IŞİD-KÜRT ORTAKLIĞI VE ABD

Suriye Demokratik Konseyi (PYD) Başkanı, Rakka’nın IŞİD’den temizlenmesinin ardından ABD’nin bölgede uzun süre kalması gerektiğini söyledi. eski eş Başkan Salih Müslim ise, IŞİD’e silah desteği sağlayanların bulunmasını isterken, “IŞİD’i ABD’nin kurdurduğu gerçeğine” hiç değinmedi. IŞİD Suriye Ordusu’nu meşgul ederken PYD’nin Suriye’nin önemli petrol tesislerini, Peşmerge’nin de Kerkük’ü ele geçirmesi ise “IŞİD-Kürt ortaklığını” gösteriyor.

Celal ÇETİN

Associated Press'e konuşan konsey eş başkanı İlham Ahmed, IŞİD sonrasında Rakka'nın yönetilmesi ve yeniden inşası için ABD'nin uzun vadeli siyasi ve finansal desteğine ihtiyaç duyacaklarını belirtti.

ABD'nin rolünün Rakka'nın temizlenmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini ve garantör rolü oynaması gerektiğini dile getiren Ahmed, "Eğer Amerikalılar bu bölgelerin ve kendi ülkelerinin güvenliğini sağlamak istiyorlarsa, demokratik bir sistem kurulana kadar Suriye'de kalmaya devam etmeliler" diye konuştu.

'KÜRTLER BUNDAN BÖYLE GÖZARDI EDİLEMEZ'

Radikal güçlerin tekrar güç kazanmaması için Suriye'de demokratik bir sistem kurulmasında ABD'nin rolüne dikkat çeken Ahmed, Kürtlerin Suriye'nin geleceği için yapılacak müzakerelerde bundan böyle gözardı edilemeyeceğini söyledi.

PYD eski Eşbaşkanı Salih Müslim ise, ABD öncülüğündeki koalisyon güçleriyle birlikte IŞİD’e karşı yaptıkları ittifakın arka planına dair önemli bilgiler paylaştı.

Türkiye’nin, PKK’nın Suriye’deki uzantısı olarak tanımladığı YPG’nin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG), Rakka’da ABD’yle birlikte IŞİD’e karşı gerçekleştirdiği operasyona ilişkin konuşan Salih Müslim, “IŞİD Kobani'de Kürtleri yıkmak istedi fakat başkent olarak gördüğü Rakka'da Kürtler tarafından yıkıldı. Rakka'nın IŞİD'den temizlenmesi büyük bir değişim etkisi olacak. Ortadoğu'da ve dünyada bir etkisi olacak” dedi.  

IŞİD’E SİLAH YARDIMI YAPANLAR BULUNSUN

“Sadece Rakka'da IŞİD'e ait 12 silah deposu bulundu” diyen Müslim, IŞİD’in elindeki silahların kimler tarafından verildiğinin araştırılması gerektiğini belirtti. IŞİD’in dış destek olmadan, bu silahları edinmesinin imkansız olduğunu öne süren PYD eski eşbaşkanı, “Soruşturma başlatılmalı. Hesabı sorulmalı. Kimlerin IŞİD'e silah verdiği araştırmayla ortaya çıkarılmalı” dedi.

“IŞİD'i kimler kurdu kimler destek verdi ve büyüttü?” sorularını da soran Müslim, “IŞİD’i ABD’nin kurup, gelişmesine olanak sağladığı” yönündeki iddialarla ilgili ise konuşmadı. Müslim, “Önümüzdeki dönemde, destek verenlerin kim olduğu açıklığa kavuşturulacak” derken, IŞİD’in git gide eridiğini söyledi.

Rusya, Türkiye ve İran’ın Astana’daki uzlaşasıyla ortaya çıkan Türk askerinin İdlib’e müdahelesine de karşı çıkan Müslim, İdlib yüzünden Türkiye’nin başının çok ağrıyacağını iddia etti.

BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN İSTEMİYORUZ

Rakka ve Deyr-ez Zor nüfusunun çoğunluğunu Araplar’ın oluşturduğu bilgisini veren Müslim, “Bağımsız Kürdistan” taleplerinin olmadığını, “ulus devlet” talebini dillendiren kesimlerin de “çok uluslu bir devlet”e ikna edilmesi gerektiğini söyledi

Ancak bağımsız Kürdistan taleplerinin olmadığını iddia eden Müslim, “Suriye'nin bir parçası” olduklarını savunarak, önce demokratik özerklik ilan ettiklerini ardından ellerindeki alanın genişlemesiyle “Kuzey Suriye Federal projesi”ni ilan ettiklerini söyleyerek, bu projede ısrarcı olacaklarını dile getirdi.

Bilindiği gibi federalizm, bağımsızlıktan önceki son adımdır ve bağımsızlığa yumuşak geçişin temelini oluşturur.

