IŞİD-PYD TUTMADI, S.ARABİSTAN-İRAN VERELİM

ABD ve İngiltere’nin Rakka’daki 3500 IŞİD’liyi tahliye etmesi ABD’de de tartışılıyor. Diplomasi uzmanları, “IŞİD’in yokedilmesini ilk hedef olarak açıklayan” Trump’ın IŞİD’çileri kurtarmasının “kendisi ile çelişkisi” olarak yorumluyor. BBC’nin haberi, Ortadoğu’da oynanan iyi polis-kötü polis tiyatrosunu da deşifre etti.

Celal ÇETİN

İngiliz yayın kurumu BBC’nin ortaya çıkardığı SGD (YPG) ile IŞİD’in anlaşarak 3500 IŞİD’li ile yaklaşık 300 teröristin Rakka’dan tahliyesi Washington’da da tartışmaya yol açtı. BBC’nin haberine göre konvoyda onlarca yabancı savaşçı, tonlarca silah ve mühimmat yer alıyordu.

Tartışmaların odağını, Başkan Donald Trump’ın söyledikleri ile yaptıklarının birbirini tutmaması oluşturuyor.

Mayıs ayında Başkan Trump IŞİD’i ortadan kaldırmak için yeni bir stratejisini açıklamış, Savunma Bakanı Jim Mattis de teröristlere “kaçış imkanı” bırakmayacak taktiksel değişikliklere gidileceğini duyurmuştu.

Mattis’in Mayıs ayında, terörle mücadelede için açıkladığı yeni yaklaşım “IŞİD’i yıpratarak güvenli yerlerden çıkartmak, militanları kendi kalelerinde kuşatmak, böylece IŞİD’i bitirmek” yönündeydi.

Ancak içlerinde yüzlerce IŞİD militanının bulunduğu binlerce Suriyeli’den oluşan bir konvoyun, terörist grubun halifeliğini ilan ettiği Rakka’dan çıkmasına izin verilmesi Amerika’nın IŞİD’le mücadele stratejisiyle örtüşmüyor.

Bazı diplomasi ve savunma uzmanları bunun “yerel milislerle savaş yürütmenin zorluklarından” olduğunu, konvoyun Rakka’dan çıkışına izin vermenin bu stratejiyle ters düştüğü belirtiyor ve bundan rahatsızlık duyuyor.

KOALİSYON BU KADARINI BEKLEMİYORMUŞ!

IŞİD’le Mücadele Koalisyonu Sözcüsü Albay Ryan Dillon’a göre konvoyda en az 300 potansiyel IŞİD militanı ve bunların akrabaları olan 3 bin 500 kadar sivil bulunuyordu. Suriye Demokratik Güçleri (SDG/PYD/PKK) bu kişileri anlaşarak kentten çıkarmanın Rakka’daki sivil ölümleri azaltacağını koalisyona aktardı.

Konvoy anlaşmasına Rakka Sivil Konseyi, SDG ve bölgenin yerel yetkilileri tarafından karar verildi. Amerika anlaşmaya taraf olmazken anlaşmadan haberdardı ve Rakka’yı terk eden konvoyu yakından gözlemledi.

Sözcü, “Konvoy bizim için ideal çözüm değildi, bu şekilde anlaşmalı bir teslim olma yöntemi istemedik” dedi.

Dillon, IŞİD militanlarının ve akrabalarının sayısının yüksekliğini görünce şaşırdıklarını belirtti.

Dillon, “Musul’da IŞİD militanları ölene kadar savaşmışlardı, Rakka’da da aynısını bekliyorduk” dedi. Sözcü, konvoyun Rakka’dan ayrılmasından sonra 100 militanın daha aynı anlaşmayı yapmak istediğini ancak “geç kaldıklarını” dile getirdi.

Albay Dillon, konvoy anlaşmasının Mattis’in açıklamalarıyla ters düştüğü iddiaları karşısında, anlaşmanın Mattis’in bir diğer hedefiyle uyum içinde olduğunu bunun da kaçan yabancı savaşçıların geri dönüşünü engellemek olduğunu söyledi.

