LYME HASTALIĞI ALARM VERİYOR

365 hastalığı taklit edebilen Lyme hastalığı, bu özelliği nedeniyle tıp çevrelerinde “sessiz katil” olarak anılıyor. Hastalık, kalp krizi, şizofreni, bipolar bozukluk, beyin tümörü, bazı kanser türleri, otizm, epilepsi, huzursuz bacak sendromu, ürtiker, haşimato tiroidi, Alzheimer, Parkinson, MS, ALS gibi kas hastalıkları, çölyak gibi pek çok hastalığı taklit ediyor. Hastalık, Türkiye’de “devlet politikası” olarak kabul edilmeli.

Celal ÇETİN

Dünyayı mahveden Lyme salgını Türkiye'ye bulaştı ve hızla insanların hayatını yaşanılmaz hale getiriyor. Ülkemizde günden güne yayılan, kıyamet salgını olarak nitelendirebilecek Lyme hastalığı, hastaneler ve doktorlar tarafından tanınmıyor, tıp fakültelerinde doktorlara eğitimi verilmiyor, gizleniyor ve tedavisi üretilmiyor. Belirtileri arasında Ms hastalığı (multipl skleroz), kandida (candida), depresyon, sindirim problemleri, güçsüzlük, kırmızı göz, yoğun kaşıntı, kepek, zayıflama veya aşırı yağlanma bulunuyor.

Lyme hastalığı uzun zamandır tanınmaktaydı ancak 1975 yılına kadar insanlarda hastalık yaptığı bilinmiyordu. 1975 yılında ABD Connecticut'ta Lyme kasabasında özellikle gençlerde yoğun bir şekilde artrit vakaları görülmeye başlandı. Yapılan araştırmalar bu durumun bazı keneler tarafından ( Ixodes Ricinus, Ambylomma Americanum, Lonestar Tick) bulaştırılan bir tür spiroketten kaynaklandığını ortaya çıkardı. Bu hastalığı oluşturan spirokete Borrelia Burgdorferi adı verilmektedir. Lyme Hastalığı ise adını ABD'nin bu kasabasından almaktadır. Etken spiroket köpek, at, sığır ve kedide hastalık oluşturmakta, birçok vahşi memeli ve kuşları da enfekte etmekte ve böylece bu hayvanlar keneler için bir konakçı olmaktadırlar. Mikroorganizma, kan emen kenelerle bir konakçıdan diğerine nakledilir. Hastalığın yayılmasında öncelikli vektör Ixodes keneleridir. Kene konakçıya yapıştığında, Lyme etkeni sindirim sisteminden kenenin ağız organellerine göç eder ve buradan konakçıya geçer. Yapışan kenenin hastalığı bulaştırma işlemi yaklaşık 12 saat içinde olur.1980’lerde, hem köpeklerde hem de insanlarda rapor edilen hastalık insidansı dramatik şekilde artmıştır. Artık Lyme Borreliozis (LB) dünyada en yaygın artropod kaynaklı hastalık kabul edilmektedir.

NASIL BULAŞIR?

Lyme hastalığı keneler tarafından bulaştırılan bir hastalıktır. Kene cilde yapıştığı andan itibaren hastalığın bulaşma riski vardır. Ancak kenenin yapışık kalma süresiyle birlikte risk de artar. Düşük bir olasılık olmakla beraber kan nakliyle de bulaşabildiği bilinmektedir. Cinsel yolla bulaşıp bulaşmadığı konusunda tartışmalar vardır ancak somut bir kanıt yoktur. Temas veya öpüşme ile bulaşmamaktadır.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Lyme hastalığının belki de en kötü tarafı teşhisinin oldukça zor koyulmasıdır. Hastalığın belirtileri diğer birçok hastalıkla karışır. Diğer hastalıkları taklit etmesi nedeniyle Lyme hastalığı Amerika'da "büyük taklitçi" olarak anılmaktadır.

Lyme hastalığı, deriyi, eklemleri, sinir sistemini ve diğer organ sistemlerini etkileyerek yangısal hastalıklara sebep olur. Semptomlar genellikle enfeksiyonun ilk haftasında oluşur ancak kene ısırdıktan sonra 30 gün içinde de gelişebilir. Bazı vakalarda semptomsuz seyreder.

Erken Lyme hastalığında (erken lokalize dönem) kırmızı halkalı boğa gözü diye tarif edilen şekilde kızarık (erythema migrans) ile kendini gösteren tipik semptom görülür. Lyme hastalığına yakalanmış birçok hastada gelişen bu kızarıklık, hastalık bulaştıktan sonra genellikle 1-2 haftada görülür ve 3-5 hafta süreyle kalıcı olabilir. Dokunulduğunda sıcak olabilir ve genellikle ağrısız veya kaşıntısızdır. Erken dönemde görülen diğer semptomlar; kene ısırığının yakınındaki lenf bezlerinde şişkinlik, yorgunluk, baş ağrısı, ağrı, eklem ağrısı, titreme-ürpertidir.

