DÜŞMANIMIZ ORTAK, FARKINDA DEĞİLİZ

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk milleti ve İslamiyet görülmedik ölçüde saldırı altında. Küresel sermayenin sponsorluğunda Batı emperyalizminin laboratuvarlarında hazırlanan yüzyıllık planlar yeniden raflardan indirildi. Planlar 4 aşamadan oluşuyor.

Celal ÇETİN

Sözkonusu Anadolu coğrafyası ve üzerinde yaşayanlar hedefe konulmuş durumda. Buna karşılık ne yazık ki bu toprakların asli sahipleri, etnisite ve mezhep temelinde ayrıştırmak yetmemiş gibi laik-muhafazakar, AKP’li olan-olmayan, Reisçi olan-olmayan olarak da ayrışmış durumda.

Anadolu topraklarında yaşayanların bugüne kadar birlik/dirlik içinde yaşamasını sağlayan ortak paydaların teker teker ortadan kaldırılması bugünleri getirdi. Bugün ortak paydaları ortadan kaldıran küresel sermaye ve emperyalizmin tehditleri, bizi birbirimize bağlaması gereken ortak paydamız oldu.

Küresel sermayenin/emperyalizmin Anadolu coğrafyası için çizdiği yol haritasında 4 ana hedef bulunuyor. Bu hedeflerin ortak noktası ise, bizi biz yapan ortak değerlerin ortadan kaldırılmasıdır.

1. HEDEF: MİLLİ AİDİYET DUYGUSU

Küresel sermayenin/emperyalizmin yüzyıllara dayanan hedefi, bu toprakların asli sahiplerini Anadolu coğrafyasından çıkarmaktır.

Çanakkale Savaşı ile başlayan süreç, Milli Mücadele sonucu yırtılar Sevr ile akamete uğradı. Bugünün değişen işgal konseptine göre Anadolu insanının binlerce yıllık birikimi, kültürü ve değerleri ortadan kaldırılmak, “milliyetsiz bir topluluğa” dönüştürülmek, milli aidiyet duygusu yok edilmek isteniyor.

2. HEDEF: DİNİ İNANÇLAR

Küresel sermaye/emperyalizm bu hedef için 3 aşamalı plan uyguluyor.

A) Birinci aşamada önce “ılımlı İslam, dinler arası diyalog, medeniyetler ittifakı” gibi projeler devreye sokuldu.

Amaç, İslamiyet ile Hıristiyanlık ve Yahudilik’i yakınlaştırarak “melez İslam anlayışı (ılımlı İslam)” oluşturmaktı.

Plan bir dereceye kadar başarılı oldu. Türkiye’de FETÖ (cemaat yapılanması) ile melez İslam anlayışı İslamiyet olarak sunuldu ve taraftar buldu.

Eşzamanlı olarak Arap/Vahabi anlayışı İslamiyet olarak Türk insanının inanç sistematiğine monte edildi. Türk kültüründe ve İslam felsefesinde olmayan pek çok kurgunun toplumda İslam olarak algılanması sağlandı.

B) İkinci aşama, birinci aşamayı desteklemek/güçlendirmek amacıyla devreye alındı. “İslam=terör” algısı.

Ortadoğu’dan Afrika’ya, Orta Asya’dan Avrupa’ya kadar dünya çapında IŞİD gibi sözde İslamcı terör örgütleri peydahlandı ve vahşet görüntüleri ekranlara yansımaya başladı. Suriye, Nijerya gibi ülkelerde pratiğe dökülen algı operasyonu, Pariste Charlie Hebdo, Londa köprüsü, Manchaster, Stockholm, Berlin Nice, Brüksel, Kopenhag, Madrid gibi Avrupa kentlerinde de sahneye kondu.

Küresel ölçekli bu saldırıların İslamiyet’e bedeli çok ağır oldu.

C) Üçüncü aşama, son aşamaydı. “islamda reform” algısı.

Terörle özdeşleştirilen ve darmadağın edilen İslam coğrafyasının “üzerimize yapışan bu algıdan kurtulmak için İslam’ı yeniden yorumlamamız gerekiyor” algısını kabul etmesi sağlandı.

“İslam’da reform” tuzağının sonuçları sır değil. İslam’ın içi boşaltılacak, yerine Batı laboratuvarlarında hazırlanan ve küresel sermayenin/emperyalizmin kuralları konulacak. Bir başka deyişle, Ilımlı İslam’a dönüştürülecek.