Konvoy anlaşmasının parçası olarak ABD destekli güçler, potansiyel teröristlerin biyometrik verilerini topladı. Bu inceleme konvoydaki dört yabancı savaşçının tespit edilmesini sağladı ve bu kişiler gözaltına alındı.

Dillon, Amerika’nın sivillere zarar vermeden konvoydaki militanlara saldırma imkanı olsaydı bunu yapacağını ancak bu fırsatın hiç oluşmadığını söyledi.

Dillon ayrıca, Pentagon’daki gazetecilere ABD’nin ve anlaşmayı haberleştiren BBC’nin konvoydaki militanların sayısı arasında neden bu kadar tutarsızlık olduğunu bilmediğini söyledi.

Dillon, BBC’nin haberinde yer alan rakamları doğrulamalarının mümkün olmadığını belirtti.

KOALİSYON, IŞİD’İ VURMAYI REDDETTİ

Öte yandan Rusya Savunma Bakanlığı, ABD öncülüğündeki koalisyonun terör örgütü IŞİD'i koruduğuna dair kanıtlara ulaşıldığını belirterek, "ABD, tüm uyarılarımıza rağmen Suriye’de El Bukemal çevresinden geri çekilen IŞİD militanlarına hava saldırısı gerçekleştirmeyi reddetti" iddiasında bulundu.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, kilometrelerce uzunluktaki IŞİD konvoyunun 9 Kasım’da Suriye’nin Deyr ez Zor kentine bağlı El Bukemal'den, Suriye'nin Irak sınırındaki Sabha Vadisi'ne doğru ilerlediğinin tespit edildiği ileri sürüldü.

Rusya’nın, konvoya yönelik ortak askeri operasyon yapılması için iki kez ABD öncülüğündeki koalisyona başvuru yaptığı belirtilen açıklamada, "ABD'liler, IŞİD'lilerin gönüllü olarak teslim oldukları gerekçesiyle herhangi bir askeri operasyon yapılmasını mutlak suretle reddetti." ifadesi yer aldı.

Öte yandan Bakanlığın açıklamasında, IŞİD konvoyunun yer aldığı öne sürülen uydu görüntüleri de kullanıldı ancak sonra bu görüntüler silindi. Bakanlık daha sonra önceki görüntülerinin "hatalı" olduğunu belirterek, IŞİD konvoyuna ait olduğu öne sürülen yeni görüntüler ekledi.

MATTİS: SURİYE'DE KALACAĞIZ

ABD Savunma Bakanı Jim Mattis'in Suriye'de barışçı çözüm için yapılan Cenevre görüşmeleri sonuçlanıncaya kadar ABD ordusunun Suriye'de kalacağını söylemesi, yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

Mattis, ABD ordusunun Suriye’den ancak Cenevre’deki barış görüşmelerinin başarılı olduğunun belli olmasının ardından çıkacaklarını söyledi.

Mattis ” Cenevre sürecinin çözülmesinden hemen önce gidecek değiliz. Bu herkesin orada kalacağı anlamına gelmiyor. Bu, belli birliklerin oradan ayrılacağı anlamına da gelmiyor. Sadece bu duruma doğru gittiğimizi söylüyorum. Dürüst olmak gerekirse bu kararları vermedim. Diplomatik çözüm için şartları belirlediğimizden emin olacağız. Yani bilirsiniz sadece polislik kısmını halledip sonra ‘geri kalanı için iyi şanslar’ değil. Biz bunu diplomatik çözümü desteklemek için yaptık” dedi.

İYİ POLİS-KÖTÜ POLİS TİYATROSU

ABD’nin uzun vadeli hedefinin ‘IŞİD 2.0’ ın geri dönmesini önlemek olduğunu söyleyen Mattis “Düşman henüz bölgeyle işinin bittiğini duyurmadı. O yüzden biz onlar savaşmak istediği sürece savaşmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Mattis’in “onlar savaşmak istediği sürece savaşmaya devam edeceğiz” sözü, “ABD’nin bölgede kalabilmek için PYD/YPG’ye ve çatışma ortamına, çatışma ortamının da IŞİD’e ihtiyacı var” şeklinde yorumlanabilir.

