarması, ABD-Suudi Arabistan, ABD-İsrail, İsrail-Suudi Arabistan ilişkisi birlikte düşünüldüğü zaman tablo ortaya çıkıyor.

IKBY’yi ve PYD’yi İsrail’in koruma kalkanı olarak kullanmak isteyen ABD, Rusya ve İran’ın müdahalesi ile bu planlarını “bir süre” ertelemiş gibi görünüyor. ABD bunların yerine Suudi Arabistan’ı koruma kalkanı olarak tayin etmişe benziyor.

Koruma kalkanlarının bu görevleri gönüllü kabul etmesini sağlamak zor olmadı ABD için. Birine “bağımsız devlet”, diğerine “Ortadoğu’nun ve Sünnilerin liderliği” sözü vermesi yeterli oldu.

 

SONUÇ: Bu karşılıklı hamleler tesadüften ibaret değil. Taraflar dikkatli bir şekilde sürdürülen bu işbirliğiyle İran'ı uyarmak isterken, Suudi toplumunu da İsrail'le yakınlaşacak ilişkilere önceden hazırlıyor. Öte yandan ingiltere de ABD ve bu iki ülkeyi kendi yöntemleri ile uyarıyor.

25.11.2017