PYD-ABD İLİŞKİLERİ

ABD ile YPG’nin omurgasını oluşturduğu SDG arasındaki tartışma yaratan işbirliğiyle ilgili de konuşan Müslim, şunları söyledi:

“Şüphesiz ABD Rojava'ya girdiğinde ‘ben IŞİD ile savaşmak için girdim’ dedi. Teröre karşı savaşta bizle ABD'yle birlikte hareket ettik, birbirimize yardımlar ettik, ortak hareket ettik. Fakat ABD büyük bir devlettir çıkarları olabilir. ABD’yle aramızdaki ilişki sadece teröre karşı mücadelede işbirliği, başka bir işbirliğimiz yok, olmamıştır. ABD ile siyasi ilişkilerimiz var ancak Cenevre çerçevesinde oldu.. Birçok ABD yöneticisi Rojava'ya, Rakka'ya gelerek görüşmeler yaptı. Fakat ilişkiler bizim istediğimiz aşamada değil.”

Müslim, ABD’nin YPG’nin hakimiyetindeki bölgede, Suriye’nin egemenlik haklarını çiğneyerek kurduğu askeri üslerle ilgili olarak ise, “3 yıldır bir güven oluştu. ABD güvendiği için bizim bölgede üslerini kuruyor” dedi.

ABD'nin Rojava'da ne kadar kalacağını bilmediklerini, fakat bu konuda aralarında herhangi bir anlaşma olmadığını iddia eden Müslim, IŞİD bitse de terörün kolay kolay bitmeyeceğini savundu. Müslim, “Başka örgütler de çıkabilir. Terör, isim ve şeklini değiştirebilir ancak devam edecek. Ben ABD'nin politikalarını bilmem ancak ABD derin hesaplar yapıyor” dedi.

IŞİD, PYD’NİN DE YOLUNU AÇIYOR

ABD Özel Kuvvetler Komutanı Orgeneral Raymond Thomas, Türkiye'nin, PKK ile ilişkili görmesi sebebiyle YPG'ye 'isim değiştirme' tavsiyesinde bulunduklarını, bunun üzerine örgütün, adını 'Demokratik Suriye Güçleri' (DSG) olarak değiştirdiğini açıklamıştı.

Salih Müslim’in “terör, isim ve şeklini değiştirebilir ancak devam edecek” tespiti ile ABD’li komutanın bu açıklaması birbirini tamamlıyor.

Ayrıca PYD’nin IŞİD’e yönelik ABD destekli Rakka ve Deyrizor operasyonlarının zengin petrol tesislerine yönelmesi, “IŞİD-PYD” ortaklığı iddialarını güçlendiriyor.

PYD, Suriye'de Fırat Nehri'nin doğusundaki Deyrizor’da terör örgütü IŞİD’in kontrolündeki ülkenin en büyük petrol sahası olan El-Ömer'i ele geçirdi.

PYD, bu bölgeye operasyonlarını 9 Eylül'de ABD desteğiyle başlatmıştı. Öte yandan PYD'nin, IŞİD’in Rakka kent merkezinden tamamen çekilmesinin ardından bazı örgüt üyelerini Deyrizor'a takviye amaçlı gönderdiği biliniyor.

PYD, 23 Eylül'de de Deyrizor'un kuzeydoğu kırsalındaki en büyük gaz tesisi Konoko'yu işgal etmiş ardından bu ay başlarında Cafra petrol sahasını ele geçirmiş, El İzba doğalgaz tesislerinin çevresinde de hakimiyeti sağlamıştı.

PYD petrol/doğalgaz tesislerini teker teker ele geçirirken IŞİD’in Suriye ordusu ile çatışması dikkatlerden kaçmıyor. Özellikle petrol tesislerini IŞİD’in elinden almaya çalışan Suriye ordusu, IŞİD’in direnişi ile oyalanırken PYD tesislerine Suriye ordusundan önce ulaşıyor.

Irak’ta da benzer oyun sergilenmiş, Peşmerge Kerkük’ü IŞİD’in elinden kurtararak bölgesine katmak istemişti. Ancak Haşdi Şabi örgütünün desteği ile Irak ordusu Peşmerge’yi Kerkük’den atmıştı.

KÜRTLER’İN VE ABD’NİN IŞİD’E İHTİYACI VAR

Irak’ta ve Suriye’de önce öreklik, ardından bağımsızlık için Barzani’nin ve PYD’nin IŞİD’e ihtiyacı var. Her ikisi de siyasi hedeflerine ulaşabilmek için “terörle mücadelenin” sürdürülmesini istiyor. ABD’nin bölgede varlık gerekçesinin “terörle mücadele” olduğu gözönüne alınırsa, IŞİD; Barzani, PYD ve ABD’nin “ortak terör örgütü” olma özelliği kazanıyor.

PYD eş Başkanı İlham Ahmed’in, “Eğer Amerikalılar bu bölgelerin ve kendi ülkelerinin güvenliğini sağlamak istiyorlarsa, demokratik bir sistem kurulana kadar Suriye'de kalmaya devam etmeliler" demesi, eski Eşbaşkan Salih müslim’in, “IŞİD bitse de terör kolay kolay bitmeyecek. Başka örgütler de çıkabilir. Terör, isim ve şeklini değiştirebilir ancak devam edecek. Ben ABD'nin politikalarını bilmem ancak ABD derin hesaplar yapıyor” tespiti Barzani, PYD ve IŞİD’in ABD’nin derin planlarının aktörleri olduğunu gösteriyor.

Sonuç olarak; ABD’nin derin planları için Washington Barzani, PYD gibi aktörleri kullandığı sürece IŞİD veya benzeri suni terör örgütlerine de ihtiyacı olacak.

24.10.2017