Bilindiği gibi Ortadoğu’da “iyi polis-kötü polis” tiyatrosu sahneye kondu. Tiyatroda iyi polis rolünü PYD/PKK, kötü polis rolünü IŞİD üstlendi.

Suriye içsavaşı ile birlikte nereden/nasıl ortaya çıktığı anlaşılamayan Sünni islamcı terör örgütü IŞİD ortaya çıktı. Askeri kurmay zekasının hazırlayabileceği taktikler uygulayabilen, son model Toyota marka araçlarla araziye hakim olan, son model silahlar kullanan, internet ve propaganda taktiklerini iyi kullanabilen, ekonomik-ticari akılla hareket eden bir yapıdan söz ediyoruz.

Böyle bir örgütün bölgenin yerel aşiretlerinden Esat rejimine tepki olarak oluşması mümkün değil. Arkasında güçlü bir askeri/siyasi/stratejik aklın bulunduğu belli.

IŞİD, sahneye çıktığı andan itibaren kendisiyle savaşabilecek ikinci bir aktöre ihtiyaç vardı. Ki, Irak’ta Peşmerge, Suriye’de PYD/YPG (PKK) de sahneye çıktı.

Süreç içinde Peşmerge ve YPG IŞİD’e karşı “zafer” kazanmaya, hakim oldukları bölgeleri genişletmeye başladı. Bir zamanlar IŞİD’in Araplar’dan, Türkmenler’den, Ezidiler’den aldığı bölgeler Peşmerge’nin ve YPG’nin eline geçti.

“IŞİD’in aslında bölgedeki Kürtler’in önünü temizlemekle görevlendirildiği (Kürt devleti projesi)” gerçeği kısa sürede deşifre edildi.

BBC’nin açığa çıkardığı Rakka anlaşması ile bu görevlendirme deşifre edildi. Trump’ın ve Mattis’in “IŞİD’i yok edene kadar savaşacağız” açıklamalarının ve “YPG IŞİD’e karşı zaferler kazanıyor” propagandasının aksine IŞİD ve PYD/YPG’nin bölgede ortak hareket ettiği netleşti.

YENİ TİYATRO TEZGAHLANIYOR

IŞİD-PYD ortaklığının deşifresi ve tiyatronun başarısız olması, ABD’nin yeni tiyatroyu sahneye koymasına yol açtı. “İyi polis Suudi Arabistan, kötü polis İran” tiyatrosu. Bu tiyatronun diğerinden farkı, İran kötü polis rolünü üstlenmek istemedi, ABD zorla bu rolü verdi.

Yeni tiyatro ile İsrail’in en büyük düşmanı olarak kabul edilen İran cezalandırılacak ve bölgede Şii tehdidi bertaraf edilecek. Yeni tiyatronun senaryo yazarları değişmedi. Washington, Londra, Tel Aviv. Oyuncu kadrosuna ise Sünni İslam dünyasının yeni lider ülkesi olarak Suudi Arabistan, yeni lideri olarak da veliaht Prensi Muhammed bin Selman getirildi.

Yeni tiyatronun eskisinden bir diger farkı da, eski tiyatroda IŞİD-IKBY/PYD/PKK ittifakı ile Büyük Kürdistan adıyla Büyük İsrail Projesi hayata geçirilmek istendi. Ancak bu plan başarısız olunca B planı (ikinci tiyatro) sahneye sokuldu: İran’ı tehdit olmaktan çıkartarak İsrail’in rahatlatılması.

ABD, olası Suudi Arabistan-İran çatışmasında müttefikini korumak için bölgede kalmaya devam edecek.

İkinci tiyatro da başarısız olursa senaristlerin üçüncü bir tiyatro sahneleme imkanları büyük ölçüde kısıtlanacak. Bu nedenle ikinci tiyatroya engel olunması, bölgenin selameti için yaşamsal önem taşıyor.

15.11.2017