Emperyalizmin bu planlarının başarıya ulaşmasında en büyük etken, İslam coğrafyasının ortak aklı olarak kurulan İslam Konferansı Örgütü, Arap Birliği gibi kuruluşların ABD ve Batı’nın gölgesinden kurtulamaması ve çözüm üretememesidir. Suudi Arabistan örneğinde olduğu gibi yönetim sistemlerinin bekası, diktatörlüklerin devamı için biat kültürünün korunması, demokrasi ve hukuk gibi kavramların sınırlardan sokulmaması bir diğer etkendir.

Ancak emperyalizme bağımlılığın iktidarlarının garantisi olmadığı gerçeği Suudi Arabistan, Barzani, Saddam, Kaddafi örneklerinde yaşandı. Yine yaşanacak.

3. HEDEF: ETNİK PARÇALANMA

Küresel sermayenin/emperyalizmin bir diğer silahı, etnik ayrışma yoluyla Anadolu’yu çökertmek. ABD ve Avrupa’da üniter yapıyı güçlendiren tedbirler alınırken Türkiye’ye, “demokratik açılım” dayatması yapıldı. Demokratik açılımın, emperyalizmin yüzyıllık planının (Sevr) devamı olduğu da sır değil. Bu topraklarda yaşayanların “etle tırnak” olduğunu bilen emperyalizm, tırnağı sökmek istiyor.

Türk-Kürt ayrışması, bu topraklara yapılabilecek en büyük saldırıdır. Barzan ailesinin Yahudi olduğu, PKK/PYD terör örgütünün ABD ve İsrail tarafından kurdurulduğu düşünülürse “Büyük Kürdistan” maskesinin arkasında “Büyük İsrail” olduğu görülebiliyor. Anadolu coğrafyasında, Ortadoğu’da ve küresel çapta Türk-Kürt veya farkıl etnik kökenlerin emperyalizm için hiçbir önemi yok. Onlar için kullanılan ve satılan canlı türleriyiz, o kadar.

Suriye, Irak, Yemen, Libya örneklerde yakılıp yıkılan Müslümanlar’ın yurtları, ölen/öldüren/yakıp yıkan Müslüman.

Ortadoğu’da ABD/israil ikilisine güvenerek bağımsızlık referandumu yapan Barzani’nin başına gelenler ile Avrupa’da İspanya’dan ayrılmak üzere referandum yapan Katalonya’nın başına gelenler, orta ve uzun vadede tüm ezberleri bozacak nitelikte.

Bu gelişmeler, ulus devletlerin gerekliliğini güçlendiren yaşamsal dönüm noktalarıdır.

4. HEDEF: CUMHURİYET REJİMİ VE ATATÜRK

İnanç özgürlüğünün, etnik ve mezhep farkı ne olursa olsunvaandaşların barış ve huzur içinde yaşamasının teminatı; laik, demokratik hukuk devleti olan Cumhuriyet Türkiyesi’dir. Atatürk’ün “muassır medeniyet” yolunda ilerleyen cumhuriyet rejimi, Batı emperyalizmi için tarihsel bir anlam taşıyor. Milli Mücadele ile “geldikleri gibi gittikleri” bu topraklara yeniden dönebilmek için Atatürk’ün mirası olan Cumhuriyet’in telem felsefesinin ortadan kaldırılması gerektiğinin farkındalar.

Cumhuriyet rejimi; “sabahın köründe camiye gitmek için evinden çıkan vatandaşla, yine sabahın köründe evine gitmek için meyhaneden çıkan vatandaşın sokakta anlayışla, hoşgörü ve saygıyla selamlaşması” demektir.

Cumhuriyet rejimi; “Türk-Kürt, Alevi-Sünni, inanan-inanmayan, kadın-erkek olduklarına bakılmaksızın herkesin eşit haklara sahip vatandaş olduğunun kabulüdür.”

Sonuç olarak alt kimliklerimiz ne olursa olsun üst kimliğimiz, “Anadolu topraklarının asli sahipleri olduğumuz” gerçeğidir.

Düşmanımız ortak. Kaderimiz ortak. Geleceğimiz ortak. Yediğimiz içtiğimiz ortak. Ağıtlarımız ortak. Sevinçlerimiz, hüzünlerimiz ortak. Mezarlarımız ortak.

Anadolu düşerse hepimiz altında kalacağız.

AVRUPA’DAKİ TERÖR SALDIRILARI

Ağustos 2017, Barcelona

Barcelona'nın en işlek caddelerinden Las Ramblas'ta bir minibüs insanların arasına daldı. Saldırıda 12 kişi hayatını kaybetti, 80'den fazla kişi yaralandı. Polis, olayı bir terör saldırısı olarak nitlendirdi. Saldırıyı IŞİD üstlendi

Haziran 2017, Londra

Üç saldırganın bulunduğu kargo aracı Londra Köprüsü'ndeki yayaların üzerine sürüldü. Saldırıda 7 kişi hayatını kaybetti.

