SENSÖRLÜ İLACA ONAY ÇIKTI

ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), şizofren ve bipolar bozukluk gibi bazı psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmak üzere sindirilebilir sensöre sahip ilaca onay verdi. Sensörlü ilaç çalışmalarının geçmişi 2000’li yılların başlarına kadar gidiyor. Çalışmaların öncü kuruluşu olarak kabul edilen Novartis İlaç Şirketi, aynı zamanda GDO da üretiyor.

Celal ÇETİN

FDA'nın Psikiyatri Ürünleri Bölümü Başkanı Mitchell Mathis, yaptığı açıklamada, sindirilebilir sensöre sahip ilaç sayesinde hastaların ilaçlarını alıp almadıklarının kontrol edilebileceğini belirtti.

İlaç hasta tarafından yutulduktan sonra mide sıvısıyla temasa geçtiğinde içindeki sensör sayesinde vücuda yapıştırılan banda sinyal gidiyor. Daha sonra ilacın sindirildiği bilgisi banttan hastanın cep telefonundaki uygulamaya ulaşıyor.

Öte yandan, hastalar isterlerse yakınlarına ya da doktorlarına web tabanlı bir portal aracılığıyla cep telefonlarına gelen bilgiye erişmelerine izin verebiliyor.

ÇİPLERLE UZAKTAN KONTROL DÖNEMİ
Pentagon, sözde sağlık durumlarını uzaktan kontrol edebilmek için ABD askerlerine mikroçip koymak için Clemston Üniversitesi, Bioelektrik Biosensör Bioçip Merkezi’ne 1.6 milyar dolarlık son sistem çip ısmarladı. Böylece askerler bir robot gibi rahatlıkla uzaktan kontrol edip yönlendirilebilecekler.

Yakında çipli ilaçlar veya vücuda konulan çipler, herkesin bir kimliği yerine geçecek, herkes böylece kontrol altında tutulacak,
çip takılmayı ret edenlere sağlık sigortası yapılmayacak, bankada hesap açılmayacak. Ödemeler bile deri altına konulmuş çiplerle olacak.

Çip üretimi stratejik bir sektör olduğundan Batı’da fabrikalar kapanırken, çip üreten dünya devi İntel ABD’de (Arizona, Oregon) yeni nesil çip üretimi için milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor.

TÜRK PROF.’UN BİLİMSEL BAŞARISI

MIT Koch Enstitüsü’nde yapılan araştırmalara katılan Prof. Canan Dağdeviren ve araştırmacı Giovanni Traverso tarafından da sindirilebilir sensörler geliştirildi. ABD Gıda ve İlaç İdaresi tarafından onaylanan sensörlü ilaç prensibiyle çalışıyor.

Esnek yapısı sayesinde hap şekline getirilen sindirilebilir sensörler, içinde bulundukları kapsül eridikten sonra mideye yerleşiyor. Mideye yerleştikten sonra sindirim bozukluklarını ve besin alımlarını izleyecek olan sensörler, ilaç alımlarını izlemek için de kullanılabilecek.

İlaçlar ve sindirim bozukluklarının haricinde besin alımlarını da takip edebilen sindirilebilir sensörler özellikle obezite riski taşıyan hastalar için oldukça başarılı bir alternatif. Sensörler sayesinde doktorlar hastalarının yedikleri besinleri takip edebilecek ve bu besinlere göre bir program oluşturabilecek.

İlk olarak domuzlar üzerinde test edilen sindirilebilir sensörler herhangi bir sıkıntı ile karşılaşmadan iki gün boyunca besin alımlarını başarılı bir şekilde takip edebildiğini de ekleyelim. Açıldığında 2.5 cmkatlandığında ise 1 cm boyutlarında olan sindirilebilir sensörler, sindirilebilir katı sensörlere oranla çok daha güvenli bir yöntem.

Cana Dağdeviren yaptığı açıklamada: “İlk kez, esnek ve piezoelektrikli bir cihazın midede mekanik veya elektrik bozunmaya uğramadan iki güne kadar kalabildiğini gösterdik” diyor. Araştırmacılar bir sonraki aşamada cihazı batarya bağımlılığından tamamen kurtarıp, daha güvenli hale getirmeyi amaçlıyorlar.

ÖNCÜ NOVARTİS FİRMASI

Sensörlü ilaçlar konusunda İsviçe merkezli Novartis ilaç firması uzun yıllardır araştırma yapıyor. Firma, 2000’li yılların başında çalışmalarına hız verdi ve sensörlü, çipli çok ufak ilaçlar (sensor based drugs) üretti. Henüz deneme aşamasında olan ilaçların aşama aşama onaylatılarak piyasaya sürülmesi planlanıyor.

