"AB ORDUSU" GERÇEKÇİ Mİ?

Avrupa Birliği savunma alanında, ortak ordu için önemli bir adım attı. Fransa ve Almanya dahil 23 ülke, PESCO olarak bilinen Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği Savunma Anlaşması’na imza attı. 28 üyeli AB’nin 23 üyesinin imzaladığı anlaşma, güvenlik sorunları için askeri yatırım ve proje geliştirilmesi amacı taşıyor. Anlaşmayı, 2019 yılında AB’den resmen ayrılacak olan İngiltere imzalamadı.

Celal ÇETİN

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, anlaşmayı Avrupa savunmasında tarihi bir an olarak niteledi. İmzacı olmayan AB ülkelerinin anlaşmaya daha sonra katılabileceğini belirten Mogherini, taraf olan bazı ülkelerin savunma kapasitesi ve askeri operasyonlar konusunda 50’den fazla ortak proje hazırladığını açıkladı.

Federica Mogherini, birlikten ayrılmaya hazırlanan İngiltere’nin de tüm AB’ye yararı olacaksa bu proje bazında ortak savunmada yer alabileceğini söyledi.

AB temsilcisinin dikkat çektiği bir başka nokta da, ortak ordu çalışmalarının NATO’nun güvenlik çıkarlarını tamamlayıcı nitelikte olabileceği. Mogherini, AB’nin konvansiyonel silahlarının yanı sıra propaganda ve siber saldırıların dahil olduğu hibrit savaşlar için gerekli araçlara sahip olduğunu açıkladı.

İşbirliği anlaşması çerçevesinde imzacı ülkeler savunma amaçlarıyla ilgili eylem planlarını sunacak. AB’nin askeri yetkilileri ve Savunma Ajansı bu planları inceleyecek. Taahhütlerini yerine getirmeyen ülkeler, gruptan atılabilecek.

AB yetkilileri, bu adımın sadece bürokratik işbirliği olmadığının altını çiziyor. Amaç Avrupa savunma sanayini ve askeri kapasiteyi geliştirecek yatırımlar yapmak.

PESCO kapsamında, AB ülkeleri askeri harcamalarını arttırma taahhüdünde bulunacak. Ancak NATO’da olduğu gibi gayrisafi milli hasılalarının yüzde ikiden fazlasının ayrılması gibi bir kurala tabi olmayacaklar.

Dışişleri ve savunma bakanlarının Brüksel’de imzaladığı anlaşma, Aralık ayında düzenlenecek AB liderler zirvesinde, devlet başkanları tarafından da imzalanarak resmiyet kazanacak.

FİKİR BABASI, STEINMEIER

AB, birçok farklı meselede olduğu gibi NATO’ya alternatif olabilecek bir askeri yapılanmanın üye ülkelerin desteği ile kurulup kurulmaması noktasında da uzun tartışmalara rağmen bir sonuca ulaşamadı. İngiltere ve Polonya gibi ülkelerin içerisinde olduğu AB üye ülkelerinden müteşekkil bir kamp, NATO’ya alternatif olabilecek bir AB Ordusu kurmaya başından beri itiraz ediyor. Diğer kampta bulunan Almanya ve Fransa gibi muhtelif AB ülkeleri ise Avrupa’nın güvenliğinin Amerika Birleşik Devletleri’nin başını çektiği askeri bir savunma paktı ile birlikte kurulacak bir Avrupa Birliği Ordusu ile daha da garantiye alınması gerektiğini öteden beri dile getiriyor.

Avrupa Ortak Ordusu fikri, ilk kez dönemin Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier tarafından ortaya atılmıştı. Steinmeier, AB ülkelerinin “ortak bir ordu” kurma hedefiyle, savunma alanında daha güçlü işbirliği yapmasını önermiş, bu öneri Fransa'dan da destek görmüştü.

Steinmeier bu doğrultuda ilk adım olarak, savunma bakanlarını bir araya getirecek bir konsey oluşturulabileceğini ve Avrupa Birliği Askeri Akademisi’nin kurulabileceğini kaydetmişti.

Alman Dış Poliitika ve Güvenlik Enstitüsü uzmanlarından Professor Walther Stützle, Steinmeier tarafından ortaya atılan öneriyi konusunda, “Aslında bu NATO ittifakı içerisinde hala çözüme kavuşturulamayan bir tartışma. AB ordusunun kurulması, NATO’ya zarar verir mi, vermez mi? Anahtar soru budur ve bugüne kadar da buna çözüm bulanamamıştır” değerlendirmesinde bulunmuştu.

AB Ordusu ile ilgili tartışmalar daha eski tarihlere dayanıyor.2006’da 5’incisi düzenlenen Bernil Güvenlik Konferansı’nda AB ortak savunma politikaları masaya yatırılmış, ancak ABD ile ilişkiler, Avrupa’nın yeterli savunma bütçesine sahip olup olmaması, AB üyesi ülke halklarının savunmaya ayrılacak bütçeye verecekleri tepkiler gibi konularda konsensüs sağlanamamıştı.