Lyme hastalığının sonraki aşaması (erken yayılma dönemi) genellikle kenenin ısırmasından sonra genellikle 2 hafta ila 3 ay arasında oluşur. Isırık bölgesinden uzakta 2 veya daha fazla kızarık alan, şiddetli baş ağrısı, aşırı yorgunluk, büyümüş lenf nodülleri, tutulma (özellikle eklemlerde ve boyunda), ışığa duyarlılık, yüz felci, ekstremitelerde titreme veya uyuşukluk, düzensiz kalp ritmi, 38-39°C ateş, meningitis görülür. Lyme hastalığının son aşaması (geç dönem) eğer erken dönemde hastalık saptanamadıysa veya doğru şekilde tedavi edilmediyse oluşabilir. Geç dönem semptomları, enfekte kene ısırdıktan sonra haftalar veya yıllar içinde herhangi bir zamanda oluşabilir. Özellikle dizlerde artirit, genellikle yetişkinlerde görülen idrak bozukluğu görülür. Bu hastalarda en göze batan değişiklikler, kronik artirit, kronik MSS bozukluğu, yüz felci, kısmi felç, psikiyatrik bozukluklar Aşırı yorgunluk hissi Uyku bozuklukları, Dikkatte dağınıklık, unutkanlık, algılama performansında düşüş ve acrodermatitis chronica athropicans (ACA) dır.

NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Lyme hastalığının tanısı için CDC tarafından iki aşamalı bir yaklaşım önerilmiştir. Lyme hastalığı tanısı için alınan tüm serum örnekleri, birinci adım olarak EIA veya IFA gibi duyarlı bir serolojik yöntem ile incelenmelidir. Bu yöntemler ile pozitif yada sınırda bir değer bulunduğunda, standardize immunblot veya westernblot yöntemi uygulanmalıdır. Negatif bulunan örnekler için tekrar test yapılması önerilmemektedir. Ancak hastada erythema migrans oluşumu varsa, başka belirtiler veya test sonuçları beklenmeden hemen tedaviye başlanması gerekir. Lyme'ın teşhisi ile ilgili asıl sorun bazı hastalarda devamlı negatif test sonuçları alınmasına rağmen hastalığın var olmasıdır.

TEDAVİ

Lyme hastalığının tüm klinik formlarında antibiyotik tedavisi uygulanmaktadır. Antibiyotik seçimi, dozajı ve uygulama şekli hastalığın evresi ve klinik görünüme göre değişir.

TÜRKİYE’DE KLİNİĞİ YOK, DERNEĞİ VAR

Lyme konusunda dünyanın en büyük sivil organizasyonu olan Uluslararası Lyme ve İlişkili Hastalıklar Topluluğu (ILADS), çağın hastalığı için dünyayı harekete geçirmiş durumda. ABD'de Lyme hastası sayısı, AIDS hastası sayısını 12'ye katlamış durumda. Hollanda'da çocukların yüzde 30'dan fazlası Lyme hastası. Kedi köpek besleyen herkes, risk altında. Kedinin tırmalayıp sebep olduğu yara, Lyme için başlangıç olabilir. Avrupa'da 25 yıldır hizmet veren Lyme klinikleri var. Ancak Türkiye’de henüz Lyme kliniği açılmış değil.

Dünyada hızla artması, hastanelerin ve doktorların dikkatini bu hastalığa yöneltmesine karşın devlet politikası olarak kabul edilmiş değil. Buna karşılık Dokuz Eylül Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Barbaros Çetin geliyorum diyen tehlikeyi önceden görerek 2015 yılında Türkiye Lyme Hastalığı ile Mücadele Derneği’ni kurdu.

Dünyada bugün 50'nin üzerinde ülkede lyme hastalığı ile mücadele konusunda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu bulunduğunu belirten Türkiye Lyme Hastalığı ile Mücadele Derneği Başkanı Prof. Dr. Barbaros Çetin, "Bu konuda en çok dernek ve vakıf ABD ve Avrupa ülkelerinde bulunuyor. Bunlardan belli başları arasında merkezi ABD'de bulunan Uluslararası Lyme İle İlgili Hastalıklar Derneği (İnternational Lyme ve Associated Disease Society - ILADS) ve yine ABD'nin 44 eyaletinde ve diğer 8 ülkede örgütlenmiş olan Lyme Karşı Ortaklar (Partners Against Lyme-PAL) ile tüm Avrupa'da faaliyet gösteren 'Eurolyme' vakfı sayılabilir" dedi.

Lyme'nin 'yüzyılın hastalığı' olarak da adlandırılmasına rağmen ülkemizde fazla önemsenmediğini vurgulayan Prof. Dr. Çetin şöyle devam etti: "Öldürücü olması sebebiyle 2000 yılından itibaren Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı adıyla ön plana çıktı. Oysa küresel ölçekte baktığımızda Dünya Sağlık Örgütü 117 ülkede lyme hastalığının bulunduğu, içinde Türkiye'nin de olduğu 61 ülkede bu hastalığın endemik olduğunu açıkladı. Son yıllarda az da olsa farkındalık sağlandı ve ülkenin dört bir yanında lyme vakaları bildirilmeye başlandı. Yapılan taramalar ülkemizde de durumun çok ciddi olduğunu ortaya koydu. Çok acil olarak yeni araştırmaların ve tedavi yaklaşımlarının ortaya konması gerekiyor. Acilen lyme doktorlarının görev yapabileceği klinikler açılmalı. Aksi halde lyme ile zamanında mücadele etmemenin sonuçları gelecekte çok büyük acılara neden olacak. Yıllardır yaptığım araştırmalar ve son yıllarda Türkiye'de yapılan seropozitiflik çalışmaları neticesinde, ülkemizde en az 10 milyon kişinin vücutlarında bu bakteri ile yaşadığını düşünüyorum ve endişeleniyorum."

21.11.2017