Mayıs 2017, Manchester

Amerikalı şarkıcı Ariana Grande'nin konseri sonrası Salman Abedi adlı terörist kendini havaya uçurdu. 23 kişi hayatını kaybederken, 120 kişi de yaralandı. Hayatını kaybedenlerin çoğu çocuktu. En küçüğü ise sekiz yaşındaydı.

Nisan 2017, Stockholm

İsveç'in başkenti Stockholm'de bir saldırgan kullandığı kamyoneti önce insan kalabalığı üzerine, daha sonra da bir alışveriş merkezine sürdü. Beş kişinin öldüğü saldırıda 15 kişi de yaralandı. Polis, aynı gün 39 yaşındaki bir Özbek'i saldırı şüphelisi olarak tutukladı.

Mart 2017, Londra

Bir saldırgan, Londra'nın merkezindeki köprüde bir otomobili yayaların üzerine sürdü ve bir polisi bıçakladı. Dört kişi hayatını kaybetti. İngiliz güvenlik güçleri saldırganı vurdu.

Şubat/Mart 2017, Paris

Orly Havaalanı‘nda bir kişi devriye gezen polisin silahını almaya çalışırken vuruldu. Şubat ayı başında ise Louvre Müzesi yakınlarında bir Mısırlı elinde palayla bir askeri devriyeye saldırmaya kalkınca vuruldu.

Aralık 2016, Berlin

Almanya'nın başkenti Berlin'de Noel'den kısa bir süre önce bir Noel pazarı saldırıların hedefi oldu. Bir IŞİD militanı, kaçırdığı bir TIR'ı Noel pazarındaki insanların üzerine sürmüş ve 12 kişi hayatını kaybetmişti. Tunuslu saldırgan birkaç gün sonra Milano‘da polis tarafından vurularak öldürüldü.

Temmuz 2016, Nice

Fransa Ulusal Günü'nde Fransa'nın ünlü liman kenti Nice'te düzenlenen saldırıda, saldırgan yüksek hızla kullandığı kamyonu kutlamalara katılan kalabalığın üzerine sürdü. Saldırıda 86 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Saldırıyı terör örgütü IŞİD üstlendi.

Mart 2016, Brüksel

Brüksel Havaalanı'nda ve bir metro istasyonunda İslamcı saldırganların düzenlediği bombalı saldırılarda 32 kişi yaşamını yitirdi.

Kasım 2015, Paris

Stade de France, çok sayıda restoran ve Bataclan gece kulübüne düzenlenen eş zamanlı saldırılarda, IŞİD militanları 130 kişinin ölümüne yol açtı. Saldırılarda yüzlerce kişi de yaralandı.

Şubat 2015, Kopenhag

Arap kökenli 22 yaşındaki bir genç, Danimarka'nın başkentinde bir kültür kafeyi ateşe verdi. Bir kişi öldü. Bir sinagog önünde de bir korumayı vuran saldırgan, daha sonra polis kurşunuyla hayatını kaybetti.

Ocak 2015, Paris

Charlie Hebdo mizah dergisi binası ve bir koşer markete düzenlenen saldırılarda 17 kişi hayatını kaybetti. İki saldırgan daha sonra polisle girdikleri çatışmada öldürüldü. Saldırıyı terör örgütü El Kaide üstlendi.

Mayıs 2014, Brüksel

Bir Fransız İslamcı, Brüksel'de bir Yahudi Müzesi'nde dört kişiyi vurarak öldürdü. Kısa süre sonra yakalanan saldırganın Suriye'de savaştığı ortaya çıktı.

Temmuz 2005, Londra

İngiliz pasaportlu dört radikal dinci, metro ve bir otobüste patlayıcıları ateşledi: 56 ölü, 700 yaralı.

Mart 2004, Madrid

İspanya'nın başkentinde yolcu trenlerine yerleştirilen bombaların patlaması sonucu 191 kişi hayatını kaybetti, bin 500 kişi de yaralandı.

NOT: Merkezi İngiltere’de bulunan Suriye İnsan Hakları Gözlemci Komitesi yayınladığı rapora göre Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 yılından bugüne kadar 330 bini aşkın insan öldü.

BM, Yemen’de devam eden iç savaşta ölenlerin sayısının 10 bini geçtiğini, 3 milyon kişinin de evsiz kaldığını açıkladı.

31.10.2017