Konferansı Başkanı Karl von Wogau, AB’nin yılık savunma harcamalarının (2006 rakamlarıyla) 170 milyarı bulduğunu hatırlatarak, “Bu rakamın ABD’nin askeri harcamalarının yalnızca yüzde 40’ını bulduğunu göz önünde tuttuğunuzda Avrupa’nın savunma harcamalarının azlığı ortaya çıkar. Amerikalılar ayrıca etkinlik konusunda da eleştiriyorlar: Bizim yüzde 40’ımız kadar harcıyor, yüzde 10’umuz kadar etkin olabiliyorsunuz, görüşünü savunuyorlar. Etkinlik konusundaki zaafımızın temel nedeni, aynı işi 25 kere ayrı ayrı yapıyor olmamız” demişti.

HAYALİ CANLANDIRAN, MACRON

Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Eylül ayında güvenlik ve terörle mücadele alanlarında daha fazla işbirliği istediğini ve ilk hedefinin Avrupa vizyonunun bir parçası olarak ortak AB savunma gücü kurmak olduğunu açıkladı. Macron, ortak birer savunma bütçesi ve politikası geliştirmek gerektiğini, ayrıca Avrupa askeri eğitim akademisi kurmak istediğini söyledi.

Daha önce Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker'in yanı sıra bazı AB ülkeleri de Rusya ve diğer tehditlere karşı ortak bir askeri gücün oluşturulması gerektiğini söylemiş, fakat AB üyesi olan İngiltere böyle bir adımın NATO'ya zarar vereceğini öne sürerek karşı çıkmıştı.

2020'de faaliyete başlamasını umduğu ortak savunma gücünün NATO'nun yerini almak yerine NATO'yu destekleyen bir yapıda olması ve AB'nin ortak askeri gücü olarak hareket etmesi gerektiğini açıkladı.

ALMANYA DESTEKLİYOR

Almanya da AB Ordusu konusuna olumlu yaklaşıyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel Avrupa ordusu kurmanın mümkün olduğunu, Avrupa'da daha güçlü bir askeri işbirliğine gidilmesinin olumlu sonuçlar doğuracağını açıkladı.

ABD merkezli Foreign Policy dergisi, Almanya'nın Avrupa'da kendi geniş bir Avrupa ordusu kurmaya çalıştığına yönelik somut şüpheler oluştuğunu yazdı

Habere göre, Almanya'nın 'Çerçeve Ülkeler Konsepti' adıyla organize ettiği askeri entegrasyon çalışmasının, 'küçük bir askeri ortaklığın ötesinde' amaçlar taşıdığına yönelik güçlü belirtiler bulunuyor.

Almanya’nın Avrupa’daki iki yakın müttefiki Çek Cumhuriyeti ve Romanya ile geçtiğimiz Şubat ayında ordularını entegre etme kararını hatırlatan Foreign Policy dergisi, o günden beri Almanya her ne kadar söz konusu askeri entegrasyon hamlesini düşük profilli gösterse de, ‘Avrupa Ordusu’ oluşturmak yolunda sessiz bir somut gelişme içinde olduğunu yazdı.

Anlaşma kapsamında her ne kadar Romanya ve Çek Cumhuriyetinin bütün silahlı birlikleri Bundeswehr’e (Alman Ordusu) katılmasa da, Romanya’nın 81’nci mekanize tugayı ile Çek Cumhuriyeti'nin savaş kabiliyeti en yüksek birliği olan 4’ncü Hızlı İntikal Tugayı, Alman ordusunun 10’ncu Zırhlı Tümeni'nin parçası olacaklar. Böylece Alman ordusuna entegre olan Avrupa ülkesi sayısı üçe çıkmış oluyor. Daha önce de Hollanda’nın bir tugayı Alman Hızlı Müdahale Tümenine ve bir başka tugayı ise 1’nci Zırhlı Tümenin parçası haline gelmişti.

ABD VE NATO KARŞI

Amerika liderliğindeki NATO da kendine paralel Avrupa ordusunun kurulmasını istemiyor. Uzun yıllardan beri ABD, NATO içindeki Avrupalı ortaklarından savunmaya ayırdıkları bütçeyi artırmalarını ve yüzde 2’lik bir gayri safi yurt içi hasılasının NATO’ya tahsis edilmesini istiyor.

GÖÇMEN KRİZİ, AB ORDUSU’NA TEMEL OLDU

AB Ordusu projesinin yeniden gündeme gelmesinin temel sebebi, Suriye Krizi ve diğer geri kalmış bölgelerden Avrupa’ya doğru yoğunlaşan göçmen akını. Milyonlarca mültecinin Avrupa kapılarını zorlamaya başlaması ve kendi içinde huzurla yaşayan Avrupa halklarının terörle tanışması Avrupa’nın “kendini koruma refleksini” harekete geçirdi.

Ayrıca ABD’nin Suriye’de beklenilenden daha az insiyatif alması ve Ortadoğu’da bulunan bazı önemli noktalarda ki istihbarat kapasitesini düşürmesi ile beraber, NATO ile uyumlu çalışacak fakat NATO’dan bağımsız bir Avrupa Birliği Ordusu kurulması fikri birlik içerisinde daha güçlü bir şekilde dile getirilmeye başlandı.

Özellikle Brexit ile İngiltere’nin birlikten çıkma kararı alması ve Trump’ın başkan olması ile birlikte NATO üzerinden Avrupa Birliği savunma ve güvenliğini zaafa düşerecek açıklamalarda bulunması AB Ordusu kurulmasını isteyenlerin elini güçlendirdi.

AB Ordusu projesinin bu kez gerçekleşme şansının yüksek olduğu söylenebilir.

14.11.2017