Bu sensörlü akıllı ilaçlar bir silikon ve metal karışımından yapılmış. Mide asidi ile aktive oluyor ve vücuttaki belli aktiviteleri erken uyarı sistemi gibi kablosuz haberleşme veya bluetooth sistemi yardımıyla doktorun bilgisayarına veya telefonuna aktarıyor. Şirket bu ilaca hali hazırda 24 milyon dolar harcadı. Novartis’in dışında 31 firma daha bu ilaç üzerinde çalışıyor.

Bu tip ilaç, hali hazırda organ nakli hastalarında kullanılıyor. İlaç vücudun yeni organa karşı uyumunu denetleyip doktora bildiriyor. Bu çipli, sensörlü ilaçlar çok büyük medikal devrim, buluş ve hastalıkların erken teşhisinde kolaylık gibi görünüyorsa da, bazı uzmanlar bu uygulamanın yaratacağı tehlikelere dikkat çekiyor.

Çipler 1960-70’lerden beri piyasada, fakat son yıllarda çok geliştirilip boyutları 5 mikro milimetreye kadar düşürüldü (saç kılı 50 mikro milimetre). Yeni çipler kıldan ince olduğu için aşı ile çocuklara bile enjekte edilebiliyor.

NOVARTİS, GDO ÜRETİYOR

Novartis, merkezi İsviçre’nin Basel kentinde bulunan çok uluslu bir ilaç şirketidir. Dünya çapında 150.000’e yakın çalışana sahip olan Novartis’in yıllık cirosu 60 milyar dolara yakındır. Şirket 2013 yılı verilerine göre 57.9 milyar dolarlık satış hacmiyle kendi sektöründe birinci sıradadır.

Novartis ve AstraZeneca firmalarının 2000 yılında birleşmesi sonucu 6,8 milyar dolarlık bir tarım ve kimyasal şirketine dönüşen Syngnta firması; halen ‘Novartis ilaç’ markasının da ticari sahibi ve bu isimle ilaç üretimine devam ediyor.

İsviçre merkezli ancak çok uluslu bir şirket olan Syngnta, dünyanın en büyük GDO üreticilerinden biri. Yöneticilerinin çoğu İngiliz olan firma, zehirli kimyasalları nedeniyle sık sık dünya basınına malzeme oluyor.

Ürünleri, süt üretimini sekteye uğrattığı için davalık olan Novartis (Syngnta); ABD’li ‘Epicyte Şirketi’nin Eylül 2001’de “Gebeliği engelleyen Mısır ürettik. Sperm öldürücülü antikorlar üreten mısırlarla dolu bir seramız var” açıklamasından sonra bu firma ile gebelik engelleyici ilaç geliştirme proje ortaklığı kurdu.

Doktorların ifadesine göre kronik ‘Miyeloid Lösemi’ (kanser) tedavisinde etkili bir ilaç olan Imatinib Mesylate'ın üreticisi olan Novartis’in Hindistan’da başlattığı savaş ve bu savaşta kullandığı tehdit, adeta lösemili çocukların hayatlarına mal olacak cinsten.

Bu ilaç Novartis'in dışında; Hintli Natco, Cipla, Ranbaxy ve Hetero gibi birçok firma tarafından da üretiliyordu. Novartis, 2013’te Imatinib Mesylate'ın beta kristalin formuna patent almak için Hindistan'da Chennai Yüksek Mahmemesi'nde dava açtı.

Novartis'in ürettiği ilacının Gleevec'le aylık tedavi masrafı 2 bin 500 dolar iken, aynı ilacın Hintli firmalarda üretilen eşdeğerinin aylık toplam tedavi masrafı ise sadece 175 dolar. Aradaki fark 14 kattan fazlaydı.

Novartis davayı kaybetti. Sivil toplum örgütleri kararı, yoksullukla mücadelede bir dönüm noktası olarak nitelendiririrken ilaç firmaları bu karardan hoşlanmadı.

Hint Mahkemesi, Novartis'in patent başvurusunu onaylamış olsaydı yerel firmalar bu ilacı üretemeyecek, halen bu ilaçla tedavi görenlerin yüzde 99'un ilaca erişemeyecekti.

Ayrıca Novartis, bu patent hakkını elde etmiş olsaydı, bu karar diğer firmalar için örnek oluşturacak ve halen ucuza erişilebilen çok sayıda ilacın üretimi engelleneceği için fiyatlar artacaktı.

Mahkeme Novartis’in talebini reddederek Hindistan’ın ucuz ilaç üretiminde "3. Dünya'nın Eczanesi" diye anılan önemli rolünü korumuş oldu.

Novartis patent hakkını elde etmiş olsaydı, Hindistan’ın ürettiği ve ekonomik muadil  ilaç alan 150 ülkede sadece lösemili çocuklar değil tüm hastalar etkilenecekti.

